Düşünüyorum da; doğduğu zaman, bir bardak temiz su gibi insan…
Ve insanın, böyle “su gibi” olduğu zamana konan isimdir; günahsız!.. Masumiyet de buna deniliyordu, değil mi? Suçsuzluğa, günahsızlığa deniliyordu…

Düşünüyorum;
Doğduğu zaman, bir bardak temiz su gibi insan… Ama, günün birinde;
“Bu, soğuk… İçine biraz sıcak su ilave edelim” diyor biri!.. Hemen ardından öbürü de; “azıcık şeker katmayı” teklif ediyor…

Bir bardak su biraz ısınıyor ve biraz da tadlanıyor…
Ama teklifler bitmiyor; limon koymak isteyen, buz eklemek isteyen oluyor… Meyve suları ve meyve parçalarıyla kokteyl yapmak isteyen oluyor…
Ardından yeni itirazlar geliyor:
“Bu çok tatlı oldu, bayıyor… Hadi biraz tuzlayalım!..”
“Bence soda daha iyi, içinde doğal tuz var nasılsa…”
“Fazla mı koyduk ne!.. Hadi, biz bunu eski haline getirmeye çalışalım!..”
“Peki ama, nasıldı bunun eski hali?..”

…..
Dostlar; “ilk halimiz” nasıldı?..

Düşünüyorum;
Doğduğunda su gibiydi insan…
Ama, günün birinde, bu bir bardak temiz suyun içine; siyah bir damla düştü… Sonra bir başka damla düştü, sonra bir başka damla eklendi, sonra bir başka damla katıldı…
Can bedendeyken,,, yahut; cam içindeyken su, nasıl temizleyeceksin; bardağı kırmadan, veya içini boşaltmadan?..
…..
Ben biliyorum!..

Aslında sen de biliyorsun. Çünkü bunun bir tek yolu var, o da şu: Temiz damlalar ekleyerek…
Yeni bir temiz damla ilave ederek, yeni bir temiz damla katarak, yeni bir temiz damla…
Yine bir temiz damla!..
…..
Siyah damlalardan kaçmaya çalışarak, çok ama çok sayıda yeni ve temiz damlalar…
Ardından yeni bir temiz damla, yeni bir temiz damla, yeni bir temiz damla… Ve yine bir temiz damla…
Damlalaaar, damlalar…
Çünkü başka yolu yok!

Şimdi, şu soru sorulur mu be güzelim:
“Temiz damla ne demek?..”

Muammer Erkul