Gidenlerin Ardından



Kendine iyi bak derler… Ve sonra çekip giderler. Sen kalı kalırsın başın ellerin arasında. Bir bıçakla tam ortasından bölünmüş bir elma kadar yarımsındır. Giden gitmiştir. Kalan fitili ateşlenmiş mumlara dönmüştür. Her gün yanar. Her gün kanar. Yandıkça erir. Eridikçe tükenir. Oysa gidene bir sözü vardır. Kendine iyi bakacaktır. Yalandır sevgiliye giderken verilen bu söz oysa. İlk ve son yalandır dudağından çıkan.



Giden bilmez mi o’nsuz olmayacağını da bir de kendine iyi bak der? Bilir yada bilmez. Ama bir usuldür bu. Gidenden kalana bir teselli. İnanamasa da söyler bu kuru üç kelimeyi. Kendine iyi bak. Yani artık ben yokum hayatında. Eksiksin, yarımsın, benden arta kalansın demektir. Muhtaçlığın vurulur suratına usulca. Yalnızlığının iç burkan sızısı fısıldanır kulağına. Kendine iyi bak denir ve gidilir. Düşünülmez sonrası. Cenazeyi gömenler kadar rahattır giden. O üç kelimeyi söylemek kalana. Bir kürek toprak atmak gibidir taze bir mezarda yatana. Bak ben yaptım yapacağımı yani. Artık gerisi sana kalmış. Oysa yoktur geride kalan bir şey. Giden bilmez senin her şeyin olduğunu. Ve gidince o; ellerinde koskoca bir hiç kaldığını.



Giderler ve hasret sürülür bir bağlamanın tellerine. Türküler bir kat daha yanık olur söyleyenin dudaklarında. ‘Ben ölürsem mezarıma gelme gayrı da dersin, saçlarını yolma da…’ Oysa giden gitmiştir, işitilmez feryad*-ı figanın. Senin kıyamadığın, hoyrat bir elde güldür gayrı. Senden esirgenen sevgiydi sadece bir dilim; o da artık ellerin ayağında serili bir kilim. Ve sen yaşarsın nasıl yaşamaksa bu; ondan ayrı. Koynundan çıkarıp da solmuş bir fotoğraf bakarsın sevdiğinin ela gözlerine. Kendine iyi bakamasan da. Ve sonra istemsiz, niyetsiz bir söz dökülür çatlamış dudaklarından. Terk edilişin kadar eskidir. Gözündeki yaş kadar taze. ‘Kendine yi bak gülüm…’


Ergin CAN

Eser sahibinin izni ile yayınlanmıştır..