2. Sayfa, Toplam 5 BirinciBirinci 1234 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 20 Toplam: 44

Türkçemizi canlandırmaya ne dersiniz?

YAŞAM VE İNSAN Kategorisi Kültür, Sanat Forumunda Türkçemizi canlandırmaya ne dersiniz? Konusununun içerigi kısaca ->> Sn. erkişi yazınız için çok teşekkürler." Konuyu çok güzel sürdürüyorsunuz, emeğinize kuvvet ve sabır, metanetle;" demişsiniz öncelikle teşekkür ediyorum daha ...

  1. #11
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye Go[rk]eM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Nerden
    Ankara
    Mesaj
    479
    Rep Gücü
    98

    Cevap: Türkçemizi canlandırmaya ne dersiniz?

    Sn. erkişi yazınız için çok teşekkürler." Konuyu çok güzel sürdürüyorsunuz, emeğinize kuvvet ve sabır, metanetle;" demişsiniz öncelikle teşekkür ediyorum daha sonra da sizinde yardımlarınızı bekliyorum :)

  2. #12
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye Go[rk]eM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Nerden
    Ankara
    Mesaj
    479
    Rep Gücü
    98

    Cevap: Türkçemizi canlandırmaya ne dersiniz?

    Katip : Yazman....

    Mahlas : Takma ad.

    Entegre : Bütünleşmiş.

    Perseküte : perseküte bir paranoya (sanrısal bozukluk) çeşididir. bu tür kişiler başka insanların kendilerini öldüreceklerini sanırlar. perseküte bir kişi tanıdığı insaların yanında tanımadığı insanlardan bile "beni öldürecek" "beni zehirleyecekler" diye şüphe duyabilir.

    Vehim : Kuruntu

    Sepuki : efendilerini kaybeden roninlerin kaybettikleri onurlarını kazanmak için kılıçlarını bağırsaklarına sokarak hayatlarına son vermelerine deniyor sepuku...

    bu arada sakın sepukuyu harakiri ile karıştırmayın... harakiri bir intihardır ve başka ritüellere sahiptir... sepukuyu roninler yapar ve amaçları onurlarını kazanmaktır...

    Kallavi : Osmanlı zamanında sadrazam kavuğuna denirdi "Kallavi". Şimdilerde kallavinin heybeti yüzünden çok başka anlamlarda kullanılıyor.

    Mazoşizm : acıdan zevk almak...mazoşist kişiler acı çektmekten büyük zevk alırlar. kendilerine zarar vermelerinin yanında başkaları onlara zavar verdiklerinde hoşlarına gider

    Müteşekkir : 'Müteşekkir' kelimesi genellikle 'olmak' fiili ile kullanılır ve 'teşekkür borçlu olmak' anl***** gelmektedir..

    Sabi : ufak, tüyü bitmemiş çocuk.

  3. #13
    - Çevrimdışı
    1. avatar yarışma birincisi
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesaj
    399
    Rep Gücü
    151

    Cevap: Türkçemizi canlandırmaya ne dersiniz?

    gerçekten müteşekkirim size.:))) emeğinize elinize sağlık.
    devamını bekliyoruz.

  4. #14
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye Go[rk]eM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Nerden
    Ankara
    Mesaj
    479
    Rep Gücü
    98

    Cevap: Türkçemizi canlandırmaya ne dersiniz?

    Küfelik : cok sarhos olmus kisiye verilen ad. eskiden meyhanede cok icen kisileri hasirdan yapilma kufelerin icinde eve gotururlermis.

    Münakaşa : Tartışma,laf kavgası

    iğfal : Aldatma,Kandırma,baştan çıkarma

    İllegal : YasaL oLmayan,Kanunsuz ..

    Aymazlık : Çevresinde ne olup bittiğinin ayrımına varmama.

    İflah : Kurtuluş, gücün tükenmesi.

    Reiki : "Rei" Tanrı bilincine sahip, bilgili, akıllı ve yaradılıştaki sevgi gücüne sahip demektir. "Ki" ise enerji anl***** gelir.

    Etik : Bir meslek grubunun uymak zorunda olduğu davranışlar bütünü.

    Kasvet : Sıkıntı, iç sıkıntısı.

    Tezat : Edebiyat anlatımda birbirine karşıt iki sözü yan yana kullanma.

    Vefasız : aşkı,sevgiyi bilmeyen dalga geçmesini seven kişiler

    İcar : Kira

  5. #15
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye Go[rk]eM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Nerden
    Ankara
    Mesaj
    479
    Rep Gücü
    98

    Cevap: Türkçemizi canlandırmaya ne dersiniz?

    Alıntı mrs.x.ray´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    gerçekten müteşekkirim size.:))) emeğinize elinize sağlık.
    devamını bekliyoruz.
    Teşekkür ediyorum ve sizlerinde yardımlarınızı bekliyorum ama hala kimse yardım etmiyor:) Bir kelime bile olsa lütfen çekinmeyin.

  6. #16
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye Go[rk]eM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Nerden
    Ankara
    Mesaj
    479
    Rep Gücü
    98

    Cevap: Türkçemizi canlandırmaya ne dersiniz?

    Zıkkım : arapça kökenli zehir anl***** gelen isim.

    Entellektüel : bilim, teknik ve kulturun degisik dallarinda ozel ogrenim gormus kimse, aydin, munevver kisi

    Zımbırtı : Telli bir çalgıyı acemice çalarak çıkarılan çirkin ses.

    Parşömen : Eskiden yazı yazmak için hazırlanan deri..

    İdealist : kendi derdine dusmeyip daha genele yonelik amaclar icin ugrasan, basit engellerle yilmayan azimli kisi.

    Sadakat : İçten bağlılık, sağlam, güçlü dostluk.

    Müptela : Herhangi bir şeye bağlanma durumu...

    Aşina : Bildik tanıdık anl***** gelir...

    Mukabil : Bir şeye karşılık olarak yapılan, bir şeyin karşılığı olan.

    Katiyen : Hiçbir zaman, asla anl***** gelir...

    Haşat : Darmadağınık, işe yaramaz, bozuk, kötü.

    Serzeniş : Herhangi bir olaydan dolayı yakınma...

  7. #17
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesaj
    1.002
    Rep Gücü
    1278

    Cevap: Türkçemizi canlandırmaya ne dersiniz?

    Mankurt: Anlamını açıklamayı değerli üyemize bırakıyorum ve istirham ediyorum,

    bende bir romandan alıntı ile konuya değişik bir renk katmayı planladım, umarım okunur.
    Cengiz Aytamov'un bir eserinden alıntıdır.

    "GÜN OLUR ASRA BEDEL

    Yedigey, demiryolunda çalışan bir işçidir. Kazangap’ın öldüğünü, o gün çalıştığı için karısı gelip haber verir. O da gerekli hazırlıkları yapmak için izin almayı düşünür. Çünkü cenazede bütün yük onun omuzlarında olacaktır. Cenaze duasını dahi onun okuması gerekir çünkü Yedigey kimsenin dua okumayı bildiğini düşünmez. Bu konu ile ilgili arkadaşı Şahmerdan ile aralarında şöyle bir konuşma geçer:
    ŞAHMERDAN: Dua mı okuyacaksın? Sen mi? Boranlı Yedigey mi dua okuyacak?
    YEDİGEY: Evet ben! Dua etmesini bilirim ben!
    ŞAHMERDAN: Yaa, altmış yıllık Sovyet yönetiminden sonra hala dua mı biliyorsun?
    YEDİGEY: Bırak böyle konuşmayı Şahmerdan! Sovyet hükümetinin ne ilgisi var şimdi? Ta eski çağlardan beri ölen bir insan için dua okunur. Ölen bir insandır, hayvan değil!”


    Burada da görüldüğü gibi Sovyet yönetimi insanların dini hayatlarına da müdahale etmektedir. Yedigey Şahmerdan’a katılmıyor gibi konuşur fakat kendisinden başka dua edecek kimsenin olmamasının sebebinin Sovyet yönetimi olduğunu da çok iyi bilmektedir.


    Yedigey cenaze için Kazangap’ın kızlarına ve oğlu Sabitcan’a da haber verir. Eve vardığı gibi de cenaze hazırlıklarına başlar. Kazangap’ın oğlu Sabitcan gelir ve hiçbir işe yardım etmeden misafir gibi oturur. Yedigey bu duruma hem kızar hem üzülür çünkü Kazangap bu çocuğu okutmak için neler çekmiştir. Sabitcan okumasına okumuştur ama adam olamamıştır. Okumuş olduğu için köydeki insanlara hava atmaktadır. Yakında, insanların görünmeyen bir güçle kontrol edileceğini, ona göre yiyip içeceklerini ona göre yatacaklarını anlatır. Ona göre böylece her şey düzene girecek ve huzur olacaktır. Teknolojideki gelişmelerden bahsederek insanları hayrete düşürür ve onlara üstünlük taslar.

    Yedigey, Kazangap’ı yıkadıktan sonra onu defnetmek için Ana Beyit mezarlığına götürmek üzere yola çıkarlar. Fakat Sabitcan oraya kadar gitmeye gerek olmadığını, köye yakın olan bir mezarlığa da gömülebileceğini söyler. Hâlbuki Ana Beyit’e gömülmek Kazangap’ın vasiyetidir. Sabitcan için bunun bir önemi yoktur. Onun için ölüye saygı duymak, geleneklere uymak gibi değerler bir anlam ifade etmez. Yani Sabitcan Sovyet rejiminin kuklası olmuştur.


    Kazangap’ın gömüleceği Ana Beyit mezarlığı, ismini bir efsaneden almıştır. Eskiden Juan-Juanlar civar köylere saldırarak orada yaşayanları kaçırıp mankurtlaştırırlar. Böylece bütün işlerini yapacak, itaatkâr bir köleye sahip olurlar. Nayman Ana’nın oğlu da kaçırılanlar arasındadır. Nayman Ana oğlundan uzun zaman ayrı kalır. Bir gün bozkırda bir mankurt olduğunu duyar ve onun kendi oğlu olabileceğini düşünerek yollara düşer. Sonunda oğlunu bulur fakat oğlu bir mankurt olduğu için onu tanımaz ve kendisine verilen emir gereği Nayman Ana’yı öldürür. O zamandan beri o mezarlığa Ana Beyit mezarlığı denir. Bu da efsanelerin hala yaşadığına dair bir kanıttır.

    Yedigey mezarlığa doğru ilerlerken Abutalip ve Zarife’yi düşünür. Onlar köye sonradan gelmiştir. Abutalip aslında öğretmendir. Savaş çıkınca orduya katılır ve savaşta Almanlar’a esir düşer. Kurtulduktan sonra da başı dertten kurtulmaz onun bir Alman casusu olduğunu düşünürler görevden alırlar. O da karısı ve çocuklarıyla bozkırın ortasında olan bu köye yerleşirse kimsenin onu rahatsız etmeyeceğini düşünür ve böylece gelirler. Zarife de öğretmendir. İkisi de okumuş, bilgili kimselerdir.


    Abutalip demiryolundan ve çocuklarından arta kalan zamanlarında, genellikle geceleri sürekli yazar. Onun ışığını gören Yedigey bir gün merak eder ve ne yaptığını sorar. Abutalip her gece anılarını yazmaktadır. İleride çocuklarının her şeyi öğrenmesini ve onlara bırakacak bir mirası olmasını ister. Ayrıca sözlü kültürün bir ürünü olan türküleri de deftere kaydetme çabasındadır. Böylece onları zamanla kaybolmaktan kurtaracaktır. Yedigey’e şunları söyler: “Bizim eski türkülerimizi de kaydediyorum. Onları kaydeden bir yazar olmazsa zamanla unutulup gider ve bir daha kimse hatırlamaz. Bana göre bu türküler bizim geçmişimizi anlatan belgelerdir.” Bu da, Abutalip’in geçmişine, geleneklerine ve kültürüne değer veren bir insan olduğunu gösterir. Fakat kötü talih Abutalip’in yakasını bir türlü bırakmaz ve yazdıkları bir şekilde duyulur. Demiryoluna bir müfettiş gelir ve Abutalip hakkında herkesi sorguya çeker. Sorgu sırası, Yedigey’e gelir. Yedigey Abutalip’in yanlış bir şey yaptığını düşünmez ona göre tehlikeli bir durum yoktur fakat müfettiş ona şunları söyler: “Herkes her aklına geleni yazarsa ne olur? Bunu düşündün mü hiç! Herkes her aklına geleni yazacak ha! Sonu nereye varır bunun? Bu yanlış fikirleri nereden aldın sen? Böyle şeylere izin verecek değiliz. Karşı devrime izin vermeyiz!”. Aslında müfettiş ortada bir suçun olmadığını çok iyi bilmektedir fakat yönetime yaranmak amacıyla böyle davranır ve Abutalip’i tutuklar.


    Yalnız kalan Zarife zor günler geçirir. Onu ve çocukları yalnız bırakmak istemeyen Yedigey onlarla her zamankinden daha fazla ilgilenir. Fakat bu fazla ilgi zamanla aşka dönüşür. Bu durum evli olan bir adam için hoş değildir. Yedigey’in bu hali romanda anlatılan Raymalı Aga destanı ile benzerlik gösterir. Raymalı Aga da altmışından sonra genç biz kıza gönül verdiği için çevresi tarafından dışlanır. Yedigey biraz da bundan korkar.


    Yedigey yol boyunca aklından bunları geçirir. Mezarlığa da yaklaşmışlardır. Ama birden hepsi şaşırır çünkü önlerine bir tel örgü çıkmıştır ve ilerlemelerini engeller. Gözlerine bir kapı ilişir fakat kapıda bir asker nöbet tutmaktadır. Bu alan uzay araştırmaları için ayrılmıştır ve içeriye girmek yasaktır. Yedigey içeriye girebilmek için durumu izah eder fakat asker yabancıların içeriye kesinlikle giremeyeceğini söyler. Bu durum Yedigey’e dokunur çünkü kendi toprağında yabancı konumuna düşmek ona acı verir. Sabitcan ise bu duruma çok sinirlenir ve “Kim ne yapsın senin mezarlığını? Adamlar uzay meseleleri ile uğraşıyor!” diyerek Yedigey’i küçümser. Romanın en acınacak tipi Sabitcan’dır çünkü o da Nayman Ana’nın oğlu gibi mankurtlaşmıştır. Kendi toplumuna, dini ve ahlaki değerlerine yabancılaşmıştır. Bunun sebebi de yeni rejimdir. Yedigey de Sabitcan’ın bu tavrı üzerine onun, kendi anlattığı gibi uzaktan kumanda edilen insan tipine ne kadar uygun olduğunu düşünür.


    Ellerinden bir şey gelmediğini anlayınca Kazangap’ı gömmek için başka bir yer bulurlar. Bu sırada onları bir çaylak takip etmektedir. Çaylağın dikkatini Yedigey’in köpeği çeker. Çaylak, köpeğin niye o insanların yanında durduğunu, niçin onların yanında ayrılamadığını merak eder. Çaylak bu soruyu köpeğe değil de sanki Yedigey’e sormaktadır.


    Ölüyü defin işlemi bittikten sonra Yedigey yanında bulunanlara, öldüğünde kendisini de Kazangap’ın yanına gömmelerini ister. O esnada uzun süredir tepelerinde uçan çaylağı görür. Ve içinden şöyle der: “Eğer insanın ruhunun ölümden sonra başka bir yaratığın bedenine geçtiği doğru ise, ben, bir karınca olmak yerine akkuyruklu bir çaylak olmak isterim. O zaman, şu tepemizde süzülen çaylak gibi ben de yükseklerde uçup bu vatan topraklarını seyrederim, gözerimi topraklardan hiç ayırmam.” Yedigey bunları söyleyerek özgürlüğe olan hasretini ve vatan sevgisini dile getirmiştir. Bu cümlelerde rejime karşı gizli bir sitem ve sessiz bir baş kaldırış vardır. Roman ise rejime yapılan apaçık bir eleştiridir.
    Alıntıdır.

  8. #18
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye Go[rk]eM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Nerden
    Ankara
    Mesaj
    479
    Rep Gücü
    98

    Cevap: Türkçemizi canlandırmaya ne dersiniz?

    Bu hikayeyi bir abim anlatmıştı ve mankurt kelimesini duyunca hatırladım.

    "Bir Kırgız efsanesinden esinlenerek yazdığı "gün uzar yüzyıl olur" adlı romanında ortaya attığı bütün dünya dillerine çevrilmiştir. Ve burada benim en çok şaşırtan işgence şekilleri olmuştur. Efsaneye göre; düşmanların ele geçirdikleri kölelerin kafaları traşlanarak deve derisinden yapılmış bir başlık geçirilen insanlar güneşte bırakılırlar. zamanla kuruyan deve derisi kafaya sıkıca yapışır. bu arada yeniden uzayan saçlar çıkacak yer bulamazlar ve kafanın içine (beyine) doğru uzarlar. kişi, zamanla hafızasını kaybederek yaşayan bir robota dönüşür. Köle sahibinden başka kimseyi tanımaz ve yalnızca ona itaat ediyor."
    Maalesef daha kitabı okuma fırsatını elde edemedim :(


    Mankurt : Bazı işlemler sonucu öz benliğini yitirerek kendisini kimliksizleştiren düşmanının kuklası haline gelmiş bir zavallı insan tipidir.(Vikipedi)

    Hikaye ayrı bir renk kattı çok Teşekkürler

  9. #19
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye Go[rk]eM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Nerden
    Ankara
    Mesaj
    479
    Rep Gücü
    98

    Cevap: Türkçemizi canlandırmaya ne dersiniz?

    Sittinsene : sonsuza değin, ömür boyu.(sittin arapçada 60 demektir.)

    Yobaz : dini taassubunu başkalarını rahatsız edecek şekilde ileri götüren, sataşkan, kaba sofu

    Sefa : Gönül rahatlığı, rahatlık, kaygısız ve sakin olma.

    Cefa : Büyük sıkıntı, üzgü, eziyet, zulüm anl***** gelir.

    İdol : Çok tanrılı dinlerde tapınılacak nesne

    Sİnerji : Bir işi yapmak ve sonuçlandırmak için varılan ortak istek, güç.

    Suare : sinema, tiyatro, konser vb. sanatsal etkinliklerin gece gösterisi

    Vuslat : Sevgiliye kavuşma.

    Megoloman : narsistlikle özdeşebilen kendine aşırı güvenme ve kendini üstün görüp beğenme eğilimi,uçuculuk

    Rehavet : Rahatlamak .

  10. #20
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesaj
    1.002
    Rep Gücü
    1278

    Cevap: Türkçemizi canlandırmaya ne dersiniz?

    Alıntı Go[rk]eM´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sittinsene : sonsuza değin, ömür boyu.(sittin arapçada 60 demektir.)

    Yobaz : dini taassubunu başkalarını rahatsız edecek şekilde ileri götüren, sataşkan, kaba sofu

    Sefa : Gönül rahatlığı, rahatlık, kaygısız ve sakin olma.

    Cefa : Büyük sıkıntı, üzgü, eziyet, zulüm anl***** gelir.

    İdol : Çok tanrılı dinlerde tapınılacak nesne

    Sİnerji : Bir işi yapmak ve sonuçlandırmak için varılan ortak istek, güç.

    Suare : sinema, tiyatro, konser vb. sanatsal etkinliklerin gece gösterisi

    Vuslat : Sevgiliye kavuşma.

    Megoloman : narsistlikle özdeşebilen kendine aşırı güvenme ve kendini üstün görüp beğenme eğilimi,uçuculuk

    Rehavet : Rahatlamak .
    Güncel dilimizde hala var olan kelimelerle zenginleşen konunuzu zevkle okumaya devam ediyoruz. emeğine sağlık.

    Bu arada iki kelimeyi anlam bakımından zenginleştirelim müsadenle.
    YOBAZ:
    1 . Dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran, başkalarına baskı yapmaya yönelen (kimse):
    "Bu memleketi de dört buçuk yobaza bırakamayız."- A. Gündüz.
    2 . mecaz Bir düşünceye, bir inanca aşırı ölçüde bağlı olan (kimse).
    3 . halk ağzında Kaba saba, inceliksiz (kimse). Alıntı:TDKurumu

    VUSLAT: Mevlana'da (CR) Hakka kavuşma

2. Sayfa, Toplam 5 BirinciBirinci 1234 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Jurassic Land İle Eğlenmeye Ne Dersiniz ?
    piyade Tarafından Diğer Uğraş ve Hobiler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 25-09-2013, 01:12 PM
  2. Rimelsiz, upuzun kirpiklere ne dersiniz?
    dogangunes Tarafından Güzellik, Bakım, Makyaj Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 24-06-2011, 03:43 AM
  3. her gün bir ayet bir hadise ne dersiniz...
    karaca10 Tarafından Dualar Hadisler Foruma
    Yorum: 35
    Son mesaj: 01-12-2010, 11:57 AM
  4. itikafa girmeye ne dersiniz?
    d.feneri Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 19-09-2008, 02:32 AM
  5. Acısız güzelleşmeye ne dersiniz ?
    Nil@y Tarafından Güzellik, Bakım, Makyaj Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 14-02-2008, 06:49 AM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık