Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 Toplam: 3

Mânâsız bir tartışma

Kültür, Sanat Kategorisi Edebiyat Forumunda Mânâsız bir tartışma Konusununun içerigi kısaca ->> Bir televizyon kanalında Necip Fazıl, Nazım Hikmet tartışması yapıldı. İki şairi de değerli insanlar savundu. Fakat iş çığırından çıktığı için ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesaj
    1.002
    Rep Gücü
    1278

    Mânâsız bir tartışma

    Bir televizyon kanalında Necip Fazıl, Nazım Hikmet tartışması yapıldı. İki şairi de değerli insanlar savundu. Fakat iş çığırından çıktığı için ne dedikleri pek anlaşılamadı.

    Necip Fazıl Müslüman, Nazım Hikmet komünist bir şair. İkisi de dünya görüşlerini ilan etmekten çekinmediler, cesaretleri saygıya layıktır. Necip Fazıl için hadiste belirtildiğinden “Vatan sevgisi imandandır.” Yanlış bilmiyorsam, Kur’an’da üç ayette milletin önemi ve lüzumundan bahsedilir; “Kimse kavmini sevmekten kınanamaz.” hadisi gereğince de, Necip Fazıl, İslam’ın cevaz verdiği ölçüde milliyetçidir. Necip Fazıl her şeyi İslam’da arar; ona göre değerlendirir. Bunun için milliyetçilik ümmetin aleyhine bir tavır alıyor, bölücülüğe sebep oluyorsa, elbette ki Necip Fazıl buna karşıdır. Milletini koruduğu, kolladığı, onun medeni hamlelerine yardımcı olduğu ölçüde de devletine sahip çıkar. Fakat “Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa” diyerek soygun sisteminin amansız bir düşmanı olduğunu da ilan eder.

    Nazım Hikmet, komünist olduğu için vatan kavramı nezdinde fazla bir anlam ifade etmez. Çünkü toprağı vatan yapan millettir; millet ise bir üst yapı ürünüdür, sun’îdir. Ekonomik ilişkilerden ibaret olan altyapı değişince, kapitalist ilişkilerin ortaya çıkardığı millet de silinip gidecektir. İnandığı komünizme göre insanlığın huzuru da milletin silinmesine bağlıdır. Ama bu noktada Nazım’ı biraz çelişkili görüyoruz. Madem ki milliyet önemli değil, Sovyet Rusya’ya kaçınca, diğerleri nasıl eski soyadlarını devam ettirmişse, o da “Ran”ı devam ettirebilirdi; fakat o atalarının soyadı olan “Versanski”yi aldı. Devlet de millet gibidir; Marksizm’e göre insanlığın saadeti devletin ölümüne bağlıdır. Nazım da devletle, aynı zamanda rejimle mücadele etti. Mücadelesini milletimiz için değil, sadece ve sadece işçi sınıfı uğruna yaptı.

    İkisi de sanatın değişik dallarında ürünler verdi. Tiyatro eserleri, denemeler, fıkralar, hatıralar yazdılar. Necip Fazıl’ın bir de tefekkür tarafından söz etmek gerekir. Ama ikisi de şair olarak temayüz etmiştir. Her ne kadar Necip Fazıl, “Verin cüceye, onun olsun şairlik” diyorsa da ikisinin de adı geçince hemen akla şairlikleri gelir.

    Nazım Hikmet Türkçeyi iyi kullanmıştır. “Salkım Söğüt”, “Bahr–ı Hazer”, “Karıma Mektup”, “Bugün Pazar” ve benzeri birkaç şiirinde bunu görüyoruz. Musıki ve ahenkle de sanatını beslemeyi bilmiştir. Ama ideolojisinin emrine verince sanatı yayvanlaştı, hatta sığlaştı. Zaman zaman işi proleter nutkuna çevirdi, materyalizmin vaizliği rolünü üstlendi. Gençliğinde yazdığı şiirlerle, sonra yazdığı şiirleri mukayese edersek, ilk ürünlerinin çok daha sanat değeri taşıdığına şahit oluruz. Şeyh Bedreddin Destanı’nda canlı mısralar, beyitler, parçalar var. Ne yazık ki ideolojisinin samyelinden tiyatro eserlerini de kurtaramamıştır.

    Necip Fazıl sanat dünyasına Baudelaire, Rimbaut, Hölderling, Kleist gibi hafakan şairi olarak girer. Diğer hafakan şairleri hayatta telef olurlar; Necip Fazıl ise “Kurtarıcım” dediği Abdulhakim Arvasi’nin iman telkinlerine tutunarak o akrep kuyusundan çıkar. Anlatmak istediğinde zıtları çok iyi kullanır. “Ben ki toz kanatlı bir kelebeğim! Minicik gövdeme yüklü Kaf Dağı! Bir zerreciğim ki arşa gebeyim! Dev sancılarımın budur kaynağı.” Her şairde doldurma beyitler, mısralar vardır; fakat Necip Fazıl da saf şiir Nazım’la mukayese edilemiyecek kadar çoktur. Dilimizi tarihte en iyi kullanan birkaç şairden biridir. “Bir Adam Yaratmak” piyesine belki dünyada ancak Shakespeare imza atabilir.

    Sanatın subjektif bir özellik taşıdığını da unutmamak gerekir. Kabaca hoşa gitme meselesidir. Şair olarak ne Necip Fazıl Nazım Hikmet’e, ne de Nazım Hikmet Necip Fazıl’a muhtaçtır. Birisi heceyi asıl alır, diğeri genellikle serbest yazar; vadileri de değişiktir. Ne gaye ile olursa olsun karşı karşıya getirilmeleri doğru olmasa gerek. Nazım Hikmet’in dili bizdendir; Necip Fazıl’ın hem dili, hem ruhu bizdendir.
    MEHMED NİYAZİ

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye yavuz01 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesaj
    395
    Rep Gücü
    1199

    Cevap: Mânâsız bir tartışma

    Nazım Hikmet’in dili bizdendir; Necip Fazıl’ın hem dili, hem ruhu bizdendir.


    son söz cuuukk yerine oturmuş.....ellerine sağlık erkişi

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesaj
    21
    Rep Gücü
    11

    stat Cevap: Mânâsız bir tartışma

    Herkes bir yol tutturmuş bu dünyada .. Kimi Mevla demiş , kimi Leyla ..
    Bir insanda özellikle toplumlara önder olacak kişilerde öz ve söz birbirini tamamlar.
    Özü doğru olmayanın sözünün de kıymeti yoktur.
    Bu iki insan ayrı dünyaların insanlarıydı ve ikisi de şairdi.
    İsteyen istediğini sevsin.
    Hz.Peygamber " Kişi sevdiğiyle beraberdir " buyurmuş.angel.

Benzer Konular

  1. Tartışma Nedir?
    YukseLL Tarafından Tartışma Salonları (polemik) Foruma
    Yorum: 6
    Son mesaj: 03-12-2016, 05:59 PM
  2. Tartışma adabı
    aişe Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 21-12-2009, 12:09 PM
  3. Kur'an'da Tartışma Adabı
    İnci Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 16-11-2009, 02:28 AM
  4. Asla Bimeyenle Tartışma
    Venhar Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 07-12-2008, 03:41 PM
  5. Hiç Bir Tartışma Kazanılmaz
    dogangunes Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 20-06-2008, 03:00 AM
Yukarı Çık