Merhaba



Sarkaç'ı o zaman gördüm!

Küre, koro yerinin tonozuna tutturulmuş uzun bir
telin ucunda devingen, eşzamanlı bir görkemle geniş
salınımlar çiziyordu.

Dönümü, telin uzunluğunun karekökü ile yeryüzü
zihinleri için usdışı da olsa, tanrısal usla, tüm
olası dairelerin çemberleriyle çaplarını zorunlu
olarak birbirine bağlayan "pi" sayısı arasındaki
ilişkinin belirlediğini biliyordum-bu dingin
soluğun büyüsü içinde kim olsa sezinlerdi bunu-
böylece, kürenin bir kutuptan ötekine salınma
süresi, zamandan bağımsız ölçüler arasında gizemli
bir elbirliğinin sonucudur;
asılma noktasının birliği, soyut bir boyutun ikiliği,
"pi" sayısının üçlü niteliği, kökün gizli dörtgeni,
dairenin kusursuzluğu arasında.

Asılma noktasının düşeyi üzerinde, tabanda,çekimi
kürenin içinde gizli bir silindire ileten manyetik
bir düzenin, devinimin sürekliliğini sağladığını
biliyordum;
maddenin direncine karşı koyan, ama Sarkaç Yasasına
ters düşmeyen, tersine, bu yasanın kendisini ortaya
koymasına izin veren bir düzen;
çünkü, böşlukta, genleşmeyen, ağırlıktan yoksun bir
telin ucuna asılı, havanın direnciyle karşılaşmayacak,
asılma noktasıyla da sürtüşmeyecek, ağırlığı olan
herhangi bir maddi nokta sonsuza dek düzenli olarak
salınırdı.

UMBERTO ECO-FOUCAULT SARKACI