Merhaba

Birileri bu Tanrıları boyamış olmalı!



Antik dönem heykellerinin rengarenk boyandıkları geçtiğimiz yıllarda keşfedilmişti. Bu keşfin en önemli
kanıtı olan İskender Lahdi’ne 1887’den beri İstanbul Arkeoloji Müzesi evsahipliği yapıyor. Geçtiğimiz
yıllarda antik dönem heykel sanatının bilinmezlerinden biri daha keşfedildi: Meğer antik dönem
heykelleri rengarenk boyalıymış. Bu keşfe göre, o devir sanatçıları, bugün müzelerde hayranlıkla
seyrettiğimiz heykellere son şeklini verdikten sonra üstüne bir kat da boya çekerlermiş. Heykelin ana
malzemesi olan mermeri de kendine has rengi için değil, boyayı iyi tuttuğu ve iyi gösterdiği için tercih
ediyorlarmış. Bu şaşırtıcı keşiften kendimize de pay çıkarabiliriz, çünkü keşfin en önemli kanıtı olan
İskender Lahdi’ne 1887’den beri İstanbul Arkeoloji Müzesi evsahipliği yapıyor. Müzenin onuru olan bu
eşsiz eseri ne zaman ziyaret etsem bakar bakar şaşardım; çünkü dört cephesini ve hatta kapağını
süsleyen heykelciklerin boyalı oluşu çok sıradışıydı. Kendi kendime “her halde birileri bunu sonradan
boyamış olmalı” derdim. Orjinalinin aslında boyalı olduğu kattiyen aklıma gelmezdi. Sanırım bizim
arkeologlar da aynı kanaatle bakıp bakıp şaşarken, 1980’lerin başında iki Alman Chr. Wolters ile V. von
Graeve, İskender Lahdi’ni ultraviyole floresans ışınlarıyla tarayarak, kimyasal ve fiziksel araştırmalar
yaparak boyanın özgün olduğunu kanıtladılar. İskender Lahdi’nden başka 1920’de Atina Akropolü’nde
de boyalı heykeller bulunmuştu. Ama bundan çok daha önce 1863’te, üzerinde zengin boya
kalıntılarıyla Augustus’un “Prima Porta” heykeli ortaya çıkarıldı. Keza Pompei’deki evlerde de boyanmış
dekoratif eserlere raslandı. Buluntularda keşfedilen boya pigmentleri eserlerin boyalı olduğunu
kanıtlıyordu. Binlerce yılın silip uçurduğu renkleri ortaya çıkarmak üzere 1980’de Alman Arkeoloji
Enstitüsü ve Alman Arkeoloji Vakfı 25 yıl sürecek bir çalışma başlattı. Bu çalışmanın sonuçları nihayet
Kopenhag, Roma, Basel, Amsterdam ve Vehbi Koç Vakfı sayesinde İstanbul’da sergilendi.



AphaiaTapınağı
Bazı eserlerin boyalı ilk hallerini gösteren imitasyonlardan oluşan sergi ilk bakışta hemen herkeste bir
“kich” duygusu yarattı. “İlkel, zevksiz, bayağı” bulundu. Çünkü Rönesans devri heykellerinin “süt beyazı
sadeleğiyle” önyargılıydık ve bu “lunapark çok renkliliğini” doğrusu yadırgamıştık. Çünkü Michelangelo,
Canova gibi Rönesans devri sanatçıları gibi biz de Antik dönemde heykellerin boyandığını bilmiyorduk.



Caligula
Sergi Avrupa’da ve İstanbul’da bu ortak tepkiyle karşılandı. Ancak yine bu çalışma sayesinde, Antik
dönemin çok renkliliğine önyargısızca teslim olanlar, ilk şaşkınlığı aşıp boyalı heykellerin “Antik bir sanat
biçimi” olduğunu öğrendiler.

TENEFÜS ZİLİ ÇALDI.: Sanat-Kültür