Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2

Yaramın üstünde yürümeyi öğretti

Kültür, Sanat Kategorisi Edebiyat Forumunda Yaramın üstünde yürümeyi öğretti Konusununun içerigi kısaca ->> Yaramın üstünde yürümeyi öğretti bana cellatın bıçağı. Yürümeyi, hem de yorulmadan yürümeyi. Direnmeyi öğretti. Direnmeyi. Tarihte bu kadar saldırıya uğrayan, ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    Yaramın üstünde yürümeyi öğretti

    Yaramın üstünde yürümeyi öğretti
    bana cellatın bıçağı.
    Yürümeyi, hem de yorulmadan yürümeyi.
    Direnmeyi öğretti.
    Direnmeyi.



    Tarihte bu kadar saldırıya uğrayan, bu kadar acı çeken, bu kadar kanı dökülen, topraklarında bu kadar esir edilen bir bir başka halk ve vatan var mıdır diye karıştırırsanız tarih kitaplarını, bir halkın çığlıkları uzatır kana bulanmış bir sayfadan başını: FİLİSTİN!
    Yüzyıllardır istilaların diyarı... İşgallerin mekanı... Aç gözlü sömürgecilerin kanlı lokması... Romalılardan, Osmanlılara, Mısırlılardan, sömürgeci İngilizlere kadar fetihlerin kanlı sahnesi... Siyonizmin canlı hedef tahtası... Kırılan, yıkılan, acılara boğulan bir halk ve o halkın ekmeğinden, aşından, suyundan üstün vatanı: Filistin... Filistin... Filistin.
    1948’de kurulan İngiliz ve Amerikan teşvikli İsrail devleti, siyonizmin kanlı bayrağını bir halkın kalbine sapladı. O tarihten itibaren de Filistin halkı bir tek gece rahat uyuyamadı. Bir tek gece sabahı görüp görmeyeceğinden emin olamadı. Bombalar beşikleri parçaladı. Bebeleri, minicik bedenlerinden daha büyük mermiler vurdu; anne sütüne hasretken... İhtiyarlar sakallarından sürüklendi; kadınların memeleri kesildi, dünyaya yeni Filistinli getirmesinler diye. Bir halk sürüldü yurdundan. Bir halk kovuldu yurdundan.
    Emperyalist haydutların gözü bölgedeydi. Bölgede ise, dünyayı paylaşmak, yeryüzünün bütün kaynaklarına el koymak için yarışan aç gözlü, doymak bilmeyen kapitalistlerin ağzınının suyunu akıtan petrol vardı. Devir o devirdi. Petrol kaynakları, zenginlikler kimin kontrolundaysa güç ondaydı. Öyleyse bir halk kurban edilebilirdi. Haydut Amerika, kiralık katil olarak kendine İsrail’i tuttu. Katilin eline bol para ve her türlü silahı verdi. Topraklar kana bulandı. Petrolün rengi kızıla boyandı.
    Şimdilerde kanlı oyun bir kez daha yineleniyor, ama bin kez daha vahşi, bin kez daha gözü dönmüşçesine İsrail tarafından. Bir kez daha kalan son topraklarından da kovulmak için Filistin. Bininci kez katliam. Bininci kez sürgün. Ah! Yaralı Filistin!.. Ah! Acılı kardeşlerimiz!.. Yüreğimizin çarptığı memleket. Emperyalist haydutlara karşı kinimizin bilendiği kutsal topraklar.

    KAVGANIN, ACININ, UMUDUN ŞİİRİ
    Kökleri tarihin derinliklerine dayanan günümüz Filistin şiiri, kavga, direniş, boyun eğmeme, başkaldırı şiirinde dünyanın en görkemli örneklerindendir. Filistin şiiri, kıyıma uğratılan, vatanlarından kovulan, köleleştirilmeye çalışılan halkın, öfkesini, acılarını, duygularını ifade ettiği, varlığını en yüksek biçimde haykırdığı yanık türküdür. Ve aynı zamanda o, gerçek insanlığın yarınlara bıraktığı soylu sestir. Ve o şiir, gerçek anlamda estetik değerlerle bezenmiş, en üst düzeyde sanatsal olanı yakalamış olarak karşımızda durur.
    Bu bakımdan Filistin şiiri ayrıcalıklı bir şiirdir. Elbette Filistinli şair de bir o kadar ayrıcalıklıdır. Çünkü Filistin şairi kendini, vatanına ve ezilen halkının davasına adamış, şiirinin imgeleri bu davadan, bu soylu kavgadan beslenip boy vermiştir. Filistin şiiri, bu başı dik halkın acılarını, yokluklarını, dertlerini anlattığı, tüm dünyaya insanlık adına bugüne dair direnç, yarına dair umutlarının sunulduğu bir bildirgedir. Şair ise, bu bildirgeleri sunan gönüllü bir görevliden, bir dava adamından, halkının hizmetkarından başka bir şey değildir. Böyle olunca Filistinli şair, aydınca sorunlar keşfetme derdine düşmez! Kendini halkın ve ülkesinin sorunlarından soyutlayan, halkın, ülkenin sorunlarıyla uğraşmayı kabalık, uzak durulması gereken ideolojik bir platform olarak değerlendiren zavallı küçük burjuva aydının melenkolik ruh haliyle oflayıp puflayarak, kaderine ve kendi de dahil herkese küsecek bir bahane, göz yaşı dökecek dert çeşmesi aramaz!
    Bu bakımdan Filistin şairi, halkının bildirge sunucusu olduğu kadar aynı zamanda zalimlerin, ABD’nin kiralık katili Siyonist İsrail’in de baş hedeflerinden biridir. 1950’de ünlü Filistin halk şairi Hümeyrad, boyun eğmediği için İsrailli cellatlar tarafından asılırken, bugüne kadar başkaldırı şiirleri yazdığı ve halkının savaşımına katıldığı için hapis yatmayan, sürgün görmeyen Filistin şairi hemen hemen yok gibidir. Bu anlamda da Filistin şairi, halkına umut saçan bir bilge, doğruları anlatan bir öğretmen, bir kılavuzdur.
    Filistin şiirinde duygu vardır. Vatana ölümüne bağlılık, halkına sonsuz sadakat vardır. Ölüm, kan, gözyaşı vardır. Ve ezenlere büyük nefret, zalimlere başkaldırı ve bitip tükenmek bilmeyen bir umut… En zor, en acımasız, en sıkıntılı anlarda bile aydınlıklara kavuşulacağına dair müthiş bir umut. Halkın davasına adanan bir şiir olduğundan dolayıdır ki, vurgular o derece güçlü ve can alıcı, ama anlatım o derece sade, anlaşılır. Çünkü o şiirin tek bir hedefi vardır: Halk. Dünyanın ezilen halkları.

    Kütükte kayıtlıyım
    Arabım
    Atalarımın üzüm bağlarını sen aldın elimden
    çocuklarımla ektiğim toprağı
    sen aldın.
    Bıraktın bu taşları
    bize, çocuklarımıza.
    Alcakmışsınız
    elimizden bu taşları da,
    doğru mu?
    Bir daha diyorum!
    Bir daha!
    Kütükte kayıtlıyım.
    Birinci sayfanın ta başına
    Nefret etmem insanlardan
    saldırmam hiç kimseye,
    Ama aç korlarsa beni,
    korlarsa çırılçıplak,
    yerim etini beni soyanın,
    hem de yerim çiğ çiğ.
    Açlığımı kolla benim
    ve öfkemi.
    Damarıma basma.


    Filistin şiiri yurduna ve halkına sonsuz bir sadakatın görkemli bir ilanıdır. Bunları yaparken kaba slogancılığa, naifliğe düşmez, tersine sanatın en yüce değerlerine ulaşmayı bilir. Filistin şiiri bize aynı yola başkoymuşluğun, yoldaşlığın yüce değerlerini ve aynı zamanda inancın yenilmezliğini haykırır yürekten.

    Yırtıyoruz yaralarımızın peçesini parmaklarımızla,
    bir yırtık parçası kaplıyor yaranızı,
    bir yırtık parçası kaplıyor yaranızı.
    Ve bizim çocuklarımız taşıyacak sizin kum torbalarınızı
    ve sizin çocuklar taşıyacak kum torbalarımızı.
    Yoldaşlar,
    eklediğimiz gibi birbirlerine damarlarımızı,
    ekliyoruz kanatlarımızı birbirlerine.
    Ve her duvarda aynı parola, capcanlı:
    Burada, burada, burada.
    Barikatlarımız yükseliyor burada.


    Bir anlık bile teslimiyete rastlanmaz Filistin şiirinde. Düşmana inat, zalime inat, hayduta inat, bir kavga türküsüdür zorbanın burçlarına dikilen; en soylu notalarla.

    Başkaldırın, diyoruz, başkaldırın,
    öğretin karanlık tarihimizi,
    Öğretin çocuklarımıza,
    yapışıp kalsın diye kanımız
    bir felaket arması gibi
    katillerin bayrağında.
    İsteriz güçsüzleri
    koruyasınız güllelerden,
    enezleri koruyasınız,
    yara almasın hiç bir canlı
    ve geleceğin çocukları.
    Akar oluk oluk cinayetin kanı,
    tıkayın onu.
    Dört açın gözünüzü
    Tetikte olun.
    Hazırlanın kavgaya
    .

    Yıllar yılı zulüm gördü bu topraklar. Yıllar süren barbarlığın en alasını. Kan gördü, acı gördü ve ihanet de; komşu Arap devletlerinin uşak ruhlu krallarının, prensliklerinin, alçak yönetimlerinden. Koyun postu giymiş kurtların ihanetine, arkadan hançerlemesine de tanık oldu. Bu yüzden son derece duygusaldır Filistin şiiri. Yaralı bir arslan gibidir. Kükrerken mahzunlaşır, mahzunlaşırken kükrer.

    Beni salıncaksız kodular,
    ekmeğimi çamura buladılar, kirpiklerimi toz toprağa,
    aldılar tahta atımı benim,
    yükü babamın sırtına koymaya zorladılar beni,
    gecenin ağırlığını kaldırmaya zorladılar.
    Kim açtı ateş arklarını içimde,
    kim açtı, kim açtı, kim?
    Kim götürdü benden barış güvercinini
    Kızılhaç’ın bayrağı altında?


    Dünya edebiyatına büyük şairler armağan eden bu zulme uğrayan halkın, düşmanın eline geçmesin diye yüreğinde büyüttüğü şiirleri, yıllar sonra bir kez daha Türkiye halkına sunuldu. Evrensel Basım Yayın, A. Kadir- Afşar Timuçin- Süleyman Salom tarafından Türkçeye kazandırılan şiirleri, bir Filistin şiir seçkisi olarak okuyucunun önüne koyarken, Filistin için bir ses arıyor.
    Bu seçkiyi mutlaka okuyun. İşçi servislerinde, fabrikalarda, okul kantinlerinde, üniversite anfilerinde, gür sesle okuyun. Okutun. Duvarlara asın titizlikle. Picasso’nun fırça darbelerini hissedeceksiniz her bir dizede, her bir şiirde Guernica canlanacak gözlerinizde…

    Zulme uğramış, vatanından sürülmüş, yakılmış, yıkılmış, katledilmiş bir halkın türkülerine kulak verin. Göreceksiniz ki, hiçbir rüzgâr bu kadar güçlü, hiçbir fırtına bu kadar yaralayıcı ve hiçbir volkan bu kadar yakıcı değil.
    Bu sese ses verin!


    Filistin Şiiri -Antoloji-

    25 Nisan 2002
    Yücel Sarpdere

    http://www.islamiforum.info/yaramin-...tti-t5313.html
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    Cevap: Yaramın üstünde yürümeyi öğretti

    Ne güzel söylemiş ecdad
    '' Zülm ile abad olanın ahireti berbat olur ''

    Bende derim; Ey ecdad!!! Zülm ile abad oldu, görmek isterim ahiri berbat !!!!

    Emeğinize sağlık.
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

Benzer Konular

  1. Yol üstünde beş şehir…
    YukseLL Tarafından Özgün Makaleler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 18-09-2011, 02:12 PM
  2. Somali bize ne öğretti?
    ümmi Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 25-08-2011, 07:02 PM
  3. Avrupaya yıkanmayı, türkler öğretti
    Eftelya Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 17
    Son mesaj: 23-05-2009, 12:44 AM
  4. Buz Üstünde Dünya Rekoru
    SGOR Tarafından Motorsiklet Forum Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 11-05-2009, 08:13 PM
  5. Dumanı üstünde Toros çorbası
    Affrodit Tarafından Türk Mutfağından Yemekler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 02-04-2008, 12:22 PM
Yukarı Çık