+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Çocuk Edebiyatı Çevirisinde Kültürel Öğelerin Aktarılması

    Çocukların anadilinin gelişiminde yazar kadar çevirmen de sorumluluk taşır. Çocuk kitapları çevirmeninin her iki dili de çok iyi bilmesi yeterli değildir. Çevirmenin aynı zamanda çocuk gerçekliğine yakın olması ve her iki kültürü de yakından tanıması gerekmektedir.Çocuk kitaplarında çeviri aracılığıyla aktarılan kültürel değerler o kültürü tanımayan çocuk okuyucuya yabancı gelir. Bu yabancılığı önlemek için çevirmenin metne, açıklayıcı eklemeler yapması gerekmektedir. Bu noktada çeviribilimin en önemli kuralı olan kaynak metne sadakat ilkesi çocuk edebiyatı çevirisi için geçerliliğini yitirir. Çevirmenin görevi ise,çeviribilim ilkelerine ters düşmeden, hedef kitlesini göz önünde bulundurarak söz konusu eseri çocuk edebiyatına kazandırmaya çalışmaktır.


    Çeşitli kuramcılar tarih öncesinden başlayarak iyi bir çevirinin nasıl olması gerektiğine dair farklı görüşler öne sürmüşler ve ilk kuramlar, dini metinlerin çevirilerinin nasıl olması gerektiğinden yola çıkarak oluşturulmuştur. Günümüzde ise çeviribilim tartışmaları çok farklı boyutlarlarda ele alınırken çeviride kültürler arasındaki farkın orijinal metne mümkün olduğunca sadık kalınarak aktarılması gerekliliğinin altı çizilmektedir.

    Ülkemizde çevirinin edebiyatta hız kazanması Tanzimat’la birlikte görülür. Çocuk edebiyatı çevirileri ise Tanzimat döneminde klasiklerin çevrilmesiyle başlar. Farklı çevirmenler tarafından çevrilen çocuk klasiklerinin sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Bu yoğun çeviri faaliyetleri günümüzde de sürmektedir. Çocuğun okumayı sevmesinde, anadilinin gelişmesinde ve yaşamında kitaplarla içi içe olmayı seçmesinde yazar kadar çevirmenin de oynadığı rol büyüktür. Yapılan çevirilerin hiçbir mekanizma tarafından denetlenmemesi ve klasik eserlerin yazarlarına telif hakkı ödenme zorunluluğunun bulunmaması çocukların kalifiye olmayan çevirilere kontrolsüzce ulaşmasına neden olmaktadır. Bu noktada çocuk kitabı çevirecek olan çevirmene büyük sorumluluk düşmektedir. Çünkü çocuk edebiyatında çevirmen, sadece bir dili diğerine aktarmakla kalmaz bunun yanı sıra çocuğa yabancı bir dünyanın kapılarını da aralar. Çevirmenin aynı zamanda çocukları iyi tanıması ve çocuk gerçekliğine yakın olması gerekir. Çevirmen, yaptığı çeviride sadece cümlelerin düzgün olmasını değil, aynı zamanda eserin hitap ettiği yaş grubundaki okuyucunun kavrama özelliklerini de göz önünde bulundurmalıdır.

    Çeviride metnin yanı sıra kültürün de aktarılabilmesi için çevirmenin her iki dili ve kültürü yakından tanıması gerekir. Çocuklar, okudukları kitabın akışına kendilerini bırakırken yazar veya çevirmenin kim olduğunu sorgulamazlar. Bundan dolayı çeviri eser, orijinal eserde olduğu gibi akıcılığını koruyabilmelidir. Bu durumda çeviri eseri okuyan çocuk, bir yandan anlatılanların farklı bir kültüre ait olduğu ayrımına varırken diğer yandan da verilmek istenen iletiyi veya tanıtılan farklı dünyayı anlamalıdır.

    Çevirmen, yabancı bir kültüre ait öğeleri (deyimler, kelime oyunları, alışkanlıklar vs.) aktarmak istediğinde, seçim yapmasını ve belli bir karara varmasını gerektiren durumlar çıkabilir. Kültüre özgü olan ve diğer bir kültürde bulunmayan ifadelerin aktarılması esnasında bire bir yapılan çeviride, yani orijinal metne sadık kalınarak yapılan çeviride orijinaldeki anlam kaybolabilir ve eser anlaşılırlığını yitirebilir. Çeviribilim kuramlarına göre çevirmenin kaynak metnin dışına çıkması, diğer bir ifadeyle hedef metinde, kaynak metinde bulunmayan eklemeler, çıkarmalar yapması veya yorum belirtmesi onaylanmaz. Çocuk edebiyatı çevirisinde ise çevirmen, anlaşılırlık ve çeviribilim kuramları arasında bir seçim yapmak durumundadır. Koller “Einführung in die Übersetzungswissenschaft (Çeviribilime Giriş)” adlı eserinde çocuk edebiyatını, edebiyatın özel türlerinden biri olarak tanımlar ve bu özel türlerin de çevirisinin kendine özgü olması gerektiğini belirtir. Bu türlerin çevirisinde edebi çeviride yeri olmayan ancak çocuk edebiyatında kabul gören ekleme, çıkarma veya yorumlamaların olabileceğini savunur. Ayrıca yetmişli yıllarda geliştirilen ve çeviride amaç metni odak alan diğer kuramlar da çocuk edebiyatı çevirisinde çevirmene yol gösterir.

    Hans Vermeer tarafından geliştirilen ve yunanca “amaç” anl***** gelen Skopos kuramı bu kuramlardan biridir. Skopos Kuramı’nda “kültür” öne çıkan bir kavramdır. Kültürler arası iletişim kurulmak istenildiğinde ise çeviri ortaya çıkar. Bu görüşe göre çevirmen, yapacağı çevirinin hedef kültürde nasıl bir işlev göreceğini saptayarak, çevirisini amaca göre yönlendirir. Başka bir deyişle çevirmen bir çeviriye başlarken öncelikle amacını saptamalıdır. Eğer çevirmenin amacı kendi kültürüne tamamen yabancı bir kitabı ana diline ve kültürüne kazandırmaksa, bu durumda çevirmen kendi kültürüne yabancı olan belli ifadeleri de kullanmak durumundadır. Ayrıca çevirmenin kaynak ve erek kültürlerin farklılıklarını ve paralelliklerini göz önünde bulundurarak çeviriyi yapması gerekir. Kaynak metinde yer alan kültüre özgü kavramlar hedef metinde okuyucunun kolayca anlayabileceği şekilde ve kaynak metinde yarattığı etkinin aynısı yaratılarak çevrilmelidir. Bu durumda çevirmen, başarılı bir çeviri yapmak istiyorsa hedef kitlenin özelliklerini iyi bilmek durumundadır.

    Vermeer’in yanı sıra Gideon Toury de hedef metin odaklı bir çeviriyi savunur. Toury’e göre, çevirinin özgün yapıtla aynı dizgesel yeri paylaşması söz konusu değildir. Çeviri orijinalinden bağımsız bir üründür. Çeviri sürecinde hedef dilin kültürel özellikleri çevirinin başlangıç noktasını oluşturur. Toury, hedef dile ve kültüre yabancı olan unsurların çeviri metninden çıkarılabileceğini savunur. Ancak tüm bunlar çevirinin orijinal eserle bir bağlantısının olmadığı anl***** gelmez. Çevirinin orijinal eserle bağlantısı vardır ama onun üzerinde herhangi bir etkiye sahip değildir. Nitekim çeviri artık hedef dil ve kültürün bir ürünüdür ve bu yüzden ayrıcalıklı sayılır.

    Itamar Even Zohar’ın kurucusu olduğu “Çoğuldizge Kuramı” da çeviride kaynak metne sıkı sıkıya bağlı kalma mecburiyetine son verir. Zohar Shavit çocuk edebiyatının çevirisini çoğuldizge kuramı çerçevesinde ele alır. “Çocuk Yazını Çevirisinin Yazınsal Çoğuldizgedeki Konumu Açısından Belirlenmesi” adlı makalesinde Shavit, çocuk yazınını yazınsal çoğuldizgenin bir parçası olarak kabul eder ve çevirmen metinle ilgili kendisine olabildiğince serbestlik tanıyabilir. Ancak yine de çevirmen çocuk edebiyatı çevirisinin dayandığı iki temel ilkeyi de göz önünde bulundurulmalıdır. Bunlar;


    a) Metni, toplumun “çocuk için iyi” diye tanımladığı şekilde yani çocuğa uygun ve yararlı olarak düzenlemek

    B) Olay örgüsünü ve dili, çocuğun kavrama düzeyine indirgeyerek onun okuma yetisine göre düzenlemek


    Shavit’e göre söz konusu ilkeler metnin seçimini ve işlenişini belirlerken bu ilkeler metnin dizgesel yatkınlığının temelini oluşturur. Shavit, “Gulliver’in Gezileri”, “Alice Harikalar Diyarında” ve “Robinson Crusoe” adlı eserlerin çevirilerini örnek göstererek bu eserlerin çevirisinde yapılan kısaltmalar, eklemeler ve çıkarmaları belli nedenlere dayandırır. Bunlar; metni çocuğun kavrama düzeyine indirmek, eğitsel veya ideolojik amaçlar, özgün metindeki örnekçelerin erek kültürde yer almaması ve çocuğun kelime dağarcığının gelişmesine katkıda bulunmak gibi nedenlerdir.

    Görüldüğü gibi sözü edilen kuramcıların hepsi çocuk edebiyatı çevirisini edebi çeviriden farklı bir yere oturturken, hedef metinde “çocuklar için daha iyi olabilecek” değişikliliklerin yapılması gerektiğini savunurlar. Çevirmen bu tür değişiklikler yapma zorunluluğuyla en çok kültürel değerleri çevirirken karşı karşıya kalır ve bunun sonucunda da çeviride değişiklikler yapma yoluna gider. Bu öğelerin çevrilmesinde en çok karşılaşılan problemler arasında başlıklar, özel isimler ve deyimler sayılabilir.

    Sözü edilen bu problemler ve çevirmenlerin kararlarına dair örnekler, yayımlandığı her ülkede çok satanlar listesinde yer alan Angela Sommer-Bodenburg’un “Küçük Vampir” serisinin iki farklı çevirmen tarafından çevrilen kitaplarından alınan cümleler aracılığıyla incelenmiştir. Bu kitaplar “Der kleine Vampir liest vor” (Küçük Vampir Kitap Okuyor, çev. Sıdıka Orhon) ve “Das rätselhafte Programm” (Esrarengiz Program, çev. Güleren Pamir) dir.

    BAŞLIKLAR

    (Das rätselhafte Programm/Esrarengiz Program)
    Anton mit Pünktchen/Anton’un Benekleri (Pamir, 62)
    Pünktchen (noktacık) Türkçe’ye “benek” olarak çevrilmiştir. Bu başlıkta Erich Kästner’in çocuk romanı olan “Pünktchen und Anton” a gönderme yapılmaktadır. Romanın dilimize de “Noktacık ile Anton” adıyla çevrilmesine rağmen çocuklarda bu çağrışımı yapması güçtür. Ancak yine de Türkçe çeviride “Anton ile noktacıkları” başlığı tercih edilebilirdi.

    Der kleine Vampir liest vor / Küçük vampir kitap okuyor

    Das Grauen im Schlosskeller/ Saray mahzenindeki Macera (Orhon, s. 129)

    Almanca cümlede geçen “Grauen (dehşet)”kelimesi Türkçe’ye “macera” olarak çevrilmiştir. Macera kelimesinde “dehşet” kelimesinin içerdiği negatif anlam bulunmadığı için başlık içerik açısından tutarsız olduğu gibi bölümün içeriğine de uygun düşmemektedir. Başlık “Saray mahzenindeki dehşet” olarak aktarılmalıydı.

    İSİMLER

    Das rätselhafte Programm /Esrarengiz Program (Pamir)

    “Herr Schwartenfeger” negatif veya pozitif herhangi bir anlam içermemesine karşın Türkçe’ye “bay Ruhsil” olarak çevrilmiştir. Çevirmen söz konusu kahraman bir psikolog olduğu için “ruh” kelimesini kullanmış olabilir ancak bunun yanı sıra bir de “sil” kelimesi eklemesi, psikoloğun uyguladığı programının ruhları yok ettiği veya psikoloğun kendisinin bir “ruh silicisi” olduğu düşüncesini yaratmaktadır. Orijinal metinde ise böyle bir çağrışım yaratılmamıştır. “Schwartenfeger” kelimesi özel bir anlam taşımamaktadır. “Schwarte” “kabuk” anl***** gelmektedir. “Feger” ise süpüren kişi anlamını taşır. Görüldüğü gibi “Schwartenfeger”çevirmenin önerisi olan “Ruhsil” anlamını taşıyan bir isim değildir. Çeviride “Kabuksüpüren” ifadesi kullanılabilirdi.

    Der kleine Vampir liest vor / Küçük vampir kitap okuyor (Orhon)

    “Geiermeier” ismi de “Geier” kelimesinin “akbaba” anl***** gelmesinden dolayı bu isim akbabayı çağrıştırır. Çevirmenin tercihi olan “Kargaburun” Almanca’daki ismi başarıyla karşılamıştır.

    DEYİMLER

    “Das rätselhafte Programm” Esrarengiz Program adlı eserde geçen “ins Schwarze treffen” bir deyimdir. Bu deyim Türkçe’ye “doğruyu bulmak” ( Pamir, s. 120 ) şeklinde aktarılmış yani sadece anlamı verilmiştir. Bu deyimlerin çevirisinde eğer söz konusu deyim hedef dilde aynı anlama gelen bir başka deyimle karşılanamıyorsa tercih edilen bir yöntemdir. Oysa Türkçe’deki “on ikiden vurmak” deyimi Almanca’daki deyimi tam olarak karşılamaktadır.
    “Der kleine Vampir liest vor” adlı eserde geçen “… und auf den letzten Schritten bis zur Burgkapelle wurden ihm die Beine immer schwerer. “cümlesindeki “die Beine schwerer werden” ifadesi “ayakları ağırlaşmak” (Orhon; s. 57) olarak çevrilmiştir. Türkçe’de böyle bir ifade kullanılmamaktadır. Çevirmen “ayaklarına kara sular inmek” deyimini tercih edebilirdi.

    KELİME OYUNLARI:

    “Das rätselhafte Programm” Esrarengiz Program
    „Unser Sohn ist heute nicht in Bestform“, witzelte der Vater.
    „Eher im Bettform!“
    “Oğlumuz bugün pek havasında değil”
    “Daha doğrusu yatak havasından pek uzaklaşamıyor.” (Pamir; s.10)
    Almanca’da “Best” (en iyi) ve “Bett” (yatak) kelimeleriyle yapılan kelime oyunu Türkçe’ye aktarılırken kullanılan “havasında değil” ve “yatak havasında” ifadeleriyle yakalanmışsa da “pek uzaklaşamıyor” ifadesinin eklenmesiyle orijinalde yarattığı komik etki yaratılamamıştır. Söz konusu kelime oyunu aynı etkinin yaratılması için Türkçe’ye (“Oğlumuz bugün pek havasında değil”, “Daha çok yatak havasında” diye şaka yaptı babası.) şeklinde aktarılabilirdi.

    “Der kleine Vampir liest vor”
    “Ja! Mein Magen knurrt nicht mehr, der bellt schon!“ sagte der Vampir und lachte krächzend.
    Evet! Midem guruldamaktan vazgeçti, artık açık açık havlıyor!” diyen vampir kesik kesik güldü. (Orhon, s. 124)

    Almanca cümlede geçen “knurren” kelimesi tek başına kullanıldığında “köpek hırlaması” anl***** gelirken “Magen (mide)” kelimesiyle birlikte kullanıldığında ise “mide guruldaması” anlamını taşır. Orijinal cümlede “ knurren (hırlamak)” ve “bellen (havlamak)” sözcüleriyle bir kelime oyunu yapılırken Türkçe’de de bu kelime oyunu aynı şekilde verilmeye çalışılmıştır. Bu da çevirinin anlaşılmaz olmasına neden olmuştur. Türkçe’de benzer bir kelime oyunu “karnım zil çalıyor” ve “karnım davul çalıyor” ifadeleri ile yapılabilirdi. Elbette ki Türkçe’de yapılacak bu kelime oyununda Almanca’daki “köpek” çağrışımının yitmesi kaçınılmazdır.

    Sözünü ettiğimiz bu kuramlar ışığında ve incelenen örneklerle şöyle bir sonuca varılır; çocuk edebiyatının çevirisinde eklemeler, çıkarmalar ve uyarlamalar gibi müdahaleleri yapmak mümkündür hatta gereklidir. Ancak çevirmen hedef metinde belli değişiklikler yapma yoluna gitmeden önce daima bunun gerçekten de gerekli olup olmadığını irdelemeli ve yabancı dil veya kültürdeki ifadenin hedef dilde varolan orijinal eserdekine denk başka bir ifadeyle karşılanıp karşılanamayacağının muhakemesini yapmalıdır. Çünkü çeviri, çevirmen tarafından baştan yaratılan bir eser değil yabancı bir dil ve kültürden erek dil ve kültüre aktarılan bir eserdir. Çevirmen mümkün olduğunca kaynak metne bağlı kalarak çeviriyi gerçekleştirmeye çalışmalı ve sadece başka çıkar yol kalmadığından emin olduğunda gerekli müdahalede bulunmalıdır.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  2. #2
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Çocuk Edebiyatı Çevirisinde Kültürel Öğelerin Aktarılması


    Çocuk Kuşlarında Metafizik Gerçek


    Çocukların duygu, düşünce ve hayâllerine hitap eden çocuk edebiyatı bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de hâlen tartışılmakta bu tartışmalarla birlikte oluşum sürecini çeşitli yönelişlerle sürdürmekte olan bir edebiyat alanıdır.

    Osmanlı Devletinin son günlerinden günümüze kadar çocuğa yönelik yayınlarda ihmal edilmeyen edebi türlerden ilki şiirdir. Çocuk şiiri ile çocuk edebiyatı yeni boyutlar kazanmış ve çocuğa bakışın öncelikli duyarlılıklarından biri olmuştur. Edebiyatın içinde incelikli bir yol, yeni bir yazarlık biçimi olarak bağımsız edebiyat olma yolundaki serüvenini sürdüren bu alana şiir türünde katkıda bulunan isimlerden biri de İhsan Sezal'dır*. İhsan Sezal ilk örneklerini yirminci yüzyıl başlarında gördüğümüz çocuk şiirimize Çocuk Kuşları'nı armağan etmiştir.

    Özellikle 80'li yıllarda çocuk şiirimizde hem niceliksel hem de niteliksel bir artış olmuştur. Çocuk şiiri türünde eser veren yazarların; konuları ele alış ve dili kullanış bakımından çocukların özelliklerini daha çok göz önünde bulundurmaya ve daha çok yaratıcı olmaya önem vermeye başlamışlardır. Bu çabaların sonunda ülkemizde 80 sonrasında çocuk şiiri hem öz hem de biçim bakımından yenilikçi bir anlayış düzenine ulaşmıştır. Abdülkadir Bulut'un Kahveci Güzeli (1981) Abdülkadir Budak'ın Bir Gül Çocuk'u (1981) Ülkü Tamer'in Masal Şiirleri (1981) Mustafa Ruhi Şirin'in Gökyüzü Çiçekleri(1983) Cahit Zarifoğlu'nun Gülücük (1988) Yalvaç Ural'ın Sincap(1983) A.Vahap Akbaş'ın Kuş Olsun Yüreğim (1988) Mevlana İdris Zengin'in Kuş Renkli Çocukluğum Süreyya Berfe'nin Çocukça (1983) Gökhan Akçiçek'in Bülbül Deresi (1986) Mustafa Baki Efe'nin Kuş Defteri (1996) adlı eserleri 80'li yıllar akabinde çocuklar için yazılan eserler arasında ilk akla gelenlerdir. Çocuk edebiyatının bu incelikli türünde eser veren İhsan Sezal'ın Çocuk kuşları adlı eserinin ilk baskısı ise 2000 yılında yapılmıştır. Eser geçen yıl yeniden yayımlandı(1).

    İhsan Sezal'ı Ahmet Kabaklı Yeni İslamcı akım çerçevesinde bir yazar olarak değerlendirmişti. İhsan Sezal ise bu değerlendirmeye katılmaz.(2) Bu katılmayışı temellendirmek bakımından Sezal'ın İslamcılık akımından ne anladığının bilinmesi gerekmektedir. Sezal, İslamcılık ve diğer düşünce akımlarını Batının üstünlüğü karşısında Osmanlının kaybedilen üstünlüğünü yakalama çabası olarak görür. “ Türk düşünce hayatını zenginleştiren ve renklendiren belli başlı düşünce akımları, bu açıdan bakıldığında batılılaşma, İslamlaşma ve milliyetçilik akımları olmakta. O kaybedilen üstünlüğü bazı düşünürlerimiz topyekün batılılaşmada aramışlardır .Bazıları ise Osmanlının batıya o üstünlüğü elde etme metodunu yine kendine dönerek ama yerli değerler dediğimiz birtakım değerler ve kültür motiflerinde arayarak gerçekleştirmeyi düşünmüşlerdir.”(3) İslamcılık akımını bir dizi toplumsal ve siyasal değişimin neticesi olarak gören Sezal, Ahmet Kabaklı'nın tasnifini konjonktürel bir tasnif olarak değerlendirir. Şiirlerini “ İslamcı ” olsun şeklinde bir düşünsel yönelimle yazmadığını dolayısıyla şiirinin tebliğci bir şiir olmadığının üstünde duran Sezal insani olanın önemli bir parçası olan inançlarımız, imanımız ve Allah'a olan bağımız üzerinde durduğunun da bilinmesi gerektiğinin altını çizer.

    Çocuğun dünyasının, ruhunun, kalbinin duyarlılıkları çocuk şiirinin kaynağıdır. Sezal Çocuk Kuşları'nın çocuk dünyasındaki ses ve muhayyile zenginliğini yakalamaya çalışmanın sonucu olduğunu belirtir. Çocuk Kuşları'nda doğrudan çocuklar için yazılmış şiirlerin yanında çocukluğun anlatıldığı şiirler de vardır. Şairin çocukluğunu bir veri olarak aldığı şiirleri arasında Çocukluğa Özlem iyi bir örnektir.


    Özlemini duyduğumun çocukluğumun
    Nerde kaldı bilmem o pembe dünya
    Kem gözlerden ırak örmüştük bir ağ
    İyi dileklerden sağlam mahfaza

    İyiyi, güzeli düşünürdük hep
    Buram buram sevgi tüterdi bizden
    Muhabbet kuşları, sevgi kuşları
    Uçururduk her gün ellerimizden

    Ne ekmek kaygısı ne para derdi
    Ana kucağıydı bize mutluluk
    O günlerden kalan bugüne bize
    Bu tatlı hatıra, acı burukluk(S 4)


    Çocuk şiirinin ne olduğu hakkında biri birinden farklı görüşler ileri sürülmüştür. Çocukların yazdığı şiirlerden çocukluğu konu alan şiirlere, Çocuklar için şiirlerden şairlerin dünyaya çocukça bakışını içeren şiirlere kadar uzanan geniş bir şiir evrenini çocuk şiirinin 'sınırları' olarak görmek mümkündür. Çocuk ruhunu düz yazıdan daha çok şiiri etkiler. Sezal'ın çocuk şiirlerinde çocuk şiirlerinin olmazsa olmazı olarak anabileceğimiz masal dünyası geniş bir yer tutmaktadır .Çocuklarına yazdığı şiirleri masal dünyasının zengin sembolleriyle beslemiştir. Masal ile şiiri yan yana yürütmeyi başarmıştır.Çünkü masal şiiri besler, masalların olağanüstü dünyası çocuk şirinin temel kaynağıdır. İhsan Sezal'ın Çocuk Kuşları çocukların masala yakın dünyasına hitap ederek kendini masal kahramanı gibi hissetmesini sağlayacak şiirlerle örülmüştür.

    “Bir küçük tavşan varmış
    Kapanan gözlerimde büyüyen
    Kulaklarını masal dinlermiş gibi diken”(S 28)


    Sezal, çocuklarına anlattığı ilk masalarla çocuk muhayyilesinin genişliğinin farkına varmış ve ilk doğaçlama masallarının yansıması olarak Fış Fış Kayıkçı,Tombul Tavşan gibi şiirleri yazmıştır. Çocuk Kuşları, masaldan şiire geçişin sonucudur.

    Çocuk Kuşları sadece masal dünyası ile beslenmez. Şiirin estetik değerini ön planda tutarak çocuk ruhunu metafizik dünyaya kanatlandırır Çocuğun dört duyu alanın dışına yolculuk yapmasına imkân tanır. Dört duyu alanından aldığı malzemeyi işleyerek onun anlam dünyasını inşa eder. Çocukları hoş güzelle (şiir) yüce güzele (metafizik dünyaya) yükseltir. Bunu zorlama ile değil tamamen fıtri yönelgenlik imkânını işlevselleştirerek gerçekleştirir. Bu bakımdan sanat ile din gerçeğini bütünleştirir.(4) Çocukların şiir dilinin imkânlarını ana rahminde edindiklerini ve başardıklarını düşünür.

    Çocuk dünyasının metafizikle ilişkisini şu şekilde özetler:

    “Çocuk Dünyası'nın 'metafizik dünya' ile gerçek dünya” arasında bir yerlerde olduğunu, metafizik alanın ağırlıklı, ama bu ağırlığın çocuğun büyümesi ile beraber - eğer başka kaynaklardan beslenmiyorsa - sanki azaldığını düşünüyorum. Çocuk gah gökyüzüne çıkar orada, metafizik bir dünyada âlemi seyreder; gah gökyüzünde alemin şaşkınla seyrettiği farklı hayatları sergiler.” (5)

    “Çocuklar rüya gibi
    Bir burada bir ötede
    Bir dünyayı kurarlar”(S.9)

    Işıl ışıl bir masumluk
    Ezanlı adından kalan
    Sevgiyle uyuyan ve uyanan
    Çocuk … ne büyük (s.39)

    “Bilmesem de dilini bu çocuğun ben
    Anlar gibiyim halinden
    Çünkü coğrafyalar üstü çocuklar
    Çünkü çocukların hepsi aynı ülkeden” (s.42)

    Bir salıncak kurdum gökte
    Mavilerden atlas serdim
    Sessizce yürüdüm gökte
    Yıldızlardan ışık derdim (s.47)

    Gözlerim merhaba dünyası
    Gözlerim: Bismillah
    Annemin babamın kardeşimin rüyası
    Gönlüm: Bismillah (s.66)


    Çocuk dünyasına şiirle giden İhsan Sezal Çocuk Kuşları ile çocuklara metafizik dünyayı sezdirmekte ve doyurmaktadır.Çocukların dünyasına bir takım metafizik kavramları kimi zaman somut öğelerle Bursa'da Çocuklar, Yeni Bayramlar, Bismillah gibi kimi zaman masal dünyasının imkanlarıyla dahil etmeyi başarmıştır.

    DİPNOTLAR

    *Çocukların duygu, düşünce ve hayallerine hitap eden edebiyat ürünleri çocuk edebiyatını meydana getirir. Çocuk edebiyatının ülkemizdeki doğuş koşullarına bakıldığında tür düzleminde çocuk şiirinin öncelikle rüştünü ispat eden tür olduğunu söyleyebiliriz. Sadece çocukların okuması için yazılmış İbrahim Alaâddin' in Çocuk Şiirler'i (1911), Ali Ulvi' nin Çocuklarımıza Neşideler'i (1912) ve Tevfik Fikret' in Şermin' i (1914) ilk akla gelen şiir kitaplarıdır. Şiirimizin çocuksu şölenine Çocuk Kuşları adlı eseriyle katılan ama çocuk edebiyatının '' devamsızlarından " İhsan Sezal 1947 Siverek doğumlu. Hareket dergisinde 1965-1972 yılları arasında hem şiirleri hem de Batı Günlüğü notları yayınlandı. Daha çok sosyoloji odaklı yazıları ile tanınıyor.

    Mustafa Aldı


    1. İhsan Sezal (2006) Çocuk Kuşları Salıncak yayınları .İst
    2. İhsan Sezal ile Söyleşi (2006) Umran Dergisi s.149. ss.96
    3. İhsan Sezal (2006) Türk Düşünce Hayatı içinde Hz: Muharrem Sevil, Hece yay. Ank ss. 177
    4. Sedat Umran, (2004) Şiirde Metafizik Gerçek. İz yay. İst ss. 9-11
    5. İhsan Sezal ilk söyleşi. Ss 96.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

Benzer Konular

  1. Aileler arasındaki kültürel farklılıklar ilişkiyi etkiler mi?
    dogangunes Tarafından Sosyoloji Forum'u Foruma
    Yorum: 30
    Son mesaj: 05-05-2017, 05:18 PM
  2. Kültürel Müslümanlar
    dogangunes Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 08-03-2012, 03:48 PM
  3. Türkiye`nin kültürel yapısı ile uyumlu bireymisiniz?
    YukseLL Tarafından Kültür, Sanat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 22-11-2011, 11:28 PM
  4. Çocuk Edebiyatı
    dogangunes Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 12-12-2007, 02:29 PM
  5. griddeki secili bilginin textboxlara aktarılması
    lapielda16 Tarafından Programlama Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 24-11-2007, 05:08 PM
Yukarı Çık