Aşk olsun..gece gece uykuma uykuma uykusuz…İşleyişin içime içime huysuz..neler nerelere gider..ve neler getirirler..Aşk olsun kirpiklerinden düşene..Uzaklara bakan bakana gülüşüne aşk olsun..Düş sancısı düşlerine…Birkaç kelimeyle ve iniltiyle anlatır derdim derdini aslınada..Maşukun huzurunda sözü uzatmakta aşktan sayılır mı..Yoksa tanımak zevkinin edebe boyanmış kala kalmışlığımı..Hak diyen hakikat söyleyenlerin hak sözleri vardır..Ve haktırlar..Ama aşk bir yardan yuvarlanır yar’e yara olur…Kopar kıytırık duruşlu kiremitler… tutuşmuş bacaların alacası üleşir havada..Ve nem..o yapış yapış edasıyla tırmalar tırmanırken…her neyse…

El tutmak..Gözünden ruhuna akmak…sıkılmaz tutulmaz bir hissi kış sarmanı bir hahişle bağrına basmak mıdır…Sende neyim var seveyim..sendeysen senin olsun emeğim mi…Al bak şuaraya yazıyorum başkasının aklımda kalan romanından aşk dolu satırları..Yüz üstü sürünen bir drama dan hatırama çivilediğim hatırımı da al…Filmin siyah beyazı..fotoğrafın arabı..Al seversin ..Minyatür..daha ne tür..türlü türlü…Kavuşamazlık türkülerinin efsaneleştirdiği bir soluk…Kestane renkli saçlarıyla hasna..Hüsna bir sedayla vasfettiğim vasıfsızlığım..Ve hicran ölmüş rengiyle bir sandal..Rüyada alabora olmuş bir kayık..Ne olsun ki..Küçük çakının ızdırabından yüzü buruşmuş ağaçlar mı..Okunmaz okul defterleri..Yokuş yukarı fikir terlerimi..Kimsin sen ..sevgimin katili..akıyor durmuyorsun umudum hep maktul..Ve bir sabah kabarmış saçlarıyla gördüğümde feleği..ojeleri döküldü tırnaklarından destursuz sızılarımın…Sol anahtarının ardına perde perde kattığım maruf-u meşhur sevgilim..çalamadı bestemi aşkın ahengi aşk olsun…Bu değil mi yoksa…birkaç metre küplük israfın çıldırttı çamaşır iplerini…

Titizliğin mavi gözlerin..bugün ela ve kahveye çalan sakinliğin hüznün kara…Bilmiyorum..Pilav olmamış..Çorba soğuk yemek çiğ..Aradığımı bulamıyorum..Bıraktığım yer yer değil…neden sevmeliyim seni sevdim dedikten sonra sorduğum soru..ve neden sevdin beni dediğimde bilemediğin ve bilemediğim “işte” cevapları…

Ya! Ay yüzlüm krater gamzelerin solarsa..ve yağmur gözlüm gözlerin sulamaz ve ıslanmazsa hüzün yolları..Toz toprak olursa geçim derdi…Annemin ütülediği pantolonun ütüsü ölgün… Küfesi omzumda değilken sevdamın.. mızıkçılığını henüz bulmamışken önünde..ne de berrak gök yüzü..sonbahar..nede güzel düşerdi yapraklar..Gazallarda gazeller..aşk kitabeleri..abide çınarlar aşk şahitleri..Yıldızlar adına tuttuğum fallar..Çoban kepeneği de olsa bir sır tutar saklar…

Zamanla yuvarlanmalımı yuvalanmalımı..Aşk mı bu başka bir şey mi..Yoksa, sevmeye sevmek beklemek kadar bir birinden uzakmı..Yoksa gönül verdiğinin sonsuzluğa uzattığı bir silsilemi…Yoksa aşk olması gerektiğini tasarladığın ve arzuladığın bayılası gerçeğin ayılmayası kurguları ..günbatımından söz etmeyen masalları mı..Çöl boyu dağ başı harami aşı kıtlıklar mı?

Yoksa bir mesudun ay ışığında yaslandığı yabasının yasında kotarmış yorgunluğu helal başıyla renksiz anlara uçurduğu şükür kelebeğimi…

Mütevekkil az mumluk aydınlığın hayata kattığı perdeler ardındaki gerçekle müjdelenmiş ebedi bir arkadaşlığın ..suret aşan sıçrayışımı…merhamet asaletinde her şeyin mutedil lisanı ile anlam kazandığı..Ebed-ül abad yoluna kurulmuş evvelki menzil ve birinci kapı olan bu alemden kol kola çıkmak mı…Bir birine vedia olmuş olmuşlarını koltuk değnekleri yapıp türaba sarılırken..İsrafil coşkusunda neslini sonsuzluğa taşırken kanatlanmak mı..Yoksa başka bişeymi..her gün bir söz bulmak..yeniden yeniye tümceler..Ve bıkılmış muzdarip sabahların boş ver çığlıklarının göz altı torbasına dönüşmesi mi…Aşk uzaklıkla alevlenen bir yönsüz esintinin..Yüksek dalgalara göğüs vermiş çalkantısı..Gerilmiş zembereğin çıtırtısı..Anlamı anlamsızlaştıracak kadar sarhoş çığlıklar bezemesi..yokluk kazanlarının kavurduğu kokusu uçmuş efganın ezmesi…

Zan pazarının hicran sabahlarında..kapılar yüzünü örter…Duvarlar biraz daha sertleşir..Ve umurunda olmaz bir şey..tahammül tevehhüme mağlup…Ve hep haklılık sehpayı hazırlar..gerekçelerin uçuştuğu yerde dilekçeler..ve pay mal olan gizler..silinesi izler silgecinde kabir üstü neticelere söylenen yazıklardır..ve baş ucuna çakılan isimsiz kazıklardır ayrılığın şiarı…Evet ,Aşk’ın mecazdaki varlığı onsuz kalmaktır…

Ve söndü şevketi isimsizin.. haşmetide öyle...Bir ben arar ben sende..senin bende aradığın bende her şey…Benim benden içeru sessizliğim ..senin senden içeru dilsizliğin mi dir…Aşk adı doğru adresi şaşırmış yolcu…O’nu aramak değil belki de aşk…Elmas kakmalı bir niyetin tahtında yaşamaktır sadece…Kendi gelesi kalp kalesi güzellik…

Yine Aşk’a aşk olsun……..

m_safiturk

Eser sahibinin izni ile yayınlanmıştır.


kaynak