Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Mesaj
    522
    Rep Gücü
    7930

    Düşünüyorum da...

    Düşünüyorum da, sanki hep bir kadınınkinden öteydi sevgin. Aslında ‘kadın gibi’ sevmek neydi, onu da bilmiyordun, belki de aldırmıyordun. Yine de en çok erkekleri severdin. Ama genç, yaşlı, yakışıklı, çirkin diye hiç ayırmazdın. Bunlar senin için çok değersiz ayrımlardı.

    Çalışkan elleri severdin en çok. Yaptığı işe sevgiyle bağlananları. Dahası, bir şeyler üretirken kendisini yüreğinin çok derinlerindeki bir tutkuya kaptıranları...

    Hiç unutmuyorum, bir keresinde beni Kapalıçarşı’daki bir bakırcı atölyesine götürmüş ve bana uzaktan elindeki bakır parçasından adeta sevişircesine bir mangal yapmaya uğraşan yaşlı bir bakırcı ustasını gösterip heyecanla: “Bak nasıl da aşkla çalışıyor; ne olursun, ellerine, çekici tutuşuna bak; günlerdir buraya gelip onu seyrediyorum; galiba ona âşık oldum,” demiştin. Sana âşık olurken her şeyine razıydım. Çünkü yaşlı bir bakırcı ustasına, işine tapıyor, diye âşık olabildiğin için bağlanmıştım sana ben...

    Sonra o bakırcı ustasıyla seviştiğini anlatmıştın bana. Onun becerikli ve sabırlı parmaklarını anlatmıştın. Geceleri hiç kapanmayan ve tutkuyla parlayan gözlerini. Bedenini, sanki yıllardır susuz kalmışçasına kana kana içtiğini...

    Hiçbir kadında görmemiştim; köprü, yol, bina inşaatlarının önünde durur, uzun bir süre çalışanları seyrederdin. O karınca gibi çalışan işçiler; ustalar büyülerdi seni. O göze aldıkları risk, o çalışma hevesleri... Bense onlara bakınca, toplumcu duygu ve düşüncelerle kendimi koşullandırdığım için sıradan bir suçluluk duygusu duyardım en çok. Çalışanlar, aklıma sömürü, sendika, işçi sınıfı, artı emek ve baskıyı getirirdi. Oysa üreten ve yaratan insana olan sevginin bu düşünceleri de yanına alıp bilinmedik ve şaşırtıcı duygu serüvenlerine sürüklerdi seni. Bir keresinde bir fabrikada çalışırken bir işçiye âşık olmuştun. Kara, kavruk ve ortaokulu bile bitirememiş bu adama, çalışırken her şeyi unutup kendinden geçtiği ve işine tutkuyla sarıldığı için bağlanmıştın. Kimseler anlayamamıştı beraberliğinizi.

    Senin büyüleyici ve adeta dokunulamaz bir güzelliğin vardı ve işine tutkuyla bağlı dediğin ve etkilendiğin erkeklerse, ne tuhaf, genel geçer, ölçülere göre “gösterişsiz”, daha da öte, “çirkin” sayılan insanlardı... Oysa, çirkinlik, güzellik gibi kavramlar bu yanılsamalı dünyanın asıl tuzaklarıydı sana göre. Sense insanın içine girerdin ve oradaki tutkuya, çırpınışa, çığlığa, direnişe dokunurdun. Ona sahip çıkardın.

    Bu yüzden sadece laf üretenler, olmayan değerlerini pazarlamaya çalışanlar, hiçbir şey üretmeden gösterişle yetinenler, parlak sözlerin altında bencil ve asalak bir kişilik taşıyanlardan adeta nefret ederdin; ilginçtir, çevremizde böyleleri öylesine çoktu ki. Bir şeylere karşı çıkışları bile, sahte ve gösteriş içindi onların. Oyunlarla yaşar, ödünç ve kullanılmış öykülerle birbirlerini ve zamanı tüketmeye çalışırlardı.

    Oysa sana göre, kimi, işine tutkuyla bağlı uzun yol şoförlerinin hiçbir kullanılmış ve ödünç bir öyküye ihtiyacı yoktu. Çünkü onlar yollarda sert, acımasız ama o denli de samimi olan öykülerini hep yeniden yaratıyorlardı. Her şeyi gerçekti onların. Cesaretleri de... Suskunlukları da... Ölümleri de...

    İnsanlar âşık olunca dünyaya açılmalı, bu aşkın yanı başında sevgiyle bağlandıkları bir yaratıcılıkları, yaparken kendilerinden geçtikleri bir işleri olmalı, derdin. Aşklarının yanı başında tutku ve inançlarıyla taçlandırdıkları bir iç yolculukları, soylu bir sabırları olmalıydı, sana göre insanların...

    Gözü sevdiği insandan başkasını görmeyenler seni ilgilendirmezdi. Çünkü sevmek, sana göre çoğalmaydı, kasvetle kapanmış yüreklerin bu içten içe kaynayan, coşan, haksızlıklarla dolu, sürprizlerin ve sevinçlerin de hiç eksik olmadığı bu karmakarışık ve çelişkilerle parçalanmış dünyaya açılmasıydı. Sen âşık olduğunda yaptığın işe daha da çok bağlanırdın ve insanlara duyduğun merhametin daha da fazlalaşırdı. Hüznün, acın, coşkun, serseriliğin, aynı yoğunlukta artardı.

    İki kişilik bir bencillik ve karşındakinin yüreğini yeme oyununa ‘aşk’ diyenleri anlamak mümkün değildi, sana göre. Âşık olduğunda içinde tutkuyla yeniden yanmaya başlayan ışık, kim bilir, anılarında sakladığın kaç yüzü aydınlatırdı? Bu yüzden, “Âşık olmak için bu duygu bana hep “sevinçli bir ıstırap’ veriyor,” derdin...

    Şimdi, tutkuyla üretip yaratmanın ve duyarlı olmanın neredeyse küçümsendiği bu dünyada, benden çok uzaktasın. Bu bir zamanlar sevdiğin şehirse, kendi zamanlarını çoktan kaybetti.

    Ama yine de seni ne zaman düşünsem, sevginin tüm yolları yeniden aydınlanıyor benim için...


    KAYNAK


    yazarın izni alınmıştır

  2. #2
    Süper Aktif Üye kirmizigül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Nerden
    Istanbul, Turkey, Turkey
    Mesaj
    3.148
    Blog Mesajları
    22
    Rep Gücü
    18820
    emeyinize saglik bizlerle paylastigin icin tgesekkürler.

Benzer Konular

  1. Seni düşünüyorum
    Eftelya Tarafından Ask ve Sevgi Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 10-01-2009, 01:06 PM
Yukarı Çık