Tom Shone, Intelligent Life'ta yer alan, yazarlar ve alkolle ilgili araştırmasında sözünü sakınmamış. Shone'a göre, Amerika'nın Nobelli yedi yazarından beşi ayyaş ve bu listeye İngilizlerden Dylan Thomas, Malcolm Lowry, Patrick Hamilton, Philip Larkin ve Kingsley Amis'i de eklemek mümkün. Ama alkolü bırakan ilk meşhur yazar Eugene O'Neill.

Yazarlar ve alkol arasındaki ilişki pek çok kitaba ve makaleye konu olmuş olsa da dikkatli ele alınması gereken bir konu, çünkü yazarların yanı sıra okuyucular da alıngan davranabilir. Ama Tom Shone, Intelligent Life’ta yer alan, yazarlar ve alkolle ilgili araştırmasında sözünü sakınmamış. Shone’a göre, Amerika’nın Nobelli yedi yazarından beşi ayyaş ve bu listeye İngilizlerden Dylan Thomas, Malcolm Lowry, Patrick Hamilton, Philip Larkin ve Kingsley Amis’i de eklemek mümkün. Ama alkolü bırakan ilk meşhur yazar Eugene O’Neill.

Alkolü savunan yazarların sayısıysa küçümsenmeyecek kadar fazla. Benzer savunmaları elbette başka mesleklerden alkolikler de dile getiriyorlar; Shone’a ünlü yazarların tek farkı ‘daha yüksek sesle konuşmaları’. Yazar, Kingsley Amis’in oğlu Philip Amis’in söylediklerini örnek gösteriyor: “O, Kingsley Amis’ti ve ne zaman isterse içerdi çünkü içkiyi kendi parasıyla almıştı, çünkü o Kingsley Amis’ti, çünkü meşhurdu.” Diğer tarafta William Faulkner ve Fitzgerald gibi yazarların hayatlarının alkol tedavileri ve alkol yüzünden girdikleri komalarla gölgelendiğini görüyoruz. Bu konuda kendisi de meşhur sarhoşlardan olan Hemingway’in yaptığı dedikodular hâlâ gazete arşivlerinde bulunabiliyor: “Okuduğum cümlelerden Faulkner’ın ne zaman yazmaktan sıkılıp içmeye başladığını kestirebiliyorum. Aynı Scott’ın ne zaman içmeye başladığını görebildiğim gibi.”

Kıng, ‘kujo’yu nasıl yazdığını hatırlamıyor
Elbette arkadaşlarının çöküşünden bahseden Hemingway’in de hali aslında çok iç açıcı değildi ve boş vakitlerinde karaciğer hastalıklarıyla ilgili araştırma yapıyordu. Shone’a göre Beckett ve Bukowski de alkolizmden çeken yazarlardan. (Her ikisi için de yazdıklarının ne kadarının onların hayal gücüne, ne kadarının alkolizmin ilerleyen safhalarının getirdiği rahatsızlıklara bağlı olduğunu sorgulayan akademik makale ve kitaplar var.) Stephen King ise bir röportajında Kujo’yu nasıl yazdığını kesinlikle hatırlamadığını, çünkü bütün o süre boyunca hep sarhoş olduğunu söylüyor. (1987’de ailesi olaya müdahale etmiş; odasındaki çerçöp kokain, valium, xanax, esrar çöpe atılmış ve yazar alkolü tamamen bırakmış.)

Kadın yazarlar da istisna değil. Bunlar arasından en bilinenler: Marguerite Duras, Francoise Sagan, Dorothy Parker and Ellen Gilchrist.

Shone’un gözlemine göre bu yazarların çoğu kırklarından sonra eski yapıtlarını gölgede bırakacak yapıtlar üretemediler. Faulkner skleroz yüzünden acı çekiyordu; Fitzgerald Esquire dergisine çöküşünü anlatan bir yazı (Crack up -bugünlerde ABD’de ve İngiltere’de popüler olan ‘acıklı hatırat’ların prototipi) verdi. “Adsız Alkolikler ancak zayıf insanlara yardım edebilir” diyordu Fitzgerald: “çünkü zayıf insanların egosu bir grubun içinde olunca güçlenir.” Kendisi hiçbir zaman Adsız Alkolikler’e katılmamıştı. Richard Yates ise içmediğinde tek kelime bile yazamadığını itiraf eden ilk yazar oldu.

Radikal Kitap / Z. HEYZEN ATEŞ