Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 Toplam: 8
  1. #1
    SAHARAY
    Misafir..

    Post Blueice ve Saharay'ın Hikaye Kitabı

    Bu konuda blueice arkadaşım ve ben doğaçlama hikaye yazacağız.
    Bu konuya yorum yazılmamasını rica ediyorum.
    Beğenilerinizi hikayemizi okuyarak gösterebilirsiniz.Tşk


    ''SAHARAY''

  2. #2
    SAHARAY
    Misafir..

    Cevap: Blueice ve Saharay'ın Hikaye Kitabı

    Hikaye Kitabımızın Kapağı



    Blueice ve Saharay'ın Hikaye Kitabı


    Bir kapının önünde buldu Hakan kendini. Bu kapıyı sanki daha önce görmüş gibi hissetti birden.
    Kaç aydan beri zorladığı ama hep aynı yerde kaldığı,aşmaya çalıştığı
    o kalın duvarları sonunda aşmayı başarmıştı.Artık onu mıknatıs gibi çeken bu kapının önündeydi.
    Yavaşça elini kapıya doğru uzattı. Nefesini tutarak kapıyı yavaş yavaş açtı.
    İçeriye girdi ve sessiz adımlarla yürümeye başladı. Daha ilk adımında ayağına cam kırıkları
    takılmaya başladı.Yere baktığında heryerin duvarlardan dökülen cam kırıklarıyla dolu olduğunu gördü.
    Sonra gözü duvarlara takıldı. Kimi kırık, kimi derin yaralarla dolu kırmızı duvarlara
    bakıyor ve ben nerdeyim böyle diye anlamaya çalışıyordu. Duvarlardan birine yaklaştı.
    Ne kadar taze bir yara diye düşündü.Hala kabuk bağlamamış kanayıp duruyordu.
    Sonra diğer duvara yöneldi. Nasır bağlamış diğer yaralara doğru yürüdü,eliyle dokundu.
    İlerde bir oda daha ilişti gözüne.Yerdeki kırıklara aldırmadan oraya doğru yürüdü.
    İçeri girdiğinde gözlerine inanamadı. Karşısında demir parmaklıklar arkasından,
    loş ışıkta bir çift hüzünlü, yaşlı göz ona doğru bakıyordu. Gözgöze geldiklerinde
    ortalığı garip bir sessizlik kapladı.Kadın gözleriyle konuşuyordu bir şeyler anlatmaya çalışıyordu.....
    Konu SAHARAY tarafından (29-05-2008 Saat 03:47 AM ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    blueice
    Misafir..

    Cevap: Blueice ve Saharay'ın Hikaye Kitabı

    Alıntı SAHARAY´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hikaye Kitabımızın Kapağı



    Blueice ve Saharay'ın Hikaye Kitabı


    Bir kapının önünde buldu Hakan kendini. Bu kapıyı sanki daha önce görmüş gibi hissetti birden.
    Kaç aydan beri zorladığı ama hep aynı yerde kaldığı,aşmaya çalıştığı
    o kalın duvarları sonunda aşmayı başarmıştı.Artık onu mıknatıs gibi çeken bu kapının önündeydi.
    Yavaşça elini kapıya doğru uzattı. Nefesini tutarak kapıyı yavaş yavaş açtı.
    İçeriye girdi ve sessiz adımlarla yürümeye başladı. Daha ilk adımında ayağına cam kırıkları
    takılmaya başladı.Yere baktığında heryerin duvarlardan dökülen cam kırıklarıyla dolu olduğunu gördü.
    Sonra gözü duvarlara takıldı. Kimi kırık, kimi derin yaralarla dolu kırmızı duvarlara
    bakıyor ve ben nerdeyim böyle diye anlamaya çalışıyordu. Duvarlardan birine yaklaştı.
    Ne kadar taze bir yara diye düşündü.Hala kabuk bağlamamış kanayıp duruyordu.
    Sonra diğer duvara yöneldi. Nasır bağlamış diğer yaralara doğru yürüdü,eliyle dokundu.
    İlerde bir oda daha ilişti gözüne.Yerdeki kırıklara aldırmadan oraya doğru yürüdü.
    İçeri girdiğinde gözlerine inanamadı. Karşısında demir parmaklıklar arkasından,
    loş ışıkta bir çift hüzünlü, yaşlı göz ona doğru bakıyordu. Gözgöze geldiklerinde
    ortalığı garip bir sessizlik kapladı.Kadın gözleriyle konuşuyordu bir şeyler anlatmaya çalışıyordu.....
    İşte kelimelerin havada uçuştuğu ve anlamsız kaldığı zamanlardı şimdi.Hülya öyle perişandı ki, yaşadıklarından ne kadar korktuğunu ve acı duyduğunu sormaya gerek yoktu.Bir insanı ne bu hale getirebilirdi?Gözleriyle konuşarak Hülya'ya elini uzattı Hakan.Acısı ona da geçmişti sanki.Yüreğinin kasıp kavrulduğunu hissetti.Hemen oradan çıkarmalı ve yardım etmeliydi kıza.Tanımıyordu onu ama yüreği tanıyordu sanki,onun sesini konuşmadan duyuyor, yaşadıklarını dinlemeden biliyordu.

    Onu oradan çıkardı ve eve gittiler,gözyaşları hala süzülüyordu Hülya'nın.Kızı banyoya götürdü, duş alıp uyumak kıza iyi gelecekti.Yemek hazırladı hemen,birkaç yudum yiyebildi Hülya.O kadar bitkindi ki,olduğu yerde uykuya daldı.Kaç saat geçti? İkisi de uyandıklarında gün ağarıyordu.Oldukça fazla uyumuşlardı.Hülya'nın gözyaşları dinmişti en azından.

    _Aç mısın ? diye sordu kıza.Kız utanarak başını salladı evet anlamında.Hakan birşeyler hazırlamak için mutfağa geçti.

    Hülya denizi gören büyük pencerenin önüne geçti.Uzaklara doğru bir yolculuğa çıkmış gibi ufukları tarıyordu bakışları.Sanki deniz onun gözyaşlarıydı ve o orada kaybolmak isityordu.Hayatta sahip olduklarını kaybetmek,korkmak ve acımasızca hayata sarılan ellerinin koparılmasını yaşamış, ölümü ölmeden tatmış olmak yüklenmişti omuzlarına.Neden diye çığlıklar kopuyordu içinde ama sesi duyulmuyordu ki.Bu adam kimdi?Oraya neden gelmişti ?Ne arıyordu? Yoksa o da onlardan mıydı?Ama onlardan olsa neden ona yardım etsin?

    Herşey geliyordu aklına.Oradan kaçıp kurtulmalıydı belki de.Nereye gidecekti?Bundan sonra onun için hiç bir yer güvenli değildi.Kapıya doğru yöneldi korku içinde.Tam kapıyı açacakken Hakan elinden tuttu.

    _Ne olduğunu bilmiyorum ama oraya ben yüreğimi dinleyerek geldim.Senşn bana ihtiyacın vardı, korkma.Bırak sana yardım edeyim.

    Hülya'yı salona götürdü ve masaya oturttu.

    _Yemek hazır, şimdi getiriyorum.
    Konu blueice tarafından (30-05-2008 Saat 12:33 AM ) değiştirilmiştir.

  4. #4
    SAHARAY
    Misafir..

    Cevap: Blueice ve Saharay'ın Hikaye Kitabı

    Alıntı blueice´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    İşte kelimelerin havada uçuştuğu ve anlamsız kaldığı zamanlardı şimdi.Hülya öyle perişandı ki, yaşadıklarından ne kadar korktuğunu ve acı duyduğunu sormaya gerek yoktu.Bir insanı ne bu hale getirebilirdi?Gözleriyle konuşarak Hülya'ya elini uzattı Hakan.Acısı ona da geçmişti sanki.Yüreğinin kasıp kavrulduğunu hissetti.Hemen oradan çıkarmalı ve yardım etmeliydi kıza.Tanımıyordu onu ama yüreği tanıyordu sanki,onun sesini konuşmadan duyuyor, yaşadıklarını dinlemeden biliyordu.

    Onu oradan çıkardı ve eve gittiler,gözyaşları hala süzülüyordu Hülya'nın.Kızı banyoya götürdü, duş alıp uyumak kıza iyi gelecekti.Yemek hazırladı hemen,birkaç yudum yiyebildi Hülya.O kadar bitkindi ki,olduğu yerde uykuya daldı.Kaç saat geçti? İkisi de uyandıklarında gün ağarıyordu.Oldukça fazla uyumuşlardı.Hülya'nın gözyaşları dinmişti en azından.

    _Aç mısın ? diye sordu kıza.Kız utanarak başını salladı evet anlamında.Hakan birşeyler hazırlamak için mutfağa geçti.

    Hülya denizi gören büyük pencerenin önüne geçti.Uzaklara doğru bir yolculuğa çıkmış gibi ufukları tarıyordu bakışları.Sanki deniz onun gözyaşlarıydı ve o orada kaybolmak isityordu.Hayatta sahip olduklarını kaybetmek,korkmak ve acımasızca hayata sarılan ellerinin koparılmasını yaşamış, ölümü ölmeden tatmış olmak yüklenmişti omuzlarına.Neden diye çığlıklar kopuyordu içinde ama sesi duyulmuyordu ki.Bu adam kimdi?Oraya neden gelmişti ?Ne arıyordu? Yoksa o da onlardan mıydı?Ama onlardan olsa neden ona yardım etsin?

    Herşey geliyordu aklına.Oradan kaçıp kurtulmalıydı belki de.Nereye gidecekti?Bundan sonra onun için hiç bir yer güvenli değildi.Kapıya doğru yöneldi korku içinde.Tam kapıyı açacakken Hakan elinden tuttu.

    _Ne olduğunu bilmiyorum ama oraya ben yüreğimi dinleyerek geldim.Senşn bana ihtiyacın vardı, korkma.Bırak sana yardım edeyim.

    Hülya'yı salona götürdü ve masaya oturttu.

    _Yemek hazır, şimdi getiriyorum.



    Bir anda keskin bir zil sesi kulaklarını tırmaladı. Zorlukla gözlerini açtı Hakan.
    Saate baktı ve aniden yataktan fırladı, hazırlanmaya başladı.
    Evden çıkıp arabasına bindiğinde beyninde gece gördüğü rüyayla ilgili soru işaretleri dolaşıyordu.
    Hülya’yı bir senedir tanıyordu. Aynı işyerinde bir senedir beraber çalışıyorlardı.Hülya’da
    Onu çeken garip bir gizemli yan vardı. Hayatında kimse böyle yer etmemişti. İşe başladığı günden beri
    Aklı hep ondaydı. Onu çözülmeyi bekleyen bir bulmaca gibi görüyordu.Karmakarışık bir karaktere
    Sahip bir kadına, neden bu kadar ilgi duyduğuna o da anlam veremiyordu. İş yerine gittiğinde
    Gözleri ilk önce Hülya’yı aradı.Etrafa bakındı ama onu göremedi. Diğer arkadaşlarından birine:
    -Hülya bugün gelmemiş ne oldu önemli bir şey mi var diye sordu.Arkadaşı:
    -Hülya senelik iznini kullanmak için müdüre dilekçe vermiş ve şu an izinde evindedir sanırım,dedi.
    Çalışanların bilgilerinin olduğu bölüme giderek Hülya’ya işle ilgili önemli bir şey soracağını ama
    Ona ulaşamadığını söyleyerek adresini istedi. Sonunda en çok istediği şeyi onun evinin adresini
    Öğrenmişti. Arkadaşına:
    -Bugün beni idare edin çok önemli bir işim var onu halletmem lazım diyerek,
    Hemen işyerinden ayrıldı. Adres bildiği bir semtteydi ve çok dolaşmadan Hülyanın evini bulmuştu.
    Binanın kapısında zillere bakarken anında Hülya Aydın ismi gözüne çarptı. Zile bastı ve diafondan
    O yüreğine dokunan ses duyuldu.
    - Kim o?
    -Ben iş yerinden hakan, önemli bir konuda seninle konuşmam lazım.
    Kapıyı açarmısın lütfen dedi.Hülya:
    -Müsait değilim daha sonra konuşsak olur mu? diye sordu.
    Hakan:
    -Çok zamanını almayacağım lütfen, dedi.Kapının otomatiğine basıldı ve kapı açıldı.
    Asansöre bindi ve 5. kat düğmesine bastı. Asansörden indiğinde karşı kapının aralık olduğunu gördü.
    Kapının önüne geldiğinde zile yeniden bastı. Kapı aralığında kızıl dalgalı saçlarıyla,üzerinde salaş
    Mavi eşofmanlarıyla Hülya göründü. Hakan’ı içeri buyur etti.
    -Hoş geldin Hakan, Ben de yemek yiyordum,aç mısın diye sordu?Hakan:
    -Aç değilim ama sana sofrada eşlik ederim, diye cevap verdi.Beraber mutfaktaki masaya geçtiler.

    Sofrada hülya sessizce yemeğini yerken,Hakan onu seyrediyordu. Hakan yeniden konuşmaya başladı:
    - Hülya bir senedir sana yaklaşmaya,ulaşmaya çalışıyorum..Ama her seferinde etrafına ördüğün
    - O kalın duvarlara çarpıyorum ve kendimi geri çekiyorum. Gözlerinde hep bir hüzün var.
    - Neden etrafına o kalın duvarları ördün? Nedir böyle seni üzen benimle paylaşmak
    - İstermisin? Seni zorlamak istemiyorum ama çok yaralı olduğun gözlerindeki hüzünden
    - Anlaşılıyor. Kapılarını tüm insanlara kapatmışsın ve kendini kendi içinde hapsetmeyi tercih etmişsin.
    - Ben sana yaşadıklarınla,kendinle yüzleşebilmen için yardım etmek istiyorum.Lütfen bana izin ver dedi.
    - Hülya şaşkınlık ve hüzünle karışık hakana bakıyordu. Ne diyeceğini bilemedi sadece etrafına bakarak
    - Gözlerini kaçırmaya çalışarak:
    - Bana kimse yardım edemez beni kendi halime bırakırsan bana en büyük
    - Yardımı yapmış olursun dedi Hakan’a.
    - Hakan yumuşak bir sesle bana bir şans vermeni istiyorum lütfen Hülya diyerek ayağa kalktı.
    - Hemen karar verme benim dışarı çıkmam lazım az sonra hemen geleceğim diyerek aceleyle
    - Dışarı çıktı. Aradan Yarım saat geçti geçmedi Hülya’nın kapı zili yeniden çaldı.Hülya kapıyı açtı.
    - Hakan elinde iki deste kağıt ve birkaç kalemle silgiyle karşısında tuhaf bir ifadeyle ona bakıyordu.
    - Hakan Hülya’nın eline uzandı ve elini tutarak onu mutfağa götürdü ve masaya oturttu.
    - Bir deste boş kağıdı masaya koydu ve kalemleri silgiyide masaya bıraktı.Hülya’ya:
    - Bu destedeki kağıtlar senin hayatın ve sen geçmişte yaşadığın ne varsa onları kurşun kalemle
    - Bu kağıtlara yaz ve seni üzen şeyleri bu kağıtlara dök sonra da hepsini seninle beraber denize atalım. Bütün yazdığın kağıtlardaki hüzünlerin ve üzüntülerin denize dağılsın ve balıklar hepsini yesinler.
    - Hülya hafif tebessüm ederek Hakan’ın yüzüne baktı. Şaşkınlığını gizleyemiyordu.Hakan devam etti:
    - İkinci destedeki kağıtlar ise bundan sonraki hayatın olsun. Kurşun kalemle istediğini yaz.istemediğin
    - Ne varsa da silgiyle hepsini sil. Sana tertemiz bir hayat demeti sunuyorum biraz düşün ve karar ver.
    - Hülya önce kendinle geçmişinle hesaplaşmalısın yoksa ben senin aramıza koyduğun duvarları hiçbir zaman aşamayacağım.

    Hülya bir senedir Hakan’ın ona farklı bir gözle baktığının farkındaydı ama onun diğerleri gibi ona yaklaşmaya çalıştığını düşündüğü için hiç oralı olmamıştı. Şimdi ise düşünceleri tamamen değişmişti.Hakan söylediklerinde
    Çok içten ve samimiydi. Doğrusu onu ikna etmeyi başarmıştı. Hakan hayranlıkla Hülya’nın gözlerinin içine bakarak:
    Ben şimdi gidiyorum sen ne zaman istersen yazmaya başlayabilirsin. Diyerek kapıya yöneldi.

    Hülya sadece elini uzatarak hakan’ın elini sıktı ve teşekkür ederim bu konuyu düşüneceğim, dedi.
    Hakan asansöre bindiğinde derin bir oh çekti ve rahatladığını hissetti, kendi kendine hafifçe gülümsedi.

    Hülya ise masanın başına yeniden gidip oturdu ve boş kağıt destesine hüzünle bakmaya başladı.
    Bir an eli masanın üzerindeki kurşun kaleme gitti ve önce bir başlık attı kağıda:

    YÜZLEŞME….

    Hayal, meyal hatırladığım çocukluğum,çocuk olmayı öğretmediler bana,ben çocuk olmak ne demek hiç bilmedim, bilemedim. Daha 8 yaşındayken………
    -

  5. #5
    blueice
    Misafir..

    Cevap: Blueice ve Saharay'ın Hikaye Kitabı

    Alıntı SAHARAY´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bir anda keskin bir zil sesi kulaklarını tırmaladı. Zorlukla gözlerini açtı Hakan.
    Saate baktı ve aniden yataktan fırladı, hazırlanmaya başladı.
    Evden çıkıp arabasına bindiğinde beyninde gece gördüğü rüyayla ilgili soru işaretleri dolaşıyordu.
    Hülya’yı bir senedir tanıyordu. Aynı işyerinde bir senedir beraber çalışıyorlardı.Hülya’da
    Onu çeken garip bir gizemli yan vardı. Hayatında kimse böyle yer etmemişti. İşe başladığı günden beri
    Aklı hep ondaydı. Onu çözülmeyi bekleyen bir bulmaca gibi görüyordu.Karmakarışık bir karaktere
    Sahip bir kadına, neden bu kadar ilgi duyduğuna o da anlam veremiyordu. İş yerine gittiğinde
    Gözleri ilk önce Hülya’yı aradı.Etrafa bakındı ama onu göremedi. Diğer arkadaşlarından birine:
    -Hülya bugün gelmemiş ne oldu önemli bir şey mi var diye sordu.Arkadaşı:
    -Hülya senelik iznini kullanmak için müdüre dilekçe vermiş ve şu an izinde evindedir sanırım,dedi.
    Çalışanların bilgilerinin olduğu bölüme giderek Hülya’ya işle ilgili önemli bir şey soracağını ama
    Ona ulaşamadığını söyleyerek adresini istedi. Sonunda en çok istediği şeyi onun evinin adresini
    Öğrenmişti. Arkadaşına:
    -Bugün beni idare edin çok önemli bir işim var onu halletmem lazım diyerek,
    Hemen işyerinden ayrıldı. Adres bildiği bir semtteydi ve çok dolaşmadan Hülyanın evini bulmuştu.
    Binanın kapısında zillere bakarken anında Hülya Aydın ismi gözüne çarptı. Zile bastı ve diafondan
    O yüreğine dokunan ses duyuldu.
    - Kim o?
    -Ben iş yerinden hakan, önemli bir konuda seninle konuşmam lazım.
    Kapıyı açarmısın lütfen dedi.Hülya:
    -Müsait değilim daha sonra konuşsak olur mu? diye sordu.
    Hakan:
    -Çok zamanını almayacağım lütfen, dedi.Kapının otomatiğine basıldı ve kapı açıldı.
    Asansöre bindi ve 5. kat düğmesine bastı. Asansörden indiğinde karşı kapının aralık olduğunu gördü.
    Kapının önüne geldiğinde zile yeniden bastı. Kapı aralığında kızıl dalgalı saçlarıyla,üzerinde salaş
    Mavi eşofmanlarıyla Hülya göründü. Hakan’ı içeri buyur etti.
    -Hoş geldin Hakan, Ben de yemek yiyordum,aç mısın diye sordu?Hakan:
    -Aç değilim ama sana sofrada eşlik ederim, diye cevap verdi.Beraber mutfaktaki masaya geçtiler.

    Sofrada hülya sessizce yemeğini yerken,Hakan onu seyrediyordu. Hakan yeniden konuşmaya başladı:
    - Hülya bir senedir sana yaklaşmaya,ulaşmaya çalışıyorum..Ama her seferinde etrafına ördüğün
    - O kalın duvarlara çarpıyorum ve kendimi geri çekiyorum. Gözlerinde hep bir hüzün var.
    - Neden etrafına o kalın duvarları ördün? Nedir böyle seni üzen benimle paylaşmak
    - İstermisin? Seni zorlamak istemiyorum ama çok yaralı olduğun gözlerindeki hüzünden
    - Anlaşılıyor. Kapılarını tüm insanlara kapatmışsın ve kendini kendi içinde hapsetmeyi tercih etmişsin.
    - Ben sana yaşadıklarınla,kendinle yüzleşebilmen için yardım etmek istiyorum.Lütfen bana izin ver dedi.
    - Hülya şaşkınlık ve hüzünle karışık hakana bakıyordu. Ne diyeceğini bilemedi sadece etrafına bakarak
    - Gözlerini kaçırmaya çalışarak:
    - Bana kimse yardım edemez beni kendi halime bırakırsan bana en büyük
    - Yardımı yapmış olursun dedi Hakan’a.
    - Hakan yumuşak bir sesle bana bir şans vermeni istiyorum lütfen Hülya diyerek ayağa kalktı.
    - Hemen karar verme benim dışarı çıkmam lazım az sonra hemen geleceğim diyerek aceleyle
    - Dışarı çıktı. Aradan Yarım saat geçti geçmedi Hülya’nın kapı zili yeniden çaldı.Hülya kapıyı açtı.
    - Hakan elinde iki deste kağıt ve birkaç kalemle silgiyle karşısında tuhaf bir ifadeyle ona bakıyordu.
    - Hakan Hülya’nın eline uzandı ve elini tutarak onu mutfağa götürdü ve masaya oturttu.
    - Bir deste boş kağıdı masaya koydu ve kalemleri silgiyide masaya bıraktı.Hülya’ya:
    - Bu destedeki kağıtlar senin hayatın ve sen geçmişte yaşadığın ne varsa onları kurşun kalemle
    - Bu kağıtlara yaz ve seni üzen şeyleri bu kağıtlara dök sonra da hepsini seninle beraber denize atalım. Bütün yazdığın kağıtlardaki hüzünlerin ve üzüntülerin denize dağılsın ve balıklar hepsini yesinler.
    - Hülya hafif tebessüm ederek Hakan’ın yüzüne baktı. Şaşkınlığını gizleyemiyordu.Hakan devam etti:
    - İkinci destedeki kağıtlar ise bundan sonraki hayatın olsun. Kurşun kalemle istediğini yaz.istemediğin
    - Ne varsa da silgiyle hepsini sil. Sana tertemiz bir hayat demeti sunuyorum biraz düşün ve karar ver.
    - Hülya önce kendinle geçmişinle hesaplaşmalısın yoksa ben senin aramıza koyduğun duvarları hiçbir zaman aşamayacağım.

    Hülya bir senedir Hakan’ın ona farklı bir gözle baktığının farkındaydı ama onun diğerleri gibi ona yaklaşmaya çalıştığını düşündüğü için hiç oralı olmamıştı. Şimdi ise düşünceleri tamamen değişmişti.Hakan söylediklerinde
    Çok içten ve samimiydi. Doğrusu onu ikna etmeyi başarmıştı. Hakan hayranlıkla Hülya’nın gözlerinin içine bakarak:
    Ben şimdi gidiyorum sen ne zaman istersen yazmaya başlayabilirsin. Diyerek kapıya yöneldi.

    Hülya sadece elini uzatarak hakan’ın elini sıktı ve teşekkür ederim bu konuyu düşüneceğim, dedi.
    Hakan asansöre bindiğinde derin bir oh çekti ve rahatladığını hissetti, kendi kendine hafifçe gülümsedi.

    Hülya ise masanın başına yeniden gidip oturdu ve boş kağıt destesine hüzünle bakmaya başladı.
    Bir an eli masanın üzerindeki kurşun kaleme gitti ve önce bir başlık attı kağıda:

    YÜZLEŞME….

    Hayal, meyal hatırladığım çocukluğum,çocuk olmayı öğretmediler bana,ben çocuk olmak ne demek hiç bilmedim, bilemedim. Daha 8 yaşındayken………
    -
    ........hayatın acı yüzünü göründü bana.Babam bir gün işe gitmek için çıkıp bir daha geri dönmedi.Annem ve küçük kız kardeşimle yapayalnız kalmıştık.Hayatın nasıl yürüdüğünden o kadar habersizdik ki,babamın bizi nerede sakladığını, içinde bulunduğu döngüden nasıl koruduğunun farkında bile olmadığımızı bundan sonra görecektik ve gördük.Babam gittikten haftalar sonra bir kaç takım elbiseli ve korkutucu adamın eve geldiğini hiç unutmuyorum.Annemi çok ağlatmışlardı ,birşeyler soruyorlardı babamla ilgili .Anlayamıyordum ama annnemi onların elinden kurtarmam gerektiğini biliyordum.Kuvvetim yetebilseydi o gün hepsini kapı dışarı etmeyi o kadar çok isterdim ki.

    Sonunda gitmişlerdi.Annem ikimize sarılarak ağladı ve bize;
    _Kızlar belki evimizi bırakıp gitmemiz gerekebilir bir süre.Şu an bunun sebebini size anlatamam, babanız gelene kadar kaybolmamız gerekiyor.O bizi bulacak bir gün ve neler olduğunu anlatacak.


    Anlamıyorduk ama herşey daha zor olacaktı.Annem bizi de alıp dedemin yanına götürdü.Dedem yalnız yaşıyordu.Babam bizi her yaz izne çıktığında götürürdü Çanakkaleye.O şehri hepimiz çok seviyorduk.Sakin ve bizim için çok eğlenceliydi,dedem bizi hiç kırmıyor her nazımızı çekiyordu.

    Bir kaç yıl burada kaldık, ben okula orada devam ettim.Bir gün babam çıkıp geldi.O kadar zayıflamıştı ki omuzlarında neler taşıdı acaba bizden ayrı kaldığı süre içinde merak ediyordum.Annem de bizim kadar sevinçliydi,yine hepberaber olacaktık,ailemizin eksiği tamamlanmıştı.Bir süre daha orada kaldık.Babamın tayini çıkmıştı başka bir şehre taşındık.İzmir çok güzeldi.Babam eve erken geliyordu işten bu şehri belki o yüzden çok seviyordum.11 yaşına gelmiştim kardeşim de okula başladı İzmir'de.Sonraları da çok güzel günler geçti ta ki o geceye kadar.

    Kardeşim üniversite için ayrılmıştı bizden.Babam bir kaç ay sonra ayrılacaktı savcılıktan, emekli olacaktı yorulduğunu söylüyordu bize.Eee ben de çalışıyordum artık.Uykuya daldık hepimiz.Kapı kırılacak gibi çalınıyordu.Babam silahını kapmış, kapının arkasındaydı.Tıpkı 8 yaşındaki o kara gece gibi, babamın gidişinin arkasından.Kapıyı kırdılar ve babamı annemi delik deşik ettiler.Öyle korkuyordum ki; hemen saklandım.Adamlar, evet o gece gelen adamlardı bunlar.Sonunda bulmuşlardı babamı.Bu kadar yıl sonra bile unutmadıkları o hesap neydi?

    Heryer kandı,ama annemle babamı öldürdükleri yetmemiş onların cansız bedenlerini de alıp götürmüşlerdi.Geriye duvardaki ve yerlerdeki kan lekeleri kalmıştı bana.Evden çıkıp gidemedim tek düşündüğüm; onlar olmadan nasıl yaşardım?Neden aldılar onları benden? Babam ne yapmıştı onlara?

    Şöminenin önündeki parmaklıkların arkasın saklandım, ağlıyordum, belki bağırıp yardım istemem gerekiyordu ama yapamıyordum.

    Sesler geldi,ayak sesi.Evet beni de bulmuşlardı, korkmuyordum ölümden.Odanın kapsı açıldı, bir adam girdi içeri.Bakıyordum ama kim olduğunu algılayamıyordum.

    _Korkma,seni kurtarıcam , diyordu.

    Kimdi bu adam? Beni kandırıp öldürecek miydi yoksa?Beni oradan alıp evine götürdü,zarar vermiyordu bana.Bir an olsun o andan sıyrılıp nasıl da uyumuşum.O adam sendin. İşte sana anlatamadığım hikaye bu.Korkuyorum babamın ve annemin neden bu adamlar tarafından öldürüldüğünü bilmek istiyorum.Öğrenmeye çalışıyorum ama nereden başlayacağımı ve sonunun nereye çıkacağını bilmiyorum.Yardım isteyemedim senden çünkü senin de benim yüzümden zarar görmeni istemiyorum.Bu adamların istediği şeyin hala var olduğu ve bir gün gelip bana soracakları düşüncesi kafamın içini kemiriyor.

    İşte bu yüzden duvarların arkasına gizlenip kaçıyorum,ölüm ensemde ve benimle yürüyeni de yutup yok edecek gibi geliyor bana.Umarım anlarsın beni Hakan....




    Hülya kendi evine gitmek için çıktı oradan.Yürümeye başladı bir çok şey geçiyordu aklından. Her karenin başında ve sonunda o kanlı gece vardı.Aslında pek çok şeyin bağlantısını kurmuştu ama başlaması gereken yeri bilmiyordu, bir tafartan da Hakan vardı.Ona anlatmıştı olanları basitçe, acaba yardım edecek miydi ona ?

    Evine vardı, yemeğini yedi ve geçti televizyonun karşısına.Her kapıdan girişinde buranın onun için ne kadar güvenli olduğunun düşünüyordu.Hakan'a yakın olduğu için taşınmıştı buraya.Hava almak için pencereye doğru gitti,perdeyi açınca aşağıdaki arabayı ve adamı farketti.Hakan'ı aradı hiç düşünmeden.

    _Hemen gel, korkuyorum.

    Telefonu hemen kapattı ve saklandı bir köşeye.Yine o gece mi yaşanacaktı?Hakan da tehlikeye girecekti şimdi,aramakla yanlış mı yapmıştı?

    Hakan kağıdı okuduğu için hemen fırladı evden umarım o gidene kadar kötü bir şey olmazdı hem koşuyor hem de dua ediyordu.

    _Allah'ım ona bir şey olmasın......
    Konu blueice tarafından (03-06-2008 Saat 12:04 PM ) değiştirilmiştir.

  6. #6
    SAHARAY
    Misafir..

    Cevap: Blueice ve Saharay'ın Hikaye Kitabı

    Alıntı blueice´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    ........hayatın acı yüzünü göründü bana.Babam bir gün işe gitmek için çıkıp bir daha geri dönmedi.Annem ve küçük kız kardeşimle yapayalnız kalmıştık.Hayatın nasıl yürüdüğünden o kadar habersizdik ki,babamın bizi nerede sakladığını, içinde bulunduğu döngüden nasıl koruduğunun farkında bile olmadığımızı bundan sonra görecektik ve gördük.Babam gittikten haftalar sonra bir kaç takım elbiseli ve korkutucu adamın eve geldiğini hiç unutmuyorum.Annemi çok ağlatmışlardı ,birşeyler soruyorlardı babamla ilgili .Anlayamıyordum ama annnemi onların elinden kurtarmam gerektiğini biliyordum.Kuvvetim yetebilseydi o gün hepsini kapı dışarı etmeyi o kadar çok isterdim ki.

    Sonunda gitmişlerdi.Annem ikimize sarılarak ağladı ve bize;
    _Kızlar belki evimizi bırakıp gitmemiz gerekebilir bir süre.Şu an bunun sebebini size anlatamam, babanız gelene kadar kaybolmamız gerekiyor.O bizi bulacak bir gün ve neler olduğunu anlatacak.


    Anlamıyorduk ama herşey daha zor olacaktı.Annem bizi de alıp dedemin yanına götürdü.Dedem yalnız yaşıyordu.Babam bizi her yaz izne çıktığında götürürdü Çanakkaleye.O şehri hepimiz çok seviyorduk.Sakin ve bizim için çok eğlenceliydi,dedem bizi hiç kırmıyor her nazımızı çekiyordu.

    Bir kaç yıl burada kaldık, ben okula orada devam ettim.Bir gün babam çıkıp geldi.O kadar zayıflamıştı ki omuzlarında neler taşıdı acaba bizden ayrı kaldığı süre içinde merak ediyordum.Annem de bizim kadar sevinçliydi,yine hepberaber olacaktık,ailemizin eksiği tamamlanmıştı.Bir süre daha orada kaldık.Babamın tayini çıkmıştı başka bir şehre taşındık.İzmir çok güzeldi.Babam eve erken geliyordu işten bu şehri belki o yüzden çok seviyordum.11 yaşına gelmiştim kardeşim de okula başladı İzmir'de.Sonraları da çok güzel günler geçti ta ki o geceye kadar.

    Kardeşim üniversite için ayrılmıştı bizden.Babam bir kaç ay sonra ayrılacaktı savcılıktan, emekli olacaktı yorulduğunu söylüyordu bize.Eee ben de çalışıyordum artık.Uykuya daldık hepimiz.Kapı kırılacak gibi çalınıyordu.Babam silahını kapmış, kapının arkasındaydı.Tıpkı 8 yaşındaki o kara gece gibi, babamın gidişinin arkasından.Kapıyı kırdılar ve babamı annemi delik deşik ettiler.Öyle korkuyordum ki; hemen saklandım.Adamlar, evet o gece gelen adamlardı bunlar.Sonunda bulmuşlardı babamı.Bu kadar yıl sonra bile unutmadıkları o hesap neydi?

    Heryer kandı,ama annemle babamı öldürdükleri yetmemiş onların cansız bedenlerini de alıp götürmüşlerdi.Geriye duvardaki ve yerlerdeki kan lekeleri kalmıştı bana.Evden çıkıp gidemedim tek düşündüğüm; onlar olmadan nasıl yaşardım?Neden aldılar onları benden? Babam ne yapmıştı onlara?

    Şöminenin önündeki parmaklıkların arkasın saklandım, ağlıyordum, belki bağırıp yardım istemem gerekiyordu ama yapamıyordum.

    Sesler geldi,ayak sesi.Evet beni de bulmuşlardı, korkmuyordum ölümden.Odanın kapsı açıldı, bir adam girdi içeri.Bakıyordum ama kim olduğunu algılayamıyordum.

    _Korkma,seni kurtarıcam , diyordu.

    Kimdi bu adam? Beni kandırıp öldürecek miydi yoksa?Beni oradan alıp evine götürdü,zarar vermiyordu bana.Bir an olsun o andan sıyrılıp nasıl da uyumuşum.O adam sendin. İşte sana anlatamadığım hikaye bu.Korkuyorum babamın ve annemin neden bu adamlar tarafından öldürüldüğünü bilmek istiyorum.Öğrenmeye çalışıyorum ama nereden başlayacağımı ve sonunun nereye çıkacağını bilmiyorum.Yardım isteyemedim senden çünkü senin de benim yüzümden zarar görmeni istemiyorum.Bu adamların istediği şeyin hala var olduğu ve bir gün gelip bana soracakları düşüncesi kafamın içini kemiriyor.

    İşte bu yüzden duvarların arkasına gizlenip kaçıyorum,ölüm ensemde ve benimle yürüyeni de yutup yok edecek gibi geliyor bana.Umarım anlarsın beni Hakan....




    Hülya kendi evine gitmek için çıktı oradan.Yürümeye başladı bir çok şey geçiyordu aklından. Her karenin başında ve sonunda o kanlı gece vardı.Aslında pek çok şeyin bağlantısını kurmuştu ama başlaması gereken yeri bilmiyordu, bir tafartan da Hakan vardı.Ona anlatmıştı olanları basitçe, acaba yardım edecek miydi ona ?

    Evine vardı, yemeğini yedi ve geçti televizyonun karşısına.Her kapıdan girişinde buranın onun için ne kadar güvenli olduğunun düşünüyordu.Hakan'a yakın olduğu için taşınmıştı buraya.Hava almak için pencereye doğru gitti,perdeyi açınca aşağıdaki arabayı ve adamı farketti.Hakan'ı aradı hiç düşünmeden.

    _Hemen gel, korkuyorum.

    Telefonu hemen kapattı ve saklandı bir köşeye.Yine o gece mi yaşanacaktı?Hakan da tehlikeye girecekti şimdi,aramakla yanlış mı yapmıştı?

    Hakan kağıdı okuduğu için hemen fırladı evden umarım o gidene kadar kötü bir şey olmazdı hem koşuyor hem de dua ediyordu.

    _Allah'ım ona bir şey olmasın......

    diyerek cebindeki cep telefonunu eline aldı ve hemen polise telefon ederek Hülya'nın adresini verdi.
    Hakan polisin uyarısını da dikkate alarak Hülya’nın evini kendini gizleyerek izlemeye başladı.
    Evin önünde iki tane araba vardı ve içlerinde birkaç adam oturuyordu. Dışarda ise bir iki kişi bir
    sağa bir sola hızlı adımlarla yürüyorlardı. Birden adamlar aynı anda harekete geçtiler ve Hülya'nın
    Yaşadığı eve doğru ilerlemeye başladılar. Adamlar binaya girdikten birkaç dakika sonra polis arabaları
    binanın önüne gelmişlerdi bile…Hakan hemen polislerin yanına koştu.
    -Ben de sizinle binaya girmek istiyorum. diyerek ısrarlı bir şekilde polislerle konuşmaya başladı.
    Polisler Hakan’a dışarıda beklemesini söyleyerek aynı anda tüm polisler binaya girmeye başladılar.

    Hakan meraktan ne yapacağını bilemez halde sağa sola volta atıp duruyordu.
    Binadan az sonra birkaç el silah sesi duyuldu. Hakan olduğu yerde dondu kaldı …

    Binaya gitmeye karar verdi ama polisler kollarından tutarak engel oldular.
    Az sonra binadan polisler birkaç adamı kelepçelenmiş vaziyette çıkardılar.
    Hakan dışarı çıkan polislerin yanına koştu ve:
    -Binada neler oldu lütfen bana bilgi verir misiniz? diye yalvaran gözlerle polislerin gözlerine baktı.
    Polislerden biri:
    -komiserim size bilgi verecek, diyerek arkadan gelen başka bir polisi eliyle işaret etti.

    Hakan komisere yaklaşarak neler olduğunu sordu.Komiser:
    -Bu adamlar mafyanın adamları ve iki tanesi vuruldu şu an yaralılar. Yakaladığımız adamların
    Vereceği bilgilerin Sayesinde bu mafya çetesini çökertiriz diye umut ediyorum.
    Karanlıkta kalan çok olay aydınlanacak ve sorumlu olanlar cezasını çekecek, dedi.

    Hakan:
    -Hülya hanım nasıl onun yanına gitmeme izin verir misiniz komiserim?
    Komiserin birden yüzü gerildi ve Hakan’a biraz daha yaklaşarak…


    -

  7. #7
    blueice
    Misafir..

    Cevap: Blueice ve Saharay'ın Hikaye Kitabı

    Alıntı SAHARAY´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    diyerek cebindeki cep telefonunu eline aldı ve hemen polise telefon ederek Hülya'nın adresini verdi.
    Hakan polisin uyarısını da dikkate alarak Hülya’nın evini kendini gizleyerek izlemeye başladı.
    Evin önünde iki tane araba vardı ve içlerinde birkaç adam oturuyordu. Dışarda ise bir iki kişi bir
    sağa bir sola hızlı adımlarla yürüyorlardı. Birden adamlar aynı anda harekete geçtiler ve Hülya'nın
    Yaşadığı eve doğru ilerlemeye başladılar. Adamlar binaya girdikten birkaç dakika sonra polis arabaları
    binanın önüne gelmişlerdi bile…Hakan hemen polislerin yanına koştu.
    -Ben de sizinle binaya girmek istiyorum. diyerek ısrarlı bir şekilde polislerle konuşmaya başladı.
    Polisler Hakan’a dışarıda beklemesini söyleyerek aynı anda tüm polisler binaya girmeye başladılar.

    Hakan meraktan ne yapacağını bilemez halde sağa sola volta atıp duruyordu.
    Binadan az sonra birkaç el silah sesi duyuldu. Hakan olduğu yerde dondu kaldı …

    Binaya gitmeye karar verdi ama polisler kollarından tutarak engel oldular.
    Az sonra binadan polisler birkaç adamı kelepçelenmiş vaziyette çıkardılar.
    Hakan dışarı çıkan polislerin yanına koştu ve:
    -Binada neler oldu lütfen bana bilgi verir misiniz? diye yalvaran gözlerle polislerin gözlerine baktı.
    Polislerden biri:
    -komiserim size bilgi verecek, diyerek arkadan gelen başka bir polisi eliyle işaret etti.

    Hakan komisere yaklaşarak neler olduğunu sordu.Komiser:
    -Bu adamlar mafyanın adamları ve iki tanesi vuruldu şu an yaralılar. Yakaladığımız adamların
    Vereceği bilgilerin Sayesinde bu mafya çetesini çökertiriz diye umut ediyorum.
    Karanlıkta kalan çok olay aydınlanacak ve sorumlu olanlar cezasını çekecek, dedi.

    Hakan:
    -Hülya hanım nasıl onun yanına gitmeme izin verir misiniz komiserim?
    Komiserin birden yüzü gerildi ve Hakan’a biraz daha yaklaşarak…


    -
    -Korkarım gitseniz bile konuşamayacak şu an.Adamlar onu öldürmek için ateş etmişler fakat hala yaşıyor, durumu oldukça kötü.Arkadaşlar onu ambulansla hastaneye gönderdi biraz önce.Biz de ifadesi için biraz bekleyeceğiz.

    Hakan beyninden vurulmuşa döndü,kulaklarında hala telefondaki sesi çınlıyordu.Geç kalmış olmasına lanetler yağdırarak hastaneye koştu.Ameliyattaydı Hülya.Saatlerce bekledi en sonunda bittiğini ve kurtulduğunu söylediler Hakan'a.Şükrediyor ,dua ediyor ,kendini yere göğe sığmayan bir mutluluğun içinde hissediyordu.

    Hülya'nın kendisini toparlayIp hastaneden çıkması uzun zaman aldı.Eve gittiklerinde onu sürpriz bir evlenme teklifi bekliyordu.Rüya gibi bir akşam geçirdiler ve zaman harcamadan evlendiler.İkisinin de yalnızlıkları ve korkuları son bulmuştu artık.Hülya korkmuyordu,biliyordu ki Hakan onun yanındaydı ve asla gitmeyecekti.Artık etrafındaki korku ve yalnızlıklar ona kapının dışından bakıyordu.



    SON

  8. #8
    SAHARAY
    Misafir..

    Cevap: Blueice ve Saharay'ın Hikaye Kitabı

    Bluice yüreğine ve emeğine sağlık. Sana bana eşlik ettiğin için çok tşk ediyorum.

Benzer Konular

  1. Blueice ,Yetki alımı
    YukseLL Tarafından Duyurular-SSS Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 18-05-2009, 04:12 PM
  2. Mektup (Blueice)
    blueice Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 12
    Son mesaj: 01-02-2009, 01:46 PM
  3. Saharay'ın Günlüğü
    SAHARAY Tarafından Sizden Yonetime! Foruma
    Yorum: 5
    Son mesaj: 28-07-2008, 04:08 PM
Yukarı Çık