Mahcup edası var hasretin…İçime işlemiş..Bir yerlere değmiş…Alıp başını gitmiş efkarım adsız tepesine…Misali alemin nakşı işlendi gözlerime…Kınalı her yer…

İçime oturuyor bir şeyler..kimsenin bilmediği..içiminde görmediği anlamadığı şeyler…Yırtılıyor bir yanı ..her varın bir yanı olduğu gibi..çiziliyor en hassas yerinden hatıralar…sonrası sızı..sizi bizi içine alıp taziye taşıyor yokluğa..Dün öldü bugünde o yok..yarın meçhul..Umud bugüne gül..Olur da gelir birkaç satır birkaç hal hatır can canan demine has dur..Kös vurur matem yakarız…

Meçhul sedası var hasretin..Ne yandan geldiği anlaşılmayan..Yönleri önsüz vurguların tak tukları geliyor sadece..Ve gölgelerin terennümleri yer yapıyor içimde…İçim bazen bir ipek nikap..bazen içim içime inat duvar…İçimden geçiyor kuru dereler…Daha neler neler…

Kıymetli kıymetsiz diye bakmadan..sahip çıkıyorum dökülmüşlere..İnsan saçılır ya bazen dağılır ya yol ortasına ay yüzlü bir akşamda..aynıysa insan ve kamer yine varsa..elini akşam artık geceye vermişse muhtemel savrulum nöbetleri nöbet tardır…Galasını yapar alasından hallenmiş haller…Hazırlanırlar mı acaba hıdrellez bir şenliğe..Şen şakrak şakıyarak…

Ve bazen hepsi bir ağızdan anlaşmış gibi konuşur içimin sakinleri sükunetsiz…Davetsiz misafirleri de olur sofranın..Ne varsa bir birine girer..Bir hu salarsın caddenin basarına..tam âma olan yerine..derinden derine bir huu…

Sarılırsın ve karanlıkta sarılır sana..İçinde yağmur başlar…Gözüne yürür damlalar…Yokuş yukarı akarsın sular seller gibi…

Hasret işte fikrin büyük lokması..Yutağına saltanat…İmiğini kastıran geniz sızısı…Ufuk var ya bütün özleyenlerin intizar çizgisidir…Şu kavuşmak denilen eflatun tarraka onun renginin çillesidir…

Her yer iç içe girmiş… Çokça yaşamak arzusu mudur sevgiliyi uzağa koyan… Yoksa zeminde yürüyüş çatlaklarımı var ayaklara fak… Tutulası mı gönlü husuf küsuf… Bir daha açılmasın… Varsın var-gelin içinde ala-veremizi üleşelim mi… Yoksa pervazı böğründe dua olup duralım mı? Fermanı boyuna gerdanlık…

Hasretin hasretinde biz de bir hasret miyiz…Yoksa hasret denilen şey benden bi haber mi..kendi kendime mi kurdum bu zembereği…Özlenir miyim…Ağlamaklı karışık bir tebessüm koyarlar mı önüme..Avurtlarını kemirir mi düşünceler…Yoksa her an parçalanmaya müsait hücreler gibi mi beraberlikler…Nerede deva bulur yaramız..kanaya kanaya nasır tutmuş arzular…sarmaş dolaş olduğumuz gün doğumu…Yakasından düştüğümüz yakarışlar…

Silueti yerleşiyor hasretin.. içimin en sapa yerine..Hayaleti geziniyor içimim içliliğinde…İç geçiriyoruz..İçimden geçerken içlendiklerim..Hiçlendiğim yerde..hiç hiçine…

Bazı cunun bir haykırış hasret..bazı emelin terkisiyle bir terk ediş..Bir demde terki terkleyiş..Terkin olduğu yerde terki terk ediş de bir terkileşiş ya…Yorumsuz ve somunsuzluktur belki sonsuzluk..Olmamaktır belki olmadığın kadar olmamak…

Sıvası dökülüyor sılanın…Kum gibi taneleşiyorum…Kayboluyorum artık feleğin eleğinde..Ve ben batarken kapanıyor pencereler…Hasret sıyırıyor en keskin yeriyle palasını.. söküyor beni benden…Zordur ayrılığı zorlamak…ve zorlanmaktır ayrılıklarla uğraşmak..ve ayrılmaktır günün biri er veya geçi erliğinde…Öteler yakışışında sevmektir sevileni belki…

Hani o güzel onun güzeli ve sevgiyi bezeyen onun sevgisi…Hani çaresi bu belki ..Ya baki entel baki…Bir daha ya baki entel baki ile dağlamak kopmuş hayat damarlarını..kanını durdurmaktır durmazlığın…Yine baharlar gibi geri dönerler ve dönecekler ve dönülecek yerlerde en sevilenler sevgililer…

Asudem..dolduramıyorum hasretin içini hasretim derken…Hasret içimi doldururken..Ve toprakla bitiyor temennilerim…Susuyor her şey..Sende susuyorsun..Selamını duyar mıyım bilmiyorum..getirirler mi mektuplarımı sana..bir şey diyemiyorum………………………Sevmemi sevdirmesine sevilir kılsın ve sevmelerimi sevdiklerimi sevdirdiklerinin sevgisine sevsin diliyorum…

Asudem eğer severse sevmemizi seviniriz sadece bunu söyleyebiliyorum……………………




m_safiturk


kaynak