Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 Toplam: 4

Yaşam Tek Kişilik mi?

Kültür, Sanat Kategorisi Edebiyat Forumunda Yaşam Tek Kişilik mi? Konusununun içerigi kısaca ->> Yaşam Tek Kişilik mi? İnsanlar birbirlerine ne kadar çok kişilik yaşatır, ne kadar çoğaltır ne kadar azaltır… Sarfedilen her kelimede ...

  1. #1
    SAHARAY
    Misafir..

    Post Yaşam Tek Kişilik mi?

    Yaşam Tek Kişilik mi?


    İnsanlar birbirlerine ne kadar çok kişilik yaşatır, ne kadar çoğaltır ne kadar azaltır… Sarfedilen her kelimede bizden ne kadarı eksilir, ya duyduklarımız boşluğu doldurur mu. Her gelen insanda kendi keşfimizi yaşarken dolar mı boşluklarımız yoksa daha da artar mı dolanılan benlikte karanlık.
    “Kelimeler cümleler olmak istemiyorlar”derken anlamımın yittiğini hissettirdi. Kelimelerimle boşluklarında vardım bi zaman. Cümleler oluşturamadan gitmem gerekti. Hepsi dolanıyorlar kafasında, farketmese de boşluğunun duvarlarına çarpıyor bazen ve anlamsız yankılar yapıyor biliyorum. Belki yanlış zamanlarda yanlış birleşti aynı dizede kelimelerim. Belki ama’dan sonrasını okumadı. Kelimelerimi dizemeden olması gerektiği gibi, bitti. Şimdi hayatında tek kişilik. Benim kelimelerimle çoğalsa da anlamsızlığında eksik.

    Evet, yaşam tek kişilik. Yalnızlık değil ama bir tek bizlik.


    kaynak

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye D€NiZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesaj
    2.148
    Blog Mesajları
    1
    Rep Gücü
    4906

    Cevap: Yaşam Tek Kişilik mi?

    & Tek Kişilik Aşklara &

    Yalnız bir kişilikmi seviyorsun
    Diğer insanları sevmiyormusun
    Yalnızca bir kişilikmi düşünüyorsun
    Ne yani diğer insanları düşünmüyormusun

    Yan komşuda ki hıçkırıkları duymuyormusun
    Yalnızca kalbindeki senimi ağlıyor sanıyorsun
    Ve bir ailen olduğunu hissetmiyorsun
    Ama ayıp ediyorsun…

    23.08.2008
    Ömer Temel

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye D€NiZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesaj
    2.148
    Blog Mesajları
    1
    Rep Gücü
    4906

    Cevap: Yaşam Tek Kişilik mi?

    Yaşam bizi, biz yaşamayı deniyoruz
    Yazan Nurdan Huyut
    Pazar, 01 Temmuz 2007


    Denedim… Yaşamayı denedim. Yaşamadıklarımı, yaşamayı, bilmediklerimi bilmeyi, söylemediklerimi söylemeyi denedim... İçimdekileri daha çok saklamayı denedim bir de, gizli kalan anıları, hatıraları daha bir korumayı denedim yüreğimin derinliklerinde.

    Kendime fısıldayamadıklarımı, haykırarak anlatmayı istedim sonra. Gümbür gümbür sloganlar atmayı belki de. Anımsamak istemediğim hatıraları diğerleriyle paylaşınca azaltmayı, unutmayı istedim acılarımı.
    Her defasında aynı hüznü yaşamamayı diledim. Belki kırmışlardır her insanı bir gün bir yerde. Acımıştır her kalp, en ince telinden. Sızım sızım sızlamıştır duyguları. Acıların üstüne yorgan çekmeye çalışmıştır mutlaka her insan. Unutmayı dilemiştir ben gibi hüzünleri. Pişmanlıklar donatmıştır etrafını, kalın bir duvar gibi.

    Bazen bu duvarların hızlı hızlı yükseldiğine şahit oluyor gözlerim. Kabul ediyorum, bu duvarları ben ördürüyorum etrafıma. Belki de “İrade” denen şeyi ellerimde tutmayı beceremeyişimden kaynaklanıyor bu durum. Öyle üşüyorum ki o anda. Duvarlar sanki soyutlanmış gibi, engellemiyorlar rüzgarların esişini. Buz gibi esiyor rüzgar, o an içim üşüyor anne…. Anne içim üşüyor, ısıt beni… Hiçbir şey fayda vermiyor bana. Hiçbir şey anlam katmıyor dünyama. Annem de bir yere kadar geliyor benimle. Yolculuğa tek başıma devam etmek zorunda kalıyorum. Yalnızım... Issızım her zaman.

    O’na sığınmak gerek bu durumda. Geriye kalan tek gerçeğe dönmek gerek yüzümü. O’nunla hislenmek gerek en iyisi. En iyisi yaşama devam etmek gerek. Başı karanlık olsa da, ortası kararmış olsa da, sonunda aydınlık var biliyorum.

    Her şeyin iyiye gitmesi için, sevgiye ihtiyacım var benim. Yaşadığım tüm kaosları düzene koymak adına, yardım etmesi gerek bana büyük bir İrade’nin. Öyle bir güç olmalı ki O’nda, sevgiyle sarmalı beni. Şefkatle ısıtmalı. Merhametine muhatap olmalıyım.

    Belki de kaldığım yerden başlamak gerek yeniden… Hayatın koca bir kaosa dönüştüğünü hissettiğimde, zaten artık kararımı vermeliydim. Veremedim ama… İşte sorun burada başlıyor. Bir gün, birbirinden ayrılan parçalarımı toplamak için, yere eğildiğimde, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını, olamayacağını anlamalıydım. Belki de küçük bir iz bile kalmamalıydı yapıştırdığım parçaların arasında. Ama olmadı tabii ki… Her kırık kenar, pürüz pürüz birleşti ayrıştığı yere. Her parça girintili çıkıntılı bir yol gibi uzayıp gitti, kırılmış kenarı boyunca…

    Kırılganlıklarımın çoğunluğunda yaşıyorum şimdilik. Bir girdabın içinde hızla dönen bir ayna gibiyim belki de. Aynaya yansıyan yüzümle her defasında yeniden tanışmak zorunda kalıyorum. Yılların geçişini izlemekten ötürü olsa gerek, her geçen gün yeni sandığım, fakat gittikçe eskiyen, gittikçe kırışan bir çehreyle karşılaşıyorum aynalarda. Bu durumda, bulunduğum yeri yavaş yavaş içine çekildiğim bir girdaba benzetmek de yanlış olmayacak sanırım.

    Her nedense, hiçbir telaş emaresi göstermiyorum bu sırada. Ne yani? Bir girdabın içindeyim, yavaş yavaş içine çekilmekteyim, fakat umursamıyorum bile öyle mi? Hayret doğrusu!... Ama zamanla bu sakinliğin sebebini de anlayabiliyorum bir nebze de olsa. Zaman bana, yaşamın varacağı bir noktanın mutlaka olduğunu açıklamakta çünkü. Her neyse…. Bir son varsa, yavaş yavaş tükenmek de doğal galiba. En azından alışılabilir bir durum bu…

    Sevdiklerimi düşünüyorum sonrasında. Onları anımsıyorum her yol ayrımında. Bazı uyanış anlarımda, artık onlarında ötesinde, sadece kendimi düşünmem gerektiğini de öğretiyor hayat bana. Kendimi düşünmeliyim… Ne olacağını, ne olacağımı… Beni ilgilendiren her ayrıntıda saklı kalmalı belki de bazı şeyler. Kimseyle alakalı değil ne de olsa…

    Çizgi çizgi, çiziliyor yaşam bir yerlerde. Yapmak istediklerimin hayallerinde, her amaç bir çizgi atıyor yol üstüme. Her amaç yargılıyor beni, yaptıklarım adına. Belki de ben öyle düşünüyorum…

    O an bir de kırık parçaların hayatın içine serpiştirilmesi gerektiğine daha bir inanıyorum. Kabulleniyorum en azından, olgun bir tavırla karşılıyorum bu durumu her zamankinden. Kürek çekerek mi? Yoksa kulaç atıp ha bire yüzerek mi geçmeliyim karşı kıyıya kestiremiyorum. Ya da başka geçiş yollarını, varış şekillerini araştırmayı neden düşünemiyorum ki? Elbette sakin olmalıyım en haylaz düşüncelerimde bile. Hayata atacağım adımlar için bu gerekli…

    Yaşama 20 koca adım atmışken, dönüp ardıma bakma gereksinimi nedense sık sık duyuyorum şu sıralar. Yaptıklarımın mânâsını çözmeye, davranışlarımın anlamını kavramaya çalışıyorum bu sırada. Geçip giden şeyler ne de çok görünüyor gözüme. Halbuki hepsini daha dün yaşamış gibiyim. Daha dün ilk defa anne demişim, ilk önlüğümü giyip okula gitmişim, yazmayı, okumayı daha dün belletmişler bana da orta okula dünün ortasında varmışım. Sonra lise yılları devrilmiş bir bir ve bu güne gelmişim dünden hemencecik.

    Göz yumarcasına geçi veren senelerimi, tutup da toplayamıyorum bir yerlerden. Mümkün olsa mutlaka yapardım. Ama ne yazık! İmkan dahilimde değil bu durum. Seneler varsın geçiversin de, nereye vardığımın düşüncesi, daha çok düşündürüyor beni. Çıktığım merdivenin basamakları tek tek geride kalıyor şüphesiz de, varacağım menzilin hali ne durumda?

    Leyleğin ömrü iki lak lak tır ya? İşte bende tam o misaldenim. İki lak lakla geçiyor hayat. Kırıklıklara takılıyorum bazen, canımı yine acıtıyor ama fazla da önemsememeye çalışıyorum. Gelecekten umutla dolmayı diliyorum aslında.

    Neler söyledim şimdiye dek? Neler duyurdum ince düşünüşlere. Ne kadar anlatabildim içimdeki yanar döner halleri? Hiç kimse hiçbir şey anlamayabilir bu yazılanlardan. Ya da bir ihtimal daha var ve ben onu tercih ederim. Belki de her göz, satırlarda gezen her dudak kımıldayışları bir sürü şey anlatmıştır zihnine. Belki de anlaşılmışımdır biraz da olsa… Kim bilir belki de anlayanım çoğunluktadır…

    Mazur görün bu karmaşık halimi. İnsan oluşumuzun getirisi bu bizlere. Hayatı ciddiye almakla alakalı bir durum aynı zamanda. Öyle bir hissediş ki, hayatın en ince telleri tınlıyor yanı başımda. Duyuşlarımı kapatarak, gözlerimi yumarak onların varlığından soyutlayamam ki kendimi? En iyisi paylaşmak belki de.

    Aslında, şunun bilinmesi yetecek bana. Hepimiz, dünya üzerinde sürdürdüğümüz yaşamdan bir şeyler anlam(aya)landırmaya çalışırken, her çeşit acı ve hüzünle karşılaşıyoruz. Her geçen gün, yeni bir mücadele için çalınıyor kapılarımız. Hayat biz yaşasak da, yaşlansak da devam edip gidiyor. Hayat bizi deniyorken, biz de yaşamayı deniyoruz.

    Denemediklerimizi denesek de, söylemediklerimizi, gün gelip söylesek de, tecrübelerin hayatımıza kattığı önem ilgilendiriyor bizi, aslında. Acılar sürüp gitse de, kırıklıklar gün be gün çoğalıp, büyüse de, umudun hepsinden daha çok yeşermesi gerektiği gerçeğiyle karşılaşıyoruz daima. Yaşamın acılarına bir sünger çekmek gerekiyorsa, umudu yeşertip, yeniden ayağa kalkmak ve eskisinden daha güçlü bir şekilde ilerlemek gerekiyor. Önemli olan işte bunu anlamak…

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    05 AMASYA,34 İSTANBUL 59 TEKİRDAĞ (oturuyorum)
    Mesaj
    453
    Blog Mesajları
    14
    Rep Gücü
    2511

    Cevap: Yaşam Tek Kişilik mi?

    Tek kişilik hayat olmaz. Tek kişilik hayat ancak ıssız adada olur

Benzer Konular

  1. Tek Kişilik Otomobiller
    mopsy Tarafından Araba ve Otomobil Foruma
    Yorum: 11
    Son mesaj: 17-11-2011, 10:42 AM
  2. Sentetik Yaşam, İnsan Yapımı Yaşam
    Bilge Engin Tarafından Biyoloji Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-12-2010, 01:01 PM
  3. Asosyal kişilik : kişilik bozuklukları
    İnci Tarafından Ruh Sağlığı (Psikoloji) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 23-11-2009, 02:34 AM
  4. Aşk üç kişilik olabilir mi?
    YukseLL Tarafından Ask ve Sevgi Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 01-09-2009, 02:20 AM
  5. Kişilik
    Bay X Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 6
    Son mesaj: 22-05-2008, 10:27 AM
Yukarı Çık