ALMAN VAKIFLARI VE BERGAMA DOSYASI



Not:netkitap.com sitesinde mahkeme kararıyla kitabın satışının durdurulduğu yazılı!
ancak kitap satışı diğer sitelerde mevcut
örnek : Hepsiburada.com : ALMAN VAKIFLARI - BERGAMA DOSYASI | Kitap


Cumhuriyet Tarihçisi Dr. Necip Hablemitoğlu, Avrupa Parlamentosunun A4-0432/98 sayılı kararından sonra AB ülkelerinin neden Bergama'daki altın üretimiyle ilgilendiklerini araştırdı. Uzun araştırma sonunda bu kararın arkasındaki ülke ortaya çıktı: Almanya... Sonra Bergama'da, Havran'da, Sivrihisar'da, Uşak'ta ve daha pekçok altın yatağına sahip yerleşim merkezinde Alman Vakıfları ve örgütleriyle karşılaştı. Almanya'daki Türkleri biliriz de, Türkiye'deki Almanları bilenimiz var mıdır? Türkiye'de her türlü etnik, dinsel-mezhepsel ajitasyonu gerçekleştiren, toplumsal, siyasal, ekonomik ve hatta genetik alanlarda hazırlattığı projelerle her türlü espiyonaj faaliyetini sürdüren, yerel basında, yerel yönetimlerde, üniversitelerde, sendikalarda, kamu kurum ve kuruluşlarında, kısaca stratejik öneme sahip birimlerde "etki ajanı" ve "Alman sempatizanı" yetiştiren, şeriatçı yapılanmalardan çevreci örgütlere, bölücü yapılanmalardan terör örgütlerine, legal derneklerden siyasi partilere kadar uzanan çizgide, Türkiye'ye, Atatürk ilke ve devrimleri ile Cumhuriyetin tüm değerlerine karşı olan, ulus devletin parçalanmasını isteyen tüm rejim karşıtlarına lojistik destek veren, bu ülkeyi alttan oyan bir avuç Alman istihbaratçısı, Türkiye'de Vakıf temsilcisi statüsünde görev yapmakta ve Türkiye'deki Sivil Toplum Örgütleri (NGO) olgusunu çok iyi kullanmakta... Dr. Necip Hablemitoğlu, alanında ilk olan bu araştırmasında Türkiye'deki Alman yıkıcı etkinliklerini belgeleriyle gözler önüne seriyor.


KİTABIN ÖZETİ : ALMAN VAKIFLARI VE BERGAMA DOSYASI
Dr. Necip HABLEMİTOĞLU





ALMAN VAKIFLARI :

Almanya’da yaşayan yaklaşık 2.500.000 Türk vatandaşına karşın Türkiye’de de çoğu emekli 100.000 civarında Alman yaşamaktadır. Fakat bunun yanında Alman Dış İstihbaratına (BND) bağlı bir grup Alman ise topraklarımızda bölücü faaliyetler içindedirler. Bu istihbarat mensubu Alman vatandaşları çeşitli sıfatlar altında ülkemizde bulunmaktadırlar. Kimi akademisyen, ekonomist, dil bilimci ... vb sıfatları taşımak sureti ile ülkemizde rahatça çalışırlar. Bunun yanında çeşitli isimler altında kururmuş olan vakıflarda, yasal olmadığı halde, görev yapan Alman vatandaşları bulunmaktadır.
Almanlar yıllar önce ülkemizde yıkıcı, bölücü faaliyetlerde bulunacak vakıflar kurmuşlardır. Ülkemizi ve bizi çok iyi analiz edip tanıyan, kanunlarımızda ki boşlukları çok iyi değerlendiren bu vakıflar Almanya’nın çıkarları için ülkemizin geri kalmasına, bölünmesine ve iç düzenin bozulmasına imkan tanıyacak her türlü faaliyete ön ayak olmuş ve destek vermişlerdir. Her türlü ekonomik desteği resmi olarak Federal Bütçeden sağlanan bu vakıfların birkaçına örnek verelim.
KONRADADENAVER Vakfı: 1984’ten bu yana faaliyet içindedir. Merkez binası Ankara’da olup İstanbul’da şubesi bulunmaktadır. Türkiye’nin en can alıcı sorunları haline gelen etnik, dinsel, ekonomik, siyasal ve toplumsal problemleri üzerine kışkırtıcı faaliyetlerde bulunur. Türk Demokrasi Vakfı’nın işbirliği ile kendini kamufle eder.
HEINRICH BÖLL Vakfı: Yeşiller partisine bağlı bir vakıftır. Tüm etnik, ideolojik, dinsel yapılanmanın içerisinde yer alır. Üç konu üzerinde faaliyetlerini yoğunlaştırmıştır.
1.İnsan hakları
2.Çevre sorunları
3.Türkiye’de ki sivil toplum kuruluşlarını, küreselleşmeci NGO seviyesine çıkarmak (NGO: sivil toplum örgütleri)
Ülkemizde faaliyet gösteren bu vakıflar basını da kullanabilmekteler. Kimi gazetelerde Almanya hakkında hiçbir olumsuz haber yayınlanmamaktadır. Ayrıca faaliyetlerini destekleyip kamuoyu teşkil etmelerini sağlayacak yayınların yer alması sağlanır.
Çeşitli toplantı ve seminerler düzenleyen bu vakıflar seçkin davetlilerle kendi çıkarları için kullanmak amacı ile yakınlık kurarlar. Üniversitelerde, meslek odalarında yaptıkları çalışmalar ile yanlarına çektikleri insanları, en azından Alman sempatizanı, teşkil ederler.
BERGAMA DOSYASI
Almanya’nın ülkemizde bulunan yer altı zenginliklerine ilgisi 1965 yılından beri önemini korur. Osmanlı döneminde bir çok yer altı eserlerimiz gizlice talan edilmiş ve Berlin’e kaçırılmıştı. Bunlardan biri olan Zeus Sunağı Bergama’dan çıkartılıp Berlin’e götürürmüş ve hala iade edilmemiştir. Günümüzde ise Bergama yeni oyunlara alet edilmektedir.
Bergama dolaylarında EUROGOLD firmasının yaptığı çalışmalar sonucu verimli bir altın madeni bulmuş ve üretim için hazırlıklara başlamıştır. Alman Hükümeti ise çıkarlarına uymayan bu faaliyeti önleme çalışmalarına ülkemizde bulunan vakıfları aracılığı ile sürdürmeye başlamıştır.
Almanya günümüzde 90.000 ton altın stokuna sahiptir. Altın madeni işletmesi bulunmayan bu ülkenin bu stoku Hitler döneminde sağladığı düşünülmektedir. Fakat elindeki bu stok altının her gecen yıl değer kaybetmesi sebebi ile değerini yitirmektedir. Bu sebeple yeni madenlerin açılması kesinlikle istenmemektedir. Almanya ayrıca her yıl ülkemize 2 milyar $ değerinde altın ihraç etmektedir.
Almanya’nın Bergama ile ilgili faaliyetleri Federal Alman İktisadi ve Kalkınma Bakanlığı tarafından hazırlanır. Bu faaliyetler Ocak 1990 yılında hazırlanan Türkiye’de Altın Konsepti talimatlarına göre yürütülmektedir. Alman FİAN Örgütü bu konuda yoğun çalışmalar yapmaktadır.
Alman vakıfları siyanür ile altın çıkarmanın çevreye ve civar köylere büyük zararlar vereceği hususunda köylü halkı, çevrecileri ve kamuoyunu inandırmış, buna karşı örgütlemiş ve kışkırtmıştır. Meseleyi Avrupa Parlementosu’na taşımış ve ülkemiz için olumsuz karar çıkarmıştır. Bergama’da siyanürle altın çıkartılmasına karşı bir direniş ortaya çıkmıştır. Bu direnişe Tepeköy, Pınarköy ve Narlıca Köyü sakinleri destek vermiştir. Halk arasından Sefa TAŞKIN (Belediye Başkanı), Birsel LEMKE, Senih ÖZAY (Avukat), Oktay KONYAR ön plana çıkmıştır. Sosyalist, anarşist, bölücü ve ulusalcı örgütler de bu direnişe destek olmuşlardır. Aslında tüm bu direnişin ardında Alman vakıfları bulunur.
Alman bilim adamları ve Almanya’nın sahip çıktığı Türk bilim adamları siyanür ile altın çıkartmanın zararlarından bahsetseler bile TÜBİTAK ve Türk Tabipler Birliği’nin raporları, bilirkişi raporu (T.C. İZMİR 1. İdari Mahkemesi), EUROGOLD Ovacık Altın Madeni TÜBİTAK-YDABÇAG Değerlendirme Raporu’na göre planlanan üretim şeklinin insan ve çevre sağlığına zararlı olmadığı belirtilmiştir.
Sonuç olarak alınması gereken tedbirler şunlardır;
1.Şüpheli faaliyetlere karışan bürokrat, personel, temsilci ve muhabir sınır dışı edilmeli,
2.Faaliyetleri sakıncalı olan tüm yabancı vakıf, dernek, meslek odası ...vb kapatılmalı,
3.Bölgeye gelen Alman turist, personel ...vb içinden deşifre olanlar uzaklaştırılmalı,
4.Bölgeye yapılacak resmi ziyaretler yakından izlenmeli ve gerekli tedbir alınmalı,
5.İbret olması açısından kamuoyunu yanlış yönlendiren dört kişi cezalandırılmalı,
6.Zeus Sunağı iade edilene kadar Alman arkeologlara izin verilmemeli,
7.Üniversitelerde Alman destekli projelerde onay koşulu getirilmeli,
8.Atatürk’ün 1933’de kurduğu “ALTIN ARAMA VE İŞLETME İDARESİ” yeniden tahsis edilmelidir.