Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 Toplam: 6

Konu: Köstebek

  1. #1
    Tecrübeli Üye sebahat35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İzmir
    Yaş
    39
    Mesaj
    362
    Rep Gücü
    1492

    Köstebek

    NECİP HABLEMİTOĞLU- KÖSTEBEK




    ÇOK ÖNEMLİ BİR ÇALIŞMA

    Hablemitoğlu'nun öldürülmesinden sonra, kimi çevrelerin, basılmayacağını öne sürdüğü çalışmada, ABD'de yaşayan ''emekli vaiz'' Fethullah Gülen 'in istihbarat tutkusu, amaçları, söylem ve eylemleri, resmi belgelerdeki istihbarat savaşımı, Fethullahçı istihbaratçıların operasyonları ve bu istihbaratçılarla ilgili basında yer alan suç duyuruları anlatılıyor. Ölümünden kısa süre sonra ''Kırım'da Türk Soykırımı'' adlı eseri IQ Kültür Sanat Yayınları arasında çıkan Dr. Hablemitoğlu'nun, basılıp basılmayacağı merakla beklenen Köstebek adlı son çalışmasını yayımlayan Toplumsal Dönüşüm Yayınları'nın sahibi Hayri Bildik , kitabı Cumhuriyet ideali ve Kuvayı Milliye değerleri için kavga veren, şehit düşen tüm Aydınlanmacılara ve ''Kemal'in askerlerine'' adadıklarını söyledi. ''Cumhuriyet şehidi Necip Hablemitoğlu'nun yapmış olduğu çalışmanın Cumhuriyet'in kurumlarını değil, bu kurumları zaafa düşürenleri hedef aldığı açıktır'' diyen Bildik, kitabı yayımlarken laik Cumhuriyet'in tüm kurum ve kuruluşlarının Atatürk ilkeleri doğrultusunda güçlenmesini amaçladıklarını vurguladı.


    Yıl 1925. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk, "Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz" diyor.
    Yıl 2002. Dr. Necip Hablemitoğlu, "Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olma yolunda, devrimlerden dönüş sürecinin sancılarını yaşıyor" diyerek endişelerini dile getiriyor, bulgularını ortaya koyuyor:
    "Yeni binyılın şeyhlerinin, dervişlerinin, müritlerinin ve meczuplarının amaçlarının da değiştiği gözlemleniyor. Artık amaç, bir şeriat devleti kurmak değil. Şeriat, iktidarı, parayı, her türlü gücü ele geçirmenin sadece simgesel, klişeleşmiş adı. Mürtecilik yani gericilik de artık salt dinsel anlamda kullanılmıyor."
    "Bunlara karşı olmak, onaylamamak artık yetmiyor... Her gerçek kamu görevlisinin mağdur olma pahasına, elini taşın altına koyması; devletimizin, tam bağımsızlığımızın geleceği açısından inisiyatif kullanırken canının yanmasını, bedel ödemesini göze alması gerekiyor. Çoğunluk seyrettikçe, mücadele etmek yerine mücadele eder gibi yaptıkça, faraza Fethulllah Gülen'den, Müslüm Gündüz'den, Metin Kaplan'dan daha çok cesur ve namuslu olmadıkça, bilelim daha çok Asteğmen Kubilaylar, Uğur Mumcular, Ahmet Taner Kışlalılar, Bahriye Üçoklar, Muammer Aksoylar, aramızdan yitip gidecekler."
    "Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz; en doğru, en hakiki tarikat, tarikat-ı medeniyedir; medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak, insan olmak için kâfidir..."
    Mustafa Kemal Atatürk
    "Necip Habletimoğlu ne yaptı? Bize yabancıların oyunlarını anlattı. Yabancılarla işbirliği yapan yerli hainleri tanıttı. Tek ışıklı yolun Atatürk yolu olduğunu gösterdi. Bizlere düşen görev Hablemitoğlu'nun yolundan yürümek, bayrağını daha ilerilere götürmek ve hainlere fırsat vermemektir."

    Nuh Mete Yüksel


    KÖSTEBEK'TEN ALINTI:
    Sizler, bu satırları okuduğunuzda,
    Eminim ki, hakkımda bugüne kadar açılmış yüzmilyarlarca liralık manevi tazminat davalarına, yenileri eklenecektir.
    Her zaman olduğu gibi kimi siyasiler devreye girerek Üniversite Rektörü'nü hakkımda yasal işlem yapmaya zorlayacaktır.
    Tehditler ve hakaretler hız kesmeyecek, aileme de yönelecektir. Peşpeşe gıyabımda kesilen trafik cezaları gelecektir.
    Gelen duyumlara göre, Emniyet ve M.İ.T. bünyesinde, gerektiğinde aleyhimde kullanılmak üzere dezenformasyon çalışmaları kapsamında olumsuz bilgi notları ve olumsuz dosyalar hazırlanmıştır.
    Telefonlarım bir şekilde dinlenmeye devam edecektir.
    Büyük bir olasılıkla, hakkımda imzalı-imzasız suç duyurusu yapılacak;
    T.B.M.M.'de aleyhimde soru önergeleri verilecek; bütün bunları dikkate alan savcılık evimde arama yaptıracak;
    En azından "İçişleri Bakanlığı'nı ya da Emniyet güçlerini tahkir ve tezyiften" veya hiç ilgisiz bir iftira ile hakkımda Ağır Ceza Mahkemesi'nde ya da DGM'de dava açılacaktır.
    Halen, İzmir, Ankara, Burhaniye, İstanbul gibi merkezlerde yürüyen davalara, yurdun farklı yerlerinde açılacak yeni davalar da eklenince, Maddi-manevi darbenin yanısıra, mücadeleye zaman yetiştirememe gibi bir durum da ortaya çıkacaktır.
    Sonuçta, belki de ödeyemediğim tazminat hükümlerinden dolayı evime haciz gelecektir.
    Almanlardan fethullahçılara, Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter ve laik yapısına göz diken tüm unsurlara karşı bunca zahmete ve mihnete değer mi, diyorsanız, Atatürk'ün manevi mirasçısı olarak evet değer, diyorum.

    Çünkü Türküm ve başka Türkiye yok!..

    Dr.Necip Hablemitoğlu


    e-kitap olarak okumak isteyenler RapidShare: Easy Filehosting linken indirebilir

  2. #2
    Tecrübeli Üye sebahat35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İzmir
    Yaş
    39
    Mesaj
    362
    Rep Gücü
    1492

    Cevap: Köstebek

    henüz kitabı yeni okuyorum, bunca zamandır nasıl olur da bu kitabı okumamışım
    diye kendi kendime hayıflandım , kitaptan bir bölüm aktarmak istiyorum


    sayfa 14-15
    DEVLETE VE CUMHURİYETE BAĞLI BİR EMNİYET MÜDÜRÜ’NÜN SAVUNMA BELGESİ YA DA İSYANI

    Temmuz 1998 Tarihli ve 70 No.lu İstihbarat Bülteni’ni kimler hazırlamış, kaleme almış ve onaylamıştır? Örneğin, o tarihteki İstihbarat Daire Başkanı, bugün hangi görevdedir? Sözkonusu yasadışı yapılanma ile ilişkilerini ortaya koyacak bir soruşturma geçirmiş mi, yoksa taltif ile aynı görevde tutulmaya devam etmekte midir? Bu soruların kilit isminin Sabri Uzun olduğunu kaydederek, onunla ilgili ifadelerin yeraldığı bir başka soruşturma dosyasından örnek vermek yerindedir:
    “... Yine yazışmalarında ve ifadelerinde Fethullah Gülen ve örgütünün sanki avukatlığına soyunduğu izlenimi veren Sabri Uzun’un bu örgütlenmeye yönelik düşünce ve yaklaşımları ile varsa sempatisinin tespiti açısından İstihbarat Daire Başkanı olarak görev yaptığı süre zarfında bu örgüte ilişkin altında imzası veya parafı bulunan tüm yazışmalar ile sorumluluğu altında ilgili birimlere intikal ettirilen haber dağıtım notu, istihbarat notu, broşür, kitap ve benzeri her türlü dokümanın dosyaya intikalini talep ediyorum.
    Zira, ifade ve yazışmalarında ‘...Bu cemaat devir tarikat devri değildir, hakikat devridir özdeyişiyle tarikatçılığı reddeder (13.06.1999 tarihli ifadesi sayfa 14, 7.05.1999 gün ve 6203 sayılı Sabri Uzun imzalı yazının 3. sayfası) söylemini kendine temel dayanak olarak gören, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığı’nın 20.03.1998 tarihli takipsizlik kararına hukuki dayanak olarak sığınan (aynı ifade sayfa 12, aynı yazı sayfa 2) Sabri Uzun’un, Fethullahçılığı ‘geleneksel islami hareket’ olarak adlandırması ve bir kısım personelin avukatlığına soyunması bu hususa ilişkin ciddi şüphelerimi arttırmaktadır. Acaba geçmişte Dev-Yol, DHKP-C, PKK, İBDA-C, Hizbullah gibi örgütlerle ilişki ya da bağlantısı bulunduğu iddiası ile soruşturmaya muhatap olan ve sonuçta ‘delil bulunamadığından’ takipsizlik kararı verilenleri de aynı mantıkla değerlendirmekte midir, merak ediyorum.
    03.06.1999 tarihli ifadesinin bütünlüğüne bakıldığında Sabri UZUN’un ifadesine başvuran Sayın Müfettişlerin böyle bir savunmayı yazılı hale getirmeleri tarihi bir görev olmuştur. Zira, Fethullah Gülen bizzat bu ifadenin arkasında durmakta, Sabri UZUN’un ifadesini ve imzasını taşıyan yazıları, bu kesimlerce Fethullahçılığın meşruiyet ve legalizeliğine gerekçe olarak gösterilmektedir.
    Bana bu emirler doğrultusunda yapılan çalışmaların sonuçlarının teşkilât bünyesindeki Fethullah Gülen yandaşlarında yaratmış olduğu endişe, bu çalışmayı yapanlar aleyhine acilen bir suç üretme gayretine dönüşmüştür” (37).
    Yukarıdaki değerlendirmenin yeraldığı yazılı savunma, Emniyet Müdürü Osman Ak’a ait olup, yasadışı yapılanma mensubu imamlara, “gücümüz karşısında ezilen, pişman edilen aciz laikçinin hezeyanı” notuyla, dağıtılmıştır. Gizli yürütülmesi ve de muhafaza edilmesi gereken bir ifade metninin, cumhuriyet düşmanı kesimin elinde “moral malzemesi” olarak dağıtılması, konunun bir başka vahim yönünü oluşturmaktadır.
    Diğer taraftan, gözönünde tutulması gereken bir başka husus, fethullahçı örgütlenmenin, Emniyet Teşkilâtı içinde bugüne kadar niçin çözülemediğidir. Bunun da en önemli nedeni, çözecek makam sahiplerinin, birtakım siyasal denge hesapları ve de koltuk endişeleri ile konuya soğuk bakmaları, risk üstlenmemeleridir. Bu fırsatçı ve ikiyüzlü politika, Emniyet Teşkilâtı içinde, statükocu zihniyetin kökleşmesine yolaçmıştır. Değişik zamanlarda bu örgütlenmenin üzerine gidenler ise, fethullahçı kadrolar ve yandaşları-işbirlikçileri tarafından -kendi deyimleri ile- “pişman ve perişan” edilmişlerdir. Örneğin, 1992’de Polis Koleji’ndeki fethullahçı kadrolaşmayı ilk kez resmi raporları ile ortaya çıkan müfettişler, daha sonra Teşkilât içinde yükselme şansından mahrum edilmişlerdir. Fethullah Gülen hakkında en kapsamlı raporu hazırlayan dönemin Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral, İstihbarat’tan sorumlu yardımcısı Osman Ak ve ekibi, o tarihe kadar hiç kimsenin hayal bile edemeyecekleri bir manüplasyona, kurban edilmişlerdir. Saral ve Ak, raporlarında, fethullahçı yapılanmaya karşı önerdikleri “PLANLI İSTİHBARAT OPERASYONU”NUN, tam tersine kendilerine yapılacağını hesaplayamamışlardır. Yasal çerçevede rutin telefon dinleme işlemi, fethullahçıların hareket noktasını oluşturmuştur. Adına “Telekulak” kod adı verilen bu “planlı istihbarat operasyonu”nun, fethullahçı yapılanmaya yaklaşık 20 milyon dolara malolduğu önesürülmektedir. Bu operasyon bütçesinin büyük bir bölümünü oluşturan kamuoyu oluşturma faaliyetleri faslından, Basına önemli paralar akıtılmıştır. Böylece, medyada, Cumhurbaşkanlığı telefonları başta olmak üzere, sıradan vatandaşın telefonlarının dinlenmekte olduğuna ilişkin kanı yaratılma kapsamında, görüntülü-görüntüsüz yüzlerce haber ve köşe yazısı yeralmıştır. Bu kampanya boyunca, tüm “gizli” belgeler ve bilgiler, çarpıtılarak, Basına kesintisiz bir enformasyon hizmeti (!) sunulmuştur. Bu dezenformasyon çalışmaları kapsamında, adıgeçen Emniyet Müdürlerinin özel
    hayatları masaya yatırılmış, malvarlıkları adeta didik didik edilmiştir. Fethullahçı istihbaratçılar, Saral ve Ak aleyhine hiçbir şey bulamayınca, bu defa çok sayıda soruşturma açılması, bunların sonucunda disiplin cezası verilmesi, Ağır Ceza’da yargılanmaları gibi hukuksal baskı mekanizmasını harekete geçirmişlerdir. Bu da yetmemiş, telefonları dinlendiği önesürülen kişi ve kuruluşlarla birebir temasta bulunularak, İçişleri Bakanlığı aleyhine tazminat davası açmalarını sağlamışlardır.

  3. #3
    Acemi Üye ner@gis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nerden
    Ankara/Ayvalık
    Mesaj
    115
    Rep Gücü
    125

    Cevap: Köstebek

    Paylaşımın için teşekkürler...Ben de henüz okuyamadım ama okuyacağım..

    Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm değerlerinin yılmaz bir savunucusu ve tam bir vatan sever di...Yaşamının son 5 -10 yıllık döneminde bütün çabası bu topraklarda bağımsızlığımızı ve varlığımızı yok etme çabası içindeki odakları anlatmak oldu. Sayısız konuşma yaptı, kitaplar ve makaleler yazdı. En önemlisi Üniversitede öğrencilerine Cumhuriyet Tarihimizi ve Atatürk Devrimlerini yalın, samimi ve güncel bilgi ile harmanlayarak anlatırdı..

  4. #4
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755

    Cevap: Köstebek

    Teşekkürler,bende alıp okuyacağım en kısa zamanda..

  5. #5
    Tecrübeli Üye sebahat35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İzmir
    Yaş
    39
    Mesaj
    362
    Rep Gücü
    1492

    Cevap: Köstebek

    Alıntı simqe´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Teşekkürler,bende alıp okuyacağım en kısa zamanda..

    simge piyasada kitabı bulman cok zor
    yukarıda verdiğim konunun sonunda verdiğim linkten indirebilirsin ekitap olarak

  6. #6
    Tecrübeli Üye sebahat35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İzmir
    Yaş
    39
    Mesaj
    362
    Rep Gücü
    1492

    Cevap: Köstebek

    internet ortamında mantar gibi çoğaldıklarını göstermek isteyen bu köstebeklerin sanal alemdeki çalışmaları hakkında yine bu kitaptan bir kesit

    sayfa 48,49
    3.2. İNTERNET ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLEN OPERASYONLAR
    (...)
    Diğer taraftan, Fethullahçı istihbaratçıların internet ortamındaki en önemli dayanakları ise, dünyanın hemen her tarafında dağılmış fethullahçı müritlerdir. Kendi içlerinde, özel bir soruşturma süzgecinden geçildikten sonra kabul edilen müritlerin yer alabildiği “çok özel” tartışma gruplarının yanısıra, internete girebilen tüm fethullahçılar, aşırı sağdan-aşırı sola, etnik bölücülerden-liberallere, ekonomistlerden-çevrecilere uzanan çizgide ne kadar tartışma grubu varsa, bunların içinde yer almayı doğal bir görev olarak kabul etmektedirler. Kendilerini alalamak için, örneğin “antikapitalist” gibi aşırı sol tartışma gruplarında “Deniz Devrim”, “Ulaş Kaypakkaya”, “Özgür Gezmiş” gibi takma adlar kullanan fethullahçı müritler, ülkücü-türkçü-milliyetçi tartışma gruplarında ise, yukarıdaki örnekte olduğu gibi “Alper Türkkan”, “Bahadır Ergenekon” gibi takma adlar kullanmayı yeğlemektedirler. Daha ortalarda yer alan gruplarda ise, “Ali Kaya”, “Anıl Seçkin”, “Ornaments Legend”, “Okşan Kıpırtılı”, “Taha Kıvanç” gibi takma adlar kullanan fethullahçılar, kullandıkları terminoloji ve söylemlerden ve de birbirleri ile paslaşmalarından belli olmaktadırlar. Örneğin, “Liberal Düşünce Topluluğu” listesinde yükselen değer olarak, Atatürk ilke ve devrimlerine, laik hukuk sistemine, Türk ulusalcılığına saldırmak anlaşıldığından, listede mesajları ile dikkat çeken fethullahçılardan Yavuz Güneş kod adını kullanan bir mürit, tipik bir örnek teşkil eden şu kışkırtıcı mesajıyla liste üyelerine katkıda (!) bulunmaktadır:
    Arkadaşlar geçtiğimiz günlerde bu Faşist T.C. yönetimi, faşistliğine yeni bir şey daha ekledi. Son yapılan faşistlik, Fatih’te yaşayan insanlar (kendince doğru bulduğu) günlük kıyafet olarak sarık ve cüppe giyerek gezdiği için kılık kıyafet kanununa aykırı davrandığı iddiası ile tutuklanıp, işkence ile karşılaştılar. Bu zulmü yapan faşistler, kılık kıyafet kanunu diye bir şey uydurmuşlar. Adama demezler mi, be faşist kardeşim, bu kılık kıyafette standart nedir? Kim belirler, Atatürk mü? Hiiiç umurumda değil Atatürk’ün veya bir başkasının belirlediği standart. Benim için mühim olan, benim arzu ettiğim ve herkesin kendi arzu ettiği şeyi kendi iradesiyle giyebilmesidir. Şu düştüğümüz duruma bakın, adamlar türban zulmünü yaparken efendim biz bunlara kamu alanında türban takmalarını yasaklıyoruz. Özel hayatlarında giyebilirler, diyorlar. Ardından böyle bir şey yapıyorlar. Yaa arkadaşlar insanlar PKK, HİZBULLAH vb. terör örgütlerine neden katılıyor daha iyi anlaşılıyor, değil mi? Sanırım bu son şansımız. Sadece ve sadece 3 seçeneğimiz kaldı:
    1. LDP’yi en kısa zamanda iktidara getirmek.
    2. Yurtdışına gidip bu Faşist TC’den kurtulmak.
    3. PKK ve HİZBULLAH terör örgütlerinden birine katılmak.
    Tercih sizlerin. NOT: Ben bugüne kadar hiç sarık vb. kıyafet giymedim, giymeyi de düşünmüyorum. Giymek isteyene karışanın da tepesinden inmeyeceğim. Allah bunlara akıl fikir versin
    ” (79).


    Bir başka örnek, yine aynı tartışma grubuna gönderilmiştir. Aşağıdaki mesaj, fethullahçıların “hasım” olarak nitelendirdiği kişilere ve de aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’ne, laik hukuk sistemine, Atatürk ilke ve devrimlerine karşı olan tüm ülke, örgüt ve gruplarla koşulsuz dayanışmasına tipik bir örnek oluşturmaktadır:
    “Sevgili arkadaşlar, bu komplocu, paranoyak, meczup Hablemitoğlu, direk bol keseden sallıyor, inanmayın. Adam sağ demiyor, sol demiyor, Türk-Alman dostluğunu zedelemek pahasına ulusalcı görüşlerimi pazarlayacağım diye, liberal Frederic Neuman, liberal-muhafazakar Konrad Adenaur, sol görüşlü Heinrich Böll ve Frederic Ebert gibi bütün vakıfları zan altında bırakıyor. Başına büyük iş aldı bu Hablemitoğlu. Alman vakıfları tümden birleşip tutacakları avukatlarla bu meczubun hayatını karartacaklardır. Bizim medya ise bu meczubu pazarlama peşinde, komplocu şahsa tüm gazetelerde ve tv’lerde yer veriyorlar, bu ülke inanılır gibi bir ülke değil. Hablemitoğlu bence Vural Savaş’ın 2002 modeli olarak piyasaya sürülmüş bir arkadaş olup, belediye itlaf ekiplerine duyurulur, zira ulusalcı kuduz vakaları gün geçtikçe halkımızı tehdit ediyor. Tanıl” (80).

    İnternet ortamında faaliyet gösteren fethullahçıları deşifre etmenin en kestirme yolu, hocaefendilerini ya da Said Nursi’yi ad vererek, açıkça eleştirmektir. Sadece Türkiye’den değil, dünyanın neresinde fethullahçıların okulu, dersanesi varsa, buralardan eşzamanlı tepkiler yağacaktır. Bu müritlerin bir diğer ortak yönü de, tamamının hocaefendilerini övdükten sonra, “ben fethullahçı değilim ama ...” diye başlayan, kendilerini alalama gayreti ve çabası içine girmeleridir. Bugüne kadar, bir tek fethullahçı, dürüstlük gösterip, gerçek kimliğini kabullenmemiştir. Bu olgu, takiyye denilen dinsel kılıflı sahtekârlık ve ikiyüzlülüğün, fethullahçıların adeta iliklerine işlediği sonucunu ortaya koymaktadır. Fethullahçı istihbaratçıların, internet ortamındaki tartışmalarda hasımlarını etkisizleştirme yöntemleri arasında, kendi müritlerine, hasımlarına ait başta telefon numaraları, iş ve ev adresleri olmak üzere, her türlü kimlik bilgilerini aktarmak da bulunmaktadır. Bu durumda, hasım kişiyi korkutmaya ve caydırmaya yönelik hakaret ve tehditleri içeren binlerce elektronik posta, mektup gönderilmekte; tehdit ve küfür telefonları günlerce, bazen haftalarca sürmektedir. Kendi deyimleriyle, Risale-i Nur tedrisinden geçtiği, hocaefendilerinin kasetlerini yüzlerce kez hıfzettiği anlaşılanlar, bir başka ifadeyle, “imam” ya da “abi” denilen statüye yükselenler, tehditlerinde amiyane tabirlerden kaçınarak daha ziyade, nispeten terbiyeli (!) biçimde dinsel temaları kullanmaktadırlar. İşte, bunlardan bir örnek:
    Size selam veremiyorum, çünkü Allah dostlarına dil uzatan birisine selam verilmez. Sitenizde yer alan nursuzlar diye adlandırdığınız F. Gülen hoca efendimizi böyle bir şeyle kötüleyemezsiniz. Sizden iğreniyorum, yaptığınız çok yanlış ve düşüncesiz bir şey. Aklınızı başınıza alın, bu bir tehdit filan değildir, sadece uyarmadır. Herkesin kendi dinini yaşamaya hakkı var, İslamiyeti yayma hakkı var. Varisler diye yazdığınız bölümde F. Gülen’i o kadar kötülemektesiniz ki, size yazıklar olsun.Utanın, sizi Rabbime ediyoruz. Yaptığınız şeylere çok dikkat edin, belki bir gün çok korkunç bir şey ile karşılaşabilirsiniz. Korkmayın, hocalarımız Fethullah Gülen, M. Esad Coşan ve Musa Topbaş ve diğer hocalarımızın bizlere verdiği islam terbiyesi devam edecek ve ettikçe islamiyet inşallah çok büyüyecektir ve siz de o zaman göreceksiniz ne olacağını. Siz benim sevdiğim insanları kötülüyorsunuz, ben ve benim gibilerin adına size sesleniyorum, biz de sizi kötülüyoruz. Sizin yazdıklarınızın yanında benim bu mailim, hiç kötü diyecek şekilde değildir, iyi düşünürseniz tabii ki.Geri bir mail yazmak istiyorsanız, birgenclik@hotmail.com’a gönderebilirsiniz. Bu yazdığım mailin sizden tepkisi ne olursa olsun korkmuyorum, siz islamiyet ne demek bilmezsiniz ama bir gün herkese apaçık gösterilecek, eyvah diyecek herkes ama iş işden geçmiş olacak. Uğur Top (81).Fethullahçı istihbaratçılar, ayrıca, hasım kişilerin adreslerini kullanarak, sahte mesajlar gönderme konusunda da epeyce deneyim kazanmışlardır. Şayet Cumhuriyetimizin bu en tehlikeli örgütü ile mücadele ediyorsanız, diğer alanların yanısıra, internet ortamında başınıza gelebilecek tüm olumsuzluklar hakkında önceden bilgi sahibi olmanız ve önlemlerini almanız gerekecektir...

Benzer Konular

  1. Köstebek
    dogangunes Tarafından Evcil Hayvanlar Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 28-10-2007, 02:49 AM
Yukarı Çık