Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 Toplam: 7
  1. #1
    Tecrübeli Üye diojen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesaj
    437
    Rep Gücü
    19530

    Sinağrit Baba

    Sinağrit Baba ( Yazar : Sait Faik Abasıyanık )


    “Cehennem Nişanı”nda beş sandaldık. Güzel bir Ocak akşamı. Hava lodos. Denize kırmızı rengin türlüsü yayılmış. Çok kaynamış ıhlamur rengindeki hayvan, geniş, ölü dalgalar. Sandallar ağır ağır sallanıyor, oltalar bekliyor, insanlar susuyor.

    Otuzsekiz kulaç suyun altındaki derin sessizliğe, dibindeki dallı budaklı kayalara yedi rengin en koyusu girer mi şimdi. Sinağrit baba dönermi avdan. Pırıl pırıl, eleğimsağma rengi pullariyle ağır ağır, muhteşem, bir İlkçağ kralı gibi zengin, cömert, asil ve zalim mantosu ile dolaşır mı kimbilir. Altunu, zümrüdü, incisi, mercanı, sedefi lacivertliğin içinde yanıp yanıp sönen sarayını özlemiş acele mi ediyordur.

    Sinağrit baba ömründe konuşmamış, ömrü boyunca evlenmemiş, ömrü boyunca yalnız yaşamıştır. Onun kovuğundaki zümrüt pencereden ne facialar seyretmiştir. Sinağrit baba ne oltalar koparmıştır.

    Bu akşam kimin oltasını seçmeli de artık bitirmeli bu yorucu ömrü. Daha her yeri pırıl pırılken, mantosu sırtında iken; dahi eti mayoneze gelirken bitirmeli bu ömrü. Sonra hesapta bir gün pis bir “Vatos”un bir sırtı renksiz, yapışkan ve parazitli bir canavarın dişine bir tarafını kaptırmak var. İyisimi muhteşem bir sofraya kurmalı bu zaferle dolu ömrün sonunu beyaz şarapla, suların üstündeki başka dünyada yaşayan bir kıllı mahluka (yaratığa) kendisini teslim etmeli.

    Sinağrit baba oltalardan birini kokladı. Bu balıkçı Hristo’dur; kusurlu adam. Gözü açtır onun. İçinden pazarlıklıdır. Evet, o fıkaradır ama kibirli değildir. Sinağrit baba fıkaralıkta gururu sever, öteki oltaya geçti. Kokladı. Bu balıkçı “Hasan”dır. Geç. Cart curt etmesine bakma! Korkaktır. Sinağrit baba cesur insanlardan hoşlanır. Bir başka oltaya baş vurdu. Balıkçı Yakup iyidir, hoştur, sevimlidir, edepsizdir, külhanidir. Ama kıskançtır. Kıskançları sevmez Sinağrit baba. Geç. Şu olta, hasisin tuttuğu olta. Sinağrit baba cömertten hoşlanır. Ama bu oltaya bir baş vurmağa değer. Bir baş vurdu. Hasisin oltasının iğnesini dümdüz etti. Sinağrit baba iğneden kopardığı yarım kolyozu çiğnemeden yuttu. Hasis oltasını hızla topladı.

    “Vay anasını be Nikoli,” dedi, “iğneyi dümdüz etti.”

    Nikoli’nin oltasının yemini kuyruğiyle sarsmakta olan Sinağrit baba, Nikoli’nin bir kusurunu arıyordu. Onda kusur mu yoktu. Evvela sarhoştu. Sonra ahlaksızdı, kendini düşünürdü ama, cesurdu, cömertti, hiç kıskanç değildi. Fıkara idi. Kibirli idi de. Sinağrit baba kibirli fıkarayı severdi ama, Nikoli’nin kibrini beğenmiyordu. İnsan oğlunda o başka bir şey, gurura benziyen şey, yerinde bir gurur, o da değil, insan oğlunun insanlığından, ta saçının dibinden oltasını tutuşundan beliren, istiyerek olmıyan, ama pek istemiyerek de gelmiyen bir gurur isterdi. Öyle bir elin oltasını düzleyemez, misinasını kesemez, bedenini fırdöndüsünden alıp gidemezdi.

    Beş sandalın beşini de kokladı, beğenmedi.

    Sinağrit baba, kayasının kenarında durmuş, lacivert alem içinde hafifçe yakamozlanan oltalarla, civalı zokalardan aydınlanan saraymeydanı seyrediyordu. Oltalar gitgide çoğalıyordu. Sinağrit ve mercanlar şehrinin göbeğinde şimdi tatlı tatlı sallanan onbeş tane fener vardı. Ötede kovuklardan mercan balıkları çıkıyor, fenerlerden birine hücum ediyor, budalaca yakalanıyorlardı. Gözleri büyümüş bir halde yukarıya çıkarlarken dönüp tekrar aşağıya kadar geliyor, yukarıki dünyayı görmeye bir türlü karar veremiyorlardı. Sinağrit babaya büyüyen gözleriyle “bizi kurtar şu lanetlemeden,” der gibi bakıyorlardı. Sinağrit baba düşünüyordu. Gidip o yakamoz yapan ipe bir diş vurdu mu idi, tamamdı. Ama hiçbirini kurtaramıyor, hareketsiz duruyordu. Sinağrit baba onları kurtarmanın bu kadar kolay olduğunu biliyordu ama, bildiği bir şey daha vardı. O da ister su, ister kara, ister hava, ister boşluk, ister hayvan, ister nebat aleminde olsun bir kişinin aklı ile hiçbir şeyin halledilemiyeceğini bilmesidir. Ancak bütün balıklar oltaya tutulan hemcinslerini kurtarmanın tek çaresinin koşup o yakamoz yapan ipi koparmak olduğunu akıl ettikleri zaman bu hareketin bir neticesi ve faydalı olabilirdi. Yoksa, gidip Sinağrit baba oltayı kesmiş, biraz sonra Sinağrit baba tutulduğu zaman kim kesecek? Kim akıl edecek yakamozu dişlemeği?...

    O sırada büyük büyük ışıklar saçan bir olta aşağıya inmişti. Sinağrit baba ümitle koştu. Bu oltayı da kokladı. Hiç tanıdığı birisi değildi. Yemi ağzına aldığı zaman bu olta sahibinin tam aradığı adam olduğunu bir an sandı. Bu anda da yakalandı. Kepçeden sandala düştüğü zaman Sinağrit baba büyük gözleriyle kendisini yakalıyana sevinçle baktı. Sinağrit baba etrafı kırmızı, içi aydınlık siyah gözleriyle bir daha baktı. Birdenbire ürperdi. Hiddetinden ayaklarını yere vuran bir genç kız gibi sandalın döşemesini dövdü. Belki bizim bile bilmediğimiz bir işaret görmüştü kendisini tutan oltanın sahibinde : Bu adam şimdiye kadar hiç imtihan geçirmemişti. Ömrü boyunca cesur, cömert, Sinağrit babanın adamın ne korkunç bir iki yüzlü köpek olduğunu bizim görmediğimiz bir yerinden anlayıvermişti. Bütün devirler ve seneler boyunca kendisini tutan oltanın sahibi ne cesaretini, ne cömertliğini, ne gururunu bir tecrübeye, bir imtihana tabi tutturmamış, her devirde talihli yaver gitmiş birisi idi. Kimdi, ne idi: Sinağrit baba da bilemezdi. Ama, belki de ölünceye kadar cömert, cesur, mağrur yaşayacak olan bu adamın şu ana kadar bir defa bile imtihana sokulmadığını anlamıştı. Belki de sonuna kadar bu imtihandan kurtulacaktı. Sinağrit baba böylesine hiç rastlamamıştı. Ölmeden evvel adama bir daha baktı. Namuslu, cesur, cömert ölecek olan bu adamın hakikatte korkakların en korkağı, namussuzların en namussuzu olduğunu alnında okuyordu. Bu adam, o kadar talihli idi ki daha, iki yüzlülüğünü kendi kendisine bile duyacak fırsat düşmemişti. Yoksa Sinağrit baba yakalanır mıydı: Sinağrit baba hırsından tekrar tepindi. Bağırmak ister gibi ağzını açtı. Kapadı.. Sinağrit baba son nefesini, böylece bir insanlık imtihanı geçirmemişin sandalında pişman ve mağlup verdi.

  2. #2
    Tecrübeli Üye diojen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesaj
    437
    Rep Gücü
    19530
    meraklısı için öyle bir hikaye...

    geçen sezon izlediğim güzel bir tiyatroydu meraklısı için öyle bir hikaye...
    buraya broşürde yer alan alıntıları eklemek istiyorum,bu sezonda devam ediyor oynanmaya savaş dinçelin uyarladığı bu tiyatro...

  3. #3
    Tecrübeli Üye diojen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesaj
    437
    Rep Gücü
    19530
    pasaport için lazım oldu mesleğimi sordular.

    doğrusu epey çekinerek,ama gururla ''yazıcı '' dedim.
    benden yazıcılığımı ispat edecek bir vesika istediler.
    _efendim ,birkaç hikaye kitabım var
    diyecek oldum,kabul etmediler...

    hikaye kitaplarımın vesika mahiyetinde şeyler olmadığını anlamakta gecikmedim...
    yazı yazmak yetmiyordu...basanların tastik etmesi lazımdı.
    bu yazılarımın çıktığı yere başvuracaktım,ayıp değil ya...

    ''şu sait faik denilen bay,bize tanesi beş liraya hikaye,on liraya röportaj yapar,enayinin biridir ,tastik ederiz''...diye bir kağıtçık lütfetselerdi işim olmuştu...
    vermediler beyim...vermediler kardeşim...
    ''biz kağıt veremeyiz,isterlerse o daireden telefon etsinler ,sorsunlar,şifahen söyleriz''...dediler...

  4. #4
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Alıntı diojen´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    pasaport için lazım oldu mesleğimi sordular.

    doğrusu epey çekinerek,ama gururla ''yazıcı '' dedim.
    benden yazıcılığımı ispat edecek bir vesika istediler.
    _efendim ,birkaç hikaye kitabım var
    diyecek oldum,kabul etmediler...

    hikaye kitaplarımın vesika mahiyetinde şeyler olmadığını anlamakta gecikmedim...
    yazı yazmak yetmiyordu...basanların tastik etmesi lazımdı.
    bu yazılarımın çıktığı yere başvuracaktım,ayıp değil ya...

    ''şu sait faik denilen bay,bize tanesi beş liraya hikaye,on liraya röportaj yapar,enayinin biridir ,tastik ederiz''...diye bir kağıtçık lütfetselerdi işim olmuştu...
    vermediler beyim...vermediler kardeşim...
    ''biz kağıt veremeyiz,isterlerse o daireden telefon etsinler ,sorsunlar,şifahen söyleriz''...dediler...
    Merhaba!

    Harikaydi diyorum....
    Dusundurucuydu diyorum.....
    Utandiriciydi diyorum.......

    ...da baska da birsey demiyorum!

  5. #5
    Tecrübeli Üye diojen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesaj
    437
    Rep Gücü
    19530
    ''gelsin de nereden gelirse gelsin .Bir ''hişt hişt ''sesi gelmedi mi fena .geldikten sonra yaşasın çiçekler,böcekler ,insanoğulları''

  6. #6
    Tecrübeli Üye diojen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesaj
    437
    Rep Gücü
    19530
    Alıntı mopsy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Merhaba!

    Harikaydi diyorum....
    Dusundurucuydu diyorum.....
    Utandiriciydi diyorum.......

    ...da baska da birsey demiyorum!
    merhaba sayın mopsy,ilginize teşekkürler!



    ''bıraktılar beni kendi halime...
    benden ne iş,ne makale,ne konferans istediler...
    beni öyle kabul ettiler...

    bendde oturdum Ada'nın tenha yollarında,gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için ,taşıdığım çakımı çıkardım,kalemimi yonttum.yonttuktan sonra tuttum öptüm.
    yazmasam deli olacaktım
    yazdım...yazdım...yazdım...yazdım...yazdım...!''

    sait faik ABASIYANIK

  7. #7
    Tecrübeli Üye diojen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesaj
    437
    Rep Gücü
    19530
    " yaradılışımın gereğince tam özgür kalabilmek,lüzumsuz mesuliyet altına girmemek,
    vagonsuz bir lokomotif gibi rahatça manevra yapabilmek için.
    geçim için yan mesleklerde vakit ve zaman harcamamak lüksüne,
    Haldun Taner'in de sonradan dediği gibi
    yurdumuzda tek kavuşan hikayeci ben oldum....

    anacığım sayesinde ekmek parası düşünmeden
    bendeniz...
    keresteci Faik'in oğlu Abasızoğullarından nam_ı diğeri:Mehmet Sait Abası Yanık...(...)"
    Konu Kadim tarafından (19-11-2009 Saat 07:29 PM ) değiştirilmiştir. Sebep: font :(

Benzer Konular

  1. Baba evi
    cvtkoksal Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 06-12-2017, 01:48 PM
  2. İyi baba
    mopsy Tarafından Anne Baba ve Çocuklar Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 19-06-2010, 08:10 PM
  3. Baba Ocağı
    dogangunes Tarafından Süper Sözlük Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 18-09-2009, 04:33 AM
  4. Ana-baba
    ümmi Tarafından Mesaj Panosu Foruma
    Yorum: 11
    Son mesaj: 16-09-2009, 03:28 AM
  5. Baba unutur...
    Venhar Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 13-05-2009, 09:27 PM
Yukarı Çık