1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 11
  1. #1
    blueice
    Misafir..

    Cevapsız sorular




    Biz kimdik?
    Bir isimle çağrılırken dönüp bakacak kadar kısamıydı bizi anlatan cümle?
    Adımızı söylediklerinde, cevap verdiklerimiz ne kadar bilirdi bizi? Bütün kelimeler bir şeyler çağrıştırmak için mi yan yana gelmişti?
    Yoksa hasbelkader konulup, hatta bir kaç defa da değiştirilip, en sonunda birinden duyulup, kulağa hoş geldiği için mi bu isimle isimlendirilmiştik?
    Ve kaçımız isimlerimizden memnuniyet duyup, keşkeli cümlelerini birde isimleri için kullanmamıştır?
    “Ben” in içine ne kadar tanıdık kelime yerleştirebilirdik meselâ? Her “ben” kelimesi, hangi sayıdan sonra “bize” dönüşmüştü?
    Her gün gördüğümüz yüzümüz, en yabancı olduğumuz yan iken, “ben” daha kendini tanımaktan yorgun iken… “Onu tanıyorum” diye cevap verenler, ne kadar tanımıştı bizi?
    Sahi “tanımak” ne idi hatırladınız mı?
    Ya da “Anlat kendini” türünden emir kipiyle kurulmuş bir cümleye, kaç kelimeyle cevap verebilirdik.
    “Ne olmak istiyorsun?” sorusunun karşılığında kaç kelimeye sığdırırdık düşlerimizi?
    “Siz” dediklerinde ismimizin yanına bırakılan iyi dileklerin kaçına sahip çıkacak cüreti gösterebilirdik?
    Ya da eğilip bükülürken, ağzımızdan çıkan cümlelerin kaçta kaçı cümle kalıplarına uysun diye söylenirdi.
    “Seni anlıyorum” diyenler gerçekten anlamış mıydı bizi?
    “Anladım” demek tam olarak neyin karşılığıydı
    Sözlüklerdeki kelimeler, bütün yaşanmışlıkları açıklamaya yeter miydi? Yazılanlar ve söylenenler “Bitti. Hepsi bu kadar” diyecek kadar bize ait miydi?
    Ya da
    Yazılan ve “Tam beni anlatmış.” dediğimiz bütün romanlar gerçekten bizi anlattıysa, neden her seferinde şaşıp kalıyorduk yaşadıklarımıza. Hiç yaşamamış gibi tepkiler verdiğimiz yaşanmışlıklarımız, daha önce okunanlara neden uyum göstermiyordu?
    Hayat en son ne zaman bizimle şöyle içli içli konuşmuştu da, biz de “haklısın” deyip yargılamıştık bütün sahip çıktıklarımızı. Kendimizi oturtup dâvâlı sandalyesine, “Söyle” dedikçe indirmiştik en can alıcı soruları vicdanımıza.
    Terk ederken bir gün, “terk edilebilirim.” acısını duyarak mı yapmıştık bu infazı. “Empati” denilen psikolojik vakıa, en son hangi infazımızda, kapımızı çaldığında bizi evde bulmuştu?
    Yoksa canımız sıkılmış ve maziye mi dökmüştük bugünün hepsini.
    ”Ötekiler” dediklerimiz kim olduklarını anlamaya çalıştıklarımız mıydı? Yoksa bir ömür bu sıfatın altında kalıp, ezilecekler miydi?
    “Bizim” dediğimiz hangi sınanmışlığın neticesinde almıştı bu unvanı da, geri istemeye yüzümüz yoktu.
    Ve hayat arada zorlarken, biz hep gitmekle mi tehdit etmiştik onu, elimizde bir kaç parça acıyla...
    Ya da “Ben damlalarla mücadele ediyorum. Ne yaptığım bana kalsın” diyerek arkamızı dönüp gitmiş miydik ilk defa...


    Saadet Bayri

  2. #2
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesaj
    1.271
    Rep Gücü
    39041

    cevapsız sorular

    Tek başına gitmek var bu dünyadan. O halde bu kalabalıkları sevmemiz , neden?

  3. #3
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesaj
    1.271
    Rep Gücü
    39041
    insan içten dışa doğru mu yaşar hayatı,
    yoksa dıştan içe doğru mu?

    eric maria remarque

  4. #4
    1. Hikaye yarışma birincisi
    2. Avatar yarışma birincisi
    Venhar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Nerden
    Bilmiyorum :)
    Mesaj
    4.887
    Rep Gücü
    81913
    Sence hangi şekilde yaşar? :)

  5. #5
    Aktif Üye atmaca34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    dünyadan
    Mesaj
    1.766
    Rep Gücü
    15313
    daha çok tuhaf sorular gibi görünüyor...

  6. #6
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesaj
    1.271
    Rep Gücü
    39041
    Alıntı atmaca34´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    daha çok tuhaf sorular gibi görünüyor...
    ;))neyse devam edelim hem tuhaf hem cevapsız sorularımıza..


    ve niçin bu kadar çoktur
    öpüşleri gizleyen avuçlar?
    ve niçin bu kadar unutmak istediğim
    çok şey var?

    pablo neruda

  7. #7
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesaj
    1.271
    Rep Gücü
    39041
    İstemek mi daha eski, aşk mı?

  8. #8
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesaj
    1.271
    Rep Gücü
    39041
    Hayat kısa mı, kıssa mı?

  9. #9
    Süper Aktif Üye kirmizigül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Nerden
    Istanbul, Turkey, Turkey
    Mesaj
    3.148
    Blog Mesajları
    22
    Rep Gücü
    18820
    yasam bir roman sahife sahife cevir cevir oku.

  10. #10
    Süper Aktif Üye kirmizigül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Nerden
    Istanbul, Turkey, Turkey
    Mesaj
    3.148
    Blog Mesajları
    22
    Rep Gücü
    18820
    aci olmayadi acisiz ve mutlu günlerin kiymeti bilinmezdi.

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Cevapsız çağrılara son
    YukseLL Tarafından Android işletim sistemi Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 14-04-2011, 11:17 PM
  2. cevapsız sorular
    shgiptare Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 21-08-2009, 04:59 PM
  3. + 393 ile başlayan bir cevapsız çağrı
    YukseLL Tarafından Cep Telefonu ve Aksesuarları Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 08-05-2009, 10:06 AM
  4. Bitmeyen Sorular
    ademgungor Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 22-09-2008, 11:40 PM
  5. Garip Ama cevapsız sorular
    Venhar Tarafından Sohbet ve Dedikodu Foruma
    Yorum: 6
    Son mesaj: 30-12-2007, 05:15 PM
Yukarı Çık