Merhaba!



"Belirli bir yerden belirli bir yere dönüyordu herkes.
Kocalarının kollarına asılmış kadınlar vitrinlere çekiyorlardı onları.
Çok ucuza satılan bir buzdolabını, yeni çıkmış bir fırını, ya da
evlerinin şu ya da bu boş köşesini mutlaka doldurması gereken,
belki yaldızlı, belki sadece cilalı, belki de kolay başarılamayacak çirkinlikte
desenli bir kumaşla kaplı bir koltuğu göstermek için.

nasıl kurtarmalıydı onları bu çirkinliklerden?
Mefruşat mağazalarının hiç bitmeyen çirkin buluşlarından,
sınırsız bayağılıktan, tornalı ayaklardan, madeni kakmalardan,
ferforje aynalardan, şanjanlı cilalardan nasıl kurtarmalıydı?

Bunlar adına yapılan sinsi toplama ve çıkarmalardan,
ovuşturulan ellerden,yük beygirini ay başlarında
boynuna takılan yem torbasından nasıl kurtarmalıydı?

Kadınların vaktiyle güzel olan gözlerini camekanların
bayağı zenginliklerini yansıtan cam yüzeylere dönüştüren
bu eski, zorba kanunlar nasıl kaldırılmalıydı?

Kartopuna sevinmiş avuçların titrek parmaklarla
para saymaya başlamasına şaşmayan
bu kent silkinemeyecek miydi havasız odadaki uykudan?

Bütün bunları, mefruşat mağazalarının taksitle eşya satan
elektrikli merdivenli mağazaların eşyalarını,
ev içlerinde birikmiş ve eskimiş eşyaları yükleyebilecek kadar
büyük arabalı, bütün bunları satın alabilecek kadar
gözüpek bir eskici gerekiyordu.

Ne zaman gelecekti bu eskici?
Televizyon ruhsatı ödeme kuyruğuna zincirlenmiş
forsaları ne zaman kurtaracaktı?"

Eskici - Sevgi Soysal