Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2

İçinizdeki Devi Uyandırın

Kültür, Sanat Kategorisi Edebiyat Forumunda İçinizdeki Devi Uyandırın Konusununun içerigi kısaca ->> İçinizdeki Devi Uyandırın - Antony Robins Üçüncü ve en önemli motivasyon yolu da kişisel gelişme yöntemidir. Elemanlarının kişi olarak büyümesine ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye -BaDe- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Nerden
    Eskişehir
    Mesaj
    1.588
    Rep Gücü
    20917

    İçinizdeki Devi Uyandırın

    İçinizdeki Devi Uyandırın - Antony Robins




    Üçüncü ve en önemli motivasyon yolu da kişisel gelişme yöntemidir. Elemanlarının kişi olarak büyümesine ve gelişmesine yardım ettiğiniz zaman, hayata ihtirasla sarılırlar, daha fazla katkıda bulunmak isterler.
    Süekli olarak takviye edilen ya da ödüllendirilen her duygu ya da davranış paterni, şartlanacak, otomatik hale gelecektir. Takviye etmediğiniz paternler eninde sonunda yok olacaktır.
    Nac Master Adım 6
    Sınayın: Sizi sıkan davranış şu işlediğimiz yöntemlerden sonra da devam ediyor mu? Sınayın.
    Ekolojik İşaret Listesi
    Acıyı eski alışkanlığa bağladığınızdan iyice emin olun. Eski duygu ya da alışkanlığı düşündükçe, zevk yerine acı duyguları mı hissediyorsunuz?
    Yeni paterne zevki iyice bağladığınızdan emin olun. Yeni duygu ya da davranışınızı düşününce, artık acı yerine zevkli duygular mı geliyor?
    Kendi değer, inanç ve kurallarınızla uyumlandırın. Yeni davranış ya da duygu, hayatınızdaki değer, inanç ve kurallarla tutarlı mı?
    Eski paternin yararlarının ortadan kalkmadığından emin olun. Yeni duygu ve davranışların, eski paternden aldığınız zevk ya da yararları yine de sağladığından emin olun.
    Geleceği yaşama- kendinizi gelecekte bu yeni biçimde davranırken canlandırın. Eski davranışınızın tetiğini çeken şeyi hayalinizde canlandırın. Eskisinin yerine yeni paterni kullanabileceğinizden emin olun.
    Duyguları hareketler yaratır.
    Kişinin Bir Hafta İçinde Hissedebileceği Duygu Tipleri
    Gerilim Öfke Yalnızlık Berbat
    Çaresizlik Güvensizlik Can sıkıntısı Mutluluk
    Rahatlamışlık Sevilme duygusu Heyecan Neşe
    Daha çok heves İlgi Coşku Güven
    Hayranlık Duyumsallık Merak Ataklık
    Neşe Arzu Yaratıcılık Düşüncelilik
    Oyunculuk Minnet Yeteneklilik Merhamet
    Anlayış Mizah ( Kendinize daha uzun listeler yapın)
    Duyguların lideri vücudunuzdur. Bunların hepsini sırf vücudunuzu kullanış biçiminizi değiştirerek yaşayabilirsiniz. Kendinizi güçlü hissedebilir, gülümseyebilir, bir tek gülmeyle her şeyi bir dakikada değiştirebilirsiniz. Uyandırın vücudunuzu onu zevkli durumlara sokun. Hayatınızı iyiye götümeyi gerçekten istiyorsanız, gülmeyi öğrenin.
    Başarının anahtarı, bir güven, bir güçlülük duygusu, bir esneklik, bir kişisel güç ve bir eğlence paterni yaratacak hareketlerdir.
    Unutmayın durağanlık, hareket etmemekten gelir. Yaşlanmanın yaşla ilgisi yoktur. Hareketsizliktir, yaşlanmak.
    Hepimiz başkalarını kendi yüeğinizde taşıdığımız biçimde görüüz. EMERSON
    İste, alırsın. Ara, bulursun; vur açılır. MATTA 7:7
    Sorular sınırsız gücümüzü bırakmanın anahtarıdır.
    Okçu nasıl oklarını dümdüz atarsa, ustada dağınık düşüncelerini öyle toplayıp yönlendirir. BUDA
    Başarıya ulaşmak için kararlı durumda olmak zorundasınız.
    Tecrübe, insanın başına gelen şey değildir; o insanın başına gelenle ne yaptığıdır. Aldous HUXLEY
    İlk öğrenmeniz gereken beceri, çevre ne olursa olsun, siz ne kadar çaresiz ya da korkuyor olursanız olun, kendi durumunuzun bir anda değiştirmenin yolunu öğrenmektir.
    İkincisi durumunuzu herhangi bir çevrede süekli ve tutarlı olarak değiştirebilmektir. Bu belki sizi rahatsız eden çevrede olabilir.
    Üçüncüsü, tabii alışkanlık paternleri oluşturmak, her zaman kendinizi iyi hissetmeyi doğallaştırmak, çevrenizi de iyi hissettirirsiniz.
    Dördüncüsü, başkalarının kendi durumlarını hemen değiştirebilmesini sağlayabilmek, her çevre içinde değişikli başarmalarım ve bunu bütün hayatları için başarmalarını sağlamaktır.
    Soru soran cevaptan kaçamaz. Kamerun Atasözü
    Düşünmek dediğiniz şeyin aslında bir dizi soru sorup cevaplamak olduğunu bilin. Demek ki hayatımızın kalitesini değiştirmek istiyorsak, sormayı adet edindiğimiz soruları değiştirmemiz gerekir. Bu sorular bizim odağımızı yönlendiriyor, dolayısıyla nasıl düşünüp nasıl hissettiğimizi de yönlendiriyor.
    Başarılı insanların daha iyi sorular soruları, bunun sonucunda da cevap almaları doğaldır.
    Kaliteli sorular, kaliteli bir hayatı yaratır.
    Bazıları her şeyi olduğu gibi görü. Niçin? Diye sorar.
    Ben hiç var olmamış şeyleri düşünüüm, neden olmasın diye sorarım. Bernard SHAW
    Üstün değerlendirmeler üstün hayatlar yaratır.
    Problem Çözen Sorular
    Bu problemin harika yanı nedir?
    Neler henüz mükemmel değil?
    Bunu istediğim hale getirmek için neler yapmaya istekliyim?
    Bunu istediğim hale getirmek için neleri artık yapmamaya istekliyim?
    Bunu istediğim hale getirmek için gerekenleri yaparken bu süeci nasıl zevkli kılabilirim?
    Bunun hangi yanı harika?
    Ben bunu nasıl kullanabilirim?
    Kelimeler
    Kelimelerinizi akıllı seçtiğiniz zaman onların çok büyük bir güç getirebileceğini şimdi anlayın.
    Kelime haznesi yoksun olan insanların duygusal yaşamı da yoksuldur; kelime dağarcığı zengin olanların o tecrübeyi boyayabilecekleri çeşit çeşit renkler vardır.
    İkisi bir “nefret ediyorum” kelimesini kullanmayı alışkanlık haline getirmişseniz, saçınızdan, işinizden, eşinizden nefrete başlarsınız.
    Alıştığınız kelimeleri değiştirmekle, hayatınızdaki duyguları tarif etmek için her zaman seçtiğiniz kelimeleri değiştirmekle bir an içinde nasıl düşündüğünüzü de nasıl hissettiğinizi de nasıl yaşadığınızı da değiştirirsiniz.
    Eğer hayatımızı değiştirip kaderimizi biçimlendirmek istiyorsak, kullanacağımız kelimeleri bilinçli olarak seçmeli, bu seçeneklerimizi genişletmek için de süekli uğraş vermeliyiz.
    Eğer kullandığımız kelimeler grubu, sizi güçsüzleştirecek etkilere sahipse, o kelimelerden kurtulun, yerine sizi güçlendiren kelimeler yerleştirin.
    Süekli hissettiğiniz olumsuz duygular hangileri?
    Sık sık kullandığınız 3 kelimeyi yazın. Sonra bunlara alternatifler bulun. (sıkıntı, çaresizlik, hayal kırıklığı, öfke, küçük düşme, incinme, gücenme, üzüntü v.b)
    Benim “kızgın” yerine “biraz rahatsız” ya da “bozuk” sözlerini kullanışım, bunlar daha çok gülünç geldiği için. Kendi paternimi ve beni dinleyenlerin paternini kırmak için bunları kullanırken bol bol eğlendim.
    İşinizde insanlarla çalışmanız gerekiyorsa, kelimelerin çevrenizdekileri etkileme gücünü anlamanız şarttır.
    Sizce hayat nedir? “Savaş”, “Armağan” Hayat böyleyse bana ne anlam ifade ediyor?
    Sonuçlar gözükmüyor diye, hiç ilerleme kaydedilmiyor değildir.
    Duyguların tümünün kaynağı sizsiniz. Onları yaratın kendinizsiniz. Kendinizi iyi hissetmek için özel bir nedene ihtiyacınız yok. Şu anda iyi hissetmeye karar verebilirsiniz. Ve kendinizi iyi hissedebilirsiniz.
    Demek eğer tüm duygularınızın kaynağı sizsiniz, neden her zaman kendinizi iyi hissetmeyesiniz?
    Acı duymanızın nedeni ya o duruma bakış biçiminizdir, ya da kullanmakta olduğunuz usullerdir.
    Unutmayın ki olayları algılayış biçiminiz, neye odaklandığınız ve olaylardan ne anlamalar çıkardığınız tarafından kontrol edilir. Algılayış biçiminizi bir anda değiştirebilirsiniz.
    Duygusal Kontrolün 6 Adımı
    Gerçekte ne hissettiğinizi tanımlayın.
    Duygularınızı bilinçlendirip değerini bilin. Onların sizi desteklemekte olduğunu fark edin. (Tüm duygularınızın makbule geçtiğine dair bir duygu geliştirin.)
    Bu duygunun size sunduğu mesajı merak edin.
    (Eğer kendinizi, bir şeyi öğrenmek için gerçekten merak duyar duruma sokarsanız, kendiniz hakkında bir hayli şey öğrenme olanağı getirir.)
    Duyguyu hissetmeye başlarken, bunun size aslında ne sunmakta olduğunu merak edin.
    Ben aslında ne hissetmek istiyorum?
    Şu hissettiğimi hissetmek için neye inanmış olmam gerekir?
    Bir çözüm bulup şimdi halletmek için ne yapmaya razıyım?
    Bundan ne öğrenebilirim?
    Duygularınızı merak ettikçe, onlar hakkında çok şey öğreneceksiniz.
    Güven Kazanın. Bu duyguyu hemen halledebileceğiniz konusunda güven edinin. Daha önce aynı duyguyu nasıl çözmüştünüz?
    Bunu yalnız bugün değil, gelecekte de çözebileceğinizden emin olun.
    Heyecanlanın, eyleme geçin.
    Eğer yeterince sevebilseniz, dünyanın en güçlü insanı olurdunuz. EMMET FOX
    Eğer can sıkıntısından kurtulmak istiyorsanız, merak edin. Merak ettiğiniz süece, hiçbir şey size yük gibi gelmez.
    Kararlılıkla hareket etmek, tutarlı, adanmış bir karar vermek ve başka her şeyi kesinlikle saf dışı bırakmak demektir.
    On Eylem Sinyali On Güçlülük Duygusu
    1- Tedirginlik 1- Sevgi ve sıcaklık
    2- Korku 2- Takdir ve minnet
    3- İncinme 3- Merak
    4- Öfke 4- Heyecan ve ihtiras
    5- Hırslanma 5- Kararlılık
    6- Hayal kırıklığı 6- Esneklik
    7- Suçluluk 7- Güven
    8- Yetersizlik 8- Neşe
    9- Aşırı yük 9- Canlılık
    10- Yalnızlık 10- Katkı
    {mospagebreak}
    İyi olsun kötü olsun, hissettiğiniz her duygu, her şeye sizin ne anlam verdiğinize, sizin kendi yorumunuza bağlıdır.
    Önce rüyayı görmeden hiçbir şey olmaz. Carl SANDBURG
    Hayatta sahip olabileceğiniz şeylerin sınırı ancak sizin hayal gücünüzle, bir de onu gerçekleştirme yolundaki adanmışlık düzeyinizle çizilecektir.
    Neysek ve neredeysek oyuzdur, çünkü ilk önce onu hayal etmişizdir. Donald CURTİS
    San Francisco’nun yıkık dökük bir mahallesinde, yoksul koşullar içinde doğan bir gencin hikayesi: Seçtiği amaçlar kendisi dışında herkes için imkansız görünüyordu. Bu delikanlı, futbol yıldızı Jim Brown’un hayranlarındandı. Bu delikanlı yetersiz beslenme nedeniyle geçirdiği hastalıktan sakat kalmış, altı yaşındayken bacakları eğrilmiş arkadaşları tarafından “kalem bacak” diye kızdırılıyordu. Ama o kafasındaki kahramanı gibi bek oyuncusu olmayı kendine amaç edinmişti. Cebinde futbol maçlarına kadar gidecek parası da yoktu. On üç yaşında bir maç sonu dondurmacı dükkanına girdiğinde karşısında çocukluğundan beri hayranı olduğu kahramanı gördü. Ona “Ben sizin en büyük hayranınızım, ve sizin her kırdığınız rekoru, her kaybettiğiniz sayıyı bilirim dedi.” dedi. Jim Brown gülümsedi. “bu harika bir şey, diye karşılık verdi. Ve çocuk büyük bir ihtirasla “Bay Brown, ben günün birinde sizin her rekorunuzu kıracağım” Futbol efsanesi gülümsedi. “Harika! Evladım, adın ne senin?” Çocuk bir kulaktan bir kulağa sırıtarak” Orenthal, efendim; Orenthal James Simpson” O. J. Simpson gerçekten de Jim Brown’un bütün rekorlarını kırdı, yerine kendi rekorlar anıtını dikti.
    Amaçlar nasıl oluyor da böyle inanılmaz bir güç yaratıyor. Amaç seçmek, görünmezi görünü kılmanın ilk adımıdır ve hayattaki tüm başarıların temelidir.
    Amaçları seçtikten sonra, hemen arkasından bir plan geliştirmek için büyük çapta ve süekli biçimde eyleme geçmek gerekir.
    Hayatınızda zihinsel, duygusal, fiziksel, ruhsal ve finansal olarak üeteceğiniz sonuçların açık seçik tanımlanmış bir listesi var mı?

    Beş yıl önce Bugün Beş yıl sonra Puan(1-10)
    Fizik
    Zihinsel
    Duygusal
    Çekicilik
    İlişkiler
    Yaşama ortamı
    Sosyal
    Ruhsal
    Mesleki
    Parasal
    Düşünceniz

    Bazen uğradığımız hayal kırıklıklarının aslında kılık değiştirmiş fırsatlar olduğuna inanmamız gerekebilir.
    Eğer isteklerimin olacağını bilsem, hayatta ne olmak isterdim?
    1. Adım 2. Adım 3. Adım
    1- Kişisel gelişim amaçları (yaz) (yıl ver) (en önemlisini seç ve yap)
    2-Kariyer/iş/ekonomik amaçlar (yaz) (yıl ver) (en önemlisini seç ve yap)
    3-Oyuncak/serüven amaçları (yaz) (yıl ver) (en önemlisini seç ve yap)
    4- Katkı amaçları (körlere kitap okuma, topluma hizmet gibi)
    Alışkanlık hizmetkarların en iyisi, efendilerin en kötüsüdü. Nathaniel EMMONS
    Unutmayın ki amacımız hayatın sorunlarını görmezden gelmek değil, kendimize hem çözüm bulacak hem de o çözümü uygulayacak daha iyi zihinsel ve duygusal durumlara sokmaktır.
    Kontrol edemedikleri şeylere odaklanan inanlar süekli olarak güçsüzleşirler.
    Önce biz alışkanlıklarımızı oluştururuz, sonra da alışkanlıklarımız bizi oluşturur. John DRYDEN
    Değişime Üç Engel
    Tembellik: Bir çok insan ne yapması gerektiğini bilir, ama bunu yapacak enerjiyi hiçbir zaman toplayamaz.
    Korku: Genellikle şimdiki zamanın güvencesi, gelecekte daha fazla yaratmanın serüveninden daha rahattır.
    Alışkanlıklar: Hepimizin kendi erki, duygusal paternleri vardır. Bunlar alışkanlığın öldüücü gücünü taşır. Beyniniz otomatik pilota bağlanmış bir uçak gibi, hep aynı cevapları verir durur.
    Yemeğini yemesen olur, ama okumanı asla atlama. Jim Rohn
    İyi ve değerli bir şey okumak, besleyici, öğretici şeyler okumak, yemek yemekten bile daha önemlidir. Jim Rohn
    Şimdi kendinizi tenis oynarken kötü bir servis atmış gibi düşünün. Sizin açınızdan işi yüzünüze gözünüze bulaştırmaktır bu. Rakibiniz açısından, harika bir vuruştur, çünkü işine gelmiştir. Hakem açısından o servis iyi de kötü değildir, ya “içeri” ya da “dışarı” düşmüştü, o kadar.
    Üstün değerlendirmeler üstün hayatları yaratır.
    Eğer bir insan, hayatın belli alanında bizden daha başarılı oluyorsa, nedeni olayları değerlendiriş biçiminin farklı oluşudur.
    Amaç, hayatınızdaki her şeyi, sizi süekli olarak istediğiniz sonuçları elde etmeye götüecek biçimde değerlendirmektir.
    Master Sistem Değerlendirmenin 5 Unsuru
    Tüm değerlendirmelerimizi etkileyen birinci unsur o değerlendirmeyi yaparken içinde bulunduğumuz zihinsel ve duygusal DURUM’dur.
    Sorduğumuz sorulardır. (sorular değerlendirmemizin ilk biçimini yaratır.) Eğer kendinize “bu kişiyi tanımak ne hoş olur değil mi?” diye sorarsanız, o kişiye yaklaşmaya motive olursunuz. Eğer siz kendinize ya beni reddederse? Ya incinirsem? diye sorarsanız; soruların yönelteceği değerlendirmenin sonucunda gerçekten ilgi duyduğunuz biriyle bağ kurma fırsatını tepeceksiniz demektir.
    Çarçabuk yiyip hemen hemen doyacağım ne var? Sizi fast food ‘a götüecektir.
    Şimdi beni besleyecek ne yiyebilirim? Meyvelerden, sebzelerden, yemeklerden bir seçme yaparsınız.
    Değerlendirmeleri etkileyen diğer unsurlarda değerlerinizin hiyerarşisidir.
    Hepimiz ömrümüz boyunca, bazı duygulara diğerlerinden daha çok değer vermeyi öğrenmişizdir.
    Seçtiğiniz değerler, hayatınızda vereceğiniz her kararı biçimlendirecektir.
    Zevk Duygusu Durumları: Onlara doğru hareket etmek isteriz. Sevgi, neşe, merhamet, heyecan
    Acı Duygusu Durumları: Bunlardan uzağa doğru hareket etmek isteriz. Küçük düşme, hırslanma, depresyon, öfke.
    İnançlar: Küesel inançlarımız, bize nasıl hissedeceğimiz ve kendimizden, hayatımızdan, insanlardan neler bekleyeceğimiz konusunda bir emin olma duygusu verir.
    Kurallarımız, değerlerimiz yerine geldiğini hissetmemiz için neler olması gerektiği konusundaki inançlarımızdır.
    “Eğer beni seviyorsan hiç bana bağırmazsın” inancı buysa bağıran insan (beni sevmiyor) olarak değerlendirilir. Bu doğru olmayabilir. Ama bu inanç o kişiyi yönlendirecek neyin doğru olduğu konusundaki algılarını biçimlendirecektir.
    “Eğer başarılıysan demek milyonlarca dolar kazanıyorsun”
    “İyi bir anne ya da babaysan çocuklarınla asla anlaşmazlığa düşmezsin”
    Referans Tecrübeleri: Beyninizdeki o koskocaman dolabın içine attığınız referans tecrübe çorbası
    Bunun içine hayatınızda karşılaştığınız her şeyi atmışsınızdır. Hatta hayalinizde canlandırdığınız her şeyi de atmışsınızıdır.
    Bu referanslar, kararlarımızı yönlendiren inançları inşa etmekte kullandığımız ham maddelerdir. Bir şeyin bizimi açımızdan ne anlama geldiğine karar vermek için onu bir başka şeyle kıyaslamak, karşılaştırmak zorundayız. Örn. Acaba bu durum iyi mi? Ya da kötü mü? Tenis karşılaşmasını düşün (yazdığım)? İyi mi kötü mü, ama neye göre? Arkadaşlarınızın yaptıklarına ya da sahip olduklarına göre mi? Duymuş olduğunuz en kötü duruma göre mi? Her kararı verirken kullanacağınız sınırsız sayıda referansınız vardır. Hangi referansı seçtiğiniz bir tecrübenin sizin için ne anlam ifade edeceğini, o konuda kendinizi nasıl hissedeceğinizi ve bir dereceye kadar da ne yapabileceğinizi saptayacaktır.
    Dwayne Chapman (Lakabı Köpek)
    Hapse girmiş çıkmış (insan avcısı) Bu güne kadar 30002den fazla tutuklama sağlamış ülkede en iyi ajanlardan biri. Yıllık ortalama 360 kişiyi tutuklamış. Yani günde 1 tutuklama. Yaptığı tutuklama. Yaptığı değerlendirmeler. Köpek avının akrabalarıyla konuşuyor ve tülü yollarla onlardan ihtiyaç duyduğu enformasyonu alabiliyor. İzlemekte olduğu kişinin inançlarını, değerleri ve alışkanlık haline getirdiği kurallarını öğreniyor. Onların hayattaki referanslarını anlayınca onlar gibi davranması mümkün oluyor; onların ne yapacağını inanılmaz bir doğrulukta biliyor.
    Yani bu insanların Master Sistemini anlıyor, aldığı sonuçlarda ortada.
    “Bütün duygularımın kaynağı benim. Nasıl hissettiğimi benden başka hiç kimse ve hiçbir şey değiştiremez. Eğer ben herhangi bir şeye bir tülü tepki gösterdiğimi fark etsem, o tepkimi bir anda değiştirebilirim.
    Nedeni kaldırın, etki de yok olur. Mıguel de CERVANTES
    Adamın biri nehrin kıyısında durmuş, bakarken birden bire akıntıya kapıldı mı birini görü. Adam kayaların arasında çırpınıyor, imdat diye bağırıyordur. Hemen suya atlar, boğulmakta olan adamı kurtarır. Daha soluk soluğayken, nehirden yine çığlıklar duyar, yine atlar, bir kurtarış daha yapar. Bu sefer iki genç kadını kurtarmıştır. Daha düşünmeye fırsat bulamadan, bu seferde dört kişinin imdat diye bağırdığını duyar. Çok geçmeden adam yorgunluktan bitkin duruma gelir. Kurban ardından kurban kurtarmış ama çığlıklar hala sümektedir. Oysa biraz düşünüp nehrin yukarısına doğru yüzünce bütün bu insanları suya atanın kim olduğunu görecektir.
    Çabalarını sorunun etkisine değil de nedenine yöneltse bu kadar çırpınmak zorunda kalmayacaktır. Master sistemini anlamakla size, etkilerle uğraşıp yorulmak yerine, nedeni ortadan kaldırma olanağı getirecektir.
    Beni kontrol eden değerler nelerdir?
    Değerlerimin yerine geldiğini nasıl anlarım?
    Kurallarım nelerdir?
    Şu dört soruyu cevaplandırın
    En değerli anınız hangisidir?
    Dünyadaki açlığı, şu anda bir masum insanı öldüerek yok edecek olsaydınız, yapar mıydınız? Neden yapardınız ya da neden yapmazdınız?
    Bir kırmızı Porche’ye çarpıp, çamurluğunu çizmiş olsaydınız ortalıkta kimse olmasaydı, bir not bırakır mıydınız?
    Bir çanak dolusu canlı hamam böceğinin yerine karşılığında 10.000 dolar kazanacak olursanız, yer miydiniz? Neden yerdiniz? Ya da neden yemezdiniz?
    Unutmamanız gerekir ki tüm kararlar değerlerin netleşmesine bağlıdır. Sizin için neyin en önemli olduğunu bildiğiniz zaman karar vermek kolaylaşır. Ama pek çok insan, hayatlarında neyin en önemli olduğunu bilmez, bu yüzden de karar vermek onlar için bir tü işkence olur çıkar.
    Felsefeleriyle eylemleri birbirleriyle tutarlı bir hayat süen insanlarda bir güçlülük vardır.
    Hayatımızda neyin en önemli olduğunu bilmek ve ne olursa olsun bu değerlere göre yaşama kararını vermek zorundayız.
    Her kararı değerler yönlendirir ve çoğu durumda değerleri de koyan biz değilizdir.
    Hayattaki en yüksek on değerinizin listesini yazın? Hedefin ne olduğunu bilmeden, o hedefi vurabilmek çok güçtü.
    Önemli bir karar vermekte ne zaman zorluk çekseniz bilin ki değerleriniz konusunda kafanız karışık olduğu içindir.
    Yeni bir iş için ailenizi alıp ülkenin öbü yanına taşınmanız istense ne olacak? Sizin için neyin önemli olduğuna bağlıdır. Kişisel büyüme mi? Yoksa güvence mi? Serüven mi yoksa rahatlık mı?
    Değerler
    Bir şeye değer vermek demek, ona önem vermek demektir. Sizin sevdiğiniz şeylerin hepsi birer “değer” sayılır. Bu tü değerler aslında iki tiptir, biri sonuç, diğeri araç tüündedir.
    En çok neye değer verirsin? Sevgi (sonuç), aile(araç), para (araç). Aile ile para, yalnızca araçtır. Yani bunlar gerçekte istediğimiz duygusal durumları dolduracak yollardır.
    Aile sana ne veriyor? dense “sevgi, güvence ve mutluluk” Aslında değer verdiğiniz yani izlemekte olduğunuz şeyler sevgi, güvence ve mutluluktur. Para içinde aynı şey geçerlidir. Para senin için ne anlam taşıyor, sana ne veriyor? dense “özgülük, etki yapabilme, güvence, katkıda bulunabilme” dersiniz. Görüldüğü gibi ailede para da bir araçtır.
    Hayattaki zorluk, pek çok kişinin sonuç ve araç değerler arasındaki farkı anlamaması, bu nedenle çok acı çekmesidir. İnsanlar genellikle ARAÇ değerleri kovalamakla öylesine meşguldü ki, gerçek istekleri olan sonuç değerleri elde edememektedir. Sonuç değerler size doyum veren, hayatınızı zenginleştiren ödüllendirici kılan şeylerdir. Benim görebildiğim en büyük zorluklardan bir tanesi insanların kendilerine amaç seçerken hayatta en çok nelere değer verdiklerinin hiç farkında olmayışlarıdır. Bu nedenle seçtikleri amaca ulaşınca da “Hepsi bu muymuş” derler.
    Örn: Milletvekili olma amacı var. Olunca tüm zamanı toplantılarda protokol ve usullerin düğümlerini çözmekle geçiriyormuş. Amacına ulaşmış ama hayatının isteğini elden kaçırmış.
    Sizde bu tuzağa düştünüz mü “Sonuç yerine aracı kovaladınız mı? Gerçekten mutlu olmak için aradaki farkı bilmeniz, sonucun kendisini kovalamanız gerekir.
    {mospagebreak}
    Seminerlerde katılımcılara (hayatınızda süekli olarak yaşamanın sizin için önemli olduğu bazı duygular nelerdir?)
    Değerlerinizin Hiyerarşisi ( Değer verdikleriniz)
    1- Sevgi 7- Güç 13- Destek 19-Mücadele
    2- Başarı 8- İhtiras 14- Yaratıcılık 20- Ruhsal bütünlük
    3- Özgülük 9- Rahatlık 15- Çekicilik 21- Düüstlük
    4- Yakınlık 10- Sağlık 16- Coşkunluk
    5- Güven 11- Karşılıklı iletişim 17-Saygı
    6- Serüven 12- Eğlence 18- Olgunluk
    (1 den 14 e kadar sıralayın)
    Bunların hepsine aynı oranda değer veremezsiniz. Bazılarını elde etmek için, biraz daha çok şey yaparsınız.
    Herkesin bu listeye baktığında bir değerler hiyerarşisi vardır. Değerlerinizin hiyerarşisi vardır. Değerlerinizin hiyerarşisi, her an verdiğiniz kararları etkileyecektir. Hemen bir süe ayırın en çok değer verdiğinizi 1 numaraya yazarak, en az değer verdiğinizi 10 numara şeklinde sıralayın. Kendi önem sıralamanızı yazın.
    Kendinizi değiştirmek için değer hiyerarşinizi değiştirin. Başkalarının değerlerini bilirseniz onlarla daha rahat bir iletişim kurarsınız. Nasıl karar verdiklerini anlarsınız.
    Karakterinize şöhretinizden daha çok önem verin, çünkü karakteriniz, aslında neyseniz odur, oysa şöhretiniz, başkaları sizi ne sanıyorsa odur. John WOODEN
    Süekli olarak kaçınması sizin için en önemli olan duygulardan bazıları nelerdir?
    Reddedilme
    Öfke
    Hırslanma
    Yalnızlık
    Depresyon
    Başarısızlık
    Küçük düşme
    Suçluluk
    Bu duygu durumlarının hepsi, hissetmekten kaçmak istediğimiz şeyler midir? Elbette çünkü bunlar acı verir. Bazıları size daha çok acı verdi değil mi? Bunlarda da bir hiyerarşi vardır. En çok kaçındığınızı başa, en azını en son ayazın.


    http://www.edebyahu.com/odevyazdir/1119

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye -BaDe- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Nerden
    Eskişehir
    Mesaj
    1.588
    Rep Gücü
    20917
    Yaklaşma Değerlerim
    Sevgi / Sıcaklık
    Sağlık / Canlılık
    Zeka / Neşe
    Eğlence / Mutluluk
    Düüstlük
    Öğrenmek / Büyümek
    Bir fark yaratmak
    Başarmak
    En iyisi olmak
    Yaratıcılık
    Katkı
    Yatırım
    Esneklik
    Merhamet
    Mutlu olmak için başarmak yerine, mutlu mutlu başarmak. Bana iç ruh güzelliği ver, dış ve iç insan bir olsun. SOKRAT
    Neyi tekrar tekrar yapıyorsak, oyuz. ARISTO
    Karanlığı silmek için o kadar da fazla ışık gerekmiyor.
    Kurallar: Mutlu Değilseniz İşte Nedeni
    Sizin kendinizi iyi hissetmeniz için ne olması gerekir?
    Birinin sizi kucaklaması, öpmesi, size ne kadar saygı duyduğunu, sizi ne kadar sevdiğini söylemesi mi gerek? Yoksa bir milyon dolar mı kazanmalısınız? Patronunuz sizi takdir mi etmeli? Amaçlarınızın tümüne ulaşmanız mı gerekli? Seçkin bir araba kullanıp, seçkin partilere gidip, seçkin insanlarla tanışık mı olmanız gerek?
    Aslına bakarsanız, sizin kendinizi iyi hissetmeniz için hiçbir şeyin olması şart değil. Biz böyle zannediyoruz.
    “Hayatlarımızı kendi kontrolümüzün dışındaki bir şeyden mutlu olacak biçimde yapılandırırsak, acı çekeriz!”
    Bundan böyle acının gelip beni sarsacağı korkusuyla yaşamak istediğim için, ayrıca kendimi zeki bir insan saydığım için kurallarımı yeni baştan tasarladım. Acıyı ve zevki ancak kendim uygun bulduğum zaman, ve kendi zihnimi, vücudumu, duygularımı yönlendirme kapasiteme göre yerinde bulduğum zaman çekerim, dedim.
    “Ne olursa olsun olaydan zevk almaya karar verin!” çok şeyin değiştiğini göreceksiniz.
    Bu kuralı kabul etmek standardınızı yükseltmektir. Kendinizi daha yüksek bir standarda adıyorsunuz, koşullar ne olursa olsun zevk alıyorsunuz demektir.
    Bizim duygu ve davranışlarımızı yöneten, neyin iyi, neyin kötü olduğu yolundaki, neyi yapmamız, neyi yapmaya mecbur olduğumuz konusundaki inançlarımızdır. Bu standartlar ve kriterlere ben kurallar adını vermiş bulunuyorum.
    Çoğumuz kendimizi kötü hissetmek için çeşitli yollar yaratmışızdır, ama iyi hissetmek için bir tek yol vardır.
    Bir Kuralın Güçlendirici Mi, Güçsüzleştirici Mi Olduğunu Nasıl Anlarız?
    Ulaşılması imkansızsa güçsüzleştirici inançtır. Eğer kriterleriniz çok karmaşık ya da çeşitli ya da yoğunsa, hayat oyununda hiç kazanma şansı tanımıyorsa, besbelli güçsüzleştirici bir kuralınız vardır.
    Kuralınızın yerine gelmesi, sizin kontrol edemediğiniz bir şeylere bağlıysa, yine güçsüzleştirici kuraldır. Örn: Eğer diğer insanların size belli bir biçimde davranması söz konusuysa, kural kesinlikle güçsüzleştiricidir.
    Size pek az mutluluk şansı, pek çok mutsuzluk ihtimali veren kural da yine güçsüzleştiricidir.
    Hayatınızın güzel işlemesi için tek yapacağımız, yeni bir değerlendirme sistemi kurup, kuralları da ulaşabilir, kılmak, kendimizi iyi hissetmeyi kolaylaştırıp kötü hissetmeyi zorlaştırmaktır.
    Bizi değerlerimize doğru çekecek kurallar tasarlamalıyız, bu kurallar kesinlikle ulaşılabilir olmalı, kullandığımız kriterlerde şahsen kontrol edebileceğimiz şeyler olmalı ki kapıyı çalan biz olalım, dış dünya gelip çalsın diye beklemeliyim.
    Kötü hissetmeyi zorlaştırmak, iyi hissetmeyi kolaylaştırmak elinizde.
    Sosyolojide “etnosantrite” diye bir kavram vardır. Anlamı: Kendi kültüünüzdeki kuralların, değerlerin ve inançların, tek geçerli olanlar olduğuna inanmaya başlarız. Bu çok sınırlayıcı bir zihinsel durumdur.
    Çevrenizdeki herkesin sizden farklı kural ve değerleri vardır ve onlarınki de sizinkinden ne daha iyidir, ne de daha kötüdü. Kilit soru: Kuralların doğru ya da yanlış olması değil, sizi güçlendirici mi, yoksa güçsüzleştirici mi olduklarıdır.
    Her kızgınlık bir kuralın ihlalidir.
    Başka bir kişiyle ilgili her sıkıntınızın temelinde , kuralların bozulması yatar. Bir şeyi yapar, ya da bir şeyi yapmayı verir, sizin ne yapılması gerektiği konusundaki inançlarınızdan biri ihlal edilmiş olur.
    Demek birine kızarsanız unutmayın sizi rahatsız eden o kişinin davranışı değil, sizin kurallarınızdır.
    Kurallar
    Her şeyi saptayan, kurallardır. Nereye gittiğimizi, ne giydiğimizi, kim olduğumuzu, nelerin bizce kabul edilebilir, nelerin kabul edilemez olduğunu, kimlerle arkadaş olacağımızı, herhangi bir durumda mutlu ya da mutsuz olacağımızı saptayan hep onlardır.
    Siz onlara çok bağlısınız, onları uyguluyorsunuz, diye hepsi en iyi ve en doğru kurallar olmak zorunda değildir. Kuralların ilişkilerimizi güçlendirecek biçimde tasarımlanması gerekir, mahvetmek üzere değil. Bir kural size engel çıkardığı zaman, kendinize sormanız gereken soru şudur: “Hangisi daha önemli? İlişkim mi, yoksa kurallar mı?”
    Hayatınızın kontrolünü elinize almak, iş hayatınızda başarılı olmak, temaslarda iyi olmak, çocuklarınızı etkileyebilme, eşinizle yakınlaşabilmek istiyorsanız, onların ilişkilerle ilgili kurallarını peşin peşin öğrenin ve sizinkileri de ona açıklayın.
    Eğer kendi kurallarınızı açıklayamıyorsanız, insanlardan sizin kurallarınıza göre yaşamalarını boşuna beklemeyin. Ve siz biraz ödün verip onların bazı kurallarına göre yaşamayı kabul etmedikçe, onların da sizin kurallarınıza göre yaşamasını asla bekleyemezsiniz.
    Kuralların Yeniden Sıralanışı
    Kendinizi başarılı hissetmeniz için ne olması gerekir?
    Çocuklarınız, eşiniz, anne-babanız ve sizin için önemli olan insanlar tarafından sevildiğinizi hissetmeniz için ne olması gerekir?
    Kendinize güvenmeniz için ne olması gerekir?
    Hayatınızın herhangi bir alanında mükemmel olduğunuz hissetmeniz için ne olması gerek?
    Kuralların tasarlanırken, kontrolün sizin elinizde olmasını sağlayan şeyler bulun, kendinizi iyi ya da kötü hissetmeniz dış dünyanın eline kalmasın. Öyle kurun ki iyi hissetmek inanılmayacak kadar kolay, kötü hissetmek inanılmayacak kadar zor olsun.
    Bunu ailenize, eşinize, çocuğunuza sorun. Onların kurallarını öğrenin. Eğer kuralları bilmezseniz, onları er geç ihlal edeceğiniz için mutlaka kaybedersiniz. Ama insanların kurallarını önceden tahmin edebilir, ihtiyaçlarını karşılar, ilişkinizi zenginleştirirsiniz.
    Unutmayın en güçlendirici kural, ne olursa olsun eğleniyor olmak, iyi vakit geçirmektir.
    Referanslar
    Eğer insanların yaptıkları şeyleri neden yaptıklarını anlamak istiyorsak, hayatlarının en önemli ve etkili referans tecrübeleri bize kesinlikle bazı ipuçları verebilir.
    Referanslar aslında inançlarımızın, kurallarımızın ve değerlerimizin ruhunu, yapıtaşlarını oluşturur.
    Referanslarımızın daha çok ve daha kaliteli olması, seçeneklerimizin potansiyel düzeyinin de daha yüksek olmasına yol açar. Daha çok sayıda ve daha kaliteli referanslar, olayların ne anlama geldiğini ve bizim ne yapabileceğimizi daha etkin değerlendirmemizi sağlar.
    İnançlarımızı oluşturan bizim referanslarımız değil onları yorumlayış ve düzenleyiş biçimimizdir.
    Referanslar sinir sistemine kaydetmiş olduğumuz bütün hayat tecrübelerimizdir.
    Referansların bize sunduğu en değerli şeylerden biri, bir emin olma duygusu vermeleridir. Onlar olmasa tüm hayatımızı korkular ve kuşkular içinde yaşardık, işlev göremez hale gelirdik.
    Bebekler neden kirli kül tablalarına uzanıp izmariti eline almak, ağzına sokup çiğnemek ister? Bunun onlara iyi gelmeyeceği yolunda hiç referansları olmadığı için değil mi?
    Referanslarınızı nasıl kullanıyorsunuz? Onları bilinçli olarak sizi güçlendirecek biçimde, amaçlarınız destekleyecek biçimde mi yorumluyorsunuz?
    Referanslarınızı kullanış biçiminiz, nasıl hissettiğimizi saptayacaktır, çünkü bir şeyin iyi ya da kötü oluşu, sizin onu neyle karşılaştırdığınıza bağlıdır.
    Referanslar yalnız gerçek tecrübelerle sınırlı değildir. Hayal gücümüzde referans kaynağıdır.
    Unutmamamız gerekir ki, hayal gücümüz, irademizden on kat daha güçlüdü.
    Hayal gücü serbest bırakıldığında, bize verdiği emin olma ve vizyon, geçmişin sınırlarının çok ötesine geçer.
    Ya Thomas Edison, ampul yapma konusundaki ilk başarısız girişiminden sonra vazgeçseydi? Ya yüzüncü başarısız girişimden sonra vazgeçseydi? Şansımız var mı ki, bininci girişiminde bile dayandı. Her yenilgiyi bu olmayacak diye yorumlayabilirdi. Ama her yenilgiyi çözüme biraz daha yaklaşma biçiminde bir destek olarak aldı.
    Başarılı kimselerin biyografilerini oku.
    Referans olarak, kendi kişisel tecrübelerinizle bile sınırlı değilsiniz. Başkalarının referanslarını ödünç alabilirsiniz. Bütün referansların gücü vardır ve sizin tüm hayatınızı hangisinin değiştireceğini önceden bilemezsiniz.
    Hayal gücü, bilgiden daha önemlidir. Albert EINSTEIN
    Kötü tecrübe yoktur.
    Tekrarlar becerinin anasıdır.
    İnsan doğruyu ancak yüeğiyle görü, önemli şeyler gözle bakılınca görülmez. Antonie de Saint-EXUPERY
    Sınırlı referanslar, sınırlı bir hayat yaratır. Hayatınızı genişletip zenginleştirmek istiyorsanız aramadıkça hayatınıza girmeyecek fikir ve tecrübeleri kovalayarak referanslarınızı genişletmeniz gerekir. Unutmayın ki,iyi fikir durup dururken karşınıza çıkmaz. Onu aktif biçimde aramanız gerekir. Güçlendirici fikir ve tecrübeler, ancak peşine düşülüse elde edilir.
    Hayatı hakkıyla anlamanın, kendimize en yüksek düzeyde seçenekler tanımanın en güçlü yolarından biri, mümkün olduğu kadar farklı tiplerle referanslarla yüz yüze gelmektir.
    İnsanları anlamak ve sevmek istiyorsak, bunun en güçlü yollarından biri onların referanslarından bazılarını paylaşmaktır.
    Unutmayın hayatınızdaki sınırlar büyük olasılıkla sınırlı referanslarınızın sonucudur. Referanslarınızı genişletin, hayatınızda hemen genişleyecektir.
    Biraz süe ayırıp kişi olarak kim olduğunuzu etkilemiş beş en güçlü tecrübeyi yazın. Yalnız tarif etmekle kalmayın o tecrübenin sizi nasıl etkilediği de yazın.
    Başka kişiler sizi nasıl bir insan olarak görüyorlarsa, size verdikleri tepki ve cevaplarda ona göre biçimlenir.
    Değerli insanların en iyi etkileri, onların yanından ayrıldığımız zaman hissederiz. Ralph WALDO EMERSON
    Kim olduğumuz konusunda yeni inançlar geliştirdikçe, davranışımızda değişip bu yeni kimliği destekler hale gelecektir.
    İlaç bağımlısı olan bir kişinin kalıcı bir değişiklik yaratmasının tek yolu, inancını “Ben ilaç bağımlısıyım” dan kurtarıp “ ben sağlık tutkunuyum”, ya da “Ben hiçbir derdin kalıcı olmayacağının canlı örneğiyim” biçiminde ya da buna benzer bir başka biçimde değiştirmektir. Yeni kimlik her neyse ilaçlarla ilgili olmalıdır.
    Kimliğinizdeki bir değişiklik, tüm master sisteminizin değişmesine yol açabilir.
    Siz kendi kimliğinizi bilinçli olarak mı seçtiniz, yoksa kimliğiniz insanların size söylediklerinin, hayatınızdaki önemli olayların, sizin onayınızla yer almış başka faktörlerin bir sonucu mu? O kimliğinizin oluşmasını desteklemek için hangi tutarlı davranışları benimsediniz. ( Mesela: Dini yaşadığınızı belli edin, yaşamak zorunda kalırsınız)
    Şimdi diyebilirsiniz ki “ benim kimliğim, tecrübelerimin çizdiği sınırlar içinde değil mi?” Hayır kimliğiniz sizin tecrübelerinizi yorumlayış biçiminizin sınırları içinde. Kimliğiniz kim olduğunuza karar verdinizse odur. Kendinizi neye bağlamak istedinizse odur. Kendinize verdiğiniz etiket neyse, o olursunuz. Kimliğinizi tanımlayış biçiminiz, hayatınızı da tanımlar.
    “ Kriz” kelimesi Çince yazıldığında iki harften oluşmakta, bu harflerin biri tehlikeyi, diğeri ise fırsatı temsil etmektedir. John F. KENNEDY
    Kimliğimizi değiştirmek çoğumuza ükütücü ya da olanaksız gözükü. Kim olduğumuz konusunda çekirdek inançlarımızdan kopmak bize çok yoğun acılar verir.
    Kimsiniz siz?
    İstersek duygularımız açısından tanımlarız.
    İstersek mesleğimiz açısından tanımlarız.
    İstersek unvanımıza göre tanımlarız.
    İstersek gelirimize göre tanımlarız.
    İstersek davranışlarımıza göre tanımlarız.
    İstersek sahip olduğumuz şeylere göre tanımlarız.
    İstersek manevi inançlarımıza göre tanımlarız.
    İstersek görünüşünüze göre tanımlarız.
    İstersek geçmişimize göre tanımlarız.
    Ben kimliğimi gelecekte olacağımdan emin olduğum “ben” ile birleştirdim. Fazla beklemem gerekmedi. O kişi olarak yaşamaya hemen başladım.
    Ben Kimim?
    Eğer aslında kim olduğunuzu tanımlayacak bir kimlik kartı yaratacak olursanız, üzerinde neler bulunurdu, neleri oraya yazmazdınız? Resim olurmuydu? Hakkınızdaki önemli istatistiksel bilgileri yazar mıydınız? Fiziksel görünüşünüzü? Başarılarınız? Duygularınızı? İnançlarınız? İlgi duyduğunuz şeyleri? Umutlarınızı? Sloganınızı? Yeteneklerinizi? Biraz zaman ayırıp o kimlik kartınızda neler bulunacağını ve neler bulunmayacağını yazın ki onu gösterdiğiniz kişi sizi gerçek anlamda tanısın.
    Kimlik Kartım
    Eğer kimliğinizin acı yarattığını görüyorsanız, unutmayın ki kimliğim dediğiniz şey, kendinizi neyle tanımlamaya karar verdiyseniz odur. Bunların hepsini bir anda değiştirebilirsiniz. O güç zaten içinizde.
    Kendinizi Yeniden İcat Etme Gücü
    Kimliğinizde istediğiniz her şeyin bir listesini hemen yapın. Sizin sahip olmak istediğiniz o özelliklere sahip insanlar kim? Size rol modeli olabilirler mi?
    Kendinizi bu yeni kimlikle birleşiyor gibi hissedin. Nasıl soluk alırdınız, düşünün. Nasıl yüüdünüz? Nasıl konuşurdunuz? Nasıl düşünüdünüz? Nasıl hissederdiniz?
    Eğer kimliğinizi ve hayatınızı gerçekten genişletmek istiyorsanız, o zaman ne olmak istediğinize hemen şimdi, bilinçli olarak karar verin. Heyecanlanın, yeniden çocuk olun. Bugün ne olmaya karar verdiğinizi tarif edin. Bir süe ayırıp genişletilmiş listenizi yazın.
    Şimdi gerçekten yeni kimliğinizle tutarlı biçimde yaşadığınızı sizi inandırabilecek hareketlerle ilgili bir eylem planı yapın.
    Son adımda kendinizi yeni kimliğinize bağlamak için durumu çevrenizdeki herkese duyurmaktır.
    Ama en önemli duyurma da kendinize duyurmaktır. Etiketinizi kullanıp kendinizi her gün tarif edin, yeni kimliğe kendinizi şartlandırın.
    {mospagebreak}
    Birinci Gün
    Süekli duygularınızın kontrolü elinize alın ve bilinçli olarak gündelik hayat tecrübenize eni bir biçim vermeye başlayın.
    Ödev
    Ortalama bir hafta içinde hissettiğiniz bütün duyguları yazın.
    Bu duyguların tetiğini çekmek için kullandığınız olay ya da durumları yazın.
    Her olumsuz duygu için bir panzehir bulun ve uygun araçlardan birini kullanarak eylem sinyaline cevap verin.
    Kelimelerimi değiştirmemiz gerekiyor?
    Bu duygusal durumla ilgili inançlarımızı değiştirmemiz gerekiyor?
    Kendinize yeni bir soru sormamız mı gerekiyor?
    Sorunlar yerine süekli çözümlere odaklamayı hatırlayın.
    İkinci Gün
    Sinir sisteminizi şartlandırıp, size istediğiniz sonuçları verecek davranışları üetmeyi nasıl öğrendinizse, yaşamakta olduğunuz fiziksel kaderiniz de, metabolizmanın nasıl şartlandırdığınıza, kaslarınızı nasıl şartlandırıp özlediğiniz düzeyde enerji ve sağlamlık elde etmenize bağlıdır.
    Örn: Amacı bir dünya rekoru kırmaktı. Peş peşe on bir gün boyunca, her gün yirmi bir saat koşuyor, yalnızca üç saat uyuyordu. Zihinsel güdüleri de fiziksel güdüleri kadar amansızdı. Ömrü boyunca yaşadığı gündelik hayatından kopmuştu artık. Yıllar boyunca yaşadığı gündelik hayatından kopmuştu artık. Yıllar boyunca hem vücudunu, hem de zihnini eğitmişti. Amacı mı? Eski rekoru kırmak 1000 millik yolu on bir gün ve on dokuz saatte koşmak. Ortalama günde seksen dört mil tutuyordu. Stu Mittleman, zihni ve vücudu şartlandırmakla kişinin inanılmaz sonuçlar elde edebileceğini gösterdi. Bu örnekle, insan kapasitesinin inanılmaz olduğunu, kendimizden beklediğimizi adım adım geliştirirsek her şeyi başarabileceğimizi kanıtladı.
    Egzersiz Programı (İlk Önce)
    Haftada en az üç seansla başlayın. Önce 15 dakika ısınma, sonra 20 dakika aerobik, sonrada soğumak için 15 dakika olmalı.
    Bize zevk veren tüm paternler gibi egzersizinden ne kadar yüksünüyor olursanız olun, doğru düüst eksersiz yapmanın ne zevkli şey olduğunu öğrendiğiniz anda, büyük olasılıkla bu işin çeliciliğine herkesten çok kapılacaksınız.
    Hayat kalitenizi yükseltecek fiziksel canlılığa hepimizin ihtiyacı vardır. Fiziksel kaderiniz, zihinsel duygusal, parasal ve ilişkisel kaderinizle çok yakından ilgilidir.
    Üçüncü Gün
    Kişisel ilişkilerinizdeki kalitenizi ölçebilir düzeyde arttırın ve en çok sevdiğiniz insanlarla duygusal bağlarınızı derinleştirmek için “başarılı ilişkiler” le ilgili altı ilkeyi gözden geçirin.
    Altı İlke
    Eğer ilişkiyi paylaştığınız insanların değerlerini ve kurallarını bilmiyorsanız, kendinizi acıya hazırlarsanız fena olmaz.
    İnsanlar birbirini çok seviyor olabilirler. Ama herhangi bir nedenle sevdikleri kişinin kurallarını habire ihlal ediyorlarsa, bu ilişkide büyük sorunlar ve stresler başlar. Unutmayın her geçimsizlik bir kural ihlalidir. Birinin kurallarını biliyorsanız, bu tü zorlukları önceden önleyebilirsiniz.
    İlişkilerdeki en büyük zorluklardan bazıları, insanların ilişkiye bir şey koparabilmek için girmesinden kaynaklanır. Kendilerini iyi hissetmelerine yol açacak birilerini arıyorlardır. Aslında bir ilişkinin kalıcı olabilmesinin tek yolu, sizin o ilişkiyi “alma değil verme fırsatı” olarak görmenizdir.
    Hayattaki her şey gibi, ilişkininde beslenebilmesi için bazı şeyleri sağlamak, bazı konularda uyanık olmak gerekir. İlişkilerde bazı işaretler vardır, onların anlamı bu sorun çığrından çıkmadan hemen üstüne eğil, demektir.
    Bir ilişkiyi öldüen 4 aşama vardır.
    Bunları teşhis ettiğimiz anda hemen müdahale edebilir, sorunları büyümeden, ilişkiyi bozacak hale gelmeden alt edebiliriz.
    Birinci Aşama Direnme: Bir ilişkinin ilk zor aşaması, içinizde bir direnme duygusu hissetmenizdir. Herhangi bir ilişkiye giren herkes, zaman zaman karşınızdakinin söylediği ya da yaptığı bir şeye karşı bu duyguyu hissetmiştir. Direnme o kişiden uzaklaşmak ya da canı sıkılmak, kendini ondan ayrı hissetmek demektir.
    Örn. Belki bir partide sizi rahatsız eden fıkralar anlatıyorlardır, keşke anlatmasalar diyorsunuzdur. Ama işin zorluğu çoğu insanın bu duyguyu hissettiğini hiç söylememesi, sonuçta duygunun büyüyüp biçim değiştirecek bir başka duyguya dönüşmesidir ki o da.
    İkinci Aşama Gücenme: Eğer direnme duygusu çözümlenememişse gücenmeye dönüşü. Artık yalnız tedirgin değilsinizdir, karşınızdakine kızıyorsunuzdur. Kendinizi ondan ayırmaya başlar, aranıza bir duygusal engel dikersiniz. Gücenme yakınlık duygusunu öldüü. Değiştirilemez, iletişimle açıklanmazsa, bu sefer yine biçim değiştirir, başka bir duygu olur, o da.
    Üçüncü Aşama Reddetme: bu noktada, içinizde öyle çok güceniklik birikmiştir ki, karşınızdakini suçlu görecek nedenler aramaya başlar, ona sözle ya da sözsüz olarak saldırılara başlarsınız. Bu aşamada artık her şeyi tedirgin edici ya da üzücü görmeye başlamışınızdır. Bu noktada yalnız duygusal ayrılma değil, fiziksel ayrılma da yer alır. Eğer reddetmenin dev***** izin verilirse, acımızı azaltmak için bir sonraki duyguya geçeriz. O da.
    Dördüncü Aşama Bastırma: Reddetme aşamasından gelen öfkeyle başa çıkmaktan usandığınızda, duygusal uyuşukluk yaratarak acınızı azaltmaya çalışırsınız. Acı duymaktan kaçarsınız, ama ihtirastan ve heyecandan da uzaklaşmış olursunuz. İşte bu bir ilişkinin en tehlikeli aşamasıdır. Çünkü bu aşamada sevgililer “oda arkadaşı” oluverir. Bu çiftin bir sorunu olduğunu kimse anlayamaz, ama ortada ilişki diye bir şey kalmamıştır.
    Bu dört duyguyu önlemenin anahtarı nedir?
    Erkenden durumu açıklayıp konuşun. Kuralarınızı söyleyin, onlara uyulmasını sağlayın.
    Değişim sözlükçesi kullanın.
    “Şöyle yapmana dayanamıyorum” yerine “bunun yerine şöyle yapmanı tercih ederim” deyin.
    İlişkilerinizin hayatınızdaki en yüksek öncelikler olmasını sağlayın, yoksa gündelik acil işleriniz ardında geri plana itilirler. Yavaş yavaş duygusal yoğunluk ve ihtiras söner.
    Her gün o günü daha iyi kılmaya odaklanın. Bu da ilişkiniz kalıcı hale getirmekte çok önemli rol oynar. İlişki biterse neler olacağına odaklanmak yanlıştır. Unutmamalıyız ki neye odaklanırsak o olur.
    Bir ilişkide, nereye gitmek istiyorsanız oraya odaklanın. 8araba yarışı okulunu, yan duvara çarpma meselesini hatırlayın) korktuğunuz şeye değil.
    Her gün ilişkiniz olan o insanın nesini çok sevdiğiniz konusunda yeniden asosiyasyon yapın. Bağlılık duygularınız takviye edin, yakınlık ve çekicilik duygularınızı yenileyin.
    Ödev
    Bir gün zaman ayırıp sizin için önemli olan kişiyle konuşun, bu ilişkide her biriniz için neyin en önemli olduğunu öğrenin. Birlikteliğinizde sizin için en yüksek değerler nelerdir ve o değerlerin yerine geldiğini hissetmeniz için neler olması gerekmektedir.
    Sizin için seviyor olmanın, haklı olmaktan daha önemli olduğuna karar verin. Eğer herhangi bir zamanda kendinizin haklı olduğu iddiasına kalkıştığınız fark ederseniz hemen paterni kırın. Derhal kesin tartışmaya daha sonra, anlaşmazlığı çözecek duruma geldiğiniz zaman devam edin.
    İşler kızışınca kullanabileceğiniz bir patern kesme yöntemini birlikte kararlaştırın.
    Böylelikle ne kadar öfkeli olursanız olun, en azından bir an için gülümseye bilir, sıkıntıyı bir kenara atabilirsiniz. Olayı her ikiniz içinde kolaylaştırmak için bulabileceğiniz en garip ve en komik patern kesme biçimini seçin. Bu aranızda özel bir şaka olsun.
    Direnme hissedince bunu yumuşatarak söyleyin. Örn: “ Biliyorum saçma bir tutkum var, ama sen böyle yapınca tersine okşanmış kedi gibi oluyorum.”
    Akşamları birlikte çıkacağınız günler seçin. Tercihen haftada bir ya da ayda iki kere olsun, sırayla birbiriniz şaşırtacak, en romantik ve eğlenceli programlar seçecek yollar bulun.
    Her gün 180 saniye süecek bir ıslak öpücüğe zaman ayırmayı unutmayın.
    Servet sahibi olmanın beş temel unsurunu öğrenerek parasal kaderinizin geleceğini elinize alın.
    Her şeyin değeri teknolojiye bağlıdır. Teknoloji bazen artık malı, paha biçilmez bir kaynak malı haline getirilebilir.
    Paul Pilzer’e göre “gerçek servet” “Çok az değeri olan bir şeyi alıp, onu çok fazla değerli bir şey haline çevirebilmektir.”
    Fikirleri ve düşünceleri alıp onları üüne ve hizmete çeviren insanların yaptığıdır gerçek servet. Servetlerin tümü zihinde başlar.
    Adı ister Bill Gate olsun, ister Ross Perot, ister Sam Walton, ister Steven Jobs. Bu insanların her biri, gizli bir diğeri yeni fikirleri, enformasyonu, sistemleri almış, onları belli bir biçimde düzenleyip daha çok insanın kullanımına sunmuşlardır. Bu katma değeri yaratırken de, korkunç büyüklükte ekonomik imparatorluklar kurmuşlardır.
    Kalıcı Servet Kazanmanın Beş Temel Prensibi
    İlk Anahtar Servet Yaratma Yeteneğidir.
    Şimdi harcadığımız kadar zaman şimdikinin 1000 katı kadar para kazanmanız mümkün olabilir mi? Kesinlikle olabilir. Eğer şirketiniz için bir başkasından 1000 kat daha değerli olmayı başarırsanız.
    Servetin anahtarı daha değerli olmaktır. Eğer daha çok beceriniz, daha çok yeteneğiniz, daha çok zekanız, daha çok ihtisas bilginiz, az kişinin yapabildiği şeyleri yapabilme kapasiteniz varsa ya da daha yaratıcı, daha geniş çapta katkıda bulunursanız, aklınızdan geçiremeyecek kadar çok kazanabilirsiniz.
    Gelirinizi arttırmanın bir tek önemli ve güçlü yolu vardır. O da insanların hayatına süekli gerçek değer katmanın yollarını bulmaktır, bu arada siz de zenginleşirsiniz.
    Bir şirketim gerçek amacı, tüm müşterilerinin hayat kalitesini yükseltecek üünler ve hizmetler yaratmaktır.
    Eğer bu süekli bir biçimde sağlanırsa, kar da kendiliğinden garanti altına alınmış olur.
    Her gün yapmanız gereken şey, Bilginizi, becerilerinizi daha çok verme yeteneğinizi arttırmaktır. İnsanın kendi kendini eğitmesi bu yönden çok önemlidir.
    Bu gün bulunduğumuz yerde daha çok ar kazanmak istiyorsanız bunu yapmanın en kolay yolu kendinize soru sormaktır. Bu şirket için kendimi nasıl daha değerli hale getiririm? Daha az süede daha çok şey başarmasını nasıl sağlarım? Asıl daha çok miktarda değer katarım? Hangi yeni sistemleri geliştirebilirim?
    Eğer insanların daha azla daha çoğu başarmasına yardımcı olabilirsek, o zaman o kişileri gerçek anlamda güçlendiriyoruz demektir. Bu arada biz de ekonomik açıdan güçleniriz. Yeter ki kendimizi bunu yapabilecek pozisyona sokalım.
    Finansal kader seminerleri ( bu arada katılımcılar beyin fırtınası uygulayıp, daha çok katma değer yaratma ve gelirlerini arttırma yolları ararlar. Onlara ellerinde şu anda kullanıp kullanmadıkları kaymakların olup olmadığını sorarız? Nasıl daha kaliteli üün ve hizmet sunabiliriz?
    Ürünler ve hizmetler süekli olarak değişmektedir, ama bir şeyi alıp çok sayıda insana ulaştırmanın yollarını keşfedenler her zaman zenginleşecektir. ABD’ nin en zengin iş adamı Sam WALTON’un sırrı bu olmuştur. Kendisi bir dağıtım şirketi kurarak zenginliğe kavuşmuştur. Ross Perot da EDS’ de aynı şeyi enformasyonla yapmıştır. Zaten yüksek değeri olan bir şeyi insanlara nasıl ulaştırabileceğinizi ya da nasıl daha ucuz maliyetle ulaştırabileceğinizi bulursanız o zaman değer katmanın yolunu da bulmuşsunuz demektir. Değer katmak yalnızca üün yaratmak değildir. O üünde ya da hizmetten daha çok sayıda insanın yararlanıp hayat kalitelerini arttırmanın yolunu bulmakta olur.
    Şirketlerin yapabileceği en iyi yatırım, kendi insanlarının eğitimine ve gelişmesine yapacakları yatırımdır.
    Servet insanın düşünebilme kapasitesinin üünüdü. Ayn RAND
    İçinde bulunduğum herhangi bir çevreye nasıl daha çok değer katabilirim? Diye sorun.
    Kendinizi yalnız kişisel kazanç uğruna yapacağınız katkılarla sınırlamayın.Evinizde, okulunuzda, toplumunuzda nasıl değer katabilirsiniz.
    İkinci Anahtar Servetinizi Korumaktır.
    Parayı korumanın tek yolu vardır, o da şudur. Kazandığınızdan az harcayın, aradaki farkı yatırıma yöneltin.
    Tüm yatırım planlarınızı uzun vadeli düşünerek verin. Açık seçik bir harcama planlarınız olsun, yatırım planlarınız olsun.
    Servetinizi südümenin en güvenli yolu, gelen paranın yüzde onunu, daha o paranın yüzünü görmeden ayırıp yatırmaktır.
    Eğer eşinizle ikiniz, her ay hayatınızın hangi alanına ne kadar para harcayacağınızı açık seçik belirlemişseniz, aranızdaki tartışmaların büyük bir bölümü de ortadan kalkacaktır.
    Şimdi diyeceksiniz ki, “Ama yatırımlar beni büyütmeyecek mi? Evet ama enflasyonu düşünün ve üçüncü adımı da atın.
    Üçüncü Anahtar Servetinizi Arttırın.
    Bunu nasıl sağlarsınız? Kazandığınızdan az harcamak, aradaki farkı yatırıma yöneltmeli ve yatırım kazançlarınızı da yatırıma ekleyerek bileşik büyüme sağlamalısınız.
    Finansal açıdan başarılı olanlar, paralarının belli bir yüzdesini ayırıp yatırım yapanlar o paranın geliriyle de yatırım yapmayı südüenler, sonunda o gelirin artık çalışmadan yaşayabilecekleri kadar büyüme olanağını hazırlayanlardır.
    Ortada açık seçik bir yatırım planı yoksa, sonunda parasal başarısızlığa uğrarsınız.
    Dördüncü Anahtar Servetinizi Korumaktır.
    Beşinci Anahtar Servetinizin Tadını Çıkarmaktır.
    Bugünün Ödevi
    Çalıştığınız yerde daha fazla değer katacak bir süeç uygulayın.
    En az yüzde 10 biriktirmeye karar verin, onu hemen ayırıp planlı bir hesaba yatırın.
    İyi bir antrenör bulun. Finansal kitap alın.
    {mospagebreak}
    Beşinci Gün
    Yaptığınız işe inancınızı katın. Ralph Waldo EMERSON
    İyimserler Kulübü Düsturu
    Güçlü olmaya ve hiçbir şeyin huzurunuzu bozmasına izin vermemeye;
    Her karşılaştığınız insanla sağlık, mutluluk ve varlık konusunda konuşmaya;
    Tüm dostlarınıza kendilerini değerli hissettirmeye;
    Her şeyin güneşli tarafına bakmaya ve iyimserliğinizi göstermeye;
    Hep en iyi şeyleri düşünmeye, en iyi şeyler için çalışmaya ve en iyi şeyleri beklemeye;
    Başkalarının başarısı içinde kendi başarınız için olduğu kadar heves göstermeye;
    Geçmişin hatalarını unutup gelecekte daha büyük başarılara doğru gitmeye;
    Her zaman neşeli bir yüzle dolaşıp her karşılaştığınız yaratığa gülümsemeye;
    Kendinizi geliştirmeye çok zaman ayırdığınız için başkalarını eleştirecek zaman bulamamaya;
    Kaygılanmayacak kadar büyük, kızmayacak kadar soylu, korkmayacak kadar mutlu olmaya;
    Kendi kendinize söz verin.
    John Wooden’in 7 Maddelik Düsturu
    Kendi Değerine Ulaşmak
    Kendine karşı düüst ol.
    Her günü kendi şaheserin haline getir.
    Başkalarına yardım et.
    İyi kitaplardan bol bol su iç.
    Dostluğu güzel sanatlardan biri haline getir.
    Yağmurlu bir gün için bir sığınak yap.
    Her gün sana yol gösterilmesi için dua et ve her gün haline şükret.
    Hayatınızda vereceğiniz vaaz, dudaklarınızla vereceğinizden iyi olur. Oliver Goldsmith
    Bugünün Ödevi
    En yüksek ilke ve değerlerinize göre yaşamak için her gün tatmaya karar verdiğiniz durumların bir listesini yapın.
    Mutlu, Dinamik, Dost canlısı, Bağlı, Neşeli, Minnet dolu, İhtiraslı, Cömert, Zarif
    Altıncı Gün
    Listenizi tamamladıktan sonra, her birinin yanına bir cümle yazıp, bunu gerçekleştirmekte olduğunuzu nereden bileceğinizi tarif edin.
    Örn: İnsanlara gülümsediğim zaman neşeliyim demektir gibi.
    Bunların her birini günde en az bir kere hissetmeye karar verin. Davranış yasanızı bir kağıda yazıp cüzdanınızda taşımak, iş yerinizdeki insanınıza, yatağınızın baş ucuna koymak istersiniz. Gün içinde o listeye bakıp kendi kendinize “Bu gün bunlardan hangilerini tattım. Hangilerine daha sıra gelmedi, akşamdan önce onları nasıl tadabilirim? diye sorun.
    Eğer davranış yasanıza gerçekten adanırsanız, ne inanılmaz duygular içinde olacağınızı düşünün. Artık olaylar sizi kontrol edemez, onu biliyorsunuz. Çevrenizde ne olursa olsun, kendinize hakim olursunuz ve yarattığınız vizyona göre yaşarsınız.
    Zamanın doyum ve stres düzeylerini yönetmesine iziama n vermektense, onu kendi avantajınıza kullanmayı öğrenin.
    Odaklandığınız zaman çerçevesinin kontrolünü elinize alın. Eğer şimdi ki zaman stresliyse geleceğe odaklanın. Bu yeni odak der hal durumu değiştirecek, size olayları şimdiki zamanda da tersine çevirmek için gerekli kaynakları sağlayacaktır.
    Bir konuya kendinizi bütünüyle kaptırdığınızda zamanı nasıl unuttuğunuza hiç dikkat ettiniz mi? Neden oluyor o? Çünkü artık zamana odaklanmıyorsunuz. Daha az zaman ölçümü yapıyorsunuz. Odağınızı daha zevkli bir şeye çevirmişsiniz. O yüzden de zaman daha çabuk geçiyor. Unutmayınız ki kontrol sizin elinizde. Odağınızı bilinçli olarak yönlendiriniz ve zamanı nasıl ölçeceğinize de bilinçli olarak karar verin. Eğer habire saatinize bakıyorsanız geçmek bilmek bilmez.
    Zamanı yönetmenin gerçek anlamda ustası olmak için, her günkü programınızı yaparken, zamanın çoğunu acil işlere değil, önemli işlere ayırmak gerekir.
    Acil işler: telefon çalar o anda biz önemli bir şey yapıyoruzdur, ama yine de telefona cevap vermek zorundayızdır. Ya bir iş kaçırırsak ? işte bu acil olana yönelmemizin tipik bir örneğidir.
    Hayatımızda fark yaratacak bir kitap alırız. Ama onu okumayı defalarca erteleriz çünkü gelen postayı açmak, sobayı yakmak, televizyon haberlerini dinlemek falan derken onu bir tülü araya sıkıştıramayız.
    Zaman kazanmak için öğrendiğim en etkili yol, başkalarının tecrübelerinden ders almaktır.
    Ödev
    Bu günden başlayarak zaman çerçevelerini değiştirmeye başlayın. Şimdiki zamanın baskısını hissettiğiniz anda, durup geleceği güçlendirici bir biçimde düşünün. Ya da kendinize değerli bir ana geri götüün. İlk öpüşmeniz, çocuğunuzun doğumu, bir dostla özel bir an.
    Zaman çerçevelerini hızla değiştirebilme yeteneğiniz ne kadar gelişirse, özgülüğünüz o kadar artacak, kendi içinizde bir anda yaratabileceğiniz duyguların yelpazesi de o kadar genişleyecektir. Bunu tekrar tekrar yapın, odak değiştirmekle durumunuzu bir anda değiştirmeyi iyice öğrenin.
    Zamanı bilerek çarpıtmayı öğrenin. Normalde çok uzun süede bitirilebilecek bir işi yaparken hem zaman algınızı hızlandıracak, hem de aynı anda iki şey yapmanıza olanak sağlayacak yeni bir girdi ekleyin.
    Örn. Spor yaparken en sevdiğim müzikleri dinlerim.
    Step egzersizleri yaparken haberleri izlerim. Böyle olunca egzersiz yapmamak için özüüm kalmaz.
    Acil yerine önemlilik önceliği güden bir “yapacak işler listesi” oluşturun. Listeye dünya kadar şey yazıp, akşam kendinizi başarısız hissetme yerine, yapılması sizin için en önemli olan şeylere odaklanın. Bunu yaparsanız pek az sayıda kişinin ulaşabildiği bir doyum ve başarma duygusuna ulaşacağınıza inanın.
    Yedinci Gün
    Çok çalıştınız ve çok çabaladınız. Eğlenmek için bir gün ayırın. İçinizden geldiği gibi davranın, çılgınlıklar yapın. Sizi en çok heyecanlandıran şey ne olabilir?
    Büyük adam, çocuksu yüeğini kaybetmeyen adamdır. MENCIUS
    Ödev
    Ya eğlenceli bir şey planlayıp uygulayın ya da bir anda aklınıza gelen bir şey yapın. Seçtiğiniz her neyse tadını çıkarın!
    Soru: Bir tek kişi ne yapabilir ki?
    Ufak bir kıvılcımın peşinden güçlü bir olay gelir. DANTE
    Bir insanın eyleme geçme yeteneğine, öğrenilmiş çaresizlik kadar zarar veren bir başka duygu olamaz. Bu duygu bizim kendi hayatımızı değiştirmemizi başkalarına da hayatlarını değiştirmeleri için yardım etmemizi engelleyen bir numaralı nedendir.
    Cevap: Hemen hemen her şeyi yapabilir. Yapacağınız etkinin tek sınırı, kendi hayal gücünüzün ve adanmışlığınızın sınırıdır. Dünya tarihi kendini fark yaratmaya adamış bir avuç insanın neleri değiştirebildiğinin örnekleriyle doludur. Bu kişiler bir şeylerin değişmesi gerektiğine karar verdiler, yapabileceklerini gördüler sonra cesaretlerini toplayıp direndiler, onu yapmanın bir yolunu buluncaya kadar pes etmediler. İşte biz bu insanlara kahraman diyoruz.
    Kahraman, en zor koşullarda bile cesaretle katkılarda bulunan insandır; kahraman bencillikten uzak davranan, kendisinden beklediği şeyler başkalarının ondan beklediğinden fazla olan insandır. Kahraman, muhalefete meydan okuyan, doğru olduğuna inandığı şeyi, korkusuna rağmen yapan kişidir. Kahraman katkıda bulunma amacını seçen, örnek olmaya istekli, kendi inançlarının gereğini yaşayan herkestir. Kahraman kendi sonuçlarını yaratacak stratejileri geliştirir, bunları gerçekleştirinceye kadar direnir, gerektiğinde yaklaşımı değiştirir, süekli girişilen küçük eylemlerin önemini anlar. Kahraman kişi kusursuz kişi değildir. Hepimiz hata yaparız, ama bu hatalar, hayatımız boyunca getirdiğimiz katkıları geçersiz kılmaz.
    Daha hayatımız başlarken biri bize ölmekte olduğumuzu söylemeli. O zaman hayatımızın her anını dolu dolu yaşardık. Bir yapın da bakın! Yapmak istediğiniz neyse, şimdi yapın! Yarınların sayısı çok değil! Michael LANDON

    Antony ROBINS

    edebyahu.com

Benzer Konular

  1. Tüdemsaş...Lokomotif Devi....
    bursali68 Tarafından Borsa ve Ekonomi Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 25-04-2011, 11:47 PM
  2. İçinizdeki Öküze Oha Deyin!
    dogangunes Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 6
    Son mesaj: 06-08-2010, 05:26 AM
  3. Yorum: 0
    Son mesaj: 20-02-2010, 01:45 AM
  4. İçinizdeki sen ve gerçek sen
    -BaDe- Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 9
    Son mesaj: 20-12-2009, 02:53 AM
Yukarı Çık