Hangi kaderle, hangi umuda yol alacaksın?

Sen mi çizdin yaşayacağını, şehrin çok ötesinde, tüm çocukluğunla sen mi umutların peşine düşeceksin?

Elli metre ilerinde boy boy binaların arasında, yarın gönderecekleri yaşam alanında, çadırında sen mi çocukluğunu yaşayacaksın?

Hangi parka kaç adım ötedesin? Hangi mutluluğun geleceğindesin?

Sen mi aldın o oyuncağı, sen mi beğendin bir çocuğun rüya düşlerini süsleyen bir oyuncakçı raflarından?

Kaç defa yeni elbise alındı, kaçını sen beğendin? Hep toplanan sunuldu sana bu kaderinde. Aynı analık, aynı kaderin geçmişi hep yaşayamadıklarıyla kucakladı seni. Hep yaşayamadıklarını sunmak istedi sana, kıramadı çemberini.



Kaç defa gittin lunaparka, kaç defa bindin atlıkarıncaya?

Kaç defa mutlu oldun?



Ötede geçen arabalara baktın, gelecek olanları aradı hep gözlerin.

Bir gün yine birileri geldi, yine konuştular yine yağmurlu bir havada toplandı çadırınız…

Uzağa, kaderine tekrar gittin.



Kaç defa kışın ortasında sıcacık bir odada yıkandın, kaç defa ısındın, kaç defa doydun?



Bulabildin mi hikayelerdeki çocukluğunu?

Yokluğun, yoksulluğun ortasında, kimler düşündü senin sonranı?

Aynı kaderi yaşayanlar ne yaptı senin geleceğine?

Çocuk kalbin, sunulanı yoklukta dahi sevmen, kaderine isyan edemeyecek olman çocukluğundan.



Ne farkın var öteden?

Elin de bir bebeğin, sıcacık kalbinin saflığı.



Yaşamın saflığında…



Ya sonrası?…



Ergün KARADAĞ
Çocuk Ol(ama)mak