Artık sarıyordu terennüm ettiğim kederin salgısı yavaş yavaş.
Her yanımda kalan boşlukları bir acıma duygusu taşımadan kuşatıyordu.

Sanki çaresizdim, boş vermişliğin nedametiyle seyri halin takipçisi kesildim.

Neden bu duyguları yaşamak zorunda kaldığımı her nedense düşünmek dahi istemiyordum.

Bir can bu denli bizar oluyorsa, zorunda bırakılıyorsa duygusallığımı ağır basıyor,

Yoksa ben işimi sağlam yapayımda kim yanlış yaparsa gözünün yaşına bakmam mı demeyi tercih etmeliydim.

Avutulan, aldatılan özellikle bir maksada binaen fırsatın zemini olarak kullanılmak!

Takiyyeler içinde hayatı konforunu artırmak!

Bu uğurda bir engel tanımayı marifet telakki etmek!

Sırf merakın tatmini için denemek istemek!

Kişilik görünürlüğünde insanlık sıfatını taşıyarak bunu başardığına inanmak!

Sevgiyi özümsemeden, sebebini bilmeden, nedeniyle hiç ilgilenmeden bakmak!

Zannın karelerinde adımlayarak “ön” kararın etkisiyle yaşamaya çalışmak!

Hemen kızmak, hiddet için sebep aramak, şiddeti özgüven telakki etmek!

Hayatı mahcup olmamak kaygısıyla idame etmeye çalışarak yaşamak!

Kim ne deri önceleyerek ona göre konuşlanmak ve adam olmak için yarışmak!

İnanmak! İnancın tahrip fitilleriyle tarumar edildiği bir zeminde bunu başarmaya çalışmak!

İnananlar üzerinde oynanan oyunların farkına varamamak!

Ferasetin iflası başarmak! İhlâsın sadece sözcülüğünde lafazan olmayı başarmak!

Rahmetin sebebi hikmetinden bihaber olarak yaşamayı başarmak!

Acıların ne kadar değerli olduğundan haz almadan uyumayı başarmak!

Nimetin ehemmiyetinin, faziletinin tefekküründen mahrum kalmayı başarmak!

Aşk için yarışmak! Anlamadan bakışmak!

Ten kokusu sebebiyle kapışmak!
Sonra kokuşmak!

Saygıyı dışlayarak arsızlık ikliminde yaşamaya çalışmak!

Nezaketin elzemliğini sadece merakın afakı için seferber ederek beğenilmek!

Suçlamayı marifet telakki ederek sığ bir tahayyülün sefilliğinde ikamet etmek!

Kılıcı, kını, kızı, edebi, erkeği, merdi tamamen maddi ölçüsüyle değerlendirmek!

Kitabı kebiri sevap telakkisiyle okumak, anlamadan bakmak, anlamsız olmak!

Kutlu geceleri kurtuluşun terakkisiyle her bir şeyi o güne hasrederek serilmek!

Mesaj üstüne mesaj çekerek güya gönüllerin fethine bu maksatla birden erişmek!

İtibar ölçüsünü deşifre etmeden, temayülün esintisinde ne aradığını bilmemek!

Herkes nasıl olsa bir şekilde yaşıyor, bizde böyle yaşamalıyız diyecek kadar zillet!

Hukuk devleti varsa, yönetim biçimi demokrasi ise, cumhuriyet sadece birilerin tekelinde ise

Çözüm o kadar uzak diyarlarda seyredilen bir manzara telakkisidir!

Neden her şey insan içinse, insanlar niye kararlarında ki tercihleri sebebiyle dışlanarak sıra dışı olmaya itilirler.

Severken neden sevdiğini bilmeyen!

Met ederken çıkarını düşünen!
Kızarken hıncıyla hareket eden,
Meylederken hislerini bilmeyen nasıl bir insandır?

Bir nimeti yerken, bir yaratılmışı severken,
Nebatat ile serinlerken sebebi bilmez isek

Nedensiz zannedersek, asla düşünmeyi öncelemeden ömür tüketirsek bilmem ki ne demeli!

Kâinatın ve her zerrenin sahibi olan Cenabı hak en yakınımız da iken,

Bizim ne kadar uzaklarda kaldığımız tefekkür edilerek, bakışımızı ve manamızı netleştirmeliyiz.

İşte aşk o zaman manasında yaşanacak bir hazdır.

Sevda bu uğurda sarf edilen yüceliğin tezahürüdür.
İnsanı insan yapan yaratılmış bulunduğu hilkatidir.
Canı canan ile anlamlı kılan ona hasredilen sevgidir.


Mustafa CİLASUN