Gösterilen sonuçlar: 1 ile 9 Toplam: 9

Siyah Pelerinli Adam'dan

Kültür, Sanat Kategorisi Edebiyat Forumunda Siyah Pelerinli Adam'dan Konusununun içerigi kısaca ->> [Fakir bir pansiyon odası... Genç şair, saçları dağınık, iki büklüm, masasına eğilmiş, çalışmakta... Elinde kalem, önünde birbirine geçmiş kâğıtlar, karışık ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    Siyah Pelerinli Adam'dan

    [Fakir bir pansiyon odası... Genç şair, saçları dağınık, iki büklüm, masasına eğilmiş, çalışmakta... Elinde kalem, önünde birbirine geçmiş kâğıtlar, karışık bir kitap yığını... Masada yeni yakılmış bir mum... Alçak bir somya üzerinde, içinden çıkıldığı gibi kalmış, allak bullak bir yatak... Yatağa bitişik küçük masada bir bardak tortulu su ve bir çalar saat... Eski bir konsol... Konsolun bir çekmecesi, yana kaçmış tarzda açık... Açık çekmeceden yorgun bir gömlek sarkıyor... Konsolun üstünde küflü bir ayna... Aynanın kenarında eski zaman kartpostalları... Orta yerde bir gaz sobası... Gaz sobasının isli penceresinde hafif bir alev dili... Duvarlarda, pansiyon sahibi Rum kokanasının gençliğine ait resimler... Odanın tavan arasında olduğu, iki küçük ve iğri pencereden belli...]

    (Tık tık sesleri... Kapı, üstüste beş kere vurulur.)

    Kim o?

    Şair, aç kapıyı! Ben geldim!

    ŞAİR - Sen kimsin?

    SES - Beklediğin adam!

    ŞAİR - Ben kimseyi beklemiyordum!

    SES - Al mumu da gel! Kapıyı aç ve yüzüme bak!

    (Kapıya doğru ayak sesleri... Kilit üstünde dönen anahtar.)

    ŞAİR - Kimsin sen?

    SES - Telâşa lüzum yok. Kaldır mumu yüzüme doğru! İyice baksana!

    ŞAİR - Simsiyah pelerininden başka bir şey görmüyorum. Ne o, başında kukulete mi var? Yüzün hiç belli değil. Nerede yüzün?

    SES - (Kah kah kah kah) Senin ruhun neredeyse benim de yüzüm orada.

    ŞAİR - Söyle, sen kimsin, ne istiyorsun? Belli et çabucak!

    SES - İzin verirsen odaya gireyim de öyle. Sana her şeyimi belli edeceğim.

    ŞAİR - Seni anlamadan içeriye bırakmam.

    SES - Elin titriyor, Şair! Mumu şamdandan düşüreceksin. Zift yürekli karanlığı düşün!

    ŞAİR - Kimsin diyorum sana!

    SES - Kim olduğumu ne yapacaksın? Sen kim olduğunu biliyorsun ya! Şair, yani meçhulün âşıkı! Yol ver de geçeyim!

    ŞAİR - Hiçbir şey anlamıyorum.

    SES - Fakir odana beni kabul ettiğin için teşekkür ederim.

    (Küt diye kapanan kapı.)

    ŞAİR - Yere basmıyor gibi yürüyorsun. Çenenden topuklarına kadar inen bu simsiyah pelerin de ne? Başındaki kukuletenin içi boş sanki. Sesin, gülüşün de tuhaf senin. Cehennemden gelen bir ıslığa benziyor. Sakın cin olmayasın sen?

    SİYAH PELERİNLİ ADAM - Ben cin değilim; cinler benim uşaklarım... Pelerinimi onlar ütüler.

    ŞAİR - Beni korkutuyorsun!

    SİYAH PELERİNLİ ADAM - Korku mu dedin? Ne ayıp, ne ayıp! Korkuyu genç taylarla yavru serçelere bırak! İnsan korkar mı hiç? Dur şu kırık iskemleye bir oturayım. Oh, ne rahatmış iskemlen! Beş kat merdiven, doğrusu yordu dizlerimi... Sen benim dizlerimin ne çektiğini bilir misin? Dünya yaratıldı yaratılalı, ne çektiyse dizlerim çekti. (Bir lâhza sükût, peşinden kah kah kah kah) Cadı, çok para vermiyorsun diye seni tavan arasına atmış. O ne cadı, o! Demin mutfaktaki boş ekmek teknesini devirip onu uyandırdım. Cadı, elektrik düğmesini çevirir çevirmez, karanlığın üstüne bir karanlık cilâsı daha vurulduğunu gördü. Çünkü sigorta telini kesmiştim. Derken sen ona seslendin, mum istedin. Seni, odanda, mum yanarken ziyaret edeyim dedim. Zira elektrik ışığı, mesafelerin pergel ve cetvelle ölçüleceğini zanneden ahmak bir gurur sahibidir.

    ŞAİR - Rüyada mıyım yoksa?

    SİYAH PELERİNLİ ADAM - Rüyada değilsin. Çünkü istersen rüyada olup olmadığını muayene edebilirsin. Beş duygunu, bütün bilgini, hafızanı, hâtıranı, nisbet ölçülerini elekten geçirebilirsin. Hiç rüyada bunları yapabilir misin? (Kah kah kah) Sen o rüyadasın ki, ismi hayattır; ve orada insanın, rüya görüp görmediğini muayene etmek hakkı... (Kah kah kah...)

    ŞAİR - Bana adını ve kim olduğunu söyle!

    SİYAH PELERİNLİ ADAM - Eğer muaşeret kaidelerine bu kadar kıymet veriyorsan, eğer bin ihtirasının içinde, salon adamı olmak gibi bir hevesin de varsa, takdim edeyim sana kendimi!

    ŞAİR - Takdim et bana kendini!

    SİYAH PELERİNLİ ADAM - Ben senin bir baba dostunum.

    ŞAİR - Ben babamı tanıyamadım bile.

    SİYAH PELERİNLİ ADAM - O da beni görse tanıyamazdı.

    ŞAİR - Nasıl baba dostluğu bu böyle?

    SİYAH PELERİNLİ ADAM - Bu çok eski bir baba dostluğu. Babana, büyük babana, onun da babasına, gitgide sonuncu babana kadar varan bir dostluk. Daha doğrusu, onunla başlayan bir dostluk...

    ŞAİR - Eeeee?

    SİYAH PELERİNLİ ADAM - İşte ben, senin en büyük babana güya secde emri verildiği zaman, güya bu emri dinlemeyen, biricik melekmişim güya. Sana böyle öğretmediler mi?

    ŞAİR- Şeytan!!!

    SİYAH PELERİNLİ ADAM - Şeytan!!! Şerrinden Allah'a sığındıkları taşlanmış Şeytan!!!

    ŞAİR - İnandım senin Şeytan olduğuna. Zaten sen, dünyamızda mevcut olmayan bir şeye benziyordun.

    SİYAH PELERİNLİ ADAM - (Kah kah kah kah) Hem mevcut olmamak, hem de benzemek. (Kah kah kah) Sizin mevcutlar hakkındaki fikriniz işte bu! Hem bir şeye yok der, hem de onu başka bir şeye benzetirsiniz. (Kah kah kah kah) Halbuki Allah'ı hiçbir şeye benzetemediğiniz halde ona var diyorsunuz.

    ŞAİR - Mel'un Siyah Pelerinli Adam! Ruhumun düzenini bozmaya geldin, anlıyorum. Şunu bil ki, içimdeki kâinat mimarîsinde tek taşın yerini bile değiştiremeyeceksin.

    SİYAH PELERİNLİ ADAM - Ellerime bak! İşte uzatıyorum yüzüne doğru! Ellerimi görüyor musun?

    ŞAİR - Görüyorum! Ne istiyorsun?

    SİYAH PELERİNLİ ADAM - Neye benziyor ellerim?

    ŞAİR- Ömrümde eşini görmediğim bir çift kadın eline.

    SİYAH PELERİNLİ ADAM - Güzel mi onlar söyle!

    ŞAİR - Güzel mi, bilmiyorum amma, korkunç! Korkunç denecek kadar güzel! Yürüme üzerime doğru! Olduğun yerden konuş!

    SİYAH PELERİNLİ ADAM - İşte senin içindeki kâinat mimarîsini kuran eller! Şimdi onu geriye istersem vermeyecek misin? Aldanman için kalbine soktuğum yalanı bana karşı müdafaamı edeceksin? (Kah kah kah) Hatırıma ne geldi, biliyor musun? Sahibinden aldığı et parçasını bile iade etmiyen köpek!

    ŞAİR - Ben senden hiçbir şey almadım. Her şeyimi sana karşı koruyorum.

    SİYAH PELERİNLİ ADAM - Ruhunuzda, iyi ve güzel diye bir tarafa ayırdığınız duyguların ad sahibi benim!

    ŞAİR - İnanmam sana! Sen insanı bir doğruluğa teşvik etsen de daha büyük iğriliklere sürmek içindir. Sen o dolandırıcısın ki, bin liralık bir vurgun kaldırmak için, bir liralık borcunu iade edersin.

    SİYAH PELERİNLİ ADAM - Akılsız Şair, seni softalar avlamış. Mum ışığına karşı elindeki elmayı çevirip dünyanın döndüğünü ispat eden köy mektebi muallimleri çocukları nasıl avlarsa, öyle avlamış. Fikirsiz Şair, seni boğazına kadar altına boğmaya gelmiş birini, cebindeki mevhum kuruşa âşık farzediyorsun!

    ŞAİR - Beni boğazıma kadar mı boğmaya geldin?

    SİYAH PELERİNLİ ADAM - Tabiatta, bir benzeri olmayan sefaletine merhem olmaya geldim!

    ŞAİR - İnanmam sana, kazanında yalan fıkırdayan sihirbaz!

    SİYAH PELERİNLİ ADAM — Her şeyi, her şeyi isteye isteye, her şeyden mahrum nasibini düzeltmeğe geldim!

    ŞAİR- Bırak yakamı, karanlığın büyücüsü! Hiçbir şey istemiyorum; hiçbir dileğim yok!

    SİYAH PELERİNLİ ADAM - Senin mi hiçbir dileğin yok? Sen mi hiçbir şey istemiyorsun? Madenini, ihtiras, merkezine kadar boğmuş... Sakın onları sileyim deme; kül gibi dökülür, gidersin. Sen, yalnız istiyorsun, istiyorsun... İsteye isteye bu hale geldin; ya isteye isteye kurtulacak, yahut duvarda bir böcek lekesi gibi silinip gideceksin. İstiyorsun, hudutsuz istiyorsun; istemek için doğdun. Bulamamak yüzünden de öleceksin. Bir bulduğun zaman, bin istiyorsun. Zaten bulduğun şeyin sence ne kıymeti var? Sen bulunmayacak şeyi istiyorsun. Dünyaların görmediği kadını, lisanların bilmediği cümleyi, kasaların almadığı serveti, başbuğların tatmadığı nüfuzu istiyorsun. Bunlar yine hiçbir şey değil... Sen bilmek istiyorsun, felâket orada ki, bilmek istiyorsun. En uzak maddenin silik atomundan, en çelimsiz insanın en belirsiz hareketine kadar, eşya ve hâdiseleri saran kanunu bilmek istiyorsun. Başı Önünde, tevekkül ve teselli içinde akan insan zincirinin ilk ve son halkasını ele geçirmek, birbirine bitiştirmek istiyorsun. Halbuki sıfır!.. Elinden hiçbir şey gelmiyor. Zira hudutluya sığmıyor, hudutsuzu da dolduramıyorsun. Böylece dolduramadığın hudutsuza karşılık, sığamadığın hudutlu, seni hükmü altına alıyor. Uçmak dilerken, yürümeni şaşırıyorsun. Krallara iradeni telkin etmek yerine, çöpçülerin nüfuzu altına giriyorsun. Kasaların almadığı servet işte, şu konsolun gözündeki, üç günlük kuru francala kenarı... Lisanların bilmediği cümle adına terkip ettiğin şeylerden, üç yaşındaki çocuklard bile mahcup... Kirli yatak çarşafındaki sarımtırak lekeler şahit ki, yeryüzünün görmediği kadını bir ân zaptedemeyen bir hayâl, aşağı kattaki pörsük kokona vücudu önünde müflistir.

    ŞAİR - Sus, yerin dibine giresi Şeytan! Sus, Allah'ın lânetlisi, sus!

    SİYAH PELERİNLİ ADAM — Kadınsız, esersiz, parasız, ******** sanatkâr!.. Düşün ki, herkes bunlara mâlik... Ve sen malın olsa hor göreceğin şeylere, malın olmadıkça imreneceksin. İstekleriyle kazançları arasında muvazene kurmuş insanlara cüce diyorsun. Sen o ruhu ve karnı aç devsin ki, cücelerin erzakını kıskanmaya mahkûmsun. Dehâ diye maden gibi istismar ettiğin bozuk muvazenenden başka neyin var. Kadınsız, esersiz, parasız, ******** sanatkâr!..

    ŞAİR - Taşlanmış İblis! Bu kadar muvazeneli insan arasından ne diye beni seçtin öyleyse?

    SİYAH PELERİNLİ ADAM - (Yaklaşır, iki eliyle bir şeyler yoğuruyormuş gibi yaparak) Çünkü bozuk muvazenen benim elime geçince, ondan en üstün nizam doğacak. Bu sırrı ancak ben bilirim. Cemiyet kalıpları sizi benimseyemez. Lâflarınızı bir damla bal halinde, mekteplerdeki gibi okuma kitaplarına alırlar da, şahsınızı, iğneli bir arı gibi havluyla pencereden dışarıya atmak isterler. Sakat ruhlarınızın, benim tezgâhımda tamir gördükten sonra nasıl bir temel kuracağını ancak ben bilirim. İşte seni, bu kadar muvazeneli insan arasından bunun için seçtim. Bana teslim ol ve her şeye hükmet diye seçtim. Hükmetmek; bu kelimeyi anlıyor musun, hükmetmek... Kendine, bütün insanlara, her türlü marifete, elle tutulur ve tutulmaz her şeye hükmetmek... Eğer yüzüğün taşı gibi, cemiyetin orta yerinde oturmak ve pırıl pırıl ışıldamak istiyorsan, bana teslim ol! Ben, günübirlik varlıklar çerçevesinde mahrum olmaktan büyük malikiyet tanımıyorum. Onlara malik olmak kudretim arttıkça, mahrumluğum derinleşiyor. Mahrumluğum derinleştikçe, hiçi ve hepi buluyorum. Hepi, yani Allahı... Fakat arada sen varsın! Hedefime varabilmek için seni tüketmek lâzım. Sen, tükenmeğe yaklaştıkça çoğalıyorsun; yahut ben azalıyorum. Öyle ki, en zayıf hale geldikten sonra çelmelerine dayanmak, kav gibi kupkuru kesildikten sonra kıvılcımlarına göğüs germek icabediyor? Bunun bir adım ilerisi, kurtuluş... Bir adım sonra, bir daha düşmemek ve yanmamak var... Biliyorum, bunu biliyorum ama, o adımı atamıyorum. Atamıyorum da ne oluyor? Bak, söyleyeyim sana ne oluyor: İğneli fıçı içinde yaşıyorum! Ruhumun, atom atom, barsakları deşiliyor. Çektiğim ıstırabı Allah bilir. Onun için, vâdettiğin şeylerin hepsine, herkesten, her zamankinden daha muhtacım ama, istemiyorum; hiçbir şey istemiyorum. Yokluğun tamamı olacağıma, varlığın yarısı olmaya razıyım. Kararım tamam; ne kadar ıstırab varsa çekeceğim! Ve onu, onun bana elini uzatacağı ânı bekleyeceğim.

    SİYAH PELERİNLİ ADAM - Miskin Şair, seni ondan ayıracağım! Sen onu çok zor, çok çetin, fakat çok açıkgözce buldun. Handiyse kafan, bir kestane fişeği gibi patlayıverecekti. Keşke patlasaydı kafan; keşke patlataydım kafanı... Mısra örgüsü gibi bir düzen zevki içinde, birdenbire yakalayıverdin onu... Kafiyelerin aptalı! Sana uydurduğum yalanı, şimdi bir türlü beyninden sökemiyorsun. Fakat gör bak, seni ondan nasıl ayıracağım!

    ŞAİR- İblis! O kim. O kim o, ismini söyle!

    SİYAH PELERİNLİ ADAM - Dur, mumu söndüreyim de söylerim! (Keskin bir üfleyiş... Zifiri karanlık)

    ŞAİRİN SESİ - Allah'ım! Sen koru beni!

    SİYAH PELERİNLİ ADAMIN SESİ - Bağır, bağır! Duvarlar sesini iade etmeğe hazır... Gidiyorum ben artık! Yak mumu istersen! Yalnız şaşırma!

    (Küt diye yere düşen iskemle, patır patır yere devrilen kitapların sesi.)

    SİYAH PELERİNLİ ADAMIN SESİ - Bîçare Şair, kibrit cebinde! Eşyayı devirme! Haydi hoşçakal ve beni hatırla!


    Necip Fazıl Kısakürek

    kaynak
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    Cevap: Siyah Pelerinli Adam'dan

    "Ne imiş son nefeste şeytan bir bardak su ile insanın imanını çalıyormuş. Hadi canım... Ben papucumu bile vermem... Böylesi bir iman, iman değil ancak zandır..."

    Tuğrul İnançer
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye D€NiZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesaj
    2.148
    Blog Mesajları
    1
    Rep Gücü
    4906

    Cevap: Siyah Pelerinli Adam'dan

    Bir insan ölüm anında can çekişmeye başladığında şeytan gelir,sol yanına oturur ve şöyle der:

    -Can acısından kurtulmak istersen "ALLAH yoktur" de.

    İyi amel sahibi ise yüzünü öbür tarafa çevirir,şeytanın hilesinden kurtulur.Şayet şeytanın dediğini yaparsa ALLAH esirgesin imanından olur.İmam-ı Ebu Hanife'den sordular:

    -Ya İmam!Hangi günah sebebiyle imanın yok olmasından korkulur?İmam şu cevabı verdi:

    -Bunun 3 sebebi vardır.Birincisi,ALLAH'ın bağışladığı imanın şükrünü terketmek;ikincisi,son nefeste korkuyu terketmek;üçüncüsü ise,haram lokma yemeğe devam etmektir.Her kimde bu üç kötü haslet birlikte mevcut ise onun imansız gitmesinden korkulur.

    Bir başka haber de şöyledirir kimse can çekişmeye başlayınca,son derece hararet bastırır,ciğeri yanar,boğazı kurur fakat su içemez.O zaman ağzına su damlatmak lazımdır.Zira kişi bu haldeyken şeytan,elinde bir bardak su ile gelir,karşısında dikilir ve suyu gösterir.Onun şeytan olduğunu anlamayıp suyu içmek isterse şeytan:

    -"Bu alem kendiliğinden yaratılmıştır,yaratıcısı yoktur" dersen bu suyu sana veririm,der.Sonra ayak ucuna gider ve yine suyu gösterir.

    -"Peygamberler yalandır" dersen bu suyu sana veririm, der.

    O kimse şeytanın bu tekliflerine kanıp da inkar ederse son nefesinde imanından olur.manı tam olan mü'minler onun şeytan olduğunu anlar,yüzünü ondan çevirir.Muhafaza melekleri de onu korur.

    Bu duruma örnek olarak şu hikaye anlatılır: Vaktiyle Ebu Zekeriya isminde salih bir kişi vardı.Can çekişmesi esnasında dostları ona kelime-i şehadet telkin ettiler.Yüzünü döndürdü.İkinci defa telkin ettiklerinde yine yüzünü döndürdü ve hiç cevap vermedi.Üçüncü seferde:

    -Sizin sözünüzü tekrarlamam, dedi.

    Dostları imansız gideceğinden şüphe ettiler.Bir müddet sonra aklı başına geldi ve yanındakilere:

    -Siz bana bir şey söylediniz mi?dedi.

    Dostları, kelime-i şehadet telkin ettiklerini ve kendisinin söylemeyi red ettiğini söyleyince:

    -Şeytan-ı lain, o anda elinde su bardağı ile karşıma geçip "İsa ALLAH'ın oğludur" de bu suyu sana vereyim, dedi.Ben de "Demem" dedim.

    Onun üzerine şeytan elindeki bardağı yere vurup kırdı ve dışarı kaçtı.Elhamdülillah o lainin hilesinden kurtuldum,yoksa şehadeti reddetmem mümkün değil,dedi ve şehadet getirir getirmez ruhunu ALLAH'a teslim etti.

    Mansur bin Ömer'den rivayet edildiğine göre,insana ölüm geldiğinde ondan dört şeyi dört yabancı alır:

    1. Malını varisleri

    2.Canını Azrail

    3.Etini kurtlar

    4.Kemiklerini toprak

    Bu durumda mü'minin yanında kalacak olan,iman ve ameldir.Şayet şeytan sebebi ile iman da yok olacak olursa amelin yerini fasit bir daire alır.Fırsat elde iken imanın yok olmasından çok korkmalıdır.O düşmanı reddedecek ameller hazırlamalıdır.Ölüm anında kişiyi,şeytanın hilesinden ancak salih amelleri kurtarır

    islamiyet.gen.tr

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    Cevap: Siyah Pelerinli Adam'dan

    Bu değerli eklenti için çok teşekkür ederim,sevgili Deniz...konuyu tamamlamış.
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesaj
    1.002
    Rep Gücü
    1278

    Cevap: Siyah Pelerinli Adam'dan

    Bazen bir konuyu okuyunca hemen aklına bir şeyler gelir insanın, eklemek veya tenkit etmek istediği birşeyler varmış hissine kapılırız, hatta zevk alırız bundan, Ama bu eserlerin altındaki imzaya özellikle dikkat etmenin mutlak uyulması gerek kurallardan olduğunu söylemesem de eğer bu konunun altında (Taltiflerinden bazıları, 26 Mayıs1980'de Türk Edebiyat Vakfı tarafından "Şairler Sultanı" ve 1982 yılında yayınlanan "Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu" isimli eseri münasebetiyle de "Yılın Fikir ve Sanat Adamı") Üsdat Necip Fazıl Kısakürek yazıyorsa, yorum yerine, haz ile okumak ve varsa vakit, yine ondan okumak tercihimdir. Konuyu ekleyen arkadaşımın emeğine sağlık, müsade ederse konuya uygun düştüğüne inandığım bir şiirini eklemek isterim.

    Ç İ L E

    Gâiblerden bir ses geldi: Bu adam,
    Gezdirsin boşluğu ense kökünde!
    Ve uçtu tepemden birdenbire dam;
    Gök devrildi, künde üstüne künde...

    Pencereye koştum: Kızıl kıyamet!
    Dediklerin çıktı, ihtiyar bacı!
    Sonsuzluk, elinde bir mavi tülbent,
    Ok çekti yukardan, üstüme avcı.

    Ateşten zehrini tattım bu okun.
    Bir anda kül etti can elmasımı.
    Sanki burnum, değdi burnuna (yok)un,
    Kustum, öz ağzımdan kafatasımı.

    Bir bardak su gibi çalkandı dünya;
    Söndü istikamet, yıkıldı boşluk.
    Al sana hakikat, al sana rüya!
    İşte akıllılık, işte sarhoşluk!

    Ensemin örsünde bir demir balyoz,
    Kapandım yatağa son çare diye.
    Bir kanlı şafakta, bana çil horoz,
    Yepyeni bir dünya etti hediye.

    Bu nasıl bir dünya hikâyesi zor;
    Mekânı bir satıh, zamanı vehim.
    Bütün bir kâinat muşamba dekor,
    Bütün bir insanlık yalana teslim.

    Nesin sen, hakikat olsan da çekil!
    Yetiş körlük, yetiş, takma gözde cam!
    Otursun yerine bende her şekil;
    Vatanım, sevgilim, dostum ve hocam!

    …………..

    Aylarca gezindim, yıkık ve şaşkın,
    Benliğim bir kazan ve aklım kepçe.
    Deliler köyünden bir menzil aşkın,
    Her fikir içimde bir çift kelepçe.

    Niçin küçülüyor eşya uzakta?
    Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl?
    Zamanın raksı ne, bir yuvarlakta?
    Sonum varmış, onu öğrensem asıl?

    Bir fikir ki, sıcak yarada kezzap,
    Bir fikir ki, beyin zarında sülük.
    Selâm, selâm sana haşmetli azap;
    Yandıkça gelişen tılsımlı kütük.

    Yalvardım: Gösterin bilmeceme yol!
    Ey yedinci kat gök, esrarını aç!
    Annemin duası, düş de perde ol!
    Bir asâ kes bana, ihtiyar ağaç!


    Uyku, kaatillerin bile çeşmesi;
    Yorgan, Allahsıza kadar sığınak.
    Teselli pınarı, sabır memesi;
    Size şerbet, bana kum dolu çanak.

    Bu mu, rüyalarda içtiğim cinnet,
    Sırrını ararken patlayan gülle?
    Yeşil asmalarda depreniş, şehvet;
    Karınca sarayı, kupkuru kelle...


    Akrep, nokta nokta ruhumu sokmuş,
    Mevsimden mevsime girdim böylece.
    Gördüm ki, ateşte, cımbızda yokmuş,
    Fikir çilesinden büyük işkence.

    ……………….


    Evet, her şey bende bir gizli düğüm;
    Ne ölüm terleri döktüm, nelerden!
    Dibi yok göklerden yeter ürktüğüm,
    Yetişir çektiğim mesafelerden!

    Ufuk bir tilkidir, kaçak ve kurnaz;
    Yollar bir yumaktır, uzun, dolaşık.
    Her gece rüyamı yazan sihirbaz,
    Tutuyor önümde bir mavi ışık.

    Büyücü, büyücü ne bana hıncın?
    Bu kükürtlü duman, nedir inimde?
    Camdan keskin, kıldan ince kılıcın,
    Bir zehirli kıymık gibi, beynimde.


    Lûgat, bir isim ver bana halimden;
    Herkesin bildiği dilden bir isim!
    Eski esvaplarım, tutun elimden;
    Aynalar, söyleyin bana, ben kimim?

    Söyleyin, söyleyin, ben miyim yoksa,
    Arzı boynuzunda taşıyan öküz?
    Belâ mimarının seçtiği arsa;
    Hayattan muhacir, eşyadan öksüz?


    Ben ki, toz kanatlı bir kelebeğim,
    Minicik gövdeme yüklü Kafdağı,
    Bir zerreciğim ki, Arş'a gebeyim,
    Dev sancılarımın budur kaynağı!

    Ne yalanlarda var, ne hakikatta,
    Gözümü yumdukça gördüğüm nakış.
    Boşuna gezmişim, yok tabiatta,
    İçimdeki kadar iniş ve çıkış.

    ……………………………..


    Gece bir hendeğe düşercesine,
    Birden kucağına düştüm gerçeğin.
    Sanki erdim çetin bilmecesine,
    Hem geçmiş zamanın, hem geleceğin.

    Açıl susam açıl! Açıldı kapı;
    Atlas sedirinde mâverâ dede.
    Yandı sırça saray, ilâhî yapı,
    Binbir âvizeyle uçsuz maddede.


    Atomlarda cümbüş, donanma, şenlik;
    Ve çevre çevre nur, çevre çevre nur.
    İçiçe mimarî, içiçe benlik;
    Bildim seni ey Rab, bilinmez meşhur!

    Nizam köpürüyor, med vakti deniz;
    Nizam köpürüyor, ta çenemde su.
    Suda bir gizli yol, pırıltılı iz;
    Suda ezel fikri, ebed duygusu
    .

    Kaçır beni âhenk, al beni birlik;
    Artık barınamam gölge varlıkta.
    Ver cüceye, onun olsun şairlik,
    Şimdi gözüm, büyük sanatkârlıkta.

    Öteler öteler, gayemin malı;
    Mesafe ekinim, zaman madenim.
    Gökte saman yolu benim olmalı;
    Dipsizlik gölünde, inciler benim.

    Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
    Heybem hayat dolu, deste ve yumak.
    Sen, bütün dalların birleştiği kök;
    Biricik meselem, Sonsuza varmak...

    (1939)

  6. #6
    - Çevrimdışı
    1. Hikaye yarışma birincisi
    2. Avatar yarışma birincisi
    Venhar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Nerden
    Bilmiyorum :)
    Mesaj
    4.887
    Rep Gücü
    81913

    Cevap: Siyah Pelerinli Adam'dan

    Alimin biri hasta ve durumu çok kötü
    talebeleri birbirlerine bakıp hocamıızın yönünü kıbleye çevirelim derler.
    ve çevirirler sonra başlarlar Alime kelimei şehadeti getirmesi için ağzına su falan vermeye.alim azcık kendine gelir gibi oluyor . ve talebelerine soruyor ne oldu böle yatağımı ne yaptınız (efendim durumunuz ağırlaşınca yatağınızı kıbleye dğru çevirmek istedik .Alim dönüp talebelerine diyorki
    Eğer ben bugüne kadar yönümü kıbleye çevirmedi isem şimdiden sonra çevirseniz neye yarar .

  7. #7
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    Cevap: Siyah Pelerinli Adam'dan

    Alıntı erkişi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bazen bir konuyu okuyunca hemen aklına bir şeyler gelir insanın, eklemek veya tenkit etmek istediği birşeyler varmış hissine kapılırız, hatta zevk alırız bundan, Ama bu eserlerin altındaki imzaya özellikle dikkat etmenin mutlak uyulması gerek kurallardan olduğunu söylemesem de eğer bu konunun altında (Taltiflerinden bazıları, 26 Mayıs1980'de Türk Edebiyat Vakfı tarafından "Şairler Sultanı" ve 1982 yılında yayınlanan "Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu" isimli eseri münasebetiyle de "Yılın Fikir ve Sanat Adamı") Üsdat Necip Fazıl Kısakürek yazıyorsa, yorum yerine, haz ile okumak ve varsa vakit, yine ondan okumak tercihimdir. Konuyu ekleyen arkadaşımın emeğine sağlık, müsade ederse konuya uygun düştüğüne inandığım bir şiirini eklemek isterim.

    Üstadın değerli şiirini eklemekle,konuyu daha da güzelleştirdiniz.İlgi ve alakanıza,ayrıca emeğinize sağlık,ağabey.


    )
    Üstadın değerli şiirini eklemekle,konuyu daha da güzelleştirdiniz.İlgi ve alakanıza,ayrıca emeğinize sağlık,ağabey

    Alıntı MEKSELİNA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Alimin biri hasta ve durumu çok kötü
    talebeleri birbirlerine bakıp hocamıızın yönünü kıbleye çevirelim derler.
    ve çevirirler sonra başlarlar Alime kelimei şehadeti getirmesi için ağzına su falan vermeye.alim azcık kendine gelir gibi oluyor . ve talebelerine soruyor ne oldu böle yatağımı ne yaptınız (efendim durumunuz ağırlaşınca yatağınızı kıbleye dğru çevirmek istedik .Alim dönüp talebelerine diyorki
    Eğer ben bugüne kadar yönümü kıbleye çevirmedi isem şimdiden sonra çevirseniz neye yarar .

    Selinam,
    Çok teşekkür ederim.Oldukça manidar bir örnek.
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  8. #8
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    Cevap: Siyah Pelerinli Adam'dan

    Usandırmadan okuttu kendini bu uzun yazı...
    İlginç ve güzel tesbitler havidir paylaşımda... yanın da da '' nükteler '' haşiye olarak vererekten. Sesli okudum misafirlerimde dinledi...

    Arkadaşların bir çay eşliğinde sabırla okumalarını tavsiye ediyorum bu paylaşımı.

    Üstadın manevi ellerinden öper .. emeğinize sağlık notumu ihmal etmiyorum.
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  9. #9
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye Mustad'af - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesaj
    920
    Blog Mesajları
    6
    Rep Gücü
    8265

    Cevap: Siyah Pelerinli Adam'dan

    Gerçekten anlamlı bir paylaşım,teşekkür ediyorum.
    Üstad düşünüp yazdıklarını inancıyla dokumuş bir şairdi.
    Rahmetle anıyorum.
    Kollarımda tutuk demir halkalar!

Benzer Konular

  1. Adam gibi adam ne demek ?
    dogangunes Tarafından Sohbet ve Dedikodu Foruma
    Yorum: 7
    Son mesaj: 12-01-2010, 10:26 PM
  2. Siyah Kan
    sebahat35 Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 20-05-2009, 11:25 PM
  3. Pelerinli Yaratık
    sempatikman Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 20-03-2009, 12:10 AM
  4. Adam gibi adam olmak
    s-a-d-e Tarafından Sohbet ve Dedikodu Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 31-12-2007, 08:18 AM
  5. O ADAM MI? GÖBEĞİNİ KAŞIYAN ADAM MI?
    tunc.erkanca Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 01-09-2007, 08:14 PM
Yukarı Çık