insan icini isitan mesajlar veren, muthis bi yazar bana gore...okurken hem aci cekip,insanin kedinsini sorguladigi ayrica,yalniz olmadiginizi hatirlatan kisi...bir insan icin okumaya baslama sebebi olabilir eger ki hic okunmamis ise..insana ic hesaplasmalarinin nekadar onemli oldugunu,kacmaya calistigimiz seylerden uzaklastikca onlara daha cok siginilmasi gerektini anlatan bi roman...evet arkadaslar uzun bi roman ama ben kisa kisa sayfalardan alinti yapip eklemek istedim...hadi bakalim inceleyelim nedersiniz?SIKILmak yok okuyun eminim seveceksiniz...sevilmeyede bilir tabi..:)

* İçimde dışarı çıkmak isteyen bir şey vardı, ben onu yaşamaya çalışıyordum yalnızca...
Neden böylesine güçtü bu?...

Giriş

* Her insanın yaşamı, onu kendisine götüren bir yoldur. Bir yol denemesi, bir yol taslağıdır. Hiçbir insan yüzde yüz kendisi olamamıştır ama yine de herkes gücü yettiğince ilerler bu yolda. Kimi biraz daha gözü açık, kimi biraz daha gözü kapalı...

Sh. 10

* Cesaret ve karakter sahibi kişiler, başkalarına her zaman pek korkutucu görünür çünkü; korkusuz ve korkutucu insanların soyundan gelen kişilerin ortalıkta dolaşması ise pek hoşa gidecek şey değildi.

Sh. 42
* İnsan birinden korkuyorsa, o kimsenin kendi üzerinde söz sahibi olmasına izin vermiş demektir...

sh.53

* İnsanın kendini, kendisine götüren yolu izlemesi kadar dünyada nefret ettiği başka bir şey daha yoktur...

sh.62

* İtici güçler hep 'öteki dünya'dan kaynaklanıyor, yanında korkular, zorlamalar ve vicdan azapları getiriyor, hep devrimci bir nitelik taşıyor, sürekli yaşamak istediğim barış ortamı bakımından bir tehdit oluşuruyordu...

Sh. 64/5

* Söz konusu güçlüğü yaşamayan hiç kimse yoktur. Sıradan bir insanın yaşamında bu öyle bir dönüm noktasıdır ki, özyaşamın istekleri çevreyle en amansız çatışma durumuna girer, ileriye giden yol en çetin savaşımlar sonunda ele geçirilir. Pek çok kişi, hepimizin yazgısı olan ölümü ve yeniden dünyaya gelişi yalnızca söz konusu olan dönemde yaşar. Tüm sevdiklerimizin bizi terk ettiğini görüp ansızın çevremizde evrenin yalnızlığını ve ölümcül soğukluğunu hissederiz, çocukluğumuz çürüyüp dökülür, çöker, yıkılır yavaş yavaş. Pek çok kişi bu sivri kayaya bindirir ve bir daha kurtaramaz kendini, bir daha geri gelmeyecek geçmişe, yitirilmiş cennetin düşüne, tüm düşlerin bu en haini ve acımasızına sarılıp kalarak acılar içinde kıvranır...

Sh. 89
Sağda solda dolaşıp dünyayı horlayan ben!.. Mağrur bir ruhla ve kafasında Demian’ın düşünceleriyle ben!.. Böyleydim işte, insanlığın yüz karasıydım, bir domuzdan kalır yanım yoktu, sarhoştum ve pislik içindeydim, iğrenç ve aşağılık bir yaratıktım, vahşi bir hayvandım, kepaze içgüdüler üzerime çullanmıştı!.. Böyleydim işte, her şeyin saf, parlak ve narin inceliklerle örüldüğü o bahçelerden gelen ben, Bach’ın müziğine ve güzel şiirlerine gönül veren ben!.. Kendi gülüşüm, bu sarhoş, engellenemeyen kesik kesik ve salaçca içerlerden kopup gelen gülüş hala kulaklarımda çınlıyordu. İşte buydum ben!..

Sh.97/7

* Yaptığım her şey, kendimi zorlayışın bir sonucuydu. Yaptıklarım, yapmam gereken şeylerdi. Çünkü başka türlü nasıl davranacağımı bilemiyordum… Uzun süreli yalnızlıklardan, beni sürekli bir gerilim içinde tutan o bir sürü ince, utanç dolu, içtenlikli duygulardan, ikide bir kafama üşüşen o narin sevgi düşüncelerinden korkuyordum…

Sh.99

* Tanrı’nın bizi yalnız bıraktığı ve içlerinden birini izleyerek kendi kendimizi bulmamıza olanak sağladığı pek çok yol vardır…

Sh.100

* Düşler vardır hani, prensese götüren yolda batağa, pislikten geçilmeyen leş kokulu sokakların çamuruna, çirkefliğine gömülüp kalır insan, benim de işte böyleydi durumum. Bana pek de hoş olduğu söylenemeyecek böyle bir yol izleyip yalnızlık çekmek, kendimle çocukluğumun arasına kapalı bir cennet kapısını yerleştirmek düşmüştü, kapının önünde acımasız bir görkem içinde bekçiler dikiliyordu. Bir başlangıçtı bu, kendime kavuşma özleminin gözlerini içimde açmasıydı.

Sh.100

* Dünya benim gibilerine gereksinim duymuyor, kendilerine daha iyi bir yer buyur edip vermiyor, önlerine daha yüce ödevler çıkarmıyorsa, benim gibi helak olup giderdi işte. Bundan doğacak zararı dünya çeksindi artık…

Sh.101

* Yazgı ve gönül aynı kavramın değişik adlarıdır…

* Sen buna bağlısın ama sen değil, resmin yalnızca; sen, benim yazgımdan bir parçasın…
Sh.110

* İçimizde her şeyi bilen, her şeyi isteyen, her şeyi bizim kendimizden daha iyi yapan birinin bulunduğunu bilmek ne iyi!..

Sh.113


* Kuş yumurtadan çıkmak için savaş veriyor. Yumurta dünyadır. Doğmak isteyen, bir dünyayı yok etmek zorundadır. Kuş Tanrı’ya doğru uçuyor. Tanrı’nın adı Abraxas’tır..

Sh.119

* İnsan bir şeyi yeterince güçlü biçimde isterse, istediği şey gerçekleşiyordu…


Sh.120/121

* Aynı bedende hem melek hem iblis, hem erkek, hem dişi, hem insan hem hayvan, hem alabildiğine iyi, hem son derece kötü. Bunu yaşamaya yükümlü kılınmış, bunu tatmak yazgım olarak belirlenmişti. Söz konusu yazgıya karşı özlem duyuyor, aynı zamanda da ondan korkuyordum. Ama ortada duruyordu yazgı, başımın üstünde dolanıyordu…

* Üstesinden gelemeyeceğim tek şey vardı: Karanlıklarda saklı yatan amacı içimden çekip çıkararak başkaları gibi karşımda bir yere oturtmak…

Sh.124

İçimde dışarı çıkmak isteyen bir şey vardı, ben onu yaşamaya çalışıyordum yalnızca...
Neden böylesine güçtü bu?...

Sh.125

Özlem, dünyaya alabildiğine içtenlikle kucak açış ve yine dünyadan alabildiğine çılgınca bir ayrılış, insanın kendi karanlık ruhuna yakıp kavurucu bir tutkuyla kulak verişi, teslimiyetteki esriklik ve harikuladeliğe karşı derin bir ilgi…

Sh.128

Ahlakçı tutum, şimdiye kadar acı çekmekten başka işime yaramadı. Söylemek istediğimi doğru dürüst dile getiremiyorum. Hem Tanrı hem Şeytan denecek bir tanrının var olması gerektiğini düşünebiliyor musunuz?.. Zamanında böyle bir tanrı varmış işittiğime göre…

Sh.130
Pek çok insanın tükürüp geçtiği bir duvarı seyretmenin ne iyi, ne uyarıcı bir şey sayıldığından söz ediliyordu…

* Bizler kişiliğimizin sınırlarını her zaman fazlasıyla dar çizeriz. Yalnızca bireysel bakımdan gördüğümüz şeyi, kişiliğimizin kapsamı içine alırız…

Sh.136

* İnsanın dünyayı içinde taşıması ayrı bir şey, bunu içinde taşıdığını bilmek ayrı!..

Sh.137

* Sizin uçmanızı sağlayan itici güç, hepimizin içinde saklı yatan o büyük insanlık hazinesidir. Tüm güçlerin kökleriyle bir birlik ve beraberlik duygusudur ama çok geçmeden uçmak korkutur insanı. Tehlikesi işte öylesine büyüktür!.. Bu yüzden insanların çoğunluğu uçmaktan seve seve el çeker, yasal düzenlemelerin yol göstericiliğinde kaldırımlarda yürümeyi yeğ tutarlar…

Sh.138/139

* Sizin söylediğinize göre dedi bir defasında, müziği ahlaksal nitelik taşımadığı için seviyorsunuz. Kabul. Ama kendinizin de ahlak savunucusu biri olmamanız gerekmiyor mu bu arada!.. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamanız doğru mu?.. Doğa sizi yarasa olarak yaratmışsa, kendinizi nasıl devekuşu yapabilirsiniz?..

* - Ürkmüş atıldım : Ama insan aklına esen her şeyi yapamaz ki!.. Örneğin kendisinden hazmetmediği için bir insanı tutup öldüremez kimse…

- Yerine göre bunu da yapabilir. Ama genellikle yanılgıya düşülür yeri konusunda. Hem ben size aklınızdan geçen her şeyi yapın demiyorum. Hayır!.. Ama aklınıza gelen ve hepsi kendine göre bir anlam içeren düşünceleri, kafanızdan kovarak ya da ahlak açısından ele alarak sakıncalı duruma sokmayın…

* Biz bir insandan nefret ettiğimizde, kendi içimizde yuvalanıp bu insanın görüntüsüyle karşımıza çıkan birinden nefret ederiz… Bizim kendi içimizde olmayan şey, bizi kızdırmaz…

* - Dışımızda gördüğümüz şeyler dedi Pistorius alçak sesle, içimizdekilerin aynısıdır. İçimizdekinin dışında başka bir gerçek yoktur. İnsanların çoğunun gerçeğe bu kadar aykırı bir yaşam sürmesinin nedeni, kendileri dışındaki görüntüleri gerçek saymaları, içlerindeki dünyaya ise asla söz hakkı tanımamalarıdır…

* Çoğunluğun izlediği yol kolaydır. Bizimkisi ise zor…

Sh. 144-145-146

* Kendi deneyiminden kaynaklanmayan, izleyecek gücü henüz kendimde görmediğim bir öğüdü, bir başkasına veremezdim…

Sh. 149

* Dostu ya da öğretmeni yadsıyan her düşünce zehirli dikenini kalbimize batırır, kendimizi savunmak için başvurduğumuz her darbe kendi suratımıza iner…

Sh. 158

* Herkesin yapabileceği bir iş vardı ama kendi seçebileceği, tanımlayabileceği ve gönlünce yönetebileceği bir iş kimseye verilmemişti. Yeni Tanrı’lar istemek yanlıştı, dünyaya herhangi bir şey vermeye kalkmaksa tümüyle yanlıştı!.. Uyanık insanları bekleyen tek ama tek görev vardı: Kendini aramak, kendi içinde bir sağlamlığa kavuşmak, el yordamıyla kendine özgü yolda ilerlemek, yolun nereye çıkacağını aldırmamak…

Sh. 163

* Bir kağıda şu notu çiziktirdim: Kılavuzum beni terk etti. Zifiri karanlıkta kaldım. Tek başıma adım atacak gibi değilim. Bana yardım et!..

Sh.166

* Demian, dört bir yandan insanların bir araya gelip sürüler oluşturduğunu, oysa özgürlük ve sevgi denen şeye hiçbir yerde rastlanmadığına belirtti. Öğrenci dernekleri, şarkı ve türkü topluluklarından uluslara varıncaya kadar bütün bu bir araya gelmelerin zorlama bir nitelik taşıyıp, sıkıntıdan korkudan ve ne yapacağını bilememekten kaynaklandığını, içte ise söz konusu beraberliklerin çürüyüp kokuştuğunu, eskiyip yıkılmaya yüz tuttuğunu açıkladı…

Beraberlik güzeldir. Ama dört bir yanda yeşerip boy attığını gördüğümüz durum için bir beraberlik denemez asla. Gerçek bir beraberlik yeni doğacak, bireylerin birbirini daha iyi tanımasından kaynaklanacak ve bir süre için dünyaya bir başka biçim verecektir. Şu an beraberlik adı altında gözlemlenen şey, bir sürü oluşumudur yalnızca…

İnsanlar birbirlerine kaçıp sığınıyorlarsa, birbirlerinden korktukları içindir. Beyler kendi aralarında birbirlerine sığınıyor, işçiler kendi aralarında, bilginler yine kendi aralarında birbirlerine kaçıp sığınıyorlar. Peki niçin korkuyorlar birbirlerinden?... Kendi kendisiyle uzlaşamayan insan korkar yalnız. Şimdikiler korkuyorsa, kendi kendilerini tanımak istemediklerindendir…

* İdeal niteliğini yitirmiş ideallere sarılırlar hep, ortaya yeni bir ideal koymak isteyeni de taşa tutarlar…

Sh.173-174

* Her tarafta insanlar özgürlük ve mutluluk denen şeyi gerilerde bıraktıkları bir yerde arıyor, bunu da sorumluluklarının kendilerine hatırlatacağı ve özellikle kendileri için belirlenip izlemleri gereken yola dikkatlerinin çekileceği korkusuyla yapıyorlardı…

Sh. 176

* Kavuşma diye bir şey yoktur. Ama dost yolların birbirine kavuştuğu yerde, bütün dünya insanın gözüne vatan gibi görünür…

Sh. 179
* - İzleyeceği yol, herkes içinde bu kadar güç müdür?..

- Doğmak, dünyaya gözlerini açmak güçtür her zaman. Biliyorsunuz, yumurtadan çıkarken zorlanır bir kuş. Gözlerinizi geriye çevirip sorunuz: Yol o kadar güç müydü gerçekten?.. Yalnızca güç müydü?.. Bir güzelliği de yok muydu?... Bundan güzel, bundan kolay bir yol biliyor muydunuz?...

- Sanki uykuda konuşur gibi güçtü dedim. Düş çıkıp gelene kadar güçtü…

- Doğru; insan kendi düşünü bulmak zorundadır. O zaman kolaylaşır yol. Ama hep sürüp gidecek bir düşte gösterilemez… Her düşün yerini bir yenisi alır, hiçbir düşü sımsıkı kavrayıp bırakmamaya kalkmamalıdır insan…

Sh. 181

* Düş yazgınızı oluşturduğu süre ona sadakatten ayrılmamalısınız…

Sh. 182

* Yine de dünyadan asla kopmuş sayılmazdık. Düşünce ve konuşmalarımızda genellikle dünyanın orta yerinde buluyorduk kendimizi. Ancak değişik bir alandaydık, insanların çoğunluğundan belli sınırlarla değil, yalnızca görmenin bir başka biçimiyle ayrılıyorduk…

Sh. 184

* Bizim görev diye benimseyip yazgı diye baktığımız tek şey vardı: İnsanın tamamen kendi kendisi olması, doğanın kendi içindeki etkin özüne uygun davranması ve onun isteminden dışarı çıkmaması, belirsiz gelecek topluca ya da tek tek önüne ne çıkarsa öpüp başına koyması…

Sh. 186

* Kendinizi inanmadığınız isteklerin eline bırakmamalısınız…

Sh. 189

* Seven biri ne sevdiğine yalvarıp yakarır ne de ondan bir istekte bulunur. Sevgi kendi içinde bir kesinliğe, bir olgunluğa ulaşacak gücü barındırmalıdır…

* Günün birinde beni kendine çekecek gücü gösterdiğinde, gelirim o zaman. Armağanlar vermek istemem ben, ele geçirilmek isterim…

Sh. 190

* Çokları sever ama kendilerini yitirir…

Sh. 191

* Ölüm olmadan yeni bir şey gerçekleşemez…


bikmadan okumak bu olsa gerek..:)

alintidir kitap sayfalari..