Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 Toplam: 4

Kopru-Kafka

Kültür, Sanat Kategorisi Edebiyat Forumunda Kopru-Kafka Konusununun içerigi kısaca ->> Katı ve soğuktum, bir köprüydüm, bir uçurum üzerinde uzanmış yatıyordum. Bir yakaya ayak uçlarım, öbür yakaya ellerim gömülmüştü; çatlayıp dökülen ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Kopru-Kafka

    Katı ve soğuktum, bir köprüydüm, bir uçurum üzerinde uzanmış yatıyordum. Bir yakaya ayak uçlarım, öbür yakaya ellerim gömülmüştü; çatlayıp dökülen balçık toprağa sımsıkı geçirmiştim dişlerimi. Giysimin etekleri iki yanımda uçuşuyor, derinlerde o buz gibi suyuyla alabalıklı dere gürül gürül akıyordu.

    Hiçbir turist yolunu şaşırıp da bu geçit vermez yücelere uğramıyordu, henüz haritalara geçirilmemişti köprü. Böylece uçurum üzerinde uzanmış yatıyor, bekliyordum; çaresiz bekliyordum. Bir köprü bir kez kurulmaya görsün, yıkılıp çökmedikçe kurtulamaz köprülükten. Bir gün akşama doğruydu -birinci akşam mı, bininci akşam mı, bilmiyorum- düşüncelerim aralıksız bir karmaşa içinde yüzüyor, boyuna çemberler çiziyordu. Yazın bir akşamüzeri -her zamankinden daha boğuk çağıldıyordu dere- ansızın bir insanın ayak seslerini işittim.

    Bana doğru, bana doğru! Uzan, gerin köprü, çekidüzen ver kendine, korkuluksuz ahşap köprü; sana kendini emanet edeni elinden tut, adımlarındaki güvensizliği sezdirmeden yok et ve baktın sendeliyor, göster kim olduğunu, bir dağ tanrısı gibi fırlatıp onu kayaya at!

    Adam gelip bastonunun demir ucuyla şöyle bir yokladı beni, sonra yine bastonunun ucuyla giysimin eteklerini kaldırıp üzerimde düzeltti. Bastonunun ucunu çalı gibi saçlarıma daldırdı ve belki yabancı bakışlarını çevresinde gezdirip uzun süre öylece tuttu. Ama derken -o anda dere tepe adamın peşinden seğirtiyordum düşümde- her iki ayağıyla sıçradığı gibi karnımın orta yerine gelip dikildi.

    Müthiş bir acıyla korkudan donakaldım; kim olduğundan şuncacık haberim yoktu.

    Bir çocuk mu?
    Bir düş mü?
    Bir eşkiya mı?
    Canına kıymak isteyen biri mi?
    Bir baştan çıkarıcı mı? Bir yok edici mi?

    Ve onu görmek için arkama döndüm. Köprü arkasına dönüyor!

    Henüz dönmem sona ermemişti ki; birden çökmeye başladım, çöktüm ve çok geçmeden paramparça oldum, doludizgin akan sularda şimdiye dek beni hep sessiz sakin süzüp durmuş çakılların şişlerine geçirildim.

    Franz Kafka

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesaj
    1.271
    Rep Gücü
    39041

    Franz Kafka: Akbaba

    Bir akbaba vardı, ayaklarımı gagalıyordu. Çizme ve çoraplarımı didik didik etmiş, sıra ayaklarıma gelmişti. Durup dinlenmeden gagalıyordu; arada bir havalanıp çevremde tedirgin dolanıyor, sonra yine çalışmasını sürdürüyordu. Derken bir Bay geçti karşıdan, bir vakit durumu izledi, sonra niçin akbabaya ses çıkarmadığımı sordu.



    "Ne yapabilirim ki!" dedim. "Geldi, haydi gagalamaya başladı; kuşkusuz ilkin kovmak istedim, hatta boğacak oldum kendisini; ancak böyle bir hayvanın gücüne diyecek yok.

    Baktım hemen suratıma atlayacak, ben de ayaklarımı gözden çıkarmayı uygun buldum; artık didik didik edilmelerine de bir şey kalmadı." -
    "Vallahi bilmem ki neden bunca işkenceye katlanıyorsunuz!" dedi Bay.
    "Bir kurşun akbabanın işini görür hemen."
    - "Ya?" diye sordum ben. "Peki bunu siz yapar mısınız?"
    - "Hayhay!" dedi Bay.
    "Yalnız eve kadar gideyim de silahımı alıp geleyim. Bir yarım saat daha bekleyebilir misiniz?"
    - "Bilmem," diye yanıtladım ben ve bir süre acıdan kaskatı kesildim, ardından dedim ki:

    "Ne olur, siz gene bir deneyin!"
    - "Peki, peki!" dedi Bay. "Bir koşu gider gelirim."

    Biz konuşurken, akbaba gözlerini bir Bay'a, bir bana çevirmiş, sessiz sakin bizi dinlemişti. Şimdi görüyordum ki, bütün söylenenleri anlamıştı; ansızın havalandı,hız almak için alabildiğine geriye kaykılıp usta bir mızrak atıcısı gibi gagasını ağzımdan içeri daldırdı, derinlere gömdü.

    Ben sırtüstü yıkılırken, onun tüm çukurları dolduran, tüm kıyılardan taşan kanımın içinde kurtuluşsuz boğulup gittiğini görerek rahatladım.

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesaj
    1.271
    Rep Gücü
    39041
    URL=http://img35.imageshack.us/i/1885kafka2yandanj11.jpg/][/URL]

    1885 Kafka 2 yaşında


    Dikkati çeken nokta, Kafka'nın günlüğündeki notta sadece annesinin akrabalarından söz etmesidir: Anne tarafından aldıkları ağır basmakta, belirleyici bir rol oynamaktadır. Kafka üzerinde, Kafka'nın annesinin, küçük bir Bohemya kasabası olan Podêbrad'da yaşayan akrabalarının etkisi de açıkça görülür. Hep dindar ve inzivaya çekilmiş aydınlar, hahamlar, arada birkaç hekim, çok sayıda bekâr ve garip kişiler çıkarmış bir ailedir bu…

    O çevrede biraz kafadan çatlak, acayip fikirli kişiler olarak tanınmışlardır. Hepsi narin bir yapıya sahiptirler; Kafka da onlara çekmiştir. Annesinin, baba tarafından akrabaları ise Bohemya ve Moravya'da sık rastlanan tuhafiyeci ailelerden biriydi, yani «aydınlanmış» ılımlı ortodoks bir aileydi.

    Kafka'nın anne tarafından büyüklerinde o zamanın dinsel bölünmüşlüğü açık seçik görülür: Büyükbaba Jakob Löwy çoktan «asimile olmuş» biriydi; büyükanne Esther ise çok dindar bir aileden gelmekteydi. Dördüncü çocuktan sonra anne (Kafka'nın annesinin anlattığına göre) tifodan ölür (1859).

    Ancak büyükannenin, Kafka'nın bize anlattığı intiharının başka nedenleri vardır. İlk karısının ölümünün üzerinden daha bir yıl bile geçmeden Jakob Löwy ikinci kez evlenmiş, bu da büyük bir olasılıkla büyükannenin kendi canına kıymasına neden olmuştur.

    Demek ki Kafka'nın 1856'da doğan annesi Julie’nin annesi ve büyükannesiyle büyükbabası erken yaşta ölmüşler; Julie de dört yaşından itibaren babanın ve üvey annenin gözetiminde büyümüş. Bu ikinci evlilikten iki erkek çocuk daha dünyaya gelmiştir.

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesaj
    1.271
    Rep Gücü
    39041


    Kafka'nın anne ve babası çok farklı kökenlerden geliyorlardı. (Bu farklılıktan adeta Eski Bohemya'nın toplumsal ve dilsel karmaşıklığı yansır).


    Herrmann Kafka ile Julie Löwy'nin Prag’da, 1882 Eylül'ünde evlenme siciline; evlenmeleriyle ilgili düşülen kayıtta da görülür bu: Çek Yahudisi, taşra proletaryasından gelen Herrmann, Prag'da, artık pek kimsenin oturmadığı, yirmi yıl sonra tamamen yıkılacak olan getto bölgesinin varoşlarında yaşarken, Julie varlıklı, aydın, Alman Yahudi burjuvazisinin bir kızı olarak, Altstâdter Ring'deki en güzel evlerden birinde, «Smetana Binası»nda otururmuş. Kafka'nın kendisi de, bir yıl sonra, 3 Temmuz 1883'de, sanki bu köken farklılığının bir kez daha belgelenmesi gerekiyormuş gibi, bu iki kent kesiminin tam orta çizgisinde (St. Nikololis kilisesine ait, 1/27 numaralı «Zum Turm» binasında) dünyaya gelmiştir.

    Kafka'nın kökeni aynı zamanda onu «Prag Okulu»nun öteki yazarlarından ayrı kılmıştır:

    İçlerinden bir tek Kafka Çekçeyi hemen hemen yanlışsız konuşup, yazabiliyordu; yalnız Kafka, eski kentin göbeğinde, o zamanlar hâlâ mimarî bir birim olarak varolan getto bölgesinin tam sınırında büyümüştü. Kafka Çek halkıyla arasındaki yakın bağları hiçbir zaman koparmamış, gençlik yıllarında esen havayı hiçbir zaman unutmamıştır.

    Nitekim Janoueh'a bir keresinde şöyle der: O karanlık köşeler, esrarengiz geçitler, kör pencereler, kirli avlular, gürültülü meyhanelerle basık hanlar içimizde yaşıyor gibi. Yeni kurulan kentin geniş caddelerinden geçiyoruz, ama adımlarımız, bakışlarımız ürkek. Yoksulluğun eski sokaklarındaymışız gibi içimiz titriyor. Yüreğimizin yürütülen temizlikten haberi yok. İçimizdeki, sağlığa aykırı o eski Yahudi kenti, çevremizdeki bu sağlığa uygun kentten çok daha gerçek. (*)

    Kafka tüm yaşamı boyunca - ömrünün son yıllarında hastalığı onu bir senatoryuma yatmak zorunda bıraktığı zamanın dışında - Prag'ın eski kent (Altstâdt) semtinden çok seyrek ayrılmıştır.

    O günleri yaşayan bir tanığa göre: «Bir, kezinde pencereden Ring alanına baktığımızda, binaları göstererek şöyle demişti Kafka: Lisem işte buradaydı; orada, karşı tarafa düşen şu binada da üniversite ve biraz ilerde solda bürom. Tüm yaşamını bu küçük çemberin içine (bir yandan da küçük çemberler çiziyordu havada) hapsedilmiştir. (**)



    (*)Gustave Janouch / Kafka’yla Konuşmalar / Anılar ve Notlar / Frankfurt
    ( Kafka’yla Konuşmalar: Çev: Turan Oflazoğlu /Sy:38)
    (**) Friedrich Thieberger / Franz Kafka’dan Anılar / “Echart / Ekim 1953

Benzer Konular

  1. Franz kafka
    mopsy Tarafından Biyografi (Yaşam Öyküsü) Foruma
    Yorum: 26
    Son mesaj: 28-01-2015, 09:26 PM
  2. Kafka on the Shore
    mopsy Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 21-02-2012, 12:11 PM
  3. Ellerim , Kafka
    RABİA Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 02-01-2010, 10:11 AM
  4. Franz Kafka: Kafka'dan Seçme Aforizmalar
    shgiptare Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 27-09-2009, 12:26 AM
  5. Kopru (dizi)
    EMRE Tarafından Tv Dizileri, Tv Programları Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 07-02-2007, 03:54 PM
Yukarı Çık