Merhaba!

Sunuş

Önsöz

Birinci Bölüme Giriş

1. Zodyak Çağları
2. Tekrardoğuş
3. Karma
4. Şakralar
5. Şifa Vermek
6. Dünya Enerjileri, Ley Hatları, Kutsal Yerler
7. Ruhsal Rehberlik
8. Ekoloji
9. Istırap ve Kayıp
10. Affetme
11. Ölüm

İkinci Bölüme Giriş

12. Aile ve Çocukluk
13. Eğitim
14. İş ve Mesleki Kariyer
15. Otorite
16. Cinsellik
17. Meditasyon
18. Din ve Ruhsallık
19. Sağlık ve Hastalık
20. Kazalar ve Rastlantılar
21. Geçmiş Yaşamların Hatırlanması
22. Özgür İrade

Son Söz

ÖNSÖZ

İçinde yaşadığımız kaçınılmaz değişim süreci, en tutucu insanlar tarafından bile görmezlikten gelinemez bir boyuta ulaşmıştır. Ve bu sürecin yaşamlarımızın çeşitli alanlarında birdenbire ortaya çıkmış gelip geçici bir karışıklık olduğunu söylemek doğru olmaz. Bugün tüm insanlık ailesi olarak toplumsal, ekonomik, zihinsel, duygusal ve ruhsal yönlerden baskı altındayız. Sağlığımız ve bağışıklık sistemimiz oldukça istikrarsız bir denge içerisinde ve karşı karşıya bulunduğumuz rahatsızlıklar bizi, yaşamın amacı ve yönü hakkında her şeyi köklü bir biçimde değerlendirmeye zorluyor.

İnsan hayatının kozmik bir rastlantı sonucu ortaya çıktığı, şuurun beyin süreçlerinin bir yan ürünü olarak kabul edildiği ve bundan dolayı ferdiyetimizin ölümle birlikte yok olacağı gibi anlamsız bir evrengörüşü üzerine çizilmiş materyalist dünya tablosunun bize gerçeğin ta kendisini söylediği hususunda şüpheler giderek artmaktadır.

Evet, yaşam bizden kimliğimiz ve amacımızla ilgili can alıcı soruları dikkate almamızı istemektedir. Ancak bu şekilde şuurlu araştırıcılar haline gelebiliriz. Peki ya sonra? Ekolojik bilinç, Kova Burcu Çağı, dünya enerjileri, karma, tekrardoğuş, şakralar vb. terimleri duyduğumuzda nereye yönelmemiz gerek? Bütün bunlar ne anlama geliyor? Birleşik bir dünya tablosuna mı varıyor? "Yeni Çağ"ın kuvvetli bir yaşam felsefesi sunduğunu söylemek abartılı olabilir. Fakat öğretinin temel ilkeler üzerine kurulu büyük bir kısmı olduğunu söylemek doğru olur.

Bu "kısa özet" okuyucunun eleştiriye açık bir Yeni Çağ "mizanseni"ni tanımasını sağlamaktadır. Burada "eleştiriye açık" sözünün önemini vurgulamak istiyorum, çünki her yerde büyük bir saflık ve her şeye inanmaya hazır olma eğilimi görülüyor; bu kısmen "aklın" (özellikle de sol beyin rasyonalizmi denen şeyin) kalbin güvenini sağlayamamasından kaynaklanan bir tefrik (ayrımsama) eksikliği. Akıl ve kalbin bütünleştirilmesi gerektiği aşikardır, ancak bunu uygulamaya koyacak olanın irade olduğu da unutulmamalıdır.

Bu kitabın ilk bölümü Yeni Çağ Dünya Tablosunun bazı temel ilkelerini incelemekte ve aynı zamanda hepimizin sahip olduğu şakraların süptil anatomisi, öz varlığımızın tekrardoğuşu ve eylemlerinden sorumlu olduğu, dünyanın kendisiyle şuurlu ilişkiye girebileceğimiz canlı bir enerji sistemi oluşu gibi teklifleriyle bilimsel akılcılığın temel varsayımlarına da meydan okumaktadır. Istırap ve yoksunluğun yaşamda oynadığı eğitici role işaret edilmekte ve tecrübesiz faydacıların ileri sürdüğü gibi bunlardan kaçınıp, hazzı hayat deneyimlerimizin temel ilkesi olarak kabul etmenin boş olduğu açıklanmaktadır.
İkinci bölüm daha kişiseldir. Bu bölümde bireyin yaşamı ve davranışları doğrudan doğruya yeni bir anlayışla irdelenmektedir. Eğer yaşam bir öğrenme süreci ise, bu okulun zengin müfredatında hoş ya da hoş olmayan bütün dersler mevcuttur. Bu derslerin meydana getirdiği en önemli mesele ise, ondan ne öğrenildiği ve ne sebeple meydana getirildiğidir. Yeni Çağ anlayışının son önemli hatırlatması ise hiçbir şeyin rastlantı sonucu oluşmadığı ve kendi realitemizi, kendi düşünce kalıplarımızla şekillendirdiğimizdir: Eğer şuurlu olarak düşüncelerimize hakim olabilirsek (metanoia)1, yaşamımızı değiştirme gücüne de sahip oluruz. Bu kitap New Age düşüncesine giriş yapma ihtiyacı duyanlara çok yardımcı olacak; kendimizin, yaşamın ve dünyamızın anlamlı ve genişletilmiş bir tablosunu sunarak yaşamlarına yeni bir yön verebilmelerine olanak sağlayacaktır.

David Lorimer

BİRİNCİ BÖLÜME GİRİŞ

Giderek, daha fazla sayıdaki insan, Kova Burcu Çağı'nda ortaya çıkabilecek yeni yaşam biçimiyle ilgilenmeye başlamıştır. Temel öğretilerin kaynağı birçok devirlerde ve kültürlerde yaygın olmasına rağmen, Yeni Çağ düşüncesi, dünya, kendimize yönelme ve bu gezegen üzerindeki yaşamımızın tüm yönleri hakkında tamamen farklı bir tutum önermektedir. Çünki, birçok gelenekteki değişik düşünüş biçimlerinin oluşturduğu tablo, birlikte bir motif çizerek, şaşırtıcı bollukta öğretiler sunmaktadır. Bu kitap, Kova Burcu düşüncesindeki yaygın ilkeleri bütünüyle sunarak, onları birleştirmeye çalışacaktır. Aynı zamanda, yeterli çabayı gösterirsek 2000'li yıllara doğru meydana gelmesi zorunlu olan "Büyük Değişim"e de açıklık getirecektir.

Çünki, bu yolda atılacak adımlar, yeni başlayanlar için çok çeşitlidir; önemli olan bizim için en kolay ve en doğal olanı seçmektir. Bilim adamları ya da mistikler, dünya sevenler ya da entelektüeller tarafından cezbolunup olmamamız büyük ölçüde eğitim düzeyimize, zihnimizin ve karakterimizin niteliğine bağlıdır. Eğer daha sonra geçmiş yaşamların farkına varabilirsek, bunların yüzyıllar önceki eğitimin günümüzdeki uzantısı olduğunu keşfedebiliriz. Örneğin eğer bir kişi, birçok yaşamı boyunca şifacılığı pekçok yönü ile öğrenmişse, bu, onu kesinlikle Yeni Çağ'a yaklaştıran bir yol görevini görecektir. Diğer taraftan manastırda birçok enkarnasyonları tecrübe etmiş bir kişi, yeni hayat felsefesine katkıda bulunmuş mistikler cephesinden yeni hayat felsefesine çekilecektir.

Bu kitapta tartışılan fikirler asla kolay bulunan ya da popüler bir kültürün parçası değildir. Geçmiş zamanlarda spiritüel ezoterik öğreti, Kadim Bilgelik ya da Daimi Felsefe (Perennial Philosophy) olarak sıkça anılmaktadır. Bu bilgi çok özel şartlarda eğitim görmüş bir avuç inisiyenin1 ellerindeydi. Spiritüel anlayışın en üst seviyesine ermiş bu kişiler, bilgiyi sembollere büründürerek nesilden nesile özenle aktarmışlardır. Bu bilgiler inisiye olmamış kişiler için dinamit kadar tehlikeliydi ve ortaya çıkarılması ölüm anl***** geliyordu.

Hristiyanlığın ilk yıllarında, kişilere o güne dek kitlelerin asla sahip olmadığı ölçüde spiritüel yaşama katılma imkanı, verilmiştir. Her ne kadar İsa, kişilerin gelişmişlik (tekamül) seviyelerine göre farklı vasıtalarla eğitilmeleri gerektiğini açıkça belirttiyse de (söz gelimi meseller çok farklı düzeylerde dersler verirler) kendisi vasıtasıyla hepimize Tanrı'ya doğrudan ulaşma sözü vermiş olması, enkarnasyonuyla insanlık adına başarmayı umduğu büyük sıçrama konusunda bize bir ipucu vermektedir. Fakat, Kilise'nin kuruluşuyla, ne yazık ki politika ve iktidar çok kısa sürede bu kurumun otoritelerinin öncelikli uğraşı haline geldi. Bu güce herhangi bir yolla meydan okunmasını istemeyerek, eski kadim bilginin doğruluğunu inkar ettiler, bu bilgi o zamandan beri Kilise doktrininde yer almadı ve gizlendi. Ruhsal Yasa ve deneyime dayanan mistisizm bir zamanlar açık açık kiliselerde öğretilirken, gizli kardeşlik gruplarının malı oldu ve dünya üzerindeki yararlı etkileri sadece dolaylı bir şekilde üstü örtülerek ifade edilebilir hale geldi..

Geçmiş 400 yıldır bu durum değişmiştir. İnsanlığın bilimsel ve akılcı melekelerinin gelişmesiyle, geleneksel dinin otoritesi azaldı ve bilim formundaki akılcılık gelişti. Kadim ezoterik geleneklere karşı olan tehlike yer değiştirdi. Artık Engizisyon tarafından zulme maruz kalmıyorlardı, fakat bilim bunlarla alay ediyordu. Tekrar gizlenmeleri gerekiyordu. Daha sonra 19. yy.'ın sonunda Kova Burcu Çağı birdenbire canlandığı zaman, ezoterik öğretiler aniden, açıkça kullanılabilir hale geldi. Madame Blavatsky ve teozoflarca takdim edildiler; Rudolf Steiner2, Gurdjieff3 ve Ouspensky4 onları süratle izleyenler oldu.

Esseniler'in5 gizli öğretileri Szekely tarafından açıklandı; Amerikalı, Max Freedom Long da Huna'ların sırlarını açığa çıkardı. Açıkçası, gizliliğe duyulan ihtiyaç ortadan kalkmıştı.
Kova Burcu Çağı'nın temel ilkesi kişisel sorumluluktur. Bu çağ insanlığa seçme fırsatı ve iradenin kullanılması özgürlüğünü vermektedir. Yeni bulduğumuz bilgimiz ve güç, bize yapmadığımız şeyleri dahi deneyimleme fırsatı vermektedir.

Tüm bunlar insanlığın tekamülünde çok önemli gelişmeler vadedebilir. Mana arayışı, hayattaki ihtiyaçlarımızın başında gelir. Ancak, hakiki spiritüel öğretinin altın ipuçları, ta kültürümüzün ortaya çıktığı günlerden beri elimizin altındadır. Başkaları üzerinde iktidar tesis etmek isteyenler (bunlar "sol" yolu izleyenler olarak bilinir.) [Bunun türkçedeki solculukla ilgisi yoktur] kişilerin spiritüel gelişme gayretlerinden de çıkar sağlamaya kalkmışlardır. İnsanlığı kendi amaçlarına alet etmek istedikleri için, kendilerini, kişisel güçleri geliştirme öğretmenleri olarak tanıtırlar. İllüzyon ve benlik taşkınlığına bayıldıklarından, bu onlar için büyük vurgunlar yapabilecekleri bir dönem olabilirdi. Bu kişilere karşı en etkili silah ayrım yapabilme yeteneğinin geliştirilmesidir. Her birimiz öğreticilerin hareket ve niteliklerini tanıyarak çok hassas bir denge geliştirmeliyiz. Her bir ipliğiyle bütüne ait anlayışımızı dokuyabileceğimiz büyüleyici bilgilere açık olmak, aldığımız tesirin türünü ve değerini sürekli biçimde tarttığımız sürece mükemmel bir şeydir.

Aynı ikaz, şimdi "kanallar" ya da medyomlar, parapsikolojik araştırmalar veya geçmiş yaşamların hatırlanması aracılığıyla yayılan bütün bilgiler için de geçerlidir. Daha yüksek şuur düzeyindeki varlıklar, bize bu oldukça zor zamanda yardım etmek için çok endişeliler ve ellerinden gelen tüm çaba ile bizim uyanıklığımızı artırmak için mümkün olan her imkanı kullanıyorlar. Fakat, aynı zamanda, pek çok ciddi Yeni Çağ öğreticisi gibi, onlar da uyanık olmamız için ısrarla rica ediyorlar. İlk başlayanlar daha deneyimli birini rehber almalıdırlar; ileri bilgiyi hazmetmeden önce temel bir çalışma yapılmalıdır. Karmakarışık ve gelişigüzel öğrenme yönteminde büyük tehlikeler yatmaktadır ki, bu, eski Gizemci Okulların katı temellerinin yerini almıştır. Bir yolunu bulup açıklık ve sakınma arasında bir uzlaşma sağlanmalıdır.

Geniş bir sayıdaki insan topluluğunun şuur yükselmesi ile -bu topluluk, Yeni Çağ öğrencilerinin akılsal olarak ilk dalgasını oluşturur- şu an ruhsal çekim yasasına daha fazla güven duyulduğu göz önünde bulundurulabilir. Neyin bilgisine ihtiyaçları var ise, ne ile başa çıkabilirler ise, o yönde öğrenime çekileceklerdir. Yeni araştırmaya başlayanlar tarafından sıkça ifade edilen şudur ki; mantıksal zihinlerinin ötesinde bir şey tarafından öğrenimlerine rehberlik edilmektedir. En çok ihtiyaç duydukları kitap neredeyse raftan ayakları dibine "düşüverir"; kendileri için uygun olan bir seminere katılmak için gerekli imkanlar kolayca önlerine çıkar.

Karşılaştığımız bilgilerin değerini ölçmede elimizden geleni yaptıysak başka bir yasa bizi korumak için yardımcı olacaktır. O da cazibe prensibi gibi, mantığın ötesine taşar ve mabetlerdeki öğretim yöntemleri arasında temel bir yer işgal ettiği söylenir. Bu mabetlerdeki genel uygulama acemilerin, bir seri sütun üzerine kazınmış tapınağın bütün bilgeliğini ezberleyerek işe başlamaları şeklindeydi. Şuurlu olarak tüm bu bilgilerden sadece ilk bir iki aylık çalışmada kendilerine faydalı olanları akıllarında tutarlardı. İlerledikçe, daha önce papağan gibi ezberledikleri şeyler, artık anlayabildikleri için, yavaşça şuurlu zihne aktarılırdı.

Kadim bilgeliğin yeni inisiye kuşaklarına aktarımı, geçmişte hep tehlikeli bir iş olmuştu. İnsanlar bu yüzden öldürülüyor, kutsal yerlerde, taşlar ve kristallerde korunan kıymetli kayıtlar kasıtlı olarak ya da istemeden tahrip ediliyordu. Şimdi bu bilgiyi canlı tutma metotlarımız açıkça değişiyor. Bu öğreti gizlilikten açıklığa tehlikeye rağmen, avantaj ile çıkıyor. Modern araştırmalar sayesinde birçok kaybedilen bilgiyi tekrar açığa çıkarmak ve modern kayıt yöntemleriyle de onların geleceğe güvenle aktarılmasını sağlamak mümkündür. Umarız kadim geleneği canlı tutmanın güvenli bir yolunu bulmuşuzdur. Onsuz kendimizi çok fakir hissederdik.

Kova Burcu Çağı'na geçişimizin güvenle meydana gelebilmesi için, insanlık tekrar birlik haline gelmeli ve dünya ile insanlık arasındaki denge kurulmalıdır. Çevremizdeki birçok kıyamet kehanetine rağmen bu gerçekleşebilir. Kahinler, astrologlar ve bilimin birkaç öncü sesi benzeri görülmemiş şekilde büyük bir şuursal sıçramanın olacağı konusunda hemfikirler. Diyorlar ki evrim, bir zamanlar düşündüğümüz gibi sabit bir ilerlemeye değil, ileri doğru nadir sıçramalarla gerçekleşiyor. Şu esnada hazırlanmakta olduğumuz "Büyük Sıçrama"6 ise, insanlığın daha önce hiç deneylemediği büyüklükte. Kendi kendimizi yok etmekten sakınır ve değişimde aktif olarak yer alabilirsek, önümüzde yüksek derecede ödüllendirici, bize önceden vadedilmiş bir zaman vardır.

Egemeta