Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 Toplam: 5

Orhan Veli'nin Yanlışı

Kültür, Sanat Kategorisi Edebiyat Forumunda Orhan Veli'nin Yanlışı Konusununun içerigi kısaca ->> merhaba! Orhan Veli'nin kavgası edebiyatımızın en büyük kavgasıdır, buna inanıyorum. Bu kavganın yurdumuzdaki bütün şiir köklerini büyük büyük ırgalayan bir ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Orhan Veli'nin Yanlışı

    merhaba!

    Orhan Veli'nin kavgası edebiyatımızın en büyük kavgasıdır, buna
    inanıyorum. Bu kavganın yurdumuzdaki bütün şiir köklerini büyük büyük ırgalayan
    bir işlevi oldu. Irmağın yatağını daha doğal bir vadiye indirdi. Şiire kasket
    giydirdi, sivilleştirdi onu. Bugünkü şiir verimleri onun da verimleridir biraz.
    Ama şiiri? Ben öteden beri ne zaman Orhan Veli'nin şiirine yaklaşmak,
    ısınmak istediysem, başaramadım. Hep ters geldi bana. Başlangıçta aynı noktadan
    çıkan Oktay Rifat'la Melih Cevdet'e karşı durumum bambaşka olmuştur. Onların
    şiirinden çok şey öğrendim. Sanırım, bizim kuşak şairlerinin çoğu da aynı duygu
    içindedir. Çünkü bu iki şair, Orhan Veli öldükten sonra sanatlarında büyük bir
    aşama yaptılar, geliştiler. Orhan Veli ise krizalit döneminde kaldı. Belki o da
    yaşasaydı şiirini tam anlamıyla kuracaktı. Kurabilecek miydi acaba? İkiyüzlü
    bir sevgi gösterisi demek olan bu soruyu sormamak daha iyi. O zaman, daha
    ikiyüzlü bir cevapla karşılaşmak mümkündür: şiirini kurmadan ölmemek de şairin
    bir güçlü yanı değil mi?

    Ben Orhan Veli'nin şiirinde baştan itibaren çok büyük bir eksiklik, çok
    büyük bir hata buluyorum. Bu, bir görüş ayrılığı değil, anlayış farkı değil,
    şiiri temelinden tehlikeye düşürdüğüne inandığım bir şey. Şu:
    Bilmem yanılıyor muyum, Orhan Veli, büyük kavgasını sürdürürken eski
    sanata karşı cevaplarını yazılarında değil, hep şiirlerinde vermek istedi; başka
    türlü söylersek, yeni bir şiir ne olmalıysa onun değil, eski şiir ne değilse
    onun çevresinde dolanmaya başladı. Bu onu sınırladı. Tam anlamıyla özgür
    olmasını daha ilk noktada engelledi. Bu yüzden yeni bir sanatın gizli, el
    değmedik olanaklarını kazanmaya pek fırsat bulamadı. Oysa yeni şiir, eski
    şiirin tersi değil, çok daha başka bir şeydi.Yeni bir sanat girişimi, kendi
    diyalektiği ile ve kendi açtığı alanlarda hareket etmeliydi; eski sanata karşı
    cevapları, tepkileri, yeni alanlardan kaldıracağı hasatla gerçekleştirmeliydi.
    Orhan Veli bu yola giremedi, asıl şiirini yazamadı.

    Orhan Veli, şiirlerinde eski şiirle o kadar uğraştı ki, kendi sanatının
    estetik yönüyle ilgilenmeye pek vakit bulamadı. Oktay Rifat'la Melih Cevdat
    Anday'ın Orhan Veli'nin ölümüne yakın zamanlardaki şiirleri de öyledir. Bütün
    gemileri yakmanın neşesi içindedirler ama, bir yetinme duygusunu yaşadıkları,
    ötesini pek fazla düşünmedikleri de anlaşılmaktadır.Mısra yok, ölçü yok, müzik
    yok, imge yok, güzel yok, kafiye yok, metafizik yok, dram yok. Ve bunlar eski
    şiirde var diye yok. Üstelik o sırada yardımcı malzemeye çok ihtiyacı olan Orhan
    Veli'nin şiir,ötesi alanlardan da yararlanmak istemediğini görüyoruz. Tarihsel,
    toplumsal verilerle, felsefeyle, coğrofyayla ilgilenmiyor hiç. İşe sıfırdan
    başlamak istiyor.

    Bu sıfırdan çok şey doğabilirdi. Ama kendi gelişimini özgür bırakmak,
    bu arada bütün malzemeyi, bütün şiirsel durumları kendine koşullandırmak
    suretiyle.. Bir de yeni yapıyı daha entellektüel planda kurmak suretiyle.. Oysa
    Orhan Veli halk gibi, hatta "halk olarak" yazılan bir şiirin peşindeydi. "Halk
    için halk tarafından". Bence çıkışındaki biçim başkaldırması bu amacını
    zararlandırıyordu. Garip'teki afacan şiirlerin sonra sonra Yaprak'taki toplumsal
    yergi şiirlerine dönüşmesi belki de bu çelişkinin giderilmesi için atılınmış
    bir serüvenin sonucu oluyor.

    Aslında Orhan Veli'nin bütün şiirleri eski şiire birer yergisidir desek
    yeri. Ama ters yönden de olsa yine eski şiirden çıkar bunlar. Bu yüzden iyice
    formalist bir yapıları vardır. Güzelliklerini, değerlerini,hiç değilse
    tuhaflıklarını eski şiirden alırlar. Sözgelimi "Kitabe-i Seng-i
    Mezar"ların varlık gerekçesi eski şiirlerin tutumuna bağlanır: "Lopinaların en
    harelisi", Ahmet Hamdi'nin "Minarelerin en ilahisi" mısrası ile eğlenmektedir:
    "Rakı şişesinde balık olsam", "Göllerde bu dem bir kamış olsam"ı yıpratır.
    Bukonuda dolaylı, dolaysız örnkleri istediğimiz kadar genişletebiliriz.
    Orhan Veli'nin bütün şiirlerinde böyle bir tutum görüyoruz. Gerçi; "Dalgacı
    Mahmut", "Kapalıçarşı" gibi özgün ve eski sanattan bağımsız şiirleri de var.
    Ama çok az. Bence asılgüzel şiirleri de böyle şiirleridir. Çünkü bu şiirler
    yeni bir hava sunuyor, yeni bir şiirsel ağıntı kuruyorlar. Sadece edebiyat
    tarihçisinde değil, şairde de tükenmez ve adlandırılmaz bir kıpırtı, bir
    karıncalanma doğurabiliyorlar. Yeni şiirsel özlere köprü kurabiliyorlar.
    Orhan Veli'nin edebiyat hayatımızda hiçbir şairinkine benzemeyen bir
    kaderi oldu. Yeni şiirimizin, işlev olarak kurucusu olan bu adamkuramını
    yazılarıyla değil, başka iki şeyle yaptı: Hayatıyla ve şiiriyle. Hayatıyla,
    çünkü Orhan Veli hayat tarzıyla, sakalıyla, tipiyle, serüvenleriyle, hakkında
    çıkarılan hikayelerle de yeni şiirin kuruluş yıllarında büyük rol oynadı.
    Şiiriyle, çünkü Orhan Veli, yazacağı makalaleri, daha doğrusu fıkraları da
    şiirinde vermeye alışmıştı. Dikkat edilirse, sözgelimi Yaprak dergisinde şiir
    üstüne en az yazı yayımlayan odur.

    Nazım Hikmet eşyanın ve olayın korkunç bir röportajcısıydı. Eski şiire
    birçok yerden bağlı olduğu halde, bu bağlılıktan korkmamış ve sonuçta şiirini
    çok yeni, çok zengin olanaklarla enine boyuna donatmıştır. Orhan Veli ise
    şiirlerinde şenlikli ve alçakgönüllü bir günlük yazarı niteliğinde iken,
    girdiği serüvende en çok korktuğu şeye, eski şiire takılıp kaldı; eski şiirin
    geleneğinden negatif parodiler çıkarmaya çalıştı; Nazım Hikmet'ten çok daha
    köklü, çok daha önemli bir kavgaya girmek istedi, bir öncü kimliğinde, Türk
    şiirine kazandırdı o kavgayı; ama bu arada kendi şiirinin şehit düşmesini de
    önleyemedi. Ölümünden on beş yıl sonra bakıyoruz ki tüfeği depoya konulmuş
    çoktan. Orhan Veli kavgadan hiçbir zaman başını alıp Melih Cevdet'in "Aı"sı,
    Oktay Rifat'ın "Telefon"u gibi bir şiir yazamadı. Eksik kaldı. Yeni bir şiiri
    öneren, köklü bir sanat devrimini getirmeye çalışan birçok şairin, sanatçının
    eski sanatla alay eden, ona takılan birçok eskizleri olmuştur. Ama bunun yanı
    sıra onların hiçbiri o yeni şiirin, o devrimin yörüngesinde onun iç gelişmesine
    bağlı ürünler vermeyi de ihmal etmemiştir. Gerçek üstücülerin de vardır böyle
    deneyleri. Ama sözgelimi bir André Breton oturup "Serbest Birleşme"yi de
    patlatmıştır.

    Orhan Veli böyle. Türk şiirinin kavgasını kazandı. KEndi şiirinin
    kavgasını kaybetti. Öyle sanıyorum ki hepimizin onun serüveninden alacağımız
    büyük dersler var.

    Cemal Süreya/ Günübirlik-1967
    Konu mopsy tarafından (18-09-2009 Saat 01:51 AM ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye diojen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesaj
    437
    Rep Gücü
    19530
    orhan velinin şiir kitabının başında rastladığım yazıyı okuyunca şiirde kullandığı dil ile yazıda kullandığı dilin ne kadar ayrı olduğunu görmüştüm,belkide bileşiği karmaşığı,derini yapabilirken,diğerini yapmaktı derdi,
    ne atom bombası,ne lozan konferansı,bir elinde ayna
    bir elinde cımbız ...diye söylerken dizelerini belkide halkı halkın söylemiyle bir yerlere çekmek istiyordu bilinmez...

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye -BaDe- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Nerden
    Eskişehir
    Mesaj
    1.588
    Rep Gücü
    20917
    Alıntı diojen´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    orhan velinin şiir kitabının başında rastladığım yazıyı okuyunca şiirde kullandığı dil ile yazıda kullandığı dilin ne kadar ayrı olduğunu görmüştüm,belkide bileşiği karmaşığı,derini yapabilirken,diğerini yapmaktı derdi,
    ne atom bombası,ne lozan konferansı,bir elinde ayna
    bir elinde cımbız ...diye söylerken dizelerini belkide halkı halkın söylemiyle bir yerlere çekmek istiyordu bilinmez...
    Evet, zihninde nasıl canlandırıp kaleme alıyor bilemeyiz, fakat ben mesafeliyim orhan veli ye karşı, anlayamadığım sereserpe şiirleri olduğundan belki, bu akımın öncülerinden biri olduğundan bu akımı sevenlere hoş geliyor olabilir...
    fakat ben çözemedim şu mısraları

    ''ağaca bir taş attım
    düşmedi taşım
    düşmedi taşım
    taşımı ağaç yedi
    taşımı isterim
    taşımı isterim''

    ve çoğu kişi bunu bir aşk şiiri sanabilir, ama Orhan Veli bunu çok isteyip gidemediği bir ülkenin gemisinin kalkışının ardından yazmış mesela...

    ''bakakalırım giden geminin ardından,
    atamam kendimi denize,
    dünya güzel
    serde erkeklik var,
    ağlayamam.."

    Acaba Attila İlhan ın üzerine yüklendiği kadar var mı, tartışılır...

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye diojen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesaj
    437
    Rep Gücü
    19530
    Alıntı -BaDe-´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Evet, zihninde nasıl canlandırıp kaleme alıyor bilemeyiz, fakat ben mesafeliyim orhan veli ye karşı, anlayamadığım sereserpe şiirleri olduğundan belki, bu akımın öncülerinden biri olduğundan bu akımı sevenlere hoş geliyor olabilir...
    fakat ben çözemedim şu mısraları

    ''ağaca bir taş attım
    düşmedi taşım
    düşmedi taşım
    taşımı ağaç yedi
    taşımı isterim
    taşımı isterim''

    ve çoğu kişi bunu bir aşk şiiri sanabilir, ama Orhan Veli bunu çok isteyip gidemediği bir ülkenin gemisinin kalkışının ardından yazmış mesela...

    ''bakakalırım giden geminin ardından,
    atamam kendimi denize,
    dünya güzel
    serde erkeklik var,
    ağlayamam.."

    Acaba Attila İlhan ın üzerine yüklendiği kadar var mı, tartışılır...
    bazı şiirlerini severim orhan velinin,,,ama onda beni ilgilendiren daha iyi yapabilecekken ,eleştirilere rağmen sadeyi,müphem olmayanı tercihiydi.

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Acemi Üye sis_labirenti - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesaj
    168
    Rep Gücü
    2393
    Özünde Orhan Veli denilince aklıma hep eski şiirin eleştirisi gelir. Bu anlamda Üstadım Cemal Süreya ile hemfikirim. Yalnız katılmadığım bir nokta var. Orhan Veli eski şiiri eleştirirken yeni şiirin de temellerini atıyordu. Aynı bir filozof gibi önce kendinden öncekileri eleştirip sağlam bir tespite ulaşmaya çalışıyordu. Ki Cemal Süreya'yı büyük zevkle okuyuşumuzun nedeni Orhan Veli'nin yaptığı bu yergidir.

Benzer Konular

  1. Veli Toplantısı Tutanağı
    dogangunes Tarafından Eğitim Öğretim Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 07-11-2012, 09:06 AM
  2. 6 MilletVekilinin YanLışı
    TUTKU12 Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 17-12-2009, 07:59 PM
  3. Bir deliye bir veli rolü
    RABİA Tarafından Dini Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 30-10-2009, 12:21 PM
  4. Yiyeceklerin doğrusu, yanlışı
    Nil@y Tarafından Alternatif Tıp Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 31-12-2007, 10:32 AM
  5. Aşkın yanlışı da var..
    Nil@y Tarafından Ask ve Sevgi Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 13-12-2007, 09:26 AM
Yukarı Çık