''Nâr-ı Aşk''

-Bismihu!-


Bilirim, aşkın tarifi çoktur. Kimi, aşka yaşamak der dolu dizgin. Kimi de çıkar; aşk sürünmektir der ser sefil. Her yazıcının kaleminde bir başka silüete bürünür aşk. Kiminde masum bir çocukken; kiminde merhametsiz bir düşman olur. Semaya açılan aguşta titreyen bir kuş olur. Ciğerlerine dolan her nefeste, bad-ı muattar olur. Bırakın aşkı; aşkın gölgesinde bir nefes alan, sermest-i visal olur. Bilirsiniz, elçiye zeval olmaz. Şimdi bir de gelin aşkı benim kalemimden duyun. Maksadım size aşkı izah değil, ne haddime. Belki bir satır arası, belki bir kahve molası. En çok da, aşkını öldü bilenlere kendi salası!..



Aşk! Eşref-i mahlukata has bir eda. Aşk! Ruh-u beşerde inleyen bir seda. En çok da tatlı bir bela. Yani aşk, sevgilinin bal gözlerine kattığı ve aşığın ilk bakışta tattığı o leziz zehirdir. Ta ki o andan beri yüreğine akan kezzaptan bir nehirdir. Yakan, acıtan, kavuran, sol yanında hep sızlayan. Ama aşk öyle bir yaman çelişkidir ki; bunu anlamak da mümkün değildir. Tüm yakıcılığına rağmen aşık tiryakisi olur bu duygunun. Ateşe doğru kanat çırpıp; nihayetinde kanatlarını o ateşte kavuran bir pervane olur aşk ile her nefs-i beşer. Evet doğru aşk yanmaktır. Lakin yandığına da hiç aldırmamaktır!..



Aşk, uçsuz bucaksız bir ummana benzer. Aşık ise, bu ummanda yol alan dümeni kilitlenmiş bir gemidir. Sahilde karaya vurmuş, boylu boyunca uzanan ise o aşığın aklıdır. Yani aşk akıl işi değildir. Beşeri bir akıl dışılıktır. İşte ondan saf ve duru bir aşkta kâr zarar muhasebesine rastlayamazsınız. Çünkü aşk, en büyük risktir. Kaybetmeyi göze almak değil; kendini kaybetmektir!..



Aşk çoğu zaman tek kişiliktir. Yalnız da yaşanır; yalansız olma koşuluyla. Şartlı bir muamele değildir bu duygu. ‘Sevdim ama sever mi?’ ‘Ya sevmezse!’ gibi kaygılar olmaz aşkta. Eğer aşık, aşk yüreğinin kapısını çaldığında saniyenin milyonda biri kadar bekler ve düşünürse ona kapıyı açmak için; aşkı bulamaz kapıyı açtığında. Yüreğine aldığı, aşk diye koynuna sardığı, aşk kılıklı korsan bir hevestir. Yani aşk, üçün beşin hesabı değil; Hakk’ın kuluna ikramıdır!..



Aşk tebliğ, aşık ise tebellüğ edendir. Yani aşk bilmektir. Bilmek ve kabul etmek. Boş bir sayfaya imza atmaktır. Bilmek ise başa beladır. Her şey orda başlar. Eğer bir şeyi biliyorsan artık mesulsündür. Aşkın kurallarını bilip aşka yan çizmek olmaz. Aşık olmak, koşulsuz kabul etmektir. Kabul ise, aşkı nikâhına almaktır. Aşk, öyle pazarlarda köle gibi satılmaz. Doydum deyip de kuru bir ekmekten arta kalan gibi bir tenhaya bırakılmaz. Zaten aşk ise aşığın dudağındaki, ona hiç doyum olmaz. Yok aşk değil de kuru bir heves ise eğer; cuma sevip pazar unutur o aşık kılıklı cambaz!..



Ne her yürekteki aşktır; ne de her seven aşık. Aşk cesur insanların harcıdır. Evlilikle aşkını öldü bilenler ise, beyhude üzülmesinler. Zaten onlar hiç aşık olmamışlar. Bunun için yüreğine gam yükleyen, ey girye-nisar! Aşkın nihayetine olmaz bahane. Aşk çıkacağı kapıdan içeri girmez. Ve girdiği kapıdan da kaçıp gitmez. Aşk ile aşık, cism-ü can’dır. Aşık beden, aşk ruhtur. Kara toprağa girse bile beden; ölen ruh yoktur!..

ERGİN CAN
( Yar Yarası )


ergincan.jpg