Gösterilen sonuçlar: 1 ile 9 Toplam: 9
  1. #1
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864

    Unknown ÜSTAD Necip Fazıl'dan Nazım HİKMET'E ilk ve son hitap

    • NAZIM HİKMET'E İLK VE SON HİTAP

    Nâzım Hikmet!
    Nafile çabalıyorsun.
    Sana kızmıyorum. Kızmıyacağım.
    Hiç bir operatör, ameliyat masasından kendisini yumruklıyan kanserliye, hiç bir gardiyan, parmaklığı içinden kendisine deli diye bağıran çılgına, hiç bir hâkim darağacı önünde küfürler savuran mahkûma kızamaz.

    Ben kendimi, ne kanser operatörü, ne deli gardiyanı, ne de ağır ceza hâkimi şeklinde görmüyorum. Fakat görüyorum ki her hareketim, seninle hiç de alâkadar olmadığı halde, ciğerine neşter gibi saplanıyor, seni delilerin parmaklığı gibi bir azap çerçevesine hapsediyor ve başının üstünde ip varmış gibi kudurtuyor. Beni, doktor, gardiyan ve hâkim şeklinde gören sensin! Senin bu halini sezer sezmez artık sana kızmıyorum. Merhamet ediyorum.

    Sanma ki ben öfke kabiliyetini kaybetmiş bir adamım. İnsan başiyle fare kafasını birbirinden ayıran tek hassa, bence fikir öfkesidir. Bir hiç için ölçüsüz öfkeler duyacak kadar alıngan ve hassas bir mizaç taşıdığımı sen de bilirsin. Fakat bu öfke, iyi kötü bir kudreti, bir şahsiyeti, bir mesuliyeti kalmış insanlara ve hadiselere karşıdır. Sen mazursun.

    Çünkü iflâs nedir, onu bütün hacmiyle idrak ettin.
    O kadar yalnızsın ki, etrafında bir sürü (namı müstear) dan başka kimse yok. O kadar konuşulmuyorsun ki, isminden ancak kendi (namı müstear) ların bahsediyor. Eskiden herkesin dilinde bir problem gibi gezinmeyi tercih eder ve bir dedikoduya, bir ankete doğrudan doğruya iştirak etmeyi Greta Garbo esrarına aykırı bulurdun. Şimdi bir yerde anket oldu mu, kıymeti ve seviyesi nedir, hiç düşünmeden, kapısı önünde aç biilâç bekleşen yedi sekiz kişinin başına en evvel sen geçiyorsun ve sıranı kaybetmemek için kimbilir nelere baş vuruyorsun? Fıkraların baş sahifelerden moda sahifelerine atılıyor, gene yazıyorsun. Hatırlanmak şartı ile ne hakaretlere razı değilsin? Tükürüğü bile uzun zaman gıda edindin. Şimdi o da yok. Bir zamanlar, şiirlerinde (kıllı ve kalın) olduğunu ilân ettiğin sarışın ve pembe ensenden, şunun bunun tokat izleri bile uçmuş. Zaman seni değil, yüz karalarını bile götürmüş. Ne hazin bir manzaran var. Akşamları, beyoğlu sokaklarında, yüzlerinde kalın bir duvak, ayaklarında bir çift siyah bot, ellerinde köpek başlı bir şemsiye, ağır ağır geçen sabık Rum aşüfteleri bile senin kadar merhamete şayan değildir. Artık nefret vermiyorsun. Zamanın hainliği önünde insanları tefekkür ve merhamete çağırıyorsun.

    Bundan bir kaç ay evvel Bâbıâlide, Ştaynburg lokantasında seninle şöyle konuşmadık mı:
    Ben - Gazetelere yazdığın bu fıkraları nasıl yazıyorsun, bu kadar adileşmeye nasıl tahammül ediyorsun?
    Sen - Ne yapayım, ekmek paramı kazanıyorum. Başka ne yapabilirim?
    Ben - Kendinden ve haysiyetinden bu kadar fedakârlık edeceğine niçin potin boyacılığı etmeyi tercih etmiyorsun?
    Sen - Potin boyacılığı etsem, bir şey zannederler de beni bu işten menederler.
    Kendisini bu kadar saçma bir mazeretle teselli ediveren, hakikatte tesellisi olmıyan seninle görüyorsun ki ben hiç bir gün kavga etmedim. Sana selâm verdim. Sana acıdım. Bu kadar düşmene -acısını ben duyuyormuşum gibi- razı olmadım.
    Şimdi bana -tam da senden bekliyebileceğim bir tarzda- çatıyorsun. Devlet günlerinde seni rakip diye almaya tenezzül etmeyen adam, bu perişan halinde sana nasıl tenezzül eder? Artık sen benim gözümde hiç bir şeyi temsil etmiyorsun. Ne hokkabaz şiirini, ne işporta komünizmanı, ne hile ustalığını, ne 24 saatlık reklâm açık gözlülüğünü... Senin nene mukabele edeyim?

    Aynı ideoloji içinde vaktiyle sarma dolaş olduğun ve içlerinde fikirlerine taban tabana zıt olmama rağmen konuşulabilecek insanlar bulduğum gruplar, yani sana benden daha yakın zümreler bile seni, fikir ve sanat âdiliğinin, dolandırıcılığının prototipi diye gösteriyorlar. Bana ne düşer?

    İşte açıkça söylüyorum: Ben senin kâbusun, geceleri uykuna giren umacın, her an yokluğunu hissettiren şeytanınım. Sana acıyorum. Fakat elimden ne gelir?
    Çektiğin yokluk ıstırabına hürmeten, sana vaktile vermediğim şerefi veriyorum. Seninle ilk ve son defa olarak konuşuyorum. Fakat hepsi bu kadar. Dediğim gibi sen, bence artık mazursun. Seni affediyorum, ve ne yapsan affedeceğim. Bu vaade güvenerek istediğini yap! Sakın bu fırsatı kullanmamazlık etme!

    Yalnız bil ki, sönmüş ve pörsümüş hüviyetine, o kadar muhtaç olduğun ve elde etmek için ne yapacağını bilemediğin hayatı nefhedemiyeceğim.
    Ölü diriltmek ve müflis kurtarmaktan âcizim.

    Benim hakkımda, içinde hapsettiğin şeylerin hacmini bilmiyorum. Rivayete göre üç perdelik bir piyes, rivayete göre bir roman...

    Fakat sana karşı hiçbir taktiği kalmamış adamın, bütün bir samimiyet ve açıklıkla içini tasfiye etmesine rağmen söyleyebileceği her şey ve sırf sana hitap etmekle düşebileceği bayağılık burada toptan ve ebediyen nihayete eriyor.
    İşte görüp göreceğin rahmet!

    (11 Nisan 1936)


    Kaynak :

  2. #2
    Kıdemli Üye catpity - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Nerden
    FL,adana
    Mesaj
    650
    Rep Gücü
    10549

    Cevap: ÜSTAD Necip Fazıl'dan Nazım HİKMET'E ilk ve son hitap

    olamadığım yerlerde olabilmenin hasretimidir
    bende bu keder
    bu güneşli kış günlerinde
    mesela İstanbul'umda köprünün üstünde
    mesela Adana'da arasında ırgatların
    mesela Yunan dağlarında, mesela Çin'de
    mesela beni artık sevmeyenin başucunda?

  3. #3
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864

    Cevap: ÜSTAD Necip Fazıl'dan Nazım HİKMET'E ilk ve son hitap

    Alıntı catpity´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    olamadığım yerlerde olabilmenin hasretimidir
    bende bu keder
    bu güneşli kış günlerinde
    mesela İstanbul'umda köprünün üstünde
    mesela Adana'da arasında ırgatların
    mesela Yunan dağlarında, mesela Çin'de
    mesela beni artık sevmeyenin başucunda?


    "HATRINA DÜŞECEĞİM...

    Kopkoyu bir sis içinde bir akşam
    Hatırına düşeceğim belki
    Bir an ıslayacak yağmur yüzünü
    Birden o tatlı demleri hatırlayacaksın
    Sonra sıcak yatağında uzun uzun
    Ağlayacaksın Ağlayacak.!

    Boğazında bir şeyler düğümlenecek
    Ah yanımda olsaydı diyeceksin
    Tüm yıldızlar gülecek haline Ay'da göz kırpacak
    İliklerine işleyecek bensizlik
    Kahrolacaksın...!

    Bir sigara tüttüreceksin ihtimal
    Ufku seyredeceksin saatlerce
    Bir rüzgar kopçalayacak yüzünü
    Sonra hayalim gelecek karşına
    Bir Şiirimi mırıldanacaksın
    Hıçkıracaksın..!

    Gönlünden atamadığın gibi kafandan da
    Silemeyeceksin beni düşlerine gireceğim her gece
    İnce bir hüzün bürüyecek yüzünü
    Ve çırılçıplak gerçekleri o zaman
    Anlayacaksın..!

    Sonra bir şeyler yazmak isteyeceksin
    Kafan gibi kaleminde işlemeyecek
    Unutmak isteyeceksin her şeyi
    Ama unutamayacaksın hiç bir şeyi
    Kıvranacaksın.!"


    Kalemine sağlık Sevgili Necip Üstadım , selam ve dualarımız seninle.

    Hak Teala, kılıç gibi keskin kalemine kuvvet verdi , kabrini de Cennet bahçelerinden bir bahçe eylesin.Zatını görme saadetine kavuştursun.Amin.
    Konu bziya tarafından (08-06-2009 Saat 04:27 PM ) değiştirilmiştir.

  4. #4
    Tecrübeli Üye collection - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Alem-i Hakîkât
    Mesaj
    308
    Blog Mesajları
    20
    Rep Gücü
    1459

    Cevap: ÜSTAD Necip Fazıl'dan Nazım HİKMET'E ilk ve son hitap

    Eline sağlık abim , sözlere bakarmısın Hz. Sultan Fatih'in Topları gibi...

  5. #5
    Kıdemli Üye catpity - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Nerden
    FL,adana
    Mesaj
    650
    Rep Gücü
    10549

    Cevap: ÜSTAD Necip Fazıl'dan Nazım HİKMET'E ilk ve son hitap

    Akrep gibisin kardeşim,
    korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
    Serçe gibisin kardeşim,
    serçenin telaşı içindesin.
    Midye gibisin kardeşim,
    midye gibi kapalı, rahat.
    Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
    Bir değil,
    beş değil,
    yüz milyonlarlasın maalesef.
    Koyun gibisin kardeşim,
    gocuklu celep kaldırınca sopasını
    sürüye katılıverirsin hemen
    ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
    Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
    hani şu derya içre olup
    deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
    Ve bu dünyada, bu zulüm
    senin sayende.
    Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
    ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
    kabahat senin,
    - demeğe de dilim varmıyor ama -
    kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!

  6. #6
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864

    Cevap: ÜSTAD Necip Fazıl'dan Nazım HİKMET'E ilk ve son hitap

    SENİN

    Nöbet sende diye aldanma sakın,
    Zannetme bakidir devranın senin!
    Bir gün bizim köye yolun düşerse,
    Boynuna asılır fermanın senin!

    Kanlı bir sofraya geçtin oturdun,
    Haksızı korudun, haklıyı vurdun,
    Çınar ağacına yosun tutturdun
    Dikenlerle dolu vatanın senin!..

    Milletin başına vurdun tokmakla,
    Binbir çorap ördün altı parmakla,
    Tanrı sensin diye taşa tapmakla,
    Karardı namusun, vicdanın senin!..

    Baba ocağına arka çevirdin,
    Bin dört yüz senelik taşı devirdin,
    Ayakdakileri başa geçirdin,
    Bu mudur terazin, evzanın senin?

  7. #7
    Tecrübeli Üye efyubideapo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesaj
    255
    Rep Gücü
    3602

    Cevap: ÜSTAD Necip Fazıl'dan Nazım HİKMET'E ilk ve son hitap

    Harikulade bir dil.. Böyle bir kalem daha gelir mi şu yer yüzüne ??

  8. #8
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864
    Alıntı efyubideapo´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Harikulade bir dil.. Böyle bir kalem daha gelir mi şu yer yüzüne ??
    Çok zor bir ihtimal...

  9. #9
    2.imza yarışma birincisi nefisetülilm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Nerden
    İstanbul'da, İstanbulluyum...
    Yaş
    42
    Mesaj
    705
    Blog Mesajları
    19
    Rep Gücü
    7085
    (Üstad'ın okumaya doyulmaz eserlerinden biri daha... )

    O VAR!..



    Her defa haberi taze bir müjde;

    O var!

    Her defasında, geç, gafletten vecde;

    O var!

    Ne sen varsın, ne ben, ne yâr, ne kimse;

    O var!

    Bütün sevdiklerin elden gittiyse;

    O var!

    Kalacak kim var ki, dost tomarından?

    O var!

    Sana daha yakın şah damarından;

    O var!

    Arama, bir ilaç yok eczahanede!

    O var!

    Gayede, sebepte ve bahanede;

    O var!

    Sevdiğini ebed boyu tutan dinç;

    O var!

    Ölümsüzlük şevki, ilâhî sevinç;

    O var!

    Yıkılmaz dayanak, kırılmaz destek;

    O var!

    Tekten de tek, bir tek, tek başına tek;

    O var!

    1982

Benzer Konular

  1. Üstad Necip Fazıl'ın Büyük Doğu Dergileri
    zekaikc Tarafından Güncel Haber ve Manşetler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 30-08-2012, 06:02 PM
  2. Necip Fazıl oldu!
    mopsy Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 25-05-2010, 10:56 AM
  3. Necip Fazıl Kısakürek
    Server Bedii Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 17-03-2010, 04:01 PM
  4. Yorum: 4
    Son mesaj: 11-01-2009, 02:35 PM
  5. Üstad Necip Fazıl ve Nazım Hikmet
    Sert-Ünsüz Tarafından Destekliyoruz, Alkışlıyoruz Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 21-07-2008, 10:48 AM
Yukarı Çık