Gösterilen sonuçlar: 1 ile 9 Toplam: 9

Hakan Günday....ca!

Kültür, Sanat Kategorisi Edebiyat Forumunda Hakan Günday....ca! Konusununun içerigi kısaca ->> Merhaba MALAFA "sizin en büyük sorununuz da bu.bir rakı sofrasında dost olup, ertesi sabah birbirinizi bıçaklayabiliyorsunuz. ilk tanışmada yakınlaşıp, birbirinizi ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Hakan Günday....ca!

    Merhaba


    MALAFA



    "sizin en büyük sorununuz da bu.bir rakı sofrasında dost olup, ertesi sabah birbirinizi bıçaklayabiliyorsunuz. ilk tanışmada yakınlaşıp, birbirinizi tanıdıkça uzaklaşıyorsunuz. bizse tersini yapıyoruz. uzaktan başlayıp, ağır ağır yaklaşıyoruz. dost olmamız uzun sürüyor ama dostluklarımız kalıcı oluyor. doğu ile batı arasındaki fark hilal ile haç arasındaki fark kadar. hilal bombeli. haçtaysa dik açılar var. hilal altında yaşayanlar da bombeli hayatlara sahip. genişler,kurallarla ilgilenmiyorlar, zamanla ilgileri yok, çöl kumu gibi uçuşuyorlar. haçın gölgesindekilerse set ve köşeli hayatlar yaşıyorlar. yasaları, kuralları olan, dik açılı hayatlar. hilalin altındaki insana, haçın gölgesindeki düzeneğe inanıyor.dolayısıyla hilalle yaşayanların her biri ayrı bir düzenek geliştiriyor. küçük çeteler. küçük düzenekler. haç, insana tek bir düzenek emrediyor. doğu ile batı arasındaki fark bu."

    "....birleşmesi gereken zihinlerimizdir. bunun da tek yolu bir sandık inşa etmek. piramitler kadar büyük bir sandık. içine on binlerce insanın, aynı anda girebileceği bir sandık. sandık titanyumdan yapılmış olmalı. insanlar, doğdukları andan itibaren öğrendikleri her şeyi sırasıyla düşünecek ve sandığa girdikleri ana kadar akıllarından geçen bütün düşünceleri anımsayarak zihinlerini boşaltacaklar. sandık titanyumdan yapıldığı için bütün düşünceler içeride kalacak. sırayla, yeni doğmuş bebekler dahil, bütün insanlar sandığa sokulacak. son insan da girdiği zaman, sandık insanlık bilgisiyle dolmuş olacak. işte o zaman, sandığın titanyum kapağı açılacak ve içinden tanrı çıkacak...."

    'Topaz Jewellery Center evrenin en büyük kuyumcusudur. Temeli Kapalıçarşı'da, çatısı Antalya'dadır. Çatının altında dört kat yatar. Her biri yedi yüz metrekaredir. Topaz'ın penceresi yoktur. Havalandırma sistemi eşsizdir. Bina, var olmayan bir ülkenin büyükelçiliğine benzer, içine adım atıldığında Türkiye'den çıkılır. Dışarıdan Kabe'ye, içeriden ana rahmine benzer. Topaz, üç delikli bir kasadır. Her deliğin şifresi farklıdır. Birinci delik ana giriştir.

    Ön cephenin balina grisi rengindeki duvarı, hayat geçirmez camdan üretilmiş kapılar taşır. Girerken yüksek, çıkarken alçak görünmesinler diye doğu cephesinde ikizleri vardır. Topaz'ın ikinci deliği doğu cephesindeki siyah camdan kapılardır. Binanın bağırsağına denk düşen arka cephedeyse duvarla aynı renkte tokmak taşıyan balina grisi demir bir kapı vardır.

    Topaz'a giren birinci deliği, çıkan ikincisini kullanır. Çünkü Topaz'a girmiş olan turistle, girecek olan turist karşılaşmamalıdır. Topaz'da çalışansa girip çıkmak için, duvara gömülmüş, görünmez delikten geçer. Topaz Jewellery Center, evrenin en büyük kuyusudur.'


    PİÇ



    "... piçlik insanın son halidir. daha ilerisi yoktur. daha ilerisi ölümdür. bu yüzden kendilerinden önceki kuşakların "kendimden nefret ediyorum ve ölmek istiyorum" diye haykırdığı aynalara, "ölümden nefret ediyorum ve kendimi istiyorum" diye fısıldarlar."

    "******in babalarıyla olan ilişkileri mezar taşı kadar soğuk , yeni dökülmüş kan kadar sıcaktır..hayal kırıklıkları hayat kırıklarına dönüşür..ve ******le babaları sonsuza dek ayrılırlar.. nasıl bir fare pitona babaık edemezse ,hayatı kendinden ibaret sanan erkek de bir piçe babalık edemez..kimsenin mutlu olmayı hakketmediği çirkin bir ilişkidir..o kadar çirkin ki kimse bakamaz ve bakımsızlıktan ölür..ama eğer bir suçlu gerekiyorsa bu tabi ki piçin babasıdır çünkü bir baba herşeyi bağışlamak ve yıkılan duvarları inşa etmek zorundadır..baba olmayı seçenler taraflardan birinin ölümüyle son bulabilecek bir sözleşmenin altını kanlarıyla değil ama spermleriyle imzalamış kişilerdir..sözleşme kurallarına uyulmaması durumunda tek yaptırım cinayettir..anne sütü kadar meşru olan bir cinayet..ama hiç bir piç babasını öldürecek kadar önemsemez..çünkü herkez bilir ki önemli olan babalar değil ******dir.."

    “******in geçmişleri onları hayatta tutacak kadar gösterişlidir.sıradan bir insanın gandhi nin pasif direnişini kendisi dışında her şeye uyarladığı anda acımasızca derisini yüzen hayat,******e daha şefkatli davranır.çünkü ******in geçmişlerinde doğum günü hediyeleri ,yüksek aidatlı özel okullar ve içinde konuşmayı öğrendikleri doğru gramerli türkçeye sahip aileler vardır.******in hayat tarafından ezilip çamur haline getirilmesi sıradan insanların püreleşmesiyle karşılaştırıldığında daha uzun sürer.ancak sonuç değişmez. yaşamayı bırakmış her insan gibi ******de diğer insanların ayakları altında er ya da geç çiğnenirler.çünkü hayat tek taraflı sözleşme iptalinin cezasını tereddütsüz verir.ceza yaşıyormuş taklidi yapmaya mahkum olmaktır.bir insanın tanıyabileceği en şiddetli acının kaynağıdır.müebbet hayat mahkumiyeti.tek kaçışı ölüm olan bir hapishane.****** kaçmaktan korkanlardır.ne evlerinden ne mahkum edildikleri hayatlardan kaçabilirler.zamanın gardiyan olduğu hapishanede diğerlerinden hızlı davranıp kendilerine tecavüz eder ve çürüler.çürüğe çıkmış insanlar olarak ****** sadece korkar ve konuşurlar.dünya üzerinde sağır, dilsiz ,kör ,sakat piç yoktur.çünkü piç olmak için sağlıklı gözlere sahip olup görmemek, sağlıklı kulaklara sahip olup duymamak,sağlıklı bir bedene sahip olup yaşamamak gerekir.sadece mükemmel insan adayları piçe dönüşebilir.çünkü çok mutsuz sonların birinci şartı çok mutlu başlangıçlardır.”

    "****** hakkında konuşmak, insanlara filmler ve haber bültenlerindeki felaket sahnelerini izlerken hissettiklerine benzeyen garip bir zevk verir. sözünü edebilecekleri konular tükendiğinde tanıdıkları ******in ne hale geldiklerini ve o hale nereden geldiklerini konuşurlar. çünkü sıfırdan hayatlarını yaratmış insanların hikayeleri kadar hayatlarından bir sıfır yaratmış olanlarınki de gösterişlidir. tabi içinde bulundukları şartlardan tatmin olmayan hırs sahibi insanlar ****** hakkında konuşarak kendilerini iyi de hissederler. çünkü ******e kıyasla onlar daima iyi durumdadır. zaten ******e kıyasla, ölüler ve sakatlar hariç herkes iyi durumdadır. sonuç olarak, mahvedilmiş hayatlar, yetenekler ve kaçırılmış fırsatlarla dolu yıllar hakkında konuşmak zevklidir eğer o hayatlar, yetenekler ve yıllar size ait değilse."

    ''******in çocukları olmaz. ******, aşık oldukları kadınların kendilerini kurtaracaklarını düşünür. oysa hiçbir kadın dünyaya bir piçi kurtarmak için gelmemiştir. ******e sır verilebilir. ölümleriyle son bulan sırdaşlıkları vardır.
    ******in cinsel hayatı düzensizdir.
    ******in bedenleri ve akılları, diğer insanlarınkilerin aksine nasırlaşmaz. onların nasırlaşan tek yerleri ruhlarıdır.
    ****** sadece kendi aşklarına saygı duyarlar. en yakın dostlarının kadınlarına dil ve el uzatabilirler. bu durumda piç tabii ki suçlu, ancak piçlik meşrudur.
    ****** düzensiz hayatlarında düzenli olarak içki içerler. belli sayıdaki kadehten sonra sarhoş olup sızarlar. sızdıkları yerin adı huzurdur.
    ******in babalarıyla olan ilişkileri mezar taşı kadar soğuk, yeni dökülmüş kan kadar sıcaktır.
    ''****** insan öldüremedikleri, ağır suçlar işleyemedikleri, korkak ve hain oldukları için yaşadıkları yerleri zorunlu kalmadıkça terk edemezler.
    piçin davranış ve tercihlerini sadece bir başka piç kabul edilebilir olarak değerlendirir ve 'neden? ' diye sormaz. 'neden' sorusu piçliği yok eder.
    ''****** açtı. ****** kirliydi. ter, toz ve çamur kokuyorlardı. üşüyorlardı. ama gülüyorlardı.''

    AZİL



    "sevgi, tırmananları birbirine bağlayan bir halattı. biri düşerse diğerlerinin hayatta kalması için halatın kesilmesi gerekiyordu. ancak sevgi, kesilemeyecek kadar kalın bir halattı ve sonunda herkes düşerdi. aptallar sevdikleriyle düşer, kötüler sevdiklerini aşağı çeker."

    "önemli olan, tanrı'nın bir enstrüman yaratmış olmasıdır. insan denen bir enstrüman. ancak yarattığı müzik enstrümanını çalamayan bir usta gibi, tanrı da insandan doğru sesi çıkaramamıştır. bu yüzden, tanrı hariç bütün güçler insanı çalmış ve özellikle de şeytan en güzel melodilerini onunla bestelemiştir."
    sahip olduğun her bilgi, içinde çürüdüğün bir hücredir.

    ZARGANA



    "bir girdabın içinde usulca dolaşmak çıkış yolunu bulmanın en kolay yöntemidir.sakin ve sabırlı olmak gerekir.itiraz ve isyanı gülünç bulan girdaplar sadece kanı soğuk olanlara açarlar çıkış kapılarını.zamanın olmadığı yerde geç kalmak yoktur.on altı yaşındakilerin önlerindeki hayatsa sonsuzdur.

    "-bir gazeteci ya da bir yazar bulsam,şöyle hayat hakkındaki fikirlerini sağda solda anlatan birini bir bulsam!hemen öldüreceğim."

    Ziyan



    ‘‘Beyaz gövdeli zenci köpeklerimiz var. Adları da var. Ama onlar birer heykel. Çağırınca gelmiyorlar artık. Cennetin kapısını bekliyorlar. Karla karışık toprağa gömülebilmek için kulakları dik donuyorlar! Öyle bir cennet ki, paslı demirin bile ak sakalı var. Bizi saran tel örgüler beyaz angoradan örülmüş. Havası havlamayı bırakmış, ısırıyor. Beyaz ağzı etimizle dolu. Bu yüzden sessiz bir ayaz var. Saçaklardan sarkan mızrak dişleri ensemize saplanmış. Gazete kâğıdı gibi buruşmuş derimizde mor diş izleri, bekliyoruz.

    Cennetten kovulmayı. Bembeyazız. Soğuk. Donmak. Çözülmek. Tekrar donmak.

    Daha fazla hiçbir şeye gerek yok. Fiilleri çekmeye bile. Herkes kalsın yerinde. Bıraksınlar, yaslansın göğsüm sırtlarına, ılıklaşsın enseleri nefesimle. Yavaş yavaş sokayım dilimi derilerine. Aksın içlerine hayatımın zehri. Yirmi adet mermi. Muhteşem! Hepinizi geberteceğim! Ama hepinizi!’’

    Hakan Günday 'Alıntılar'

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Guney - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.117
    Rep Gücü
    80591
    "anarşist yazılar" ...
    sanki sadece yabancı yazarlar tarafından yazılırmış gibi gelirdi ve ciddi tatlar alırdım okurkan...
    bu kadar geç tanışmaktan gerçekten hicap duyduğum Hakan Günday özellikle MALAFA da çok büyük tatlar verdi bana şu anda elimde ZARGANA var ve aynı tat hala devam ediyor...

    Sevgili Mopsy umarım bu yazılar sanada keyif vermiştir...

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba

    Sn.Guney;
    Yillar once sn. Hakan Günday'in
    http://www.supermeydan.net/forum/for...read68300.html adli eserini okumustum.
    Simdide "Ziyan "Adli kitabi gelecek.
    Onu okumayi dusunuyorum.

    Bu tip kitaplar bizlerin "Citir kitap" dedigimiz serilerdendir.
    Sureklilik veren bir okuma olustururlar.

    Yani
    Uykum gelene kadar bir bolum okuyayim,
    Yarin gece devam ederim modunda degillerdir.

    Ancak
    Kalici eser peryodun da da degillerdir.
    Hafiza guncelligini uzun sure isgal etmezler/edemezler.
    Kalici tipte eserler icin"Orhan Kemal" tavsiye ederim!

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Guney - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.117
    Rep Gücü
    80591
    Kesinlikle sözlerine katılıyorum lakin bazı kitaplar zaman zaman ,hani deriz ya "tam zamanı" işte öyle gelir..Bu aralar buna benzer yazıları fazlaca okumaktayım ve sanırsam zamanlama mükemmel..

    Üç kuruş param vardı hepsini kitaba yatırdım.Bu cuma kitapçıdaki çocuk ödünç kitap vermeye karar verdi..:))
    haftaya "ödünç kitap" larımı almaya gideceğim..

    Çukurovanın bereketi yazarlarından belli Orhan Kemal de Ceyhan ırmağının kıyılarından beslendi tıpkı diğerleri gibi..
    (nasılda hemen kendime pay çıkardım bak bende Adana Ceyhan hattında yım)
    Yaşar Abi yi daha çok seviyorum...

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba

    Guney-Yaşar Abi yi daha çok seviyorum...
    Mukemmel bir tercih.
    Sizi gercekten kutluyorum.

    Ve
    sn.Yasar Kemali saygiyla selamliyorum.

  6. #6
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Guney - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.117
    Rep Gücü
    80591
    Ben fena değilimdir sevgili Mopsy bu kadar yıldır ciddi kitap okumuşluğum var..
    Bazen düşünüyorum nereye gitti o kadar okunmuşluk diye ...
    İnce Memed i hatırladım bak nasılda güzel bir serüvendi çocukluğumun işe yararlılığında sevgili babam ve annemin eşliğinde okumuştum 2 koca cildi..
    babam o kıvrak zekasıyla "hadi güzel kızım ben yoruldum sen sesli oku da bende dinleneyim " diyerek benide dahil eder ve ben o masalın içinde bulurdum kendimi tıpkı peri kızları gibi...

    canım babacığımı özledim..:((

  7. #7
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647
    Guney-canım babacığımı özledim..:((
    Merhaba

    Ozlem:Masallarin varlik sebebidir.
    Onlar olmasa bu hayat masali nasil yasanabilirdi ki?

    Yasansa da buna YASADIM!
    ...diyebilir miydiniz?

    Ve bu ozlemler yasamin ana tatlaridir.
    Hani bazen dilimizi yakmak isteriz de
    Bir acili adana ismarlariz ya....

    Baglaminda;
    Ruhumuzu yakmak istedigimizde ise......

  8. #8
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Guney - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.117
    Rep Gücü
    80591
    Alıntı mopsy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Merhaba

    Ozlem:Masallarin varlik sebebidir.
    Onlar olmasa bu hayat masali nasil yasanabilirdi ki?

    Yasansa da buna YASADIM!
    ...diyebilir miydiniz?

    Ve bu ozlemler yasamin ana tatlaridir.
    Hani bazen dilimizi yakmak isteriz de
    Bir acili adana ismarlariz ya....

    Baglaminda;
    Ruhumuzu yakmak istedigimizde ise......
    ise.............

    sanrı...

  9. #9
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba



    Bir kuyumcu dükkânının kapısından giriyorsunuz. Gösterişli, albenili bir dükkân burası. Pahalı mücevherlere ulaşıyorsunuz. Ama önce tezgâhtarlar… Yani tezgah. Önce tezgahtan geçiyorsunuz. Ya da hep tezgâhta kalıyorsunuz. Hayatta da olduğu gibi… Bir kuyumcu dükkânına kocaman bir dünyayı sığdırıyor Hakan Günday.. Kozan, ana karakaterimiz tezgâhtardır. Eline ne geçerse satabilecek kadar başarılı… Ağzı laf yapan, herkesi ikna edebilecek kadar laf yapan bir tezgâhtar. Onun kullandığı dili kullanıyor Günday da. O jargonla konuşuyor. Satmak dışında dünyada olup biten hiçbir şeyi umursamayan Kozan da bugünün insanını yeniden tanımlıyor. Yüzeysellik ve satmak… Her şeyden ve hepsinden önemlisi satmak, yani başarı. Kocaman bir yalanın hüküm sürdüğü bu büyük kuyumcu, ona göre, büyük bir kuyu. Bir hayaller ve yalanlar diyarı burası. Hakan Günday Malafa’da eğlenceli bir düzen eleştirisine imza atıyor.

    Dünyada, aslında iki ırk vardır. Dolandırılanlar ve tecavüz edilenler. Beyazlar dolandırılır. Onun dışındaki renklerinse ırzına geçilir, aynı beyazlar tarafından. Küçük boyutlu dolandırıcılıklar, ülkenin kadınlarından yeraltı ve yerüstü zenginliklerine kadar her şeyine sahip beyazların göz yummak zorunda kaldıkları bir durumdur. Sosyal patlamayı engelleyici bir görevi vardır. Beyaz adamın, tecavüz edilenler için uydurduğu başka bir katlanma yoludur. Geri kalmaya mahkûm ülkenin insanı, beyazdan çarptığı parayla yetinir. Sokakta uyumasının, laz kardeşini satmasının, kentin beyaz semtlerine adım atamamasının bedelidir bu. Uygarlığa köle olmanın maaşıdır. Kuzey Avrupa politikacılarının övdüğü sosyal adalettir. Ve dolayısıyla turizmi, Üçüncü Dünya ülkelerine bırakmıştır medeniyet. Irzına geçtiği halklara karşılığını verebilmek için. Böylece rahat uyurlar geceleri. Vicdanları zencilerden, Kızılderililerden, Uzakdoğululardan, Araplardan korunur böylece… Bu ufak kazıklamalar bir zırhtır, yüzyılın imparatorlarının vicdanlarına.

    Kinyas ve Kayra

    Akdeniz’den Marmara Denizi’ne yükselen ilk mavi yolculuk müşterilerinden Doktor Xaviera Aro 13 mayısta, turist gemisinin boğazına demir attığı İstanbul’da Kapalıçarşı’ya girdi. Türkiye’nin, Federal Almanya’yla imzaladığı işgücü Anlaşması çerçevesinde yolladığı ilk maden isçisi kafilesinden Hükümdar Eğin, 24 haziranda kendisini Münih’e taşıyan uçaktan indi. Yuri Çağarın, 12 nisanda Vostok adındaki uzay mekiğiyle atmosferin diğer yakasına geçti. En uzağa gidenin hangisi olduğu bilinemedi. Ancak gidenleri durdurmak için 20 ağustosta, kırk üç kilometrelik bir duvarın temeli Berlin’de atıldı. Yıl 1961′di.

    Türkiye, kitle turizminde merkez ülke haline gelmeye başladı ve Kapalıçarşı, Antalya’yı keşfetti. Almanya’dan s mır d ışı edilmiş binlerce sabıkalı Türkiye’ye döndü. Amerika Birleşik Devletleri, dünyanın uzaydaki tek resmi temsilcisi oldu. Sosyalistlerin çocukları, hamamböcekleri gibi dünyaya yayıldı. En uzağa gideninse ancak bir turist olabileceği anlaşıldı ve onu hiçbir şey durduramadı. Yıl, artık 1961 değildi.

    Malafa | Biraz Oku Sonra Al

Benzer Konular

  1. Hakan Şükür
    Attila Tarafından Futbol Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 03-03-2012, 12:45 PM
  2. Hakan Vreskala
    hazalhazal Tarafından Müzik Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 14-12-2011, 05:54 PM
  3. Hakan Ferhatoğlu
    afoscan Tarafından Biyografi (Yaşam Öyküsü) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-04-2010, 04:46 PM
  4. Ahmet Hakan...
    Guney Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 05-11-2009, 03:26 PM
  5. Hakan Aysev
    sahrabetis Tarafından Opera Bale Dans Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 01-12-2007, 06:10 PM
Yukarı Çık