Uzun bir yolmuş
Gözümde kısa görünen dantel kıyısı sahil yolu
Şu yeşil şu pembe şu mavi çiçekler
Yol kenarında Sanırdım dönene dek beni bekleyecekler
Gözlerim kapalı yürürdüm,

Dikeni olmaz, engeli olmaz sandığım yolda
Kardelenleri görmek için ayaklanma
Karları öptürdüğüm yolda
Ne güzeldi kardelenleri toplamak
Ne güzeldi kardelenleri koklar gibi yapmak
Ne güzeldi uzaktaki kardelene doğru koşmak
Her şey can güzeliyken kısa gördüğüm yolda

Birden her şey siliniverdi
Yolunda dikenler bitiverdi
Muamma olanları Beni, dikenleri öpmeme razı etti
Ahh muamma sevdiğim Yılmayacağım benim hırçın biriciğim Seni ıssız odada yalnız bırakmayacağın
Göz yaşlarını bölüşeceğim Ve yoluma devam edeceğim

Dizelerin sahibi değerli canım ablam Emine Şenlikoğlu Tüm eserleri gibi alıntı yaptığım bu eserde mükemmel.
Eserin ismi “Sevgide hiç vefa yokmu”

Tüm serisini zevkle okuyup bitirdim. Öylesine güzel yorumlamışki,.. Çocuk serisini bile birkaç kez okumuşumdur.

Defalarca okuduğum kitapların içinde "Sevgide Hiç Vefa Yokmu” adlı eser.
Bu kitabı defalarca okumama rağmen. bir insan neden ve nasıl ahde vefa göstermezdi . bir türlü anlayamamıştım..
Tekrar okuyunca, çevremdeki olayları düşünerek okuduklarım ve gördüklerim arasında mekik dokudum. Sonunda ahde vefanın sonra ki dönemlerde bazı kişiler için hiç bir anlam ifade etmediğini anladım

Allah huzurunda yapılan evlilik anlaşması, karşılıklı verilen sözler. nasıl olurda bir süre sonra yerini sevgisiz, ilgisizliğe bıraka bilirdi...

Vefa ve Ahde Vefa...
Verilen söz ve yapılan anlaşmalarınız gereği olan ahde vefa islam ahlakının en önemli umdelerinden biridir. Ferd ve cemiyet hayatının gelişmesi karşılıklı ilişkilere, ilişkiler de çeşitli anlaşma ve sözleşmelere bağlıdır. Bunlar olmaksızın sosyal ve ekonomik hayatın gelişmesi mümkün değildir. Yapılan sözleşmeye uymayı istemek kazanılmış bir hak, onu yerine getirmek de kabul edilmiş bir görevdir. Verdiği sözü
tutmayan; böylece, karşı tarafın hakkım ve kendi vazifesini yerine getirmemiş olur. Bu nedenle,
verilen sözün tutulmaması münafıklığın üç alametinden biri sayılmış ve Müslümanlar bundan
sakındırılmıştır.
İslama göre vefa ve vefanın önemini kısaca belirtik.

Vefayı, (bay-bayan)’ ın evlilik öncesine indirgeyelim.

Sevgide hiç vefa yokmu ?
Varmı ?

Biraz irdeleyelim var olup olmadığını daha iyi anlayalım.

Sevgi ve Vefa nedir. ?
Sevgi Genel manada “Kişinin başka bir kişiye, varlığa, karsı duyduğu ilgidir”
Allah sevgisi Anne baba sevigisi, arkadaş sevgisi…


Vefa nedir ?
sevgide devamlılık demektir.,
ihtiyaç hâlinde ona yardım etmektir.
Dostlukta, bağlılıkta sebat etmektir. Arkadaşa yaptığı iyiliği az görmek, onun yaptığını çok bilmek vefadandır.
unutmama, iyilikte bulunanlara misliyle veya daha güzeliyle karşılık vermeye devam etme. Böyle olanlara vefakâr denir.

Elbette en büyük vefâkarlık, yaratanını tanımak, kulluk görevlerini yapmak, verdiği nimetlerin kıymetini bilmektir.


Sosyal, ekonomi ve beşeri ilişkilerde vefayı özetledik.

Beşeri ilişkilerde , vefayı belirlerken gençlerin evlilik öncesini ele alalım.

Evlilik öncesi kişinin evleneceği kişiyi tanıması döneminde (arkadaşlık,nişan) evlenecek olan gençler, bir birlerine karşı iyi niyet besleme, sevgi bağını güçlendirme, gereğinden fazla ilgilenme, gibi gereken davranışlar sergilenir . Evlilik sonrası “cicim” ayların da bu davranışlar devam eder. Bir süre sonra beşeri ilişkilerde ilgi azalır, sonrasında sevgi bağında incelmeler meydana gelir, sonrası neler olcağınıda kestire biliriz. İlk günlerdeki vefa, sonraki dönemlerde yok oluverir. “cicim ve öcüm ayları”…

Sevgide tek taraflılık (Karşılıksız sevgi)

Günümüzde illettir ki kasıp kavuruyor iyi mi kötümü bilemiyorum. Cevabı değişken olduğundan dolayı her birimize göre değişir. lakin sonuçları kişi ve kişiliğe göre farklı olsada genelde aynı dır.

kimini derbeder eder kimini çilekeş kimilerinide fıtratı dışına sürükler durur.
Sadece günümüzde mi ? Elbette hayır insanoğlu var oluşuyla birlikte var olan bir şey

erkek bayana ilgi duyar ama bu bayan bir türlü karşılık vermez, vermediği gibi bir sürü laf söyler hakaretler ederler .. Genç, divane olur , adeta dünya başına yıkılır.

Büyüklerimizde anında giydirirler kılıfı “Zamane gençliği” , “Acılar insanı olgunlaştırır”,“geçer geçer..”
Birçoğumuz bayağı olgunlaşmışızdır mutlaka!
elbette geçer ama geçerken neleri götürür bilinmez..

Ne var acaba bu zamanın gençliğinde, veya büyüklerimizin, dedelerimizin gençlik dönemlerinde karşılıksız sevgi yokmuyduki bu denli tuhaf karşılıyorlar..
Varmışsa nasılmış acaba, bir türlü öğrenememiştim..
Eee canım adamlar görmüş geçirmişler. Demekki bildikleri, gördükleri farklılık lar varki söylüyorlar…
Farklılklar ne ola bilirki.
İsmini yanlış hatırlamıyorsam uzun zaman önce Tarihname adlı eser okumuştum.
Eski devirde “aşk” “saygı” “sevgi” “örf” “adet” leri uzun uzadıya anlatan bir kitap
Aklımda kaldığı kadarı ile birkaç özellik ve farklılıkları belirteyim.

Efendim; yüzlerce yıl evvelinde de sevgi vardı. Bu sevgilerin tümünde mutlaka belirli çizgi ve mesafeler konulurmuş. Baba ile oğul, Karı-koca, hatta aşıklar arasında sınırlar çizilirmiş. . “sevgide sınır olurmuymuş”diye düşüne biliriz. Elbete sevgide sınır olmaz ama sevgiye, saygı gereği sınır olur.

örnek verecek olursak iki genç evlilik öncesin karşılıklı saygıyı öylesine zorlarlar ki hakaret etme boyutunuda aşıp kavga ederler. evlilik öncesi durum böyle ise evlilik sonrası nı düşüne biliyormusunuz ? sevgide saygı sınırları belirlenmediği taktirde, ileride hoş olmayan durumlar yaşana bilir.. neden yaşanmasın ki, evlilik öncesi ahlak yok, seviye yok, saygı çoktan bitmiş.. vefamı ?, oda ne ?... Daha sonra saygı oluşursa bile,geçen zaman , kim bilir neler kaybettirmiştir..

Eskilerin, seven-sevilen veya seven-sevmeyen ler arasında, sevmeyenin sevene Vefası daha fazlaymış..

Sevgisini açıklayan kişi buna karşılık almadımı bizim gibi derbederleşip,arabesk hayata girerek yaş***** prangalar vurup, üst üste tütün sarmazlarmış.
O zamanlarda, kişilerdeki maneviyat, günümüz insanlarının maneviyatından yüksek olduğundan olsa gerek, Allaha sığınır, yardım isterlermiş.
Uzak bir örnek ama, Leyla ile Mecnun; Mecnun un Aşkı İlah-i Aşka dönüştüğünüde biliyoruz.

Sevgiye karşılık vermeyen bayan bir şekilde, seven gencin kalbini kırmadan cevabınını verirmiş. Şu sebeplerden dolayı kabul edemem, evliliğe hazır deilim vs..
Devrimizde ise genç, bayanın sevgisinden yanıp tutuşuyor, hanımefendi'nin ise burnu havada.. burnun ucunu görene aşk olsun.. küçük görmeler, hor karşılamalarda cabası.
Yahu be insafsız tamam istemiyor ola bilirsin.. bari adam akıllı açıklasana.
“Hayır kabul edemem” "sen kim.. ben kim.." yok “ Annem kızıyor” gibi bir torba laf dahası hakaretler..
Adam akılıca söylesen karşındakinin sevgisine vefa göstersen daha iyi olmazmı ? kestirip atmaktan ve hakaretlerden daha faydalı değilmi ?

Vefa lı olmak illaki iki seven arasında ki sevgiden dolayı vefa göstermek mi ?
hayır deil, seni severim sen beni sevmesin.. bundan tabii başka ne ola bilirki. İstemesen isteme arkadaş.. Sevenin hatırına değilse bile sana gösterilen sevgiye saygı duy,vefa göster.
Dahası yaratılanı, yaradandan ötürü sevip vefa göster.
yapılan kötülüğe bile, iyilikle cevap vermeliyiz, yaratandan dolayı vefa göstermeliyiz., Ki Allahın da hoşlandığı davranışlardan birdir. kaldıki böyle durumlarda, daha fazla anlayış göstermeli ve karşımızdakinin ruh halini düşünmeliyiz. Vermiş olduğu değerden ve göstermiş olduğu ilgiden dolayı teşekkür etmeliyiz. uygun üslup ile kabul edemeyeceğinizi belirtmeliyiz. Bu davranış kişiyi düşürmez, yüceltir..

Eskiden şimdiki gibi anneler günü babalar günü, 14 şubat sevgiler günü gibi sevgiyi bir güne sığdırmak ta yokmuş. Onlar için 365 günün tümü sevgi gösterme günü vefa günüymüş.
Günümüzde en azından sevgiliyi hatıryacak sadece bir günümüz, sevgiyi sığdıra bileceğimiz zamanımız var.. buda olmasa, ne huzur evlerine attığımız anne, babalarımızı hatırlar nede eşimize tatlı bir çift söz söyleriz .
Bu şekilde vefa borcumuzu ödemiş oluruz ! senede bir gün..

Elbette vefa gösteren kardeşlerimiz,büyüklerimiz vardır.. bu kardeşlerimi abilerimi,Tenzih ediyorum. Nice insanlar vardır ki gösterdiği vefayı aşıp, elinden geldiğice hatta zarar görürcesine fedakârlığa katlanmıştır, ebetteki sevilene verilen değer derecesinde fedakârlık yapılır. Yeri geldiğinde imkânsızlıklar zorlanır.

Bu Fedakârlığı hak etmeyen vefasızlarda yok değil.. bunuda bu vefasızların, vicdanlarına bırakalım.


Günümüz ve geçmişte beşeri ilişkilerde gösterilen saygı sevgi yi birkaç örnekle açıkladık. Ve vereceğimiz birçok örneklerde var. Değişen sadece vefamı, yoksa toplumda ki çürüme mi, maneviyat zayıflığımı. Tüm bu zayıflıkların tekrar güçlendire bilmenin, tek yolu vefa dır. Toplum yapısında ve beşeri ilişkilerde vefa kavramı bitmişse, zayıflama varsa o toplumda ne Sosyal yaşamdaki güven nede ekonomi ilişkiler sağlana bilir.
Vefa ve vefakârlığın Farklı yolları var ve bu yolun başlangıcı olan Kulun
yaratanını tanımak, kulluk görevlerini yapmak, verdiği nimetlerin kıymetini bilmektir
Bu manada vefakâr olan kişiler, toplum ve beşeri ilişkilerinde vefa göstere bilir... Müslüman kişi bunun bilincinde olarak yaşar.


Bizmi vefadan yoksunuz, yoksa vefa bir yerlerde de memleketimi uğramadı, beynimizin bir köşesinde de bizmi çıkaramıyoruz..


Ne gariptir ki vefanın başlangıc yolunuda biliyoruz…


Alıntı