iza.jpg

Yaratıcı zekâyı hastalık sayan kocakarı kafasının inşa ettiği kentlerin, orta karar bir depremle yerle bir olması gibi, sınıflı toplum da, para piyasaları adı altında yapılandırılan saadet zincirinin şişip durarak en sonunda patlamasıyla olduğu gibi çöktü. Şimdi, insanlık, sınıflı toplumun enkazında altın leğene kan kusarak yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Kalubeladan beri savaş, hep, put ile aklın arasındaki hâkimiyet mücadelesi oldu; şimdi de öyle ve hâkim olan put. Geri dönüş yok. Durmak da yok.

Mekke’nin kodamanları, Peygamber Muhammed’e, altın tepside nimet sunduklarını sanırken, aslında, Peygamber’e hakaret ediyorlardı: “Allah’ın peygamberi olduğunu iddia eden ey Muhammed Mustafa, sen de bizim gibi bir çakalsın” diyorlardı.

Peygamber elinin tersiyle itti, bir göz atmaya bile tenezzül etmedi; çünkü ona sundukları şey müşriklerin putuydu, yani iktidardı. Oysa Peygamber’in tüm ilgi alanı sosyal sistemdi. Sosyal sistem güncellenip onarılmalıydı. İşte, Peygamber Muhammed, Medine’de, sosyal sistemi güncelleyip onardı ve böylece aklı egemen kılarak devrimi gerçekleştirdi. Çok geçmedi ki müşrik Mekke boşaldı: insan olma şansını bulabildikleri tek yere, yok, Medine’ye değil, İslamiyet’e, yani gerçek vatana, yani sosyal sisteme koştular.

İsmet Özel’in dominant olup Acun Ilıcalı’yı toparlayacağı bir sosyal sistem geçerli olmalıyken, Acun Ilıcalı’nın dominant olup İsmet Özel’i bozduğu ucube bir sistem, asla iflah olamaz. Kofluk koftilik dominant olamaz çünkü. Cehalet dominant olamaz. Ona yıkım derler, cahiliye derler; ona putperestlik derler. Şimdi aklın zamanı, putları yıkma zamanı; şimdi devrim zamanı. Devrimi öğrenmek isteyenlerin yapması gereken sadece dönüp bakmak: Medine’nin ışığı ilk günkü gibi parlıyor.

Yazar: Yılmaz Karaman

Sayfa Sayısı: 106
Dili: Türkçe
Yayınevi: Parşömen