Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 Toplam: 5

Mavi gözlerinden beni hiçbir kuvvet ayıramaz

Kültür, Sanat Kategorisi Edebiyat Forumunda Mavi gözlerinden beni hiçbir kuvvet ayıramaz Konusununun içerigi kısaca ->> Mavi gözlerinden beni hiçbir kuvvet ayıramaz Atatürk ile eşi Lâtife Hanım ın, 80 küsur yıldan beri gizli kalan yazışmalarını ilk ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesaj
    1.271
    Rep Gücü
    39041

    Mavi gözlerinden beni hiçbir kuvvet ayıramaz

    Mavi gözlerinden beni hiçbir kuvvet ayıramaz
    Atatürk ile eşi Lâtife Hanım ın, 80 küsur yıldan beri gizli kalan yazışmalarını ilk kez Gazete Habertürk yayınlıyor. Murat Bardakçı yazdı

    01.03.2009 16:01
    İki gün boyunca devam edecek bu dizide, son dönem Türk Tarihi’nin en
    önemli ama öneminin aksine ayrıntıları bir bilinmezlik bulutunun altında kalan evliliğiyle, yani Gazi Mustafa Kemal Paşa ile Lâtife Hanım’ın izdivacıyla ilgili olan ve 80 küsur seneden buyana saklı kalan belgeler ilk kez yayınlanacak.
    Yazı dizisinde yeralan belgelerin bazıları, bu uzun süre zarfında
    Atatürk’ün yakın çevresindeki bir kişinin ailesi tarafından muhafaza
    edildikten sonra, geçtiğimiz yıl yapılan bir açık arttırmada satışa kondu ama
    satışları, müzayededen hemen önce, resmî makamlar tarafından durduruldu.
    Zira, bir devletin kurucusuna ait şahsî yazışmaların özel kolleksiyonlarda değil, o kişinin eseri olan devlette bulunması gerekirdi. Belgeleri tarafların tarihteki büyük önemlerine ve hatıralarına gösterdiğim derin saygıdan dolayı hiçbir yorumda bulunmadan yayınlarken, kopyalarına sahip olmamı sağlayan ama isimlerinin açıklanmasını istemeyen zarif dostlarıma da teşekkür ediyorum.

    Atatürk ile Lâtife Hanım’ın evliliği konusunda bugüne kadar çok şey yazıldı ama tarafların kaleminden çıkmış tek bir belge bile yayınlanamadı. Şimdi tarih
    yayıncılığında bir ilke imza atıyor ve Mustafa Kemal Paşa ile Lâtife Hanım’ın
    boşanmalarının hemen öncesinde ve sonrasındaki bazı yazışmalarını burda
    yayınlıyorum.

    REİSİCUMHUR Gazi Mustafa Kemal Paşa ile eşi Lâtife Hanımefendi arasında, 1925 yılının 21 Temmuz gecesi Çankaya Köşkü’nde büyük bir tartışma yaşandı. İki buçuk senelik evlilikleri sırasında daha önce de
    defalarca tartışmışlardı ama 21 Temmuz gecesi çıkan münakaşa, öncekilerden çok şiddetliydi ve olan oldu: Mustafa Kemal Paşa, Köşk’ü terketti ve istasyondaki bir büroya yerleşti. Paşa, o gece Lâtife Hanım’a ve kayınvalidesi Adeviye Hanım’a birer mektup yazdı Lâtife Hanım’ın
    İzmir’e dönmesini istedi. O hafta İzmir’e dönen Lâtife Hanım, 15 gün sonra Mustafa Kemal Paşa’dan bir “talâkname”, yani “boş kâğıdı” aldı. Evlilikleri,
    artık nihayet bulmuştu. Paşa ve Lâtife Hanım, 1925’in 21 Temmuz gecesinden sonra birbirlerini hiç görmediler ama “evlilikleri hakkında konuşmama”
    vaadine hayatlarının sonuna kadar sadık kaldılar.
    Lâtife Hanım, sabık eşine hasretini ve sevgisini aksettiren mektuplar göndermekten kendini menedemedi. Mektupları, Paşa’sının hitap ettiği biçimde, yani “Lâtif” şeklinde imzalıyordu. Mektuplardan birini,
    boşanmalarından iki ay sonra, Paşa’nın İzmir’e gelişi sırasında yazmıştı. İzmir, Paşa’yı ağırlarken Lâtife Hanım da şehirdeydi ve iki buçuk sene önce, muzaffer kumandan ile nikâhının kıyıldığı köşkünde terkedilmiş ve yapayalnız bedbaht bir hanım olarak yazıyordu.

    Yanda, Lâtife Hanım’ın kimbilir nasıl hummalı bir ıstırap ve hicran ateşi içerisinde yazdığı mektubun bazı bölümleri yer alıyor...

    Kastamonu. Bursa, Balıkesir, Akhisar, Manisa, nihayet benim güzel
    yurdum, kokusu ölmeyen güller gibi kokan temiz İzmir... Sana hissiyle, fikriyle, bütün mevcudiyetiyle, ebediyyen mağlûb ve merbut (bağlı) bir âşık sıfatıyla! Bütün geçtiğin yollarda, seni hatve hatve (adım adım) takip ettim. Ne ilâhi bir adamsın.

    Hepimizin vazifesi hitabelerinin her kelimesini vatanın müdafileri olacak olan genç neslin tâ kalbine hakketmektir.
    (...) Kıblemizsin... Büyük, küçük, hep sana müteveccihiz (yönelmişiz).
    Bir zamanlar “Hedefimiz Akdeniz... Düşmanı harîm-i ismetinde
    (vatanın kutsal koynunda) boğacağız... İleri” dedin, ve, ordularının başına
    geçerek, misli görülmemiş bir sür’atle, İzmir’e girdin. Hatırlıyor musun.
    Orada, esir Türk kızı, kara zincirlerle bağlanmış, ağlıyordu. Sen
    doğruca ona gittin. Onu istiklâline kavuşturduğun İzmir’in, ‘zafer kızı’
    yaptın.
    Fakat elindeki, ayağındaki zincirleri çözen sen... Onun gönlünü müebbeden
    (sonsuza kadar) kilitledin.

    BUNLARI ANACIĞIN YAZDIRDI


    Evet. Zafer sana aşıktır, büyük adam!
    Sen “Zafer, ‘Zafer benimdir’ diyenindir” dersin. Kendinde bu kuvvet ve kudreti
    bihakkın (hakkıyla) görecek bir dâhiyi, saatler, günler değil... Asırlar yaratır.
    Bu gün de, azîz reisim, yüksek dehâ tepesinden “Hedef medeniyet...
    Daima ileri” diyorsun.
    Muvaffak olacağına eminim.
    Zafer sana âşıktır. Fakat bu defaki mücadele zamanladır.
    (...) Büyük reisim! Hitabelerin baştan başa birer şâheserdir. Fakat İzmir’de söylediğin sözler, ancak derin his sahiplerinin telâffuz edebileceği bir şiir mecmuasıdır. “Hissî”dir. Benim güzel yurdumun aziz misafiri ! Haklısın, İzmir his ve vefa memleketidir. Bilsen ne kadar mahzunum. Vefâdan bahsedenler bizzat vefâkâr olanlardır.
    İzmir’e ilk gidişinizde bir otele misafir olmanız...
    Ve... “İzmir’e her
    geldiğimde ben çok mütehassis oluyorum”.
    “Beni bir tesadüf Karşıyaka’ya daha fazla rabtetmiştir
    (bağlamıştır)...” “Arkadaşlar! Bilirsiniz ki hissiyat denilen şey aklın, mantığın,
    muhakemenin çok fevkinde (üstünde) bir kuvvet ve kudrete mâliktir...” İşte,
    bütün bu incelikler, yalnız sana hastır.
    Bana bu satırları yazdıran anacığındır. Bunu tekrar ediyorum. Ondan bahsetmek onu ziyaret etmek benim en büyük zevkimdir. Unutma: Ki, seni bana veren, o aşk ile sevdiğin anandır. Unutma: Ki, sana koca demeden, ben ona “anne” dedim ve ölüm yatağında, onu derin hiss-i muhabbetle (muhabbet duygusuyla), ebedî bir sadakat ve merbutiyetle (bağlılıkla), hakiki bir evlâd gibi, vekilin olarak kalbime bastırdım.

    O CESARETİ BEN GÖSTERDİM

    Evet, o muazzez kadının dizinin dibinde yazdığım bir cümleyi tekrar ediyorum.
    “Beni senin mavi gözlerinden hiçbir kuvvet ayıramaz”. Bütün İzmir sana arz-ı sadakat ederken (bağlılığını gösterirken), sen de onları sevdiğini söylerken, kendimi bu sürüden ayrılmış addetmiyorum. “İzmir’i, İzmirliler’i bütün millet bir
    hedef-i istihlâs (kurtuluş hedefi) telâkki etmiştir buyuruluyor...
    Bu halâs (kurtuluş) güneşinin doğduğu gün, karşına, genç bir Türk kızı olarak
    çıkmak cesaretini evvelâ ben gösterdim. Bundan dolayı çok mazrurum (zarar
    içerisindeyim). Çünki karşıladığım sensin.

    Mavi gözlerinden beni hiçbir kuvvet ayıramaz - YAŞAM - HABERTÜRK - Türkiye'nin En Büyük İnternet Gazetesi

  2. #2
    blueice
    Misafir..

    Cevap: Mavi gözlerinden beni hiçbir kuvvet ayıramaz

    Emeğine sağlık, Arnavut kızı....

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesaj
    1.271
    Rep Gücü
    39041

    Cevap: Mavi gözlerinden beni hiçbir kuvvet ayıramaz

    teşekkür ederim canim.herkes gibi latifenin yayınlanmamış mektuplarını çok merak ediyordum.aşkını kelimeler dökmesini zevkle okudum.;)

  4. #4
    blueice
    Misafir..

    Cevap: Mavi gözlerinden beni hiçbir kuvvet ayıramaz

    Alıntı shgiptare´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    teşekkür ederim canim.herkes gibi latifenin yayınlanmamış mektuplarını çok merak ediyordum.aşkını kelimeler dökmesini zevkle okudum.;)
    Sayende bizler de zevkle okuduk.Teşekkürler.

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye kirmizigül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Nerden
    Istanbul, Turkey, Turkey
    Mesaj
    3.148
    Blog Mesajları
    22
    Rep Gücü
    18820

    Cevap: Mavi gözlerinden beni hiçbir kuvvet ayıramaz

    Alıntı shgiptare´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Mavi gözlerinden beni hiçbir kuvvet ayıramaz
    Atatürk ile eşi Lâtife Hanım ın, 80 küsur yıldan beri gizli kalan yazışmalarını ilk kez Gazete Habertürk yayınlıyor. Murat Bardakçı yazdı

    01.03.2009 16:01
    İki gün boyunca devam edecek bu dizide, son dönem Türk Tarihi’nin en
    önemli ama öneminin aksine ayrıntıları bir bilinmezlik bulutunun altında kalan evliliğiyle, yani Gazi Mustafa Kemal Paşa ile Lâtife Hanım’ın izdivacıyla ilgili olan ve 80 küsur seneden buyana saklı kalan belgeler ilk kez yayınlanacak.
    Yazı dizisinde yeralan belgelerin bazıları, bu uzun süre zarfında
    Atatürk’ün yakın çevresindeki bir kişinin ailesi tarafından muhafaza
    edildikten sonra, geçtiğimiz yıl yapılan bir açık arttırmada satışa kondu ama
    satışları, müzayededen hemen önce, resmî makamlar tarafından durduruldu.
    Zira, bir devletin kurucusuna ait şahsî yazışmaların özel kolleksiyonlarda değil, o kişinin eseri olan devlette bulunması gerekirdi. Belgeleri tarafların tarihteki büyük önemlerine ve hatıralarına gösterdiğim derin saygıdan dolayı hiçbir yorumda bulunmadan yayınlarken, kopyalarına sahip olmamı sağlayan ama isimlerinin açıklanmasını istemeyen zarif dostlarıma da teşekkür ediyorum.

    Atatürk ile Lâtife Hanım’ın evliliği konusunda bugüne kadar çok şey yazıldı ama tarafların kaleminden çıkmış tek bir belge bile yayınlanamadı. Şimdi tarih
    yayıncılığında bir ilke imza atıyor ve Mustafa Kemal Paşa ile Lâtife Hanım’ın
    boşanmalarının hemen öncesinde ve sonrasındaki bazı yazışmalarını burda
    yayınlıyorum.

    REİSİCUMHUR Gazi Mustafa Kemal Paşa ile eşi Lâtife Hanımefendi arasında, 1925 yılının 21 Temmuz gecesi Çankaya Köşkü’nde büyük bir tartışma yaşandı. İki buçuk senelik evlilikleri sırasında daha önce de
    defalarca tartışmışlardı ama 21 Temmuz gecesi çıkan münakaşa, öncekilerden çok şiddetliydi ve olan oldu: Mustafa Kemal Paşa, Köşk’ü terketti ve istasyondaki bir büroya yerleşti. Paşa, o gece Lâtife Hanım’a ve kayınvalidesi Adeviye Hanım’a birer mektup yazdı Lâtife Hanım’ın
    İzmir’e dönmesini istedi. O hafta İzmir’e dönen Lâtife Hanım, 15 gün sonra Mustafa Kemal Paşa’dan bir “talâkname”, yani “boş kâğıdı” aldı. Evlilikleri,
    artık nihayet bulmuştu. Paşa ve Lâtife Hanım, 1925’in 21 Temmuz gecesinden sonra birbirlerini hiç görmediler ama “evlilikleri hakkında konuşmama”
    vaadine hayatlarının sonuna kadar sadık kaldılar.
    Lâtife Hanım, sabık eşine hasretini ve sevgisini aksettiren mektuplar göndermekten kendini menedemedi. Mektupları, Paşa’sının hitap ettiği biçimde, yani “Lâtif” şeklinde imzalıyordu. Mektuplardan birini,
    boşanmalarından iki ay sonra, Paşa’nın İzmir’e gelişi sırasında yazmıştı. İzmir, Paşa’yı ağırlarken Lâtife Hanım da şehirdeydi ve iki buçuk sene önce, muzaffer kumandan ile nikâhının kıyıldığı köşkünde terkedilmiş ve yapayalnız bedbaht bir hanım olarak yazıyordu.

    Yanda, Lâtife Hanım’ın kimbilir nasıl hummalı bir ıstırap ve hicran ateşi içerisinde yazdığı mektubun bazı bölümleri yer alıyor...

    Kastamonu. Bursa, Balıkesir, Akhisar, Manisa, nihayet benim güzel
    yurdum, kokusu ölmeyen güller gibi kokan temiz İzmir... Sana hissiyle, fikriyle, bütün mevcudiyetiyle, ebediyyen mağlûb ve merbut (bağlı) bir âşık sıfatıyla! Bütün geçtiğin yollarda, seni hatve hatve (adım adım) takip ettim. Ne ilâhi bir adamsın.

    Hepimizin vazifesi hitabelerinin her kelimesini vatanın müdafileri olacak olan genç neslin tâ kalbine hakketmektir.
    (...) Kıblemizsin... Büyük, küçük, hep sana müteveccihiz (yönelmişiz).
    Bir zamanlar “Hedefimiz Akdeniz... Düşmanı harîm-i ismetinde
    (vatanın kutsal koynunda) boğacağız... İleri” dedin, ve, ordularının başına
    geçerek, misli görülmemiş bir sür’atle, İzmir’e girdin. Hatırlıyor musun.
    Orada, esir Türk kızı, kara zincirlerle bağlanmış, ağlıyordu. Sen
    doğruca ona gittin. Onu istiklâline kavuşturduğun İzmir’in, ‘zafer kızı’
    yaptın.
    Fakat elindeki, ayağındaki zincirleri çözen sen... Onun gönlünü müebbeden
    (sonsuza kadar) kilitledin.

    BUNLARI ANACIĞIN YAZDIRDI


    Evet. Zafer sana aşıktır, büyük adam!
    Sen “Zafer, ‘Zafer benimdir’ diyenindir” dersin. Kendinde bu kuvvet ve kudreti
    bihakkın (hakkıyla) görecek bir dâhiyi, saatler, günler değil... Asırlar yaratır.
    Bu gün de, azîz reisim, yüksek dehâ tepesinden “Hedef medeniyet...
    Daima ileri” diyorsun.
    Muvaffak olacağına eminim.
    Zafer sana âşıktır. Fakat bu defaki mücadele zamanladır.
    (...) Büyük reisim! Hitabelerin baştan başa birer şâheserdir. Fakat İzmir’de söylediğin sözler, ancak derin his sahiplerinin telâffuz edebileceği bir şiir mecmuasıdır. “Hissî”dir. Benim güzel yurdumun aziz misafiri ! Haklısın, İzmir his ve vefa memleketidir. Bilsen ne kadar mahzunum. Vefâdan bahsedenler bizzat vefâkâr olanlardır.
    İzmir’e ilk gidişinizde bir otele misafir olmanız...
    Ve... “İzmir’e her
    geldiğimde ben çok mütehassis oluyorum”.
    “Beni bir tesadüf Karşıyaka’ya daha fazla rabtetmiştir
    (bağlamıştır)...” “Arkadaşlar! Bilirsiniz ki hissiyat denilen şey aklın, mantığın,
    muhakemenin çok fevkinde (üstünde) bir kuvvet ve kudrete mâliktir...” İşte,
    bütün bu incelikler, yalnız sana hastır.
    Bana bu satırları yazdıran anacığındır. Bunu tekrar ediyorum. Ondan bahsetmek onu ziyaret etmek benim en büyük zevkimdir. Unutma: Ki, seni bana veren, o aşk ile sevdiğin anandır. Unutma: Ki, sana koca demeden, ben ona “anne” dedim ve ölüm yatağında, onu derin hiss-i muhabbetle (muhabbet duygusuyla), ebedî bir sadakat ve merbutiyetle (bağlılıkla), hakiki bir evlâd gibi, vekilin olarak kalbime bastırdım.

    O CESARETİ BEN GÖSTERDİM

    Evet, o muazzez kadının dizinin dibinde yazdığım bir cümleyi tekrar ediyorum.
    “Beni senin mavi gözlerinden hiçbir kuvvet ayıramaz”. Bütün İzmir sana arz-ı sadakat ederken (bağlılığını gösterirken), sen de onları sevdiğini söylerken, kendimi bu sürüden ayrılmış addetmiyorum. “İzmir’i, İzmirliler’i bütün millet bir
    hedef-i istihlâs (kurtuluş hedefi) telâkki etmiştir buyuruluyor...
    Bu halâs (kurtuluş) güneşinin doğduğu gün, karşına, genç bir Türk kızı olarak
    çıkmak cesaretini evvelâ ben gösterdim. Bundan dolayı çok mazrurum (zarar
    içerisindeyim). Çünki karşıladığım sensin.

    Mavi gözlerinden beni hiçbir kuvvet ayıramaz - YAŞAM - HABERTÜRK - Türkiye'nin En Büyük İnternet Gazetesi
    yüreyine saglik arkadasim bizimle paylastiginicin tesekkürler.

Benzer Konular

  1. Kulaçlarınıza kuvvet
    dogangunes Tarafından Spor Dünyası Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-08-2010, 09:30 AM
  2. Çevik kuvvet
    Guney Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 41
    Son mesaj: 11-01-2010, 03:05 AM
  3. Şeytan Kimin Gözlerinden Öper?
    RABİA Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 15-04-2008, 12:18 PM
  4. Mavi Mavi Filminden Unutulmayan Nostajik Sahneler...
    Gül@y Tarafından Nostalji (Mazi'den Kalanlar) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 23-02-2008, 06:42 PM
  5. Kuvvet
    dogangunes Tarafından Fizik Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 21-06-2007, 04:39 AM
Yukarı Çık