+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesaj
    1.271
    Rep Gücü
    39041

    Nâzım hikmet için

    NÂZIM HİKMET İÇİN

    Hayır , yazamam, şimdi olmaz, rica ederim. Bırakın benim için bütünüyle ölsün, yoksa, daha önce, altmış yaşındaki bu delikanlı, bu sarışın boğa, ne hapisanenin, ne hastalığın, ne yaşın etkileyebildiği bu insan içimde tenütaze yaşadıkça hiç birşey yazamam. Şimdi olmaz. Daha sonra, söz veriyorum size yazacağım. Hatta, bu dergide, daha başka bir konu üzerinde, ölümünden değil, yaşamından söz edeceğim. Pentecote yortusu için sayfiyeye giderken Cumartesi sabahı satın aldığım "znamia" dergisinin son sayısını da götürmüştüm. Dergide Nazım'ın, "Les Romantiques" "Romantikler" adlı romanının son bölümü vardı. Yortu sırasında herkes onun değil Papa XXIII Jean'ın ölümünü bekliyordu her saat radyolarının başında. Ve pazartesi sabahı daha yaşıyordu. Nazım'a gelince, hiç birşey bizi uyarmamıştı. Can çekişmedi. Şöyle ayakta bir merdiveni çıkarken ansızın ölüverdi. Yaşarken öldü. Bir ağaç gibi devrildi. Bırakın da benim için bütünüyle ölsün. O zaman yazarım derginize uzun uzun. Benim için, başkaları için, ne anlam taşıdığını burada yazarım. Belki gelecek ay, yaza kadar izin verin bana. Temmuza kadar izin verin. Bundan 18 yıl önce hapisanede büyük Türk mistiği Mevlana Celaleddin ya da İranlı Ömer Hayyam gibi Rubai biçiminde yazdığı şu dört mısra bir kehanet olmaktan çıktıklarını anlatacak kadar vakit bırakın bana.

    "Paydos" - diyecek bize birgün tabiat anamız,-
    "Gülmek, ağlamak bitti çocuğum"
    "Ve tekrar uçsuz bucaksız başlayacak:"
    "Görmeyen, konuşmayan, düşünmeyen hayat..."

    yortunun pazartesi günü, sabah, onun düşüşünden bir iki saat sonra, telefon. Nazım. Ey ölüm, günümüzde ne de hızlı gidiyorsun! İki saat bile geçmeden bütün Avrupa'yı geçmiş beni aramış Yuelines'ların evinde bulmuş, yüreğimi işlemiştin. Ey ölüm. Telefonla gelen, görünmeyen, düşünülmeyen, daha bir sözcükten, bir addan başka bir şey olmayan ölüm ve hayır diyorum. Nazım olmaz. Evet. O Nazım... ta kendisi, başkası değil. Bütün insanlar gibi o da. Ve şiirindekilerden bir çocuğu ansıdım :

    Recep damdan düşer gibi karıştı söze :

    "Harbe girdiğin zaman, bir gavur öldürüp
    bir yudum içersen kanını
    korku kalmazmış."

    Ben onun kanından bir damla içmeyeceğim. Konuşmayan... uçsuz bucaksız hayat... Nazım, senden bana ilk 1934'de söz ettiler, sen hapisteydin, o zaman bir şeyler yazabildim. Dostluğumuz otuz yıl sürmeyecekti. Ne kadar az, otuz yıl. 1950'de, bizler, yani Türk halkı, dünyanın her köşesindeki şairler seni hapisten kurtardığımız zaman, bir on dört temmuz günü dosdoğru hayatın içine daldım. Ama bu yıl, sabırsızlığından, temmuzu bekleyemedin... Hapisane dışında on üç yıl, ya da buna yakın birşey, kırksekizinden altmışbirine dek, güzel bir yaşam bu. On üç yıl, çok şey. Hapisane dışında öldün. Bu da çok şey. Çünkü öldün. Bu fikre alıştıracağız kendimizi. İnsan Manzaraları'nı sensiz hayal etmeye çalışacağız... Senin deyiminle, manzarayı bu ağaç olmadan hayal etmeye çalışacağız. Uçsuz bucaksız hayat'ı...


    6 Haziran 1963 - Louis ARAGON

    Çeviren : Bertan ONARAN

    karaktu.com

  2. # ADS
    İlginizi Çekebilir
    Üyelik tarihi
    Daima
    Mesaj
    Çok:)
     

  3. #2
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.054
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    Bu ovgu gibi yergilerde vardi tabii...

    Cingöz Recai'den Nazım Hikmet'e
    gel bakayım
    lüle lüle, kıvrım kıvrım, samur saçlı,
    pambuk tenli, al yanaklı sarı papam,
    gel bakayım anam babam,
    gel bakayım yetimlikle maytap eden paşa zadem,
    güzel adem!

    gel bakayım,
    gel ki büyük babaların:
    enver paşa, nazım paşa konağında
    alıştığın gibi,
    alışıp yılıştığın gibi.
    seni her gün dizlerimde hoplatayım.
    şerefine bütün yetim çocukların anasını satayım.

    gel bakayım fidan boylum, asilzadem, güzel paşam.
    moda burniyle süreyya paşa locası arasında her akşam
    maviş gözlerini süze süze mekik dokuyan
    kadıköyün kübik salonarında şiir okuyan
    moda şair, kübik şair, kübiklerin kübiği,
    cevizliğin, kuşdilinin, mühürdarın bolşeviği!

    ben ki - kıtır atma cicim! -
    nuvel litererden alma değil.
    bolşevik şair mayakofskiden de çalma değil.
    senin tulum göbekli, kadayıp enseli burjuvalarından
    halkı soyan birkaçının yuvalarından.
    para aşırdım.
    neden mi, niçin
    yolumu şaşırdım?
    babası sürgünde öldürülen
    bir çocuğu beslemek için!
    fakat sen ki paşa konaklarında
    kuş dilinde, kuş tüyünde, kuş sütiyle beslendin.
    kuş beyninle bolşevizme heveslendin.
    baban üç yıl önce ölünceye kadar
    zavallıdan para kopardın,
    nefesi kokan türk işçisinin vekaletini apardın.
    götürüp onu sonra el altından.
    enternasyonale zula ettin,
    kim bilir kaç
    aç biilaç
    türk işçisinin ciğerini pirzola ettin!
    gel bakayım seninle bir konuşayım
    senceleyin bir coşayım:

    bre...toprak altında yatan
    namık kemale, safaya çatan
    bre tümen tümen kıtır bom
    bre tümen tümen palavra
    bre işçiye yalan
    ölüye iftira atan
    sağı sola katan
    bre kaltaban
    bre türk düşmanı, bre vatan haini
    şarlatan!

    bre propoganda broşürü alimi
    bre sırtını ipek divanlara yaslıyan
    "sermaye"nin yüzde bire küçültülmüş posasını
    yalayarak allamelik taslıyan
    orak çekiç markalı
    sözüm ona komintern taktikalı
    üfürükle şişirme, kursak balon komünisti
    dandini bey, züppe salon komünisti!

    sen misin "o kavganın kolu bağlı adsız neferi"
    yavaş gel, saçmalamaya başlıyorsun,
    kolun bağlise nasıl taşlıyorsun,
    ****** gibi ölülerin mezarını?
    yanlış attın zarını:
    görüyorsun şeşi beş
    yemek için bir kaç leş
    sallıyarak hemen uzun elini
    oluyorsun mezarlara tebelleş.

    sen misin adsız nefer?
    "eynelmefer?"
    iki metro boyu afişlerde
    gazetelerin tüccar ilanı sayfalarında
    kitaplarının üstünde, manzumelerinin altında
    bangır bangır bağıran nazım hikmet imzası
    ad değil mi?
    ne yalan söylersin?
    sendeki surat, surat değil mi?

    sen adsızsan,
    zonguldakta maden kuyusu dibinde
    promete gibi, fakat gökten değil
    yerin dibinden ateş alan
    bize kalori yollayan
    işçinin adı nedir?

    adlısın, meşhur şairim, adlısın.
    amma neyleyim,
    yırtık suratlısın.

    sen ki iki papele her gün akşam
    ulusal dil yazarsın.
    önce yazdıklarını bozarsın.
    sana her gün üç lira verebilsem ah.
    vallah billah
    ey o kavganın adsız neferi
    hemencecik soldan geri
    çevrilerek
    ulusalizma-faşizma gömleğini
    sırtına geçirerek,
    bolşevizmin mezarını kazarsın!

    nitekim,
    söyliyecek sözün bitince,
    marksın sermayesini kediye yükletince
    her renkli, herşey adlı reklam gazetesinde
    başmuharrirlik yapıyorsun
    şimdi de ipekçilerin sermayesine tapıyorsun!

    bre.. toprak altında yatan
    büyük türk ölülerine çatan
    bre tümen tümen kıtır bom
    bre tümün tümün palavra
    bre işçiye yalan
    ölüye iftira atan
    sağı sola katan
    bre kaltaban
    bre türk düşmanı, bre vatan haini
    şarlatan!

    sen artık buralarda kolay dikiş tutturamazsın
    sahte komintern taktikalı
    dolmalarını yutturamazsın.

    çekil!
    bugün yaptığın gibi
    metr - goldvin - mayer şirketinin
    istanbul kolunun başına dikil
    yüzünden maskeni, başından kasketi at
    sermayenin altına yat!
    yerini şimdi buldun işte:
    hak berekat versin, asilzadem,
    berekaaaaaaat!

    Peyami Safa
    http://www.nazimhikmetran.com/tartismalar3.html

Benzer Konular

  1. Nâzım Hikmet 111 Yaşında
    SOSYALİST Tarafından Kültür, Sanat Foruma
    Yorum: 5
    Son mesaj: 16-01-2015, 10:21 AM
  2. Nâzım Hikmet her yerde
    Eftelya Tarafından Kültür, Sanat Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 24-06-2009, 07:21 PM
  3. Nâzım hikmet için
    shgiptare Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 16-06-2009, 03:21 PM
  4. Nazım Hikmet'in aşkı...
    kAoSs Tarafından Ask ve Sevgi Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 31-05-2008, 04:56 PM
Yukarı Çık