1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 12

konuşmaya bile değmez - hikaye

Kültür, Sanat Kategorisi Edebiyat Forumunda konuşmaya bile değmez - hikaye Konusununun içerigi kısaca ->> Bir hikaye de ben yazmaya çalıştım , umarım sıkılmadan okur ve yorum yaparsınız arkadaşlar . Bir yılan kadar soğuktu o ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye sahrabetis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Nerden
    Aslen Gürcistan ama ANkara'da yaşıyorum
    Yaş
    40
    Mesaj
    1.325
    Rep Gücü
    19339

    konuşmaya bile değmez - hikaye

    Bir hikaye de ben yazmaya çalıştım , umarım sıkılmadan okur ve yorum yaparsınız arkadaşlar .



    Bir yılan kadar soğuktu o an yanındaki adamın koynu . Isıtmıyordu , mutlu etmiyordu sadece içindeki hayvanlığı bastırmak için ikisi de birbirini kullanıyordu . Bütün geçmişinin acısını çıkartırcasına adama kendini sunuyordu kadın ; hiç utanmadan , sıkılmadan ... Adamın gözlerinde sevgi yoktu , görevini yapıyor ve kadından çok kendini mutlu etmeye çalışıyordu . Saatlerdir yataktaydılar ama hala buz gibiydi yatak . En ufak bir şevkat kırıntısı dahi olmadan, aç iki hayvan gibi birbirlerini sahipleniyorlardı .

    Sabahın ilk ışıkları yavaşça yatakodasından içeri doğru süzülmeye başladığında , yola çıkma vaktinin yaklaştığını anlayan kadın usulca çıktı yataktan . Üstüne hiçbir şey almadan , o kirlenmiş bedenini banyoya götürdü istemeden de olsa ... Banyoya girdiğinde , gece farketmediği kadar büyük ve düzenli bir banyoda olduğunu anladı . Hemen lavaboya eğildi ve avuçlarının içine aldığı buz gibi suyu yüzüne fırlattı . Kendisine gelmeye ve gece olanları hatırlamaya çalışıyordu . Yüzünü yıkadıktan sonra küvetin kenarına oturdu , yüzünü avuçlarının içine alıp dakikalarca gecenin kırıntılarını zihninde birleştirmeye çalıştı . En son bara gittiğini , arkadaşlarıyla olduğunu ve sonra içmeye başladığını hatırlıyordu . En önemli zaman dilimi ise hala silikti . Tanımadığı bir adamın evinde sabahladığına göre , oraya nasıl geldiğini de hatırlaması gerekiyordu . Bu sırada ayağa kalktı , yıkanıp yıkanmamak arasında tereddüt etti ve ani bir kararla banyodan dışarı çıktı . Tanımadığı , o buz gibi adam yatakta derin bir uykudaydı hala ... Sağa sola serpiştirdiği kıyafetlerini hızlı hızlı ve sanki yakalanacakmışçasına bir panikle topladı ve çabucak giyindi . Odadan çıkıp , kapıya doğru yöneldi , zihninde onlarca soru vardı ama en önemlisi orada ne aradığıydı ...

    Kapıdan çıktığında hiç de yabancı olmadığı bir sokakta olduğunu düşündü ama hala tam olarak kendinde olmadığı için nerede olduğunu kestiremiyordu . Hemen sokağın köşesinde duran taksi durağını farketti ve evinin adresini söyledikten on dakika sonra artık evinin önündeydi . İçeri girmeye korkuyordu , eşine ne söyleyecekti , bütün bir gece dışarda olduğunu nasıl açıklayacaktı ? Hemen çantasını açıp anahtarı alıp almadığına baktı . Eşi , işinden dolayı onun eve geç gelmesine alışıktı ama bu kadar geç saate hiç kalmamıştı . Anahtarı kapıya taktığı anda kapı içerden sert bir şekilde açıldı . Genç kadın hem kokuyor hem de gece için uygun bir yalan düşünüyordu ama aklına hiçbir şey gelmediği gibi geceden kalma olduğu da her halinden belliydi .
    - “ Ooooo hanımefendi nihayet evinin yolunu bulabildi.” Dedi kapıyı açan tok sesin sahibi adam . Genç kadın hiçbir şey demeden içeri girdi ve çok sakin bir şekilde
    - “ Bugün yurt dışından misafirler gelmişti , havayollarında çalıştığımı biliyorsun , üst düzey yetkililer gelince benim de gece yemekte olmam gerekti .” dedi . O kadar seri şekilde hele de bu kadar dağınık bir akıla nasıl bu yalanı uydurduğuna şaşırmıştı .
    - Bundan sonra bu kadar geçikeceğinde haber versen iyi olur , çocuklar tüm gece seni sordular . Cep telefonunu defalarca aradım , bakmadın bile , kimmiş bu aileni bile ihmal ettirecek kadar yetkili kişiler merak ettim doğrusu”
    - “Lütfen , bunu sonra konuşuruz , gerçekten çok yorgunum ve duş alıp biraz yatmak istiyorum . Yarın önemli birgün , İlayda’nın doğumgünü , dört yaşına girecek . Tüm gün onun programıyla uğraşacağım .”
    - “Kızın olduğunu hatırladın demek . Belki bilmek istersin Dilara da tüm gece senin adını sayıkladı . Daha iki yaşında bir kızın var ve sen eve sabah geliyorsun . Kendinden utanmalısın . Ben erkek olduğum halde bu saate kalmıyorum .”
    - “Yeter , yeter , yeter .... Erkekmiş ... Bunu konuşmayalım lütfen ... Aylardır koynunda dul bir kadın gibi yattığımı biliyorsun . Erkek olmak hakkında sakın bana tek bir laf bile etme, ben banyoya gidiyorum .” dedi ve sinirli adımlarla banyoya girip kapıyı arkasından kilitledi .

    Kendisinden iğreniyordu şu an . Yapmaması gereken şeyleri yaptığını biliyordu , içkili oluşu bile durumu hafifletmeye yetmiyordu . Ne olursa olsun yapmamalıydı , evli ve iki çocuk annesi bir kadının tanımadığı bir adamın yatağında ne işi vardı ? Bunu hazmedemezdi , unutamazdı , zihni bununla mücadele edemezdi ... Öncelikle akşam bara gittiği arkadaşlarını aramalıydı , ne yaptığını ve kiminle olduğunu bilmeliydi ? Bunu muhakkak öğrenecekti .

    Şu an tek istediği tek şey , yıkanmak ve bedenine yapışan o kirlerden kurtulmaktı . Duşa girdi ve vücudunun her yerini dakikalarca sabunladı ; olmuyordu , geçmiyordu o kir . Suyun sıcaklığını biraz daha arttırdı , resmen bedeni yanmaya başlamıştı ama görüyordu hala kirliydi bedeni . Sabun kullanmayı hiç sevmez her zaman şampuanlar ve kremler sürerdi o pürüzsüz tenine ama bu sefer aldığı kalıp halindeki sabunu , alabildiğine şiddetli şekilde vücuduna sürüyor ve hırsını alır gibi daha da bastırıyordu . Gitmiyordu kir , hala oradaydı , biliyordu , hissediyordu . Suyun sıcaklığını biraz daha açmaya karar verdi . Bu sefer emindi , kurtulacaktı kirden . Artık bedeni resmen acı çekiyordu . Acıdan ve sıcaktan etrafı bulanık görmeye başlamıştı . Daha fazla dayanamayıp yere düştü .

    Banyodan gelen sesi duyar duymaz eşi , kapıyı çaldı .

    - “ iyi misin?” ama içerden hiç ses gelmiyordu . “Aşkım , iyi misin ? Ne oldu ?” sessizlik devam ediyordu . “ Bak Nesrin eğer kapıyı hemne açmazsan kırarım haberin olsun” .........


    Dakikalar sonra gözlerini açtığında ambulanstaydı ve eşi elini tutuyordu . Gözlerinin içine uzun süredir hiç bu kadar sevgiyle baktığını görmemişti eşinin . Başını çevirdi ve elini çekti . Gözlerini tekrar kapattı ama gözünden yaş akıyordu ...

    Hafif su toplamalarıyla atlatmıştı ama o günü hastanede geçirmeliydi . Eşi Selçuk başından bir an bile ayrılmıyordu . Asla Selçuk’un yüzüne bakmıyor , bakışları sabit şekilde tavanda ya da duvarda kilitleniyordu . Selçuk korkmaya başlamıştı . Aylardır aralarında çözemedikleri problemler vardı ama karısının bu halde olması onun içini parçalıyordu . Ne olursa olsun o , onun kadınıydı , sadece onun ... Bu halde olması anlamsızdı , bu kadar kötü ne olabilirdi ?

    Nesrin , yatağında hala dün gece olanları düşünüyor ve kiminle olduğunu hatırlamaya çalışıyordu . Soğuk , buz gibi gözleri olan biriydi . Gecenin karanlığında , ışığın yanmadığı , ay ışığının bile çekinerek girdiği yatakodasında aklında kalan tek şey o soğuk gözlerdi . Bütün hafızasını zorluyordu , gece kimlerleydi , neredeydi ? Arkadaşlarını tek tek gözden geçirdi , tanımadığı kimse yoktu . Hepsi üniversite yıllarından beri görüştüğü okul arkadaşları ve eşleriydi . Düzenli olarak onbeş günde bir toplanır , yemek yer , içerlerdi . Peki ama o gözler kimindi ? Sabah neden adamın kim olduğuna bakmadığını düşündü , onu düşünemeyecek kadar şaşkındı çünkü o anda , sadece gitmeyi düşünmüştü , oradan uzaklaşmak istemişti , ama kimdi o ?

    Aklını oynatmak üzereydi sanki . Selçuk , yatağın ucundan ayrılmıyor , elini tutmaya çalışıyor ama her seferinde nesrin elini çekiyordu . Bunun bir anlamı olmalıydı , bir kadın kocasına neden , eve gelmediği bir gecenin ardından böyle davranırdı ki ?

    Şimdi zihnine kurt düşme sırası Selçuk’taydı . Oturduğu sandalyeden kalktı , Nesrin’in aslında açık olan ama tavanda sabit olarak duran gözlerine eğildi , taa içine baktı .

    - “ Nerdeydin dün gece Nesrin , nerdeydin ?” dedi sakin ama kararlı bir ses tonuyla .
    Nesrin , bakışını duvara doğru çevirdi . Selçuk , şüphelendiği şeyin başına geldiğine inanmış ve başından aşağı kaynar sular dökülmüştü .
    - “ Allah kahretsin Nesrin kiminleydin ? , Ne yaptın sen ?”
    ama Nesrin cevap vermiyor sadece susuyordu . Gözünden aşağı yaşlar süzülüyor ama asla tek kelime etmiyordu .
    Aylardır eşinden boşanmayı düşünmüş ve bunu planlamıştı ama şimdi onu kaybetmekten hele de böyle çirkin bir sebepten dolayı kaybetmekten korkuyordu . Kime nasıl açıklayabilirdi ki ? Sarhoş oldum ve birisiyle beraber oldum dese , kimi ne derece kendi safında tutabilirdi ? Erkek değildi ki , bir hata yaptı geçti desinler ...

    Selçuk , hastane odasında duramaz hale gelmişti , bütün duvarların üstüne geldiğini hissediyordu adeta . Hızlı adımlarla odanın içinde bir sağa bir sola giderken “ – nasıl yaparsın Nesrin” diye acıyla titriyordu sesi , daha fazla dayanamadı ve dışarı çıktı .

    .............................. ...

    Hastaneden çıkalı iki gün olmuştu , Nesrin evde dinleniyordu . Selçuk iki gündür eve gelmemişti . Nesrin’i hastaneden çıkartmaya gelmiş , tek kelime bile konuşmadan eve karısını getirmiş ve daha sonra hiçbir şey demeden çıkıp gitmişti . Yalnızlığı bütün hücrelerinde yaşıyordu Nesrin , tamamen kırılmış ve incinmişti . Artık yabancılaştığını düşündüğü kocasını bile özlüyordu , yanında olsaydı , sarılıp ağlasaydı ... Bunlar artık sadece bir hayaldi , gelmezdi , gelmeyecekti , bunu biliyordu . İki gündür yanında kalan annesi de kızının ağzından laf almaya çalışıyor ama Nesrin ile bir türlü iletişim kuramıyordu . Nesrin artık yemek yemeden akama kadar bir koltukça oturuyor ve sadece düşünüyordu . Çocukları annelerine ihtiyaç duyuyorlar , sarılmak istiyorlar ama yanına gittiklerinde duvar gibi bir kadınla karışılaşıp ağlıyorlardı . Anneanneleri çocukları üzmemek için her istediklerini alıyor, onları dışarı gezmeye götürüyordu ama kızların ikisi de bir terslik olduğunu anlamışlar ve sürekli ağlıyorlardı .

    Yine sandalyesinde otururken , Nesrin birden uykudan uyanmış gibi şaşkın bir bakışla “anne“ diye bağırdı , “ çabuk telefonu getir” . Nesrin’in telaşlı sesinden tedirgin olan annesi , koşarak telsiz telefonu aldı ve kızına götürdü . “ Anne çık lütfen dışarı , çocukları da al , benim bir kaç görüşme yapmam lazım “ dedi . Annesi evde kalmak için kızını ikna etmeye çalıştıysa da başarılı olamadı . Çocukları hazırladı , tam kapıdan çıkacakken , telefonu elinde sıkı sıkı tutan Nesrin , kapıya yöneldi , iki kızını da öptü , annesinin gözlerinin içine uzun uzun baktı ve “ seni seviyorum “ dedi . Kadın , bir türlü gitmek istemiyordu , Nesrin , annesini dakikalarca laf döktükten sonra ikna edebildi ama hala içi buruktu ...

    Çocuklar anneaneleriyle evden çıktıktan sonra , Nesrin hemen , geçen gece beraber olduğundan emin olduğu arkadaşlarından birisini yani Leman’ı aradı .

    - “ alo , leman , sen misin”
    - “ hayatım neredesin , üç gündür ses soluk yok”
    - “ leman , hiç iyi değilim . Allah aşkına söyle , geçen gece barda neler oldu ?”
    - “ne demek ne oldu ? Yedik , içtik . Sonra saat bire geliyordu , hepimiz ayrıldık “
    - “Lemaann “ diye telaşla bağırdı Nesrin . Ben kimle çıktım ? “
    - “ Nesrin beni korkutuyorsun . Seni de Denizle eşi götüreceklerdi evine . Daha doğrusu Deniz’in ikide İstanbul’a otobüsü kalkacaktı . Murat , Deniz’i gara bırakıp seni de evine bırakac....” “ aloo , Nesrin , aloooo .....”
    Nesrin , artık herşeyi anlamıştı . Deniz , üniversiteden arkadaşıydı . Murat da onun altı ay önce evlendiği eşiydi . Demek ki arkadaşını uğurladıktan sonra evine değil , Murat’ın evine gitmişlerdi . Tam ondört senelik arkadaşının eşiyle yatmıştı ....

    Hemen , Deniz’in ev telefonunu bulmak için telefon defterini karıştırdı . Sürekli Deniz değil de Murat evde olsun diye dua ediyordu . Telefon numarasını bulduğunda kalbi duracak gibiydi . Numarayı tek tek okuyarak tuşlara basmaya başladı . Her tuşa basışında o geceye dair bir ayrıntı daha zihninde canlanıyordu , iğreniyordu kendisinden , tiksiniyordu . Son numarayı da tuşladı ...

    - “ alo , Deniz’le görüşebilir miyim?”
    - “Deniz evde yok , kim arıyor” karşıdaki ses Murat’ın sesiydi . Nesrin’in ayakta duracak hali yoktu , bulunduğu yerde yere çöktü ;
    - “ Murat , sen misin ? Ben Nesrin”
    - .............
    - “Orada mısın Murat ?”
    - ............... Murat , ısrarla sessizliğe bürünüyordu ama Nesrin’in , bunun peşini bırakmaya niyeti yoktu . Ses tonunu yükselterek ;
    - “Murat , allahın cezası , orada mısın ?”
    - “ Evet “ dedi , son derece silik bir ses tonuyla karşıdaki ses . “ Yemin ederim ben de sarhoştum , bir hatadır oldu , ne olur Deniz’e söyleme , ben eşimi seviyorum , lütfen”
    - “ Eşini mi seviyorsun , EŞİNİ Mİ SEVİYORSUN ... Sen daha altı aylık evlisin , neden? Neden yaptın bunu bana ? Neden “
    - “ Sen de istedin , üstelik ikimiz de sarhoştuk , oldu bitti , konuşmaya bile değmez “
    - “ Konuşmaya bile değmez mi”
    - “ alo , alo , Nesrin ....”

    Nesrin , bu darbeyi kaldıracak kadar güçlü değildi , günlerdir yaşadığı travma onu zaten eritmişti , hergün biraz daha yıpranmıştı , incinmişti . Bu duyduğu cümleden sonra artık yapacak ve yaşayacak tek bir şey dahi aklına gelmiyordu . Telefonu kapattı , kendinden geçmiş bir halde ve sadece o geceyi düşünerek balkona doğru bilinçsizce ilerledi . Balkon kapısını açtı , çıplak ayakları soğuk taşa değiyordu şu an ama ilerlemeye devam etti . Bacaklarını sırayla kaldırıp balkonun dış tarafına geçti , iki kolu arka tarafta balkonun parmaklıklarını tutuyordu , aşağıya baktı . Ve ellerini bırakırken son olarak şöyle bağırdı “Konuşmaya bile değmez” ...........................

    Sahrabetis

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye sheytan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Yaş
    29
    Mesaj
    797
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    112

    Cevap: konuşmaya bile değmez - hikaye

    wooooov güsel yazmıssın akıcı bi hikaye ;)

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesaj
    1.002
    Rep Gücü
    1278

    Cevap: konuşmaya bile değmez - hikaye

    Edebi metin yönünden imla ve cümle kurma eksiklikler çok olmamakla beraber kurgu sivri kaçmış bence;

    Klasik giriş, gelişme, sonuç ilişkisinde olayı başta hızlı ve hırslı, odak konulu açmış ve yorumlamışsınız, eşsel ve düşünsel hazzı baştaki cinsellik boğmuş ve kavramları sorgulamada okuyucuda önyargı ile cezasını bulduya yöneltiyor. Okunan eserde suçluluk duygusunun sonuçtaki yanlış eylem gibi ahlaki kavramları iyileştirme veya ivme yerine benimsetme, kabullanmaya yöneltme psikosundanda sakıncalı gördüm.

    Aile kavramından açıklama yapmasaydınız (İki kız çocuğu var gibi) daha az negatif etkili olurdu diye düşündüm.

    Çalışmalarınızın ve başarılarınızın oluşmasını dilerim.

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye sahrabetis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Nerden
    Aslen Gürcistan ama ANkara'da yaşıyorum
    Yaş
    40
    Mesaj
    1.325
    Rep Gücü
    19339

    Cevap: konuşmaya bile değmez - hikaye

    Yorum için teşekkür ederim . BU ilk deneme idi , dilerim bir dahakinde daha olumlu birşey çıkar ortaya . Sağolun okuduğunuz için :)

  5. #5
    - Çevrimdışı
    yeni üye TEMREN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Nerden
    Ankara
    Yaş
    46
    Mesaj
    54
    Rep Gücü
    17

    Cevap: konuşmaya bile değmez - hikaye

    Bence ilk deneme için mükemmel olmuş. Ufak tefek hatalara hiç aldırış etme. Sende gelecek var, bunu edebiyat okumuş biri olarak söylüyorum sakın pes etme...

  6. #6
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye sahrabetis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Nerden
    Aslen Gürcistan ama ANkara'da yaşıyorum
    Yaş
    40
    Mesaj
    1.325
    Rep Gücü
    19339

    Cevap: konuşmaya bile değmez - hikaye

    Çok teşekkür ederim , moral vermiş oldunuz . Ayrıca okuduğunuz için de teşekkür ederim . :)

  7. #7
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye sahrabetis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Nerden
    Aslen Gürcistan ama ANkara'da yaşıyorum
    Yaş
    40
    Mesaj
    1.325
    Rep Gücü
    19339
    EVLİ ADAM

    Kış mevsiminin o muazzam mucizesi olan kar , usul usul yağıyor ve görenler için “ acaba tutar mı?” sorusunu akla getiriyordu. Pelin de istisna olmayı başaramamış ve mutfak camından dışarıyı seyrederken zihninde bu soru belirivermişti. Kar yağışını çok sevmesine rağmen , bu sefer tutmasını istemiyordu çünkü sevgilisi yedi tepeli kentten gelecekti . Yollardaki en ufak bir pürüz bile buluşmalarını geciktirebilirdi.

    Nasıl da heyecanlı idi genç kadın . Güneşin doğuşunu bile beklemeden kalkmış ve mutfak penceresinden dışarıyı seyre dalmıştı . Çok kısa bir süre önce yaklaşık bir yıl süren bir ilişkisini bitirmiş olmasına rağmen , kalbi yine çarpmaya ve nefessiz kalmaya başlamıştı bile.

    Yeniden aşkı tadıyor , kimselere hesap vermeden , sınırsızca aşkını yaşıyordu . Korkuyordu , hem de deliler gibi korkuyordu . Her zamanki gibi rüyaymışcasına başlayan bu ilişkinin de kabusa dönmesinden ve elindeki bu değerli mücevheri ansızın kaybetmekten ölesiye korkuyordu . İşte bu sabah uykusuz kalmasının sebebi de buydu . Yorgun bir işgününün ardından evine geç saatte gelen Pelin , sancılı rüyalar görmüş , tedirgin bir gece geçirmiş ve en sonunda da çareyi kalkmakta bulmuştu.

    Bugün sevdiği geliyordu . İstanbul-Ankara arasında devam eden aşk , artık tek kentte hayat bulacak ; Ankara , onların kutsal aşkının da başkenti olacaktı . Saatler vardı Ercüment’in gelmesine ama dakikalar bile ilerlememek için sanki akrep ve yelkovan ile işbirliği yapmışlardı .

    Sabahın ilk ışıkları evin içine süzülmeye başladığı sırada , Pelin biraz rahatlamak için banyo yapmaya karar vermişti . Mutfaktan çıkıp salondan geçerken , sevgilisinin ona hediye ettiği tabloya gözü takıldı . Yarısı Ankara diğer yarısı da İstanbul figürleri ile dolu olan tabloya uzaktan bakınca , resme gizlenmiş halde kendi resminin de silüet olarak durduğunu fark etti . Bunu nasıl da görememişti . Ya hiç fark etmeseydi , ya “tablodaki sessiz varlığı” bilinmeyen olarak kalsaydı ? Tüm bunları düşünürken , aşkının bu zarif düşüncesi karşısında yüzünde hoş bir tebessüm oluşmuştu . Adımlarını hızlandırarak banyoya gitti .

    Omuzlarına kadar uzanan kıpkırmızı boyanmış saçları ve bal rengi , iri ama çekik gözleri vardı . Işıl ışıl gözleri ile dikkat çekmeyi başaran bir kadındı . İlk bakışta gözlerindeki ışığı ve masumiyeti fark edemeyen çok az kişi olmuştu şu ana dek . Bu da onu farklı ve özel yapıyordu . Ruhunun çekiciliği , masumluğu , vahşiliği , duruluğu , kısacası tüm benliği gözlerinde saklanmış gibiydi . Pelin de bunu biliyor ve gözlerini daha da belirgin hale getirmek için hep koyu makyaj yapmayı tercih ediyordu .

    Küveti doldurup yarım saat kadar keyif yapmaya karar verdiği anda içerde çalan cep telefonunun sesini duydu . Banyonun suyunu çabucak açıp yatak odasına koştu . Arayan Ercüment idi . Yolda olduğunu ve iki saat sonra Pelin’i kollarına alacağını söyledikten sonra , gönülden yolladığı öpücüklerle telefonu kapattı . Pelin’in heyecanı ve sabırsızlığı bir kat daha artmıştı . Banyoya gidip dolmaya başlamış olan küvetin tıpasını çıkarttı . İçeriye girip çabucak bir duş aldı ve odasına gitti . Hazırlanmalı idi . Neler giyeceğini seçmeli ve sonra sevgilisine güzel bir kahvaltı hazırlamalı idi .

    İşte işin en zor yanı burası idi . Oldukça büyük olan yatak odasının bir tarafı tamamen giysi dolabıydı ve şık giyinmeye dikkat ettiği için , kıyafet konusunda oldukça geniş bir yelpazeye sahipti . Onca kıyafetin içinde , sevdiğine layık olanı bir türlü seçemiyor ve kıyafetleri birbiri ardına giyip çıkartıyordu . En sonunda kırmızı dekolte bir blüz ve siyah kısa bir etekte karar kıldı .
    Bunca şey yapmasına rağmen hala sevgilisinin gelmesine bir saat kadar zaman olduğunu fark eden Pelin evin içinde yarı huzursuz şekilde dolaşıp aklını dağıtmak için televizyon izlemeye karar verdi . Televizyonu hele de haberleri izlemeyi hiç sevmez bilakis mümkün mertebe uzak dururdu çünkü anne ve babasının trafik kazasında vefat ettiklerinin haberini de televizyondan almış ve uzun süreli bir tedavi süreci yaşamıştı. Hayatının en travmatik ve bir o kadar da anımsanmak istenmeyen dönemi idi ama artık tutunacak bir dalı vardı ve çok mutluydu. Yedi tepeli kent ona mucizevi bir aşk yaşatmış ve hayallerini süsleyen beyaz saçlı prensi ile tanışmıştı.

    İşte bugün büyük gündü çünkü sevgilisi artık hep Ankara’da ve onunla beraber olacaktı ama dakikalar geçmek bilmiyor , her an , ömürden ömür götürürcesine sancılı oluyordu. Pek çok hayali vardı Pelin’in Ercüment’e dair . Öncelikle süregelen bu birlikteliğe resmi bir isim koyacak ve en kısa sürede sevdiği adamdan minicik bir bebek dünyaya getirecekti. Çocukluğundan beri özendiği mutlu aile tablosunu kendi hayat fırçası ile çizecek ve ömür boyu çürümeyecek bir çerçevenin içine sıkıca yerleştirecekti. Bunları düşünürken bile kalbinin daha hızlı atmaya başladığını ve sevgilisini ne denli çok sevdiğini fark etti .

    Pencereden görünen o gelin gibi beyaz Ankara manzarası içindeki huzurun artmasını sağlamış ve modern döşenmiş salonundaki deri kırmızı koltuğa sakince oturmuştu. Kolundaki saate bir kere daha bakan Pelin artık kavuşmak için sadece dakikaların kaldığını anlamış ve yüzüne hoş bir tebessüm yerleşivermişti. Gerginliğinden eser kalmadan usulca koltuğun arkasına yaslanan Pelin , mutlu bir ifade ile gözlerini yumarak Ercüment’in kollarında olacağı birkaç dakika sonrasını hayal etmeye başlamıştı ki o ismi duydu : “Ercüment Kara” ... Derin bir sarhoşluk hissediyor ve imsin nereden geldiğini anlamaya çalışıyordu . Paniklemiş ve şaşırmıştı. Bir anlık tepki ile televizyona başını çevirdiğinde ekranda sunucunun ismi yinelediğini duydu. “ Bolu’da Trafik kazası ... İstanbul’dan Ankara’ya gitmekte olan 34 EK 881 plakalı araç yoğun kar yağışı ve buzlanma sebebiyle kaza yaptı . Ünlü iş adamlarımızdan Ercüment Kara ve araçta yanında olan eşi Neriman Kara olay yerinde öldüler. Allah’tan rahmet ve sevenlerine baş sağlığı diliyoruz.”

    Pelin , sadece televizyona bakıyor ama artık hiçbir şey duymuyordu ......

    Sahrabetis

  8. #8
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesaj
    1.271
    Rep Gücü
    39041
    hikayenin sonunda adamın evli olması beni şaşırttı ..çok seviyordu halbuki adamı..;(
    bir insan neyden korkuyorsa o başına geliyor maalesef..yine televizyon ve yine kaza.üstelik evli bir adam;( tebrik ederm güzeldi.
    Konu shgiptare tarafından (16-08-2009 Saat 06:03 PM ) değiştirilmiştir.

  9. #9
    - Çevrimiçi
    Süper Aktif Üye kirmizigül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Nerden
    Istanbul, Turkey, Turkey
    Mesaj
    3.148
    Blog Mesajları
    22
    Rep Gücü
    18820
    yüregine kaleminenmsaglik güzel bir hikayeydi paylasim icin tesekkürler.

  10. #10
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye sahrabetis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Nerden
    Aslen Gürcistan ama ANkara'da yaşıyorum
    Yaş
    40
    Mesaj
    1.325
    Rep Gücü
    19339
    Teşekkür ederim arkadaşlar hem okuduğunuz hem de yorumladığınız için ...

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Konuşmaya Değer İnsanlar
    İnci Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 15-09-2010, 05:04 PM
  2. Insan Neden Yaşar Sonunu Bile Bile?
    dogangunes Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 5
    Son mesaj: 21-07-2010, 01:15 PM
  3. Değmez bir aşk için ölmeye..
    AykutAydin Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 12-04-2010, 06:39 PM
  4. Gelmeyeceğini bile bile beklemek
    eмiLy Tarafından Süper Sözlük Foruma
    Yorum: 6
    Son mesaj: 05-12-2009, 09:09 PM
  5. Düşünce, Akla nazar değmez
    SAHARAY Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 16-05-2008, 11:32 AM
Yukarı Çık