Merhaba!

"Dîn sözcüğü Kur'an'ın eski sûre'lerinde yevm ad-dîn,
kıyamet günü ifadesinde ortaya çıkmıştı; ama sonra
bu anlamını kaybetmişti."

"Dîn'in bu din, yön anlamında yerleşmiş olduğu kestirilemiyor.
Arap filologu onu, dâna'nın aslama ile aynı manayı taşımış
olacağı eski dilde bulmaya çalışıyor. Batı yorumu ise onda,
Arâmiden geçme İranî dana'yı görüyor; ben ise Macdonald'la
hemfikir olarak bir Arap kökene ve deyn "vecibe" nin bir
bulaşmasına inanıyorum."

-M. Gaudefroy-Demombynes


Macdonald'da "Dîn şeklinde yazılan kelime için Arap lügatçileri
birçok manalar vermekte..olup bu mana kargaşalığı içinde,
birbirinden ayrı, 3 dîn kelimesi seçilir:
1. Arâmî-İbranî dilinden Arapçaya geçmiş olan ve "hüküm"
manasına gelen kelime,
2. hâlis Arapça olup "örf ve âdet" manasına gelen ve 1 işaretli
kelime ile karabeti olan kelime (krş. İbranîce mişpât ve şâphat),
3. "dîn" manasını ifade eden ve Farsça vesıtasıyla gelen dîn
(daênâ) kelimesi.."

-B. Macdonald

Ve nihayet Louis Gardet:
"Dîn'in üç ayrı manasını belirtmek mutat olmuştur:
1. hüküm, mücazat;
2. örf, âdet;
3. din.

İlki, İbranî-Arâmî köke, ikincisi Arabî dâna/deyn (vecibe/borç)
köküne, üçüncüsü de Pehlevî dên (ifşa/din)'e dayanıyor..

Her halü kârda, bahis konusu "dîn" kavramı hiçbir surette
Mazdeizm ve İslâm'da tamamen aynı değildir. Aksine , ilk iki,
İbranî ve Arabî etimolojiler, birbirlerini etkilemiş gibidir..

Böylece de Arapçanın manaya ait diyalektiği, deyn, "belli bir
tarihte ödenecek borç" un dîn "âdet" e geçmesini mucip oluyor.
"Örf ve âdet" de bu kez, "yön" hudâ (Tanrı tarafından verilen)
fikrine götürüyor; (İbranî kökün manasında) hüküm vermek de,
herkesi uygun bir yöne götürmek, ve böylece de mücazaat
vermek oluyor.

Gaudefroy-Demombynes'in "Kıyamet Günü" (yawm al-dîn)
görüşünde Tanrı'nın her insanoğluna bir yön verdiği gün
olmaktadır. Başka yerlerde de Arap filologları dîn'i doğruca
dâna li..inkıyad etmek ten iştikak ettiriyorlar.
Bundan böyle de dîn, Tanrı tarafından verilmiş, herkesin
inkıyad etmek zorunda bulunduğu bir emirler kümesi olmuştur."

"Böylece dîn yükümlülük, yön, inkıyad, mücazaatı ifade ediyor.
İster İbranî-Arâmî anlama, ister eski Arabî köke dayanılsın,
kurtulunacak borç (dolayısıyle yükümlülük) ve icbar edilmiş
veya inkıyad etmiş kalple takib edilecek yön düşünceleri baki
kalacaktır.

Yükümlülük veya istikameti (yönü) icbar edenin noktai
nazarından dîn, İbranî kökün "hükm" ü ile birleşiyor; ama
yükümlülükten kurtulacak ve yön alacak kişinin noktai
nazarından dîn, en genel ve mutat anlam olan "din" olarak
tercüme edilecektir."

-Luis Gardet

Burhan Oguz'un kitabinin "DIN kavrami uzerine" basligindan alintilar........
Anadolu Aydınlanma Vakfı Yayınları;