Herkes
Büyük harflerle konuşurlar, gülüşleri esrime, varlıkları bir gölgeden korkardı. Dönüş biletleri vardı ceplerinde, bir de uzak sorular..Bazen kırmızı çatılı evlerine dünya sığardı..Sanırım ağlamazlardı, yükünü almamış buluttular. Sesleri, yüzleri bir labirentin boğucu soluksuzluğuna gotürürdü tüm adresleri...


Bazıları...
Uçuk dudaklı gülüşleri vardı, tenha kederleri..Düş kurduklarında düşmezlerdi uçurumlardan ancak duvarlarla konuşmayı da bilmezlerdi.Bir narin bahardı bazen bazıları, bazen acı zemheri.Zar atarlardı sözcüklerle.Üşüten yalnızlıklarına soyundukça ağır geliyordu aynalara bakmak.Yine de sesleri , yüzleriyle sürgün etmemişlerdi kendilerinden kendilerini..


Biri
Zehir zemberekti içindeki kor kırmızı..Nice enkazı taşımaktan yorgun, bir yaz rüzgarı gibi ince sitemli..Tütün paketleri kalırdı geriye gecelerin uzayan sakallarından.Gömütlerden duyardı ıslık çalanları.. ama yanına varamadan..Turuncuydu, derin yaralara vurgundu...Bir boşluğa asılı duran nergis kokusunu öpmüştü dudağından.Mor , bir lanet gibi sinmişti gözlerine ...Yine de gülümsüyordu.Bir sis sayıyordu tüm işkenceli bellekler kendisini.Turuncuydu.. mordu.. gülüyordu.

Hüzünlü şarkıları , kulaklarımı sağır eden susuşları vardı...

alıntı
Ezgi