Arkadaşlar biraz başınızı ağrıtacam kusura bakmayın.Şimdi okudugum bir kitapda çok hoşuma giden bir metni sizlerle paylaşmak istiyorum.
SEMERKANT(AMİN MAALOUF)SAYFA 20

Bu gerçekden yaşanmış hikayedir.Ömer Hayyam'ın RUBAİYAT adlı kitabından alınmıştır.Bu kitapın hikayesi çok değişik ve uzun oldugu için yazmak istemedım.Ama kitap o denemden sonra 800 yıl gün yüzüne çıkmamıştır.

1072 senesin Semerkant şehrinin kadısı ve dönemin en ünlü kadısı olan Ebu TAHİR'e iftira atılarak getirilen (simyacılıkla suçlanan)Ömer Hayyam getirilir.Kadı Hayyamı tanır ve etrafındakilerin çıkmasını yalnız görüşeceğini söyler ve herkesi odadan dışarıya çıkartır.

Suçlamaları yanıtlaması için sorular yöneltir kadı. tanığı ve dönemin en ünlü feylosofu oldugu için ne gibi cevaplar verecegini merak ederek sormakdadır.


Kadı :Sen söyledikleri gibi zındık mısın?

Hayyam :Yobazların gayretkeşliğinden çekinirim ama,Bir'in iki olduğunu asla söylemedim

Kadı :Söylemedin ama düşündün mü?

Hayyam :Asla,Tanrı tanığımdır.

Kadı :Benim için bu yeterli.Tanrı için de,sanırım.Ya halk için?Sözlerini,hareketlerini

gözlüyorlar.Benimkileri de,Hükümdarınkini de.Sen şöyle demişsin:"Arasıra,Güneşe

yardımcıolan gölgelerin bulunduğu camilere giderim..."

Hayyam :Sadece yaradanı ile barış içinde olan bir insan,ibadet yerinde rahat uyur.

Hayyam :Ben imanı Yargı korkusu,duası da secde etmek olanlardan

değilim.Nasıl mı dua ederim?Güle bakarım,yıldızlara bakarım,yaratılışın güzelliğine hayran

kalırım,Yaradan'ın en büyük,en güzel eseri olan insana,bilgie açlık duyan beynine,sevgiye

susamış olan yüreğine,duyularına,uyanışmış ya da doyuma ulaşmış tüm duyularına

hayranlık duyarım...

Kadı :Dinle genç dostum,Yüce Tanrı sana,bir Adem oğlunun erişebileceği en değerli şeyi

vermiş:zeka,belagat,sağlıkl,güzellik,öğrenmek arzusu,hayattan zevk alma,erkeklerin

taktiri ve sanırım kadınların da hayranlığı.Seni,bilgelikden yoksun bırakmadığını

umarım.Çünkü dilini tutma bilgeliği olmazsa,bütün bu saydıklarıma ne hayranlık duyulabilir

ne de korunabilir


Bu yazı beni çok etkiledi gerçekden.Şu anda ülkemize bakıldıgında o anki şartları yaşıyoruz sanki.Herkes iyiligi,doğrulugu,güzelligi Namaz kılan,Oruç tutan yani din gereklerini yerine getiren kişilerin dışında aramıyor.Herşeyin doğrusunu namaz kılan kişiden bekliyor.Bu da bizi en büyük yalnışlara sürüklüyor.

Allah bize namazı emretmiş.Ne için emrettiğini hiç düşündünüz mü?Ben düşündüm bizim namaz kılmamızın Yüce Allah'ımıza hiçbir faydası yada zararı yoktur.Onun tek faydası bizedir.Fakat asıl emretme nedeni namazın bütün güzelliğini,iyiliğini,doğrulugunu,kıldığımız duaların anlamını bilecez neden yapdığımızıda farkedecez ki önemli olan bizim o kıldığımız namazı yaşantımıza yansıtmak.İnsanlara sevgi vermek,yardım etmek,onlara güler yüz göstermek.

Aksi halde yaşantımıza yansıtmazsak hırsızlık yaparsak,birgün bile güler yüz göstermezsek,yalan söylersek,insanlara zarar verirsek,emekleri hiçe sayarsak sizce o namazın bi faydası olacakmı?Böyle kişileri ben yaşantımda biliyorum ve o insanların yüzünü hiç gülerken görmüyorum.Sadece yazık diyorum.

Neden böyle bir konu açtım?Şu anda ülkemizde iyice yaygınlaşmış birşey namaz kılan,oruç tutan kişilerden kötülük bekleme.O kişiler Allah'tan korkarlar diye bir gaf dolaşıyor.

Asıl gerçekler hiç öyle değildir.Çünkü müslümanların bu huyunu herkes bilir ve herkes dinin arkasına saklanarak birşeyler yapmaya çalışır.

Benim için kimin namaz kılıp kılmadıgı veya oruç tutmadıgı veya başı açılıymış kapalıymış önemli değildir.Çünkü o kendsine fayda yaratabilecek birşeydir bana bir faydası yoktur.Bence asıl sevap zor durumdaki bir hayvana yardım etmekdir,yaşlı bir kadının poşetlerini evine kadar taşımandır,gözleri görmeyen bir insana eşlik etmendir,büyüklerine saygı göstermen küçüklerini sevmendir,kırılacak bir fidana yardım etmendir,ve daha sayamadığım birçok şeydir.

Yoksa namaz kılıyor ya da kılmıyor banane ,oruç tutuyor ya da tutmuyor banane,başı
açıkmış beni ne ilgilendirir,kapalıymış ne ilgilendirir.Benim için önemli olan tek şey kalbinin temizliği.Yoksa diğer yapdıkları kişisel bir ibadettir bizleriHİÇ AMA HİİİÇ İLDİLENDİRMEZ

Bu metindeki beni etkileyen kısım 1072 yılında olan bir olay aradan tam 935 sene geçmesine ramen insanlarımız biraz olsun değişmemiş,asla araştırmamış,soruşturmamış annelerimiz babalarımız herzaman doğru bilirdiye onların peşinden bizde gitmişiz.Şu anda toplumumuzda bulunan %97 kişi idda ediyorum niye müslüman olduklarını hiç düşünmemişlerdir.Hiçbir zaman diğer dinlerin güzel yanlarını birkez araştırmamışlardır.Hiçbir zaman tarafsız bakmamıştır doğru bildiğinden ilerlemişlerdir.Oysa tarafsız bir şekilde diğer dinlerin güzel yanlarına bakdığın zaman doğruya ulaşacaklarını düşünmemişlerdir.Çünkü bütün dinler ilk gönderildiği zaman aynı şeyleri yazmakdadır.Tek fark Kur'an haricindeki kitapların sonradan insanlar tarafından değiştirildiğidir.Tarafsız bakdıgımızda aradaki farkı net birşekilde herkezin göreceğinden de eminim.Bilinçsiz ve üşengeç bir toplumuz.Araştırmak yerine kulakdan dolma bilgilerle yetiniriz tek doğrumuz bizim budur.Ki o kulaklarımızı dolduran kişilerinde ne kadar bilğili oldukları mechuldür.

Bana göre asıl sevap kısacası insan olmakdır.Sizce yanlışmı söylüyorum aceba?Bu konuda herkesle tartışıp asıl doğrulara ulaşmak isterim.Farklı düşünceler duymak herdüşüncenin mantıgını anlamak isterim.Herkese şimdiden teşekkür ederim.