Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 Toplam: 4
  1. #1
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Osmanlı Hat Sanatı

    Merhaba



    Hat Sanatının Tarihi Seyri

    Hat sanatı, Arap harfleri çevresinde oluşmuş güzel yazı sanatıdır. Bu sanat Arap harflerinin 6. yüzyıl ve 10. yüzyıl arasında geçirdiği bir gelişme döneminden sonra ortaya çıkmıştır. Hat, Arapça çizgi demektir.

    Türkler, Müslüman olduktan ve Arap alfabesini benimsedikten sonra uzun bir süre hat sanatına herhangi bir katkıda bulunmamışlardır, bu dönemde Hat sanatının Mükemmel örneklerine Rastlamak mümkün değildir.Bu dönemdeki biçim ve üslup var olan gelişmiş Türk Hat Sanat'ına benzememektedir. Türkler hat sanatıyla Anadolu'ya geldikten sonra ilgilenmeye başladığı tahmin edilmektedir. Bu alanda en parlak dönemlerini de Osmanlılar zamanında yaşadılar. Yakut-ı Mustasımi'nin Anadolu'daki etkisi 13. yüzyıl ortalarından başlayıp 15. yüzyıl ortalarına kadar sürdü.

    Bu yüzyılda yetişen Şeyh Hamdullah (1429-1520) Yakut-ı Mustasımi'nin koyduğu kurallarda bazı değişiklikler yaparak Arap yazısına daha sıcak, daha yumuşak bir görünüm kazandırdı. Türk hat sanatının kurucusu sayılan Şeyh Hamdullah'ın üslup ve anlayışı 17. yüzyıla kadar sürdü. Hafız Osman (1642-98) Arap yazısına estetik bakımdan en olgun biçimini kazandırdı. Bu tarihten sonra yetişen hattatların hepsi Hafız Osman'ı izlemişlerdir.

    Türkler altı tür yazı (aklâm-ı sitte) dışında, İranlılar'ın bulduğu tâlik yazıda da yeni bir üslup yarattılar. Önceleri İran etkisinde olan tâlik yazı 18. yüzyılda Mehmed Esad Yesari (ölümü 1798) ile oğlu Yesarizade Mustafa İzzet'in (ölümü 1849) elinde yepyeni bir görünüm kazandı. Türk hat sanatı 19. yüzyılda ve 20. yüzyıl başlarında da parlaklığını sürdürdü, ama 1928'de Arap alfabesinden Latin alfabesine geçilince yaygın bir sanat olmaktan çıkıp yalnızca belirli eğitim kurumlarında öğretilen geleneksel bir sanat durumuna geldi.

    HAT TÜRLERİ

    Hat sanatının doğduğu dönemde ortaya çıkan altı tür yazı vardır. Bunlara sitte denir. Kufi, Tevki, Sülüs, Reyhani, Nesih, Rika. Bunlardan bir kısmı köşeli bir kısmı yuvarlak hatlardır. Kufi, köşelidir. Nesih, sülüs, rik'a,tevkii, tomar, muhakkak, gubari ise yuvarlak hatlardır. Bölgelere göre hatlar Mağribi (Kayrevani, Endülüsi, Fasi, Mağribi, Sudani), Talik (Talik, nestalik, Divani, Şikeste, Divani Celi), Uzakdoğu (Sini, Cavi)'dur.

    Şekillerine Göre Hatlar
    Arab caligramı bir kuş biçimindeİranlılar'ın bulduğu tâlik dışında başka birçok yazı türü daha vardır. Bunların bir bölümü fazla yaygınlaşamamış, bir bölümü de belli alanlarda kullanılmıştır. Örneğin Türkler'in geliştirdiği divani yazı yalnızca Divan-ı Hümayun'da yazılan önemli belgelerde, yazılması ve okunması özel eğitim gerektiren siyakat ise mali kayıtlarda kullanılmıştır. Kolay yazıldığı için günlük yaşamda yaygın olarak kullanılan bir yazı türü olan rik'a da 19. yüzyılda sanat yazısı durumuna gelmiştir. Rik'a ile altı yazı türünden biri olan rika birbirine karıştırılmamalıdır.

    Büyüklüklerine Göre Hatlar

    Hat sanatında yazılar büyüklüklerine göre de farklı adlarla anılırdı. Duvarlara asılan levhalarda, cami, türbe gibi dinsel yapılardaki kuşak ve kubbe yazılarında, her tür yazıtta kullanılan ve uzaktan okunabilen yazılara iri anlamında: celi adı verilirdi. Daha çok sülüs ve tâlik yazının celisi kullanılmıştır. Alışılmış boyutlardan daha küçük harflerle yazılan yazılara hurde, gözle kolay seçilemeyecek boyuttaki yazılara da gubari (toz) denilirdi.

    Hat Türleri

  2. #2
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Hat Sanatı Ve Yansımaları

    Merhaba


    Bursa Ulu Camii *

    Efendim Hat sanatının bizde ne denli önemli olduğunu biliriz. Camilerimizde, el yazmalarımızda örneklerini bolca görmüşüzdür. Hat sanatı resmin heykelin yerini almıştır ve birçok yazı çeşidi ile önemli bir sanat dalı haline gelmiştir. Çiçekli, köşeli, yuvarlak, geometrik unsurların kullanıldığı çeşitler adeta yazı şöleni sunar. Osmanlı döneminde de hakkettiği yeri almıştır ,hatta şehzadelere büyük üstadlar tarafından ders olarak gösterilmiştir. Tarih sayfalarından bir durum; Sultan Bayezıd II. nin şehzadeliği zamanında hocası Şeyh Hamdullah yazısını yazarken hokkasını tutacak kadar ona hürmet eder ve sultan ustasına sorar: Arap diyarında ve İran’da benzeri olmayan bize has bir yazı yazmak mümkün olmaz mı? Bunu demesi üzerine Şeyh Hamdullah kırk gün kimse ile konuşmadan altı yeni üslupla yazı şekli meydana getirmiştir ( Aklam-ı sitte).

    Peki, hat sanatına gönül vermiş bir adam düşünün hem de öyle bir gönül vermiş ki yaptırdığı camide gözümüze çarpan bir ayrıntı vardır. Defterdar Nazlı Mahmud Çelebi; Kanunu Devri’nde yaşamış bir defterdardır ve Eyüb semtinde yaptırdığı caminin minaresinde hiç de alışık olmadığımız bir simgeyi koydurmuştur. Camilerde minarenin tepesinde bulunan alem - kubbe ve minare gibi tepe noktalarında yer alan hilal biçiminde bakır ya da tunçtan yapılmış süs öğesi -bu camide başka türlü yansımıştır. Kiliselerde haç işareti görürüz tepe noktasında, camilerde hilal ama defterdar Nazlı Mahmud Çelebi farklı bir alem istemiştir ve alemi 90 derece açılı ikiz şeklinde yaptırıp, hilallerin birleştiği yere madeni bir hokka, içine de madeni bir kalem koydurmuştur. Bence çağının en büyük reformudur hatta şimdiyi de içine alırsak, şaşırtıcı bir istek ve alkışlanacak bir durumdur. Ne yazık ki 1766 İstanbul depreminde kalemin düştüğü söyleniyor daha sonra ise hokka da kaybolmuştur. Bunun yanı sıra Nazlı Mahmud Çelebi’nin türbesi hakkında tam bilgiye sahip değiliz çünkü kitabesi kırılmıştır.

    Nazlı Mahmud Çelebi’nin hat sanatına gönül vermiş olduğundan böyle bir istekte bulunduğu düşünülmektedir. Nedendir ne içindir bilinmez ama böyle bir isteğin reddedilmemesi ve dini bir simge yerine hokka ve kalem koydurtmak hayli şaşıracak bir durumdur. Sanırım tarihimizin hiç değerini bilmiyoruz en son yeniden hokka ve kalemin yaptırılması istenmişti ve 2007 yılında alem yerine konuldu. En önemli noktayı söylemedim bu eser elbette büyük üstad Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Yazının kutsallığı defterdar Nazlı Mahmud tarafından çok güzel bir şekilde günümüze kadar aksetmiştir. Bu noktada Kuran-ı Kerim’in ilk ayeti aklıma geliyor ve diyorum ki, yazı nasıl bir büyü sunuyor ki bütün benliğimizi başka dünyalara alıp götürüyor.

    Oktay Aslanapa; “Türk Sanatı”.


    “İstanbul Ansiklopedisi”, Defterdar Camii.
    Remzi Kitabevi,”Sanat Sözlüğü”.

    * Bursa Ulu Camii/ Kufi yazı: Özelliği doğru, daire, dikdörtgen gibi geometrik biçimlere indirgenmiş oluşudur.
    8. yy’da Arap kenti Küfe’de ortaya çıkmış.

  3. #3
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba

    Ustadan Hat Sanatına Örnek






  4. #4
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Selam!
















Benzer Konular

  1. Osmanlı Türk mü, Osmanlı'yı Türkler mi kurdu?
    YukseLL Tarafından Tarih Forum'u Foruma
    Yorum: 9
    Son mesaj: 12-03-2017, 09:13 PM
  2. Tüy sanatı
    dogangunes Tarafından Diğer Uğraş ve Hobiler Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 07-12-2008, 02:23 AM
  3. Cam sanatı
    Venhar Tarafından El Sanatları Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 24-03-2008, 02:02 AM
  4. çivi sanatı
    PAM.aRt Tarafından Diğer Uğraş ve Hobiler Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 03-12-2007, 01:11 AM
  5. kum sanatı
    Affrodit Tarafından Diğer Uğraş ve Hobiler Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 28-03-2007, 06:35 PM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık