Gösterilen sonuçlar: 1 ile 9 Toplam: 9
  1. #1
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesaj
    1.271
    Rep Gücü
    39041

    Can Dündar ve yine harika bir yazısı..

    Bir zamanlar bir psikoloji kitabında okuduğum bir bölüm vardı...
    Hayatın ve getirilerinin kıymetini anlamak için tavsiye edilen bir
    metod vardı içinde..
    Deniyordu ki; "Arada bir çok bunaldığınızdahayatın sizin için
    çekilmez hale geldiğini düşündüğünüzde kendinize 10 dakika ayırın
    ve kendi cenaze töreninizi düşünün"...
    Cümleyi ilk okuduğumda çarpılmıştım...
    Ben girişin akabinde pozitif bir gelişme ve tavsiye bekliyordum...
    Ama " kendi ölümümüzü ve cenazemizi " düşünmemiz tavsiye ediliyordu...
    Tüylerim diken diken oldu ve yazarın saçmaladığını düşündüm o an...
    Ama önyargı düşmanı biri olarak okumaya devam ettim...
    Diyordu ki; " Bunları düşündüğünüzde dünyadaki yerinizi dünyayı
    terkettiğinizde oluşacak boşluğu sevdikleriniz ve sizi sevenler
    için öneminizi anlayacaksınız...
    Özellikle insanların sizin için neler söyleyeceklerini onlar için ne
    ifade ettiğinizi hissetmeye çalışın...
    O andan geriye dönme şansınız olmadığını hayat denen kredinizin
    bittiğini ve onlara yanıt verme şansınız olmadığını düşünün...
    Tekrar sarılma bir kez daha öpme ihtimalinizin bittiğini hissedin...
    Dünyadaki küslüklerin ayrılıkların kavgaların yanında bu acının ve
    geri dönülmezliğin korkunç çaresizliğini yaşayın...
    Bırakın canınız yansın bırakın alevler içinde kavrulsun tüm ruhunuz...
    Orada o musalla taşında düşünün kendinizi...
    Seyredin şu an çevrenizde olanların yüz ifadelerini...
    Akıllarından ve yüreklerinden geçen cümleleri hayal edin..."
    Kitaba devam etmeden bıraktım kenara ve gözlerimi kapatıp aynen
    düşünmeye başladım...
    Eşimi oğlumu annemi babamı kardeşlerimi ve diğer tüm çevremi
    oturttum tek tek kendi cenaze törenimdeki yerlerine...
    Birer birer yerleştirdim tabutumun çevresine hepsini...
    Hayatımda çok nadir bu kadar canım yanmıştı...
    Görüyordum işte "babaaaa..." diye ağlayan biricik oğlumu...
    Eşim kucağında "ağlayan emanetimle" ayakta durmaya çalışıyordu per
    perişan...
    Koca çınar babacığım belli belirsiz dualar okuyordu o gözümden hala
    gitmeyen vakur duruşuyla...
    Annem ciğerinden bir parça canlı canlı koparılmış gibi hem içine
    hem dışına akıtıyordu gözyaşlarını...
    Kardeşlerim akrabalarım "çok erken gitti doyamadı oğluna.."
    diyordu acıyan ses tonlarıyla...
    Ve dostlarım... Onlar da şaşkındı... Bazısı "daha dün birlikteydik
    nasıl olur.." diyordu...
    Bunları seyredip onlara "hayır ölmedim burdayım.." demek istedim
    hayal olduğunu unutup...
    Sonra anladım yazarın ne demek istediğini daha devamını okumadan kitabın...
    Farkındalık önemli bir kavramdır psikolojide...
    Belki de hiç aklımıza gelmeyen ve gelmeyecek bir farkındalığı
    göstermek istemişti yazar...
    Kitabı okumaya ne gücüm kalmıştı ne de isteğim...
    Almam gereken dersi ve mesajı almıştım...
    şimdi ne kitabın adını ne de yazarı hatırlamıyorum...
    şu an bunları yazarken bile çok kötü oldum...
    Bu olayda tek farkındalık da yok üstelik...
    Biraz kendime geldikten sonra devam ettim hayatımın en zor hayaline...
    Sırada çevremdekilerin ölümümün akabinde neler söyleyecekleri vardı..
    Usulen ve nezaketen söylenenlerin dışında...
    Onlarda bıraktığım izleri yaşananları ve yaşanamayanları elden
    geçirerek ben konuşturacaktım hayalimde...
    İçlerini okuyacaktım senaryo bana ait olarak...
    Yaşarken neler yazmıştım ölümümle neler okuyacaktım...
    Gerçek duygularıydı ulaşmaya çalıştığım ölüm acısının etkisiyle
    girilen duygusal mod değildi deşifre etmem gereken metin...
    Canım oğlumun söyleyecek çok şeyi yoktu... Özleyecekti yokluğumu
    hissedecekti.. Ağlayacaktı aklına geldikçe...
    Belki ölümün ne anlama geldiğini hissedecek yaşa gelinceye kadar
    sıradan bir üzüntünün ötesine geçmeyecekti duyguları...
    Ama hayal bu ya 18-20 yaşına getirdim 2 saniyede oğlumu...
    "Hayal - meyal hatırlıyorum be baba seni...Keşke şimdi yaşıyor
    olsaydın da erkek erkeğe sohbet etseydik seninle...
    Bak mezuniyet törenimde de babasızdım... Askere giderken kimin elini
    öpeceğim senin yerine..."
    Diyecek canı yanarak bir köşede...
    Sevgili eşim... Benim muhteşem hatunum... Nasıl dayanır bensizliğe?...
    O ki benim için her şeyini feda edip koşmuştu bana... Hayatının
    tek adamı şimdi toprak olacaktı...
    Bir daha " Seni seviyorum " diyemeyecekti... Bir daha hevesle
    açamayacaktı çalan kapıyı...
    Ve her gelen gece bensizliğini haykıracaktı yüzüne... Her sabah da
    bensiz başlayacaktı koca gün...
    Tek cümlesi takıldı o an içime; "Oyunbozanlık yaptın be böceğim hani
    beraber ölecektik?..."
    Babam-annemo bugüne kadar evlat olarak mutlu edecek hiçbir şey
    yapamamanın acısıyla kahrolduğum güzel insanlar...
    Helaldi şüphesiz hakları... Bilerek hiç kırmamıştım onları...
    Üzerine titredikleri evlatları onlardan önce göçmüştü işte önlerinde
    ve dualarına muhtaçtım....
    Kaç anne ve babanın çekebileceği bir acıydı ki evladının cenazesinde
    bulunmak... Herhalde insanın uzun yaşadığına üzüldüğü nadir
    anlardan olsa gerek...
    Diğerlerine geçmiyorum...
    Bu yazıyı şu an yazıp sizlerle paylaştığıma göre "diğerlerine"
    artık sizler de dahilsiniz...
    Düşünün bir gün bir mail ulaşıyor mail-boxınıza "ölmüş" diye...
    Sizler kimbilir neler düşünür ve yazardınız...
    Eşim şu an yanımda ağlıyor sanki gerçekmiş gibi...
    Oysa ki yazarın amacı "Yaşamanın ve hala nefes alıyor almanın
    kıymetini" göstermekti...
    Benim de öyle...
    Lafı çok uzattım farkındayım...
    Ama dediğimiz çözümü zor süreç 2 satırla özetlenemeyecek kadar
    girintili çıkıntılı...
    Ben o gün kurduğum o hayalle canımın tüm yanmasına rağmen YENİDEN DOĞDUM...
    Bilgisayar diliyle "format attım hayatıma"...
    Sahip olduklarımın farkına vardım ve hala nefes alıyor olduğum için
    şükrettim...
    Gözlerimi açtığım anda o kötü ve acı sahne bitmiş oyun perde demişti...
    Peki ya hayal değil de gerçek olsaydı ve perde bir daha açılmamak
    üzere kapansaydı...
    İşte bu final bu yazıyı buraya kadar okumanıza değmiş olmalı...
    Belki gerildiniz kötü oldunuz ama devamını getirirseniz buna değer bence...
    Ben bu akşam melankoliğim ve biraz abartmış olabilirim...
    Hani sanatçı ve şairiz ya ondandır belki...
    Bence bu yazıyı sadece okuyarak bırakmayın...


    LÜTFEN ARADA BİR BURADAN ALDIKLARINIZI TARTIN DÜŞÜNÜN VE
    HAYATINIZI GÖZDEN GEÇİRİN...


    Ölümün kime ve ne zaman geleceğini Yüce Allah' tan başka bilen yok...
    İşte bu yüzden hazır yaşıyorken ve nefes alıyorken
    yapabileceklerinizi yapın ertelemeyin...
    Bilerek - bilmeyerek kırdığınız kalpleri tamir edin...
    Sizi sevenlere ve sevdiklerinize daha fazla zaman ayırın...
    Ve en önemlisi;


    VERDİĞİ-VERMEDİĞİ
    ALDIĞI-ALMADIĞI HERŞEY İÇİN
    TEKRAR TEKRAR ŞÜKREDİN YÜCELER YÜCESİ YARADAN'A



    can dundar

  2. #2
    blueice
    Misafir..

    Cevap: Can Dündar ve yine harika bir yazısı..

    Emeğine sağlık Hazal'cım.

  3. #3
    Tecrübeli Üye sempatikman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Yaş
    41
    Mesaj
    302
    Rep Gücü
    390

    Cevap: Can Dündar ve yine harika bir yazısı..

    İşte bu Can Dündar görmüş o da benim gibi sanki aynı musluktan akıyoruz :))))))) emeğine sağlık :))))))))

  4. #4
    Aktif Üye D€NiZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesaj
    2.148
    Blog Mesajları
    1
    Rep Gücü
    4906

    Cevap: Can Dündar ve yine harika bir yazısı..

    Can Dündar'ın yazılarını beğendiğimi bir kez daha yineliyorum...Bu beğenimden de bir kez daha haklı olduğumu görüyorum..
    Ne kadar mükemmel yazmış...Gerçekleri nasıl koymuş ortaya..Kaç kişi bunları yapabilir acaba?
    Hala elimizde bu imkan varken ,kaçımız bunları uygulayabilir...
    Geç kalmamak gerek yapılıcak,söylenecek,uygulanıcak işlere....

    Emeğine sağlık shgiptare...Paylaşım çok öğretici ve ders verici gerçekten..

  5. #5
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755

    Cevap: Can Dündar ve yine harika bir yazısı..

    Güzeldi..Can Dündar'ın edebiyatını seviyorum..ama sadece edebiyatını

  6. #6
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesaj
    1.271
    Rep Gücü
    39041

    Cevap: Can Dündar ve yine harika bir yazısı..

    teşekkür ederim arkadaşlar..nasılda bizleri vuruyor beğenmenize sevindim.

  7. #7
    Kıdemli Üye ~Mine~ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesaj
    919
    Rep Gücü
    4912

    Cevap: Can Dündar ve yine harika bir yazısı..

    Ders çıkartabileceğimiz bir yazı emeğine sağlık Hazalcım

  8. #8
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesaj
    1.271
    Rep Gücü
    39041

    Cevap: Can Dündar ve yine harika bir yazısı..

    teşekkürler minecik..puanın arttı canıim

  9. #9
    Kıdemli Üye ~Mine~ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesaj
    919
    Rep Gücü
    4912

    Cevap: Can Dündar ve yine harika bir yazısı..

    Alıntı shgiptare´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    teşekkürler minecik..puanın arttı canıim
    Oh Ohh iyi bakalım çalışkan öğrenciyimdir ben

Benzer Konular

  1. Harika bir ilahiden harika bir melodi: Yunus Emre - Ney
    iceberk Tarafından Cep Melodileri (Zil Sesleri) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 15-12-2009, 01:43 AM
  2. Yine kandil, yine yazı dizisi
    YukseLL Tarafından Özgün Makaleler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 02-12-2009, 12:47 PM
  3. yine bugün yine yeniden (Muhakkak Okuyun)
    Karakarizma Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 24-11-2007, 03:45 PM
  4. Yine vBadvanced yine problem
    bybart Tarafından vbAdvancedcmps (portal) Foruma
    Yorum: 10
    Son mesaj: 12-09-2007, 10:57 PM
  5. yine Allah aşık gönderir yine kuranı söyler
    h sadık Tarafından ilahiler Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 18-03-2007, 04:07 PM
Yukarı Çık