Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 Toplam: 3
  1. #1
    blueice
    Misafir..

    Öfkenin Şiddeti Pişmanlık Gözyaşları Olmasın




    Öfke nasılda ilkel bir duygudur aslında. Çünkü insanlar sadece öfkeleri yüzünden çok şey kaybedebilirler. Oysa ki kızgınlıklarını, ani öfkelerini dizginlemeyi bilmek; aşırı duygularını, sert çıkışlarını kontrol altına almayı becerebilmek hayatları boyunca daha sorunsuz yol almalarını sağlar.

    Ebette öfkeye yenik düşmemek, kızgınlığı dizginlemek, haksızlığa uğradığınızı düşündüğünüz anda sessiz kalabilmek kolay değildir. Bunun için insanın kendisini eğitmesi, duygularına ve hırslarına kapılmadan önce sakinliğini koruması yönünde deneyimli olması gereklidir. Çünkü öfkelendiğinizde önce içinizde dizginlenmesi zor bir fırtına kopar, o andaki ilk tepkiniz içinizdeki o fırtınanın size emrettiğini yapmak ve düşünmeden tepki göstermektir. Oysa ki çok değil, sadece 1-2 dakika düşünme anı yaratmak; o ilk fırtınanın dinmesi için yeterlidir. Tabii becerebilirsek…

    Öfkeye yenik düşmek, kızıp bağırmak, kendimize yapılan haksızlığa hiç düşünmeden tepki vermek en kolay yoldur. Bizler de yapımız gereği maalesef hep kolay olan tarafa doğru kaçarız. Zor olanı denemeyi o an için aklımıza dahi getirmeyiz. Getirmeyiz ama birazcık gayretle, 1-2 sefer denemeyle bazı şeylerin değiştiğini gördükçe ve öfkemizi kontrol etmenin tadına vardıkça bunu bir alışkanlık, hatta bir hayat tarzı haline getirebiliriz belki, ne dersiniz?

    İlk planda kazananın sadece sesini yükselten, esip gürleyen kişi olduğunu sansak da, asıl kazananın sessiz kalmayı becerebilen olduğunu sakın unutmayın.

    Hem hiç düşünmeden verilecek cevaplar, öfkeyle ağzımızdan çıkan sözcükler içimizi ferahlatmayacak; tam tersine öfkemizden kurtulduğumuz anda belki de pişmanlık duymamıza sebep olacaktır. Çünkü kızgınken, öfkemizi kontrol edemezken peş peşe sıraladığımız sözcükleri kontrol etmemiz hayli zordur. O bir anlık gaflet anımızda ağzımızdan çıkan kontrolsüz sözcükler, kim bilir belki de karşımızdakini tahmin ettiğimizden daha fazla yaralar. Ne kadar özür dileseniz, ne kadar üzgün olduğunuzu ifade etseniz de nafile. İncinmiş, kırık bir kalbi onarmak artık neredeyse imkansız hale gelmiştir. Sebepsiz yere gerginliği uzatmış, aradaki yumuşak iletişimin bozulmasına, sevgilerin zedelenmesine, gönüllerin kırılmasına siz de katkıda bulunmuş olursunuz istemeden. Yani başlarda haklıyken, haksız bir konuma düşersiniz.

    Sonra gelsin pişmanlıklar, gelsin üzüntüler ve belki de ayrılıklar… İnsanın kendini kör bir kuyuda yalnız ve çaresiz hissettiği o anlar. Adeta bir alev topunun ortasında kalmış gibidir insan; kaçacak tek bir yeri yoktur. Neler olmuştur böyle, bir anda ipler elinden kayıvermiş ve kendini o kopkoyu pişmanlık girdabında bulmuştur. Keşkeler öyle hızla çarpar ki suratına, her defasında dibe vurur, içi ezilir. Görünürde kanayan bir yeri yok gibidir ama içi tarifsiz bir şekilde acımaktadır işte.

    Oysa ki sessiz kalabilseydi, öfkesine yenilmeseydi, bu kaybedişler olmayacak; pişmanlık gözyaşları dökmeyecekti. Evet belki zorlanacaktı öfke girdabını sessiz bir limana dönüştürürken, ama sonrasındaki kazancı ve iç rahatlığı buna değerdi. Hem kendisi hem de karşısındaki kişi için…

    Öfke anlarında dinginliği korumaya çalışmak, kızgınlığın o insanı esir alan bağlarından korunmak için sessiz kalarak tebessüm etmek; bir takım değerlerden yoksun insanlara verilecek en iyi cevaptır. Bu sessiz tebessüm onlara söyleyeceğiniz ve belki de o an içinizi rahatlatacak olan tüm sözcüklerden daha etkili olacak ve karşı tarafın yüzünde bir tokat misali patlayacaktır. Çünkü sessizlik öfke anında sarf edilecek tüm kelimelerden çok daha fazla şeyi anlatacak öyle zengin bir dile sahiptir ki… Üstelik taraflardan birinin yüz; diğerinin sıfır olduğu hiçbir çatışma yoktur. Yani bir taraf yüzde yüz haklı, diğer taraf yüzde yüz haksız değildir. Belki sadece bu yüzden bile öfkelerimize yenik düşmememiz gerekmez mi? Öte yandan, kendimiz yüzde yüz haklı olduğumuza inansak bile, karşımızdakinin bunu teyit etmesini beklemek fazla iyi niyetli bir bakış açısı olmaz mı?

    O halde gelin öfkelerimizin kontrolü bizim elimizde olsun her daim. Karşınızda ne kadar kırıcı ve rahatsız edici davranışlar olursa olsun; öfkeden elleriniz titrese, kanınızın beyninize sıçradığını hissetseniz bile yine de kontrollü olun ve öfkenizi kimselere göstermeden en kısa sürede bastırmaya çalışın.

    Sırası geldiğinde sessiz kalarak, sırası geldiğinde söyleyeceklerimizi dikkatli seçmeye çalışarak keşkelere, pişmanlıklara meydan vermeyelim. 1-2 dakikalık rahatlamanın sonrasındaki karabasana yenik düşmeyelim. Güçlü olduğumuzun, kendimizden emin olduğumuzun teyidini yine önce kendimize yapalım. Bakın o zaman hayat nasıl da güzelleşecek, ruhumuz nasıl da dinginliğe varacak. Öfkenin şiddeti pişmanlık göz yaşlarımız olmasın hiçbir zaman.

    Sevgiyle kalın.
    Belgin Eryavuz


    Kaynak

  2. #2
    Aktif Üye D€NiZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesaj
    2.148
    Blog Mesajları
    1
    Rep Gücü
    4906

    Cevap: Öfkenin Şiddeti Pişmanlık Gözyaşları Olmasın

    O halde gelin öfkelerimizin kontrolü bizim elimizde olsun her daim. Karşınızda ne kadar kırıcı ve rahatsız edici davranışlar olursa olsun; öfkeden elleriniz titrese, kanınızın beyninize sıçradığını hissetseniz bile yine de kontrollü olun ve öfkenizi kimselere göstermeden en kısa sürede bastırmaya çalışın.
    Öfkeyi kontrol edebilmek zordur..Böyle anlarda derin nefes almayı öngördüklerini duymuştum...Ortamı terketmek te verimli olabilir..


    Sırası geldiğinde sessiz kalarak, sırası geldiğinde söyleyeceklerimizi dikkatli seçmeye çalışarak keşkelere, pişmanlıklara meydan vermeyelim. 1-2 dakikalık rahatlamanın sonrasındaki karabasana yenik düşmeyelim. Güçlü olduğumuzun, kendimizden emin olduğumuzun teyidini yine önce kendimize yapalım. Bakın o zaman hayat nasıl da güzelleşecek, ruhumuz nasıl da dinginliğe varacak. Öfkenin şiddeti pişmanlık göz yaşlarımız olmasın hiçbir zaman.
    Öfkeyle kalkan zarrala oturur...Sözü geldi aklıma burda..

    Teşekkürler paylaşım için...

  3. #3
    Eftelya
    Misafir..

    Cevap: Öfkenin Şiddeti Pişmanlık Gözyaşları Olmasın

    Öfke Kontrolü


    Öfke kontrolü ile amaçlanan tetiklenen zihinsel, duygusal ve biyolojik döngülerin denetlenebilinmesidir. Öfkeye sebep veren durumlardan kurtulmak ya da onları değiştirmek her an mümkün olmamakla birlikte onlarla kurulan ilişkiyi kontrol etmek öğrenilebilinir.



    Gevşeme: Derin nefes alma, hayal kurma gibi yöntemler sakinleşmeyi sağlayabilir. Deneyebileceğiniz bazı basit yöntemler:

    Diyaframı kullanarak derin nefes alın çünkü göğüsten alınan nefes sizi rahatlatmaz.
    “Rahatla” “Gevşe” gibi bir sözcük seçerek bunu nefes alırken tekrarlayın.
    Hayal gücünüzü kullanın, anılarınızdan ya da hayallerinizden en rahatlatıcı olanı hatırlayın ve bunu hayal edin.
    Yoga veya benzeri egzersizlerle kaslarınızın gevşemesini sağlayabilirsiniz ve bu sizi uzun vadede daha sakin bir insan yapar.
    Bu tekniklerin sıkça uygulanması öfke anında otomatik bir şekilde kullanılmasını mümkün kılar.



    Bilişsel Yapılanma: Bu yöntem düşünce yolunuzu değiştirmeye dayanır. Kızgın insanlar, duygunun yoğunluğunun etkisi altında genelde olayın bütününü görmeden belli bir bakış açısının etkisi altında düşünürler. Trenin kompartımanına odaklanmak yerine trenin tamamını görmeyi deneyebilirsiniz. Mesela “Bu çok korkunç bir şey” demek yerine “Bu çok sinir bozucu fakat dünyanın sonu değil ve kızgınlık bunu çözmüyor” diye düşünebilirsiniz.

    Öfke insanı çabucak mantıksız bir hale getirebildiğinden, mantığı devreye sokmakta aktif çaba harcamakta yarar vardır. Öfkeliyken katı bir mantık uygulamak yardımcı olabilir.



    Problem Çözme: Bazen öfke ve hayalkırıklıkları gerçek problemlere dönüşebilir. Problem çözerken sorunu nasıl ele alacağınıza ve sorunla nasıl yüzleşeceğinize odaklanabilirsiniz. Sorunun ilk anda çözülmesini beklemek yerine, bir plan yapıp, süreçleri değerlendirerek çözüme gidilmesinde yarar vardır.



    İyi İletişim Kurmak: İlk yapılması gereken konuşurken sakin olmak ve düşünerek konuşmaktır. Aklınıza ilk geleni söylemeyin, sakinleşin ve düşünün. Aynı zamanda karşınızdakinin konuşmasına izin verin ve onu dinleyin. Eleştirildiğinizde savunmacı davranmanız doğal fakat kavga etmeyin. Onun yerine kelimelerin altında yatanı sezmeye çalışın.



    Mizahı Kullanmak: Mizah size dengelenmiş bir bakış açısı kazandıracaktır. Mesela bir iş arkadaşınıza kızdınız ve onun “tek hücreli” olduğunu düşünüp bir amip olarak masada oturmuş şekilde resmedebilirsiniz. Mizahı kullanmak size öfkenizi kontrol altına almada ve rahatlamanızda avantaj sağlar. Fakat bu konuda dikkat edilmesi gereken iki husus vardır: birincisi problemleri sadece gülerek geçiştirmeye çalışmayın, mizahın öfkenizle yüzleşmenizde size yapıcılık kazandırmasını sağlayın. İkincisi ise mizahınızla başkalarını incitmeyin.



    Çevrenizi Değiştirin: Bazen değiştirilmesi mümkün çevresel etkenler sizi kızdırır. Rahatlamak için ara verin ve stresli zamanlarınızda size iyi gelen bir faaliyete kısa da olsa zaman ayırın. Mesela çalışan bir anne eve geldiğinde çocuklarına “Anne dinlenene kadar kimseyle konuşmayacak” diyerek kendine 15 dakikalık özerk bir zaman ayırıp kendini sakinleştirebilir.



    American Psychological Association’dan çevrilmiştir.

Benzer Konular

  1. Kin ve Öfkenin İnsanlara Yaşattığı Gerilim
    meridyen2 Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 11-07-2011, 10:34 PM
  2. Öfkenin İnsanlara Yaşattığı Gerilim
    meridyen2 Tarafından Ruh Sağlığı (Psikoloji) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-08-2010, 05:35 PM
  3. Ne çok şey anlatır gözyaşLarı ...
    Venhar Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 04-11-2009, 11:55 PM
  4. Doğanın gözyaşları
    YukseLL Tarafından Çevre Forum'u Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 08-09-2009, 04:03 PM
  5. Öfkenin Doğum An'ı
    kasev Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 24-03-2009, 12:09 AM
Yukarı Çık