Aslında Sevgi...

Kahve içecekleri yere geldiklerinde, Yazın en güzel anını sunuyordu Gün, Güneş batmış lakin Hava henüz aydınlık. Hafif bir yelcik bahçedeki Güllerin Kokusuyla, Hanımeli Kokusunu harmanlamış ve duyabilen burunlara ziyafet yaşatıyordu.

Öyle bir Koku ki; ziyafet yaşattığı burunların Sahiplerinin Yüreklerindeki Sevgiyi coşturup şelaleye dönüştürüyordu. Can-ı'nın Nuru olan kadınını sağ yanına, Can-ı'nın Dostunu zayıf olan sol yanına oturttu.

Ortadan az şekerli Kahvelerini içerken Dostuna döndü ve ‘şu anki yürek halimi seninde yaşamanı isterdim’ dedi.

Dostu sigaralarını yaktı, adeta ışık saçan ve tebessüm eden gözlerinin odağını ateşten dostunun yüzüne çevirdi.’benim Yüreğimdeki hali de senin bilmeni isterdim’ dedi.Yayvan bir tebessümle, ‘

Anlatta bilelim o vakit’ dedi öteki.

Dedi ki Dostu; ‘Sen şu anda bakınca bir hayran yüz görüyorsun, Can-ı'nın Nur'u olan Kadının yüzünü.Bense, bakınca iki hayran yüz görüyorum.Ben sizden daha şanslıyım’ ve bu sefer dişleri de görüldü tebessüm ederken.Taştı yürekleri Sevgiden, yerin derinliklerinden gelen şifalı kaplıca suları gibi gürül gürül, taştıkça taştı.

Çok kısa bir süre susup ‘lakin’ dedi, ‘sen bir başka konuda daha şanslısın’. ’Neymiş o’ dedi, inanmamış bir yüz ifadesi ile.

Tebessümü tüm hücrelerine yayılmış durumdayken şöyle dedi; ’ Bizler, yani İnsanoğlu aslında ömrümüzü Şahit arama peşinde geçiririz de bilmeyiz bunu.Bu arayışa, Şahitlik değil de başka isimler koymuşuz, Sevgi denmiş, Aşk denmiş, Dostluk denmiş, Eş denmiş v.s. Dikkatlice bakılıp bunlar analiz edilirse bu ortaya çıkar.

Mesela Sevgi.Sevgi dedikleri şey; kendimize atfettiğimiz, vehmettiğimiz Değerin(anlamın), bir başkası tarafından tasdik edilmesi, teyit edilmesi o değere şahitlik edilmesidir.Bu Şahitlik sözle değil, gösterdiği davranış şekliyledir, hal iledir.Kendimize atfettiğimiz, vehmettiğimiz değerden fazlasına şahitlik edilirse buna da Aşk demişiz. Burada küçük bir nüans gözden kaçmakta.Bir kişi kendine değer atfedebilmesi için öncelikle kendini bilmesi gerekir.Kendini bilememiş kişi değerini ne bilsin?Kendini bilmeyen, hangi manayı, hangi anlamı, hangi değeri bilirde, görünce tanır…Sen bu konuda benden daha şanslısın’ dedi.

İtiraz etti, kızgınca bir ifadeyle ’senin varlığına benimkinden fazla şahitlik eden var’ diye yaptı açıklamasını.

Tebessümü daha da yayıldı yüzüne ve şöyle dedi; ’Bizim Varlığımızı oluşturan unsurlar vardır.Erkeklik ve Kadınlık bu unsurların en önemlilerindendir. Kadınlığımıza, Erkekliğimize şahitlik eden olmazsa, Şahitlikte eksiklik var demektir.Senin varlığının Erkek yanı Şahit buldu.Kadınının da kadınlık yanına şahitlik edildi, anlam buldu.Sizin birbirinize olan Şahitliğiniz ile, bana olabilecek şahitliğiniz arasında bu fark var.İşte bu yüzden benden daha şanslısın’.

Güldü sevinçle ‘söylesene Dostum’ dedi.’Sen bunu daha önce mi düşündün, şimdi mi?’.

Dayanamadı bastı kahkahayı. Gülmesini zorlukla zaptedip ‘Şimdi uydurdum’ dedi.

Bu sefer her üçü birden bastı kahkahayı, kafedeki herkesler işitti ve dönüp baktılar şaşkınlıkla.Lakin üçü de bunu fark etmediler bile…

Kafedekilerin şaşkınlıkları yüzlerinde ablak bir ifadeye sebep oldu ve vehimlerinin yalancı şahitleriyle Sahte oyunlarına kaldıkları yerden devam ettiler…

Kaynak: cah