1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 12
  1. #1
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555

    Vitamin ve Mineraller

    Vitaminler vücudun sağlıklı çalışması için gerekli organik maddelerdir. Vücutta belirli miktarda üretilen D vitamini ve bağırsaklarda bakterilerce bireşimlenen B vitamini dışındaki vitaminler vücutta üretilemez.

    Vitamin ve mineraller vücutta meta*bolizma ürünlerinin “koenzimleri” ola*rak görev alır. Yaşamın sürmesini sağ*layan biyokimyasal olayları gerçekleşti*ren birçok tepkimede özgül enzimler belirleyici bir rol oynar. Ama söz konu*su tepkimelerin hızla oluşması için birer koenzim olan vitamin ve mineraller ge*reklidir.

    Vitaminler kimyasal yapılan bakımından büyük farklılıklar gösterdi*ğinden tek bir kimyasal grupta toplana*maz. Harflerle adlandırılan bu maddeler yağda çözünen ve suda çözünen vita*minler olarak iki büyük grupta sınıflan*dırılır.

    Yeterli miktarda meyve ve sebzenin yanı sıra et, balık, yumurta gibi protein bakımından zengin yiyecekleri içeren dengeli bir beslenme sayesinde vücut için gerekli bütün vitaminler alınabilir. Vitaminlerin yetersiz alınması duru*munda vitamin eksikliğine bağlı çeşitli hastalıklar ortaya çıkar.

    Sağlıklı bir yaşam için gerekli vita*min ve mineral miktarlarını saptamak büyük önem taşıdığından bu konuda çe*şitli çalışmalar yapılmıştır. Günümüzde insan vücudu için gerekli bütün vitamin ve minerallerin belirlendiği sanılmakta*dır. Uzmanlar besinle alınması gereken (vitamin ve mineral miktarlarını yeni bileşenler ışığında sürekli güncelleştirmekte, ama söz konusu değerlerin kesin*den uzak ve ortalama rakamlar olduğu unutulmamalıdır.

    Bireysel vitamin ve mineral gereksinimi yaş, cinsiyet, kalıtım, çevresel etkenler, yaşam biçi*mi, özel durumlar ve bazı hastalıklar gi*bi kişiye özgü etkenlere bağlı olarak az ya da çok değişebilir.

    Hekimler birçok durumda hastaları*na ek vitamin almalarını önerirler. Be*sinlerle alınan vitaminlerin yetersiz ol*ması, bağırsaktan vitamin emilimini azaltan hastalıklar, büyüme, ağır beden*sel çalışma, gebelik, emzirme, âdet dö*nemleri, kronik hastalıklar gibi nedenlerle vücudun vitamin ve mineral ge*reksinimleri artabilir.

    Hipertiroidizm (tiroit bezinin aşın çalışması), ateşli en*feksiyon hastalıkları, doku kaybına ne*den olan hastalıklar da vitamin gereksi*nimini artırır. Piyasada tedavi edici ya da günlük gereksinimleri karşılayıcı dozda vitamin ve mineral içeren çeşitli ilaçlar bulunmaktadır. Bunlar hap, suda eriyen tablet ve içeriği damar ya da kas içine verilen ampul biçiminde olabilir.

    Yağda çözünen vitaminler vücut yağında depolanır. Bu gruba giren A ve D vitaminleri aşırı ölçüde alındığında yağ dokusunda birikebilir ve zehirlenmeye yol açabilir. B grubu vitaminler ve C vitamini ise suda çözünür. Suda çözünen vitaminler kısa sürede idrar yoluyla dışarı atılır ve aşırı miktarda alınsalar bile ender olarak ancak çok yüksek dozlarda zehirlenmeye yol açar*lar.

    kaynak

  2. #2
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    Vitaminlerin Fizyolojik Etkileri ve Rol Oynadıkları Süreçler

    A Vitamini Enfeksiyonlara karşı direnç

    B1 Vitamini Sinirsel dürtülerin iletilmesi; yağ metabolizması

    B2 Vitamini Hücre düzeyinde solunum uyarıcı; görme işlevi

    B6 Vitamini Doku metabolizmasının düzenlenmesi ;

    B12 Vitamini Alyuvar yapımı; sinir sistemi hücrelerinin işlevleri

    C Vitamini Hücre metabolizmasını uyarıcı; enfeksiyonlara karşı direnç; alerji önleyici etki

    D Vitamini Kemik için gerekli kalsiyum ve fosfor metabolizması

    E Vitamini Erkek ve kadın üreme hücrelerinin gelişimi; gebelik süreci

    K Vitamini Protrombin bireşimlenmesi; kan pıhtılaşması

    PP Vitamini Şeker yıkımında kullanılan enzimlerin bireşimlenmesi; Pellagra hastalığını önleyici erki

    kaynak

  3. #3
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    Suda Çözünen Vitaminler-1

    Suda çözünen vitaminler böbrek yoluyla hızla vücuttan atılır. Bu nedenle aşırı miktarda tüketilmeleri kullanıcıdan çok üreticiye yarar sağlar.

    C vitamini (askorbik asit) dışındaki vi*taminler B grubu altında toplanır. Tiyamin (Bi vitamini), riboflavin (B2 vita*mini), niyasin, piridoksin (B6 vitamini), pantotenik asit, inositol, biyotin, paraaminobenzoik asit (PABA), folik asit ve siyanokobalamin (B12 vitamini) iyi bilinen B grubu vitaminler arasında yer alır. Bira mayası ve karaciğer bu vita*minlerin başlıca doğal kaynaklandır.

    Tiyamin (Bi vitamini) - Saf olarak el*de edilen ilk vitamindir (1926). Vücutta tiyamin pirofosfat biçiminde koenzim işlevi görür ve karbonhidrat metaboliz*masında önemli bir rol üstlenir.

    Tiyamin eksikliği beriberi denen hastalığa yol açar. Bu hastalığın başlıca belirtileri sinir sistemi bozuklukları ile kalp yetmezliğidir. Tiyamin tahıllarda bol bulunmasına karşın, tanelerin kabu*ğundan ayrılıp öğütülme işlemi sırasın*da kolayca yok olabilen bir maddedir. Bu nedenle kabuksuz ve parlatılmış pi*rincin temel gıda maddesi olduğu Uzak*doğu ülkelerinde beriberiye çok eski ta*rihlerden beri rastlanmaktadır.

    Günü*müzde ise beriberi olguları yalnızca ka*raciğer dokuları yıkıma uğramış iyi bes*lenemeyen alkoliklerde görülmektedir.

    Riboflavin (B2 vitamini) -Yapısında riboz şekeri bulunan, halka biçiminde or*ganik bileşiktir. Vücutta riboflavine fos*fat eklenmesiyle fiavin mononükleotit (FMN), adenin dinükleotit eklenmesiyle de fiavin adenin dinükleotit (FAD) olu*şur. Bu iki molekül birçok proteinin üre*timinde koenzim işlevi görür.

    Riboflavin eksikliği sinir sisteminin (özellikle gözlerde) bozulmasına, yüz, kol ve bacaklarda deri bozukluklarına, kansızlığa, çocuklarda büyüme geriliği*ne yol açar. Erişkinlerde önerilen gün*lük dozu 1,2-1,7 mg’dir.

    Niyasin - Nikotinik asit olarak da bili*nen bu vitamin nikotinamit biçiminde de bulunabilir. Her İki molekül de yapı olarak tütün alkaloiti nikotine benzer. Vücutta nikotinamit adenin dinükleotit (NAD) ve nikotinamit adenin dinükle*otit fosfat (NADP) biçiminde dokula*rın gaz alışverişinde koenzim olarak görev alır. Tavuk eti, somonbalığı, bezel*ye ve yerfıstığı niyasin bakımından zengin besinlerdir. Önerilen günlük dozu kadınlarda 15 mg, erkeklerde 19 mg’dir.

    Niyasin eksikliği sonucu ortaya çı*kan pellagra adlı hastalık başlangıçta derinin güneş ışığı gören kesimlerinde güneş yanığına benzer deri döküntüleriyle kendini belli eder. Dil kırmızı ve şiştir. Tükürük salgısı artar. Bulantı-kusma ve ishal görülür. İlerleyen olgu*larda belirtiler sinir sistemini etkileye*cek biçimde yaygınlaşarak daha da ağırlaşır.

    Yüksek dozda nikotinik asit kan li*pit düzeyini düşürdüğünden damar sert*liğinin tedavisinde kullanılır. Uzun sü*re yüksek dozda alındığında karaciğer*de doku yıkımına yol açtığı belirlen*miştir.

    kaynak

  4. #4
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    Suda Çözünen Vitaminler-2

    Piridoksin (B6 vitamini) - Vücutta et*kin koenzim biçimi olan piridoksal 5-fosfata dönüştürülen üç tipi vardır. Bu koenzim aminoasit metabolizmasında, dolayısıyla proteinlerin bireşimlenmesinde önemli bir rol oynar. Ayrıca bağı*şıklık sistemini güçlendirdiği, ağrı kesi*ci etkisi olduğu sanılmaktadır.

    Başlıca piridoksin kaynakları arasın*da muz, avokado, tavuk eti, patates, ıs*panak ve bezelye sayılabilir. Önerilen günlük doz kadınlarda 1,6 mg, erkekler*de 2 mg’dir. Piridoksin eksikliği kansız*lık, deri bozuklukları, huzursuzluk, özellikle çocuklarda kas kasılmaları, ve çevrel sinir sistemi bozukluklarına yol açar.

    Pantotenik asit - Doğada yaygın ola*rak, özellikle maya, karaciğer, böbrek ve yumurtada bulunur. Hayvanlarda ya*pılan deneyler pantotenik asit eksikliği*nin büyüme geriliğine ve deri lezyonlarına yol açabildiğini göstermektedir. Ama insan beslenmesindeki rolü tam olarak bilinmemektedir. Vücutta koen*zim A’ya dönüşerek metabolizma süreç*lerine katıldığı belirlenmiştir.

    Folik asit - Nükleik asitlerin bireşimin*de ve alyuvarların oluşumunda belirle*yici bir rolü vardır. İnsanlarda folik asit eksikliği çeşitli kansızlık tiplerine ne*den olur. Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlardan metotreksat folik asit eksikli*ğine yol açabilir. İspanak gibi yaprakla*rı yenen sebzelerde, bira mayasında ve karaciğerde bulunur. Ama besinlerin aşırı pişirilmesi sonucu parçalanır. Öne*rilen günlük doz kadınlarda 180 mikrogram, erkeklerde 200 mikrogramdır. Özellikle bazı kansızlık tiplerinin teda*visinde kullanılır.

    Siyanokobalamin (B12 vitamini) - Kimyasal yapısı en karmaşık olan vita*mindir. Yalnız bu vitamin molekülünde bir metal iyonu (kobalt) bulunur. Vü*cutta nükleik asit ve proteinlerin yapı*mında birçok aşamaya katıldığından en önemli vitaminler arasında sayılır. Çok küçük miktarlarda da olsa bütün canlılar bu vitamine gereksinim duyar. Te*mel olarak karaciğer, böbrek ve kalpte bulunur. Doğadaki kaynağı yalnız bu vitamini bireşimleyen mikroorganizma*lardır. Önerilen günlük dozu 2 mikro-gramdır.

    B12 vitamininin bağırsaklardan emilimi midede üretilen özetken (entrensek faktör) denen madde sayesinde gerçek*leşir. Genellikle özetkenin yetersizliği ya da olmayışından kaynaklanan B12 vi*tamini eksikliği çok tehlikeli bir kansız*lık tipine yol açar. Hastalık yalnızca bu vitaminin kullanılmasıyla tedavi edile*bilir.

    İnositol, biyotin ve PABA - İnositol kimyasal olarak şekere benzer yapıda bir maddedir. Yiyeceklerle bol miktarda alınır. Bazı fosfolipitlerin bileşimine girmekte ve büyüme üzerinde etkili ol*maktadır.
    Kükürt içeren karmaşık bir organik asit olan biyotin, bağırsak bakterileri ta*rafından üretilir ve besinlerde bulunur. Karbon dioksitin kullanılmasıyla sonuç*lanan metabolizma süreçlerinde görev alır. Eksikliğinin hayvanlarda çeşitli bo*zukluklara yol açtığı yarım yüzyıl kadar önce anlaşıldı. Ama insanlardaki eksik*liğine ilişkin belirtiler bilinmemektedir.
    Para-aminobenzoik asit (PABA) - Bir*çok mikroorganizmanın gelişmesi ve folik asit üretimi için gerekli bir madde*dir. Sülfamitler bazı bakterilerin folik asit bireşimlenmesinde PABA kullanı*mım engelleyerek etkisini gösterir. Omurgalılarda yaşamsal bir önem taşı*madığı sanılmaktadır. Morötesi ışınlar*dan koruyucu etkisi nedeniyle bazı gü*neş yağlarının etkin maddesidir.

    Askorbik asit (C vitamini) - C vitami*ni eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkan iskorbüt hastalığının çok eskiden beri yeterli taze sebze ve meyve yenmemesi sonucu ortaya çıktığı bilinmekteydi. Ama C vitamini saf olarak ancak 1928′de elde edilebildi ve bundan dört yıl kadar sonra da iskorbüt tedavisinde kullanılabileceği anlaşıldı.

    Karbonhidrat benzeri bir madde olan askorbik asit vücutta oksitlenme-indirgenme tepkimelerinde rol alır. B grubu vitaminlerinden farklı olarak C vitamini koenzim değildir.

    C vitamininin doku onarımı ve yeni*lenmesinde yeri olduğu, özellikle bağ doku için gerekli kollajen yapımı ve dişler için önem taşıdığı bilinmektedir. Soğukalgınlığında yararı üzerinde du*rulmakla birlikte kanıtlanmış etkisi yoktur. Ayrıca kanseri önleyici ve yaş*lanmayı geciktirici etkileri üzerinde araştırmalar yapılmaktadır. Günlük önerilen doz 60 mg’dir. Sigara içenlerin daha fazla C vitamini alması gerekir.

    kaynak

  5. #5
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    Yağda Çözünen Vitaminler

    A vitamini

    Retinol, retinal ve retinoik asit gibi biçimlerde bulunur. Bunlann en etkin olanı retinoldür. Bazı bitkilerde pigment (boyarmadde) olarak bulunan beta-karoten (provitamin A) vücutta A vitaminine dönüştürülür. Balık yağında, karaciğerde, yumurta şansında, tam yağlı sütte ve tereyağında bol miktarda A vitamini vardır. Yeşil sebzelerde, ıs*panakta, havuçta ve turunçgillerde karoten miktarı yüksektir. Normal beslenmeyle yeterli miktarda A vitamini alına*bilir. Önerilen günlük doz kadınlarda 4.000 IU (uluslararası birim), erkekler*de 5.000 IU’dur.

    A vitamininin vücutta özellikle epitel ve mukoza hücrelerinin bütünlüğünü sağlamaya yönelik önemli işlevleri var*dır. A vitamini vücutta doku yenilenme*sini ve hücre onarımını sağlayıcı etki gösterir.

    Enfeksiyonlara karşı doğal sa*vunma direncini destekler. Kemik bü*yümesi, üreme ve embriyon gelişimi için de büyük önem taşır. A vitamini eksikliğinin alacakaranlıkta görmeyi azaltarak gece körlüğüne yol açtığı es*kiden beri bilinmektedir.

    A vitamininin meme, akciğer, kalın*bağırsak, prostat ve dölyatağı boynu tü*mörlerini, kalp hastalıklarını, damar sertliğini ve yaşlanmaya bağlı görme kaybını önlediği öne sürülmektedir. Aşın miktarda A vitamini alımına (50.000-100.000 IU) bağlı olarak ortaya çıkan A vitamini fazlalığında (hipervi-taminoz A) aşırı duyarlılık, iştah kaybı, baş ağrısı, deride kuruluk ve soyulma gibi belirtiler görülebilir.

    A vitamini zehirlenmesinde kafaiçi basıncı artar, röntgen filminde özgül kemik bozuk*lukları görülür. Kanda A vitamini düze*yi çok yükselmiştir. Beta-karoten ise vücutta gerek duyulduğu ölçüde A vita*minine çevrildiğinden fazla alındığında bile zehir etkisi yaratmaz.

    D vitamini

    Etkin biçimleri ergokalsiferol (D2 vitamini) ve kolekalsiferoldür (D3 vitamini). Her iki madde de besin*lerle alınan bazı öncü maddelerin güneş ışığının etkisiyle deride bireşimlenmesi sonucu ortaya çıkar. D vitamini kalsiyu*mun bağırsaklardan kana ve kandan ke*miklere geçişini düzenleyerek kalsiyum metabolizmasında rol oynar. Kanda kal*siyum düzeyi D vitamini, paratiroit hor*monu ve kalsitonin ile belirlenir.

    Bol güneşli tropik bölgelerde D vitamini ek*sikliği seyrek görülür. Güneşli günlerin sayılı olduğu Kuzey ülkelerinde ise D vitamini eksikliğine daha sık rastlanır. Besinlere morötesi ışın uygulanması D vitamini miktarım artırır. Karaciğer, te*reyağı, balık, yumurta şansı D vitamini bakımından zengin besinlerdir. Günlük önerilen 200 IU D vitamini gıda madde*leriyle alınabilir.

    D vitamini eksikliği kalsiyum ve fosfor emilîmini aksatarak kemiklerdeki kalsiyum miktarını azaltır. Çocuklarda raşitizm denen hastalığa yol açan bu durum kaburgalar, kafatası ve bacak kemiklerindeki yapı bozukluklarıyla ken*dini belli eder. Erişkinlerde D vitamini eksikliğinin bir sonucu olan kemik yu*muşaması ise osteomalazi adıyla tanı*nır.

    Aşırı D vitamini alımına bağlı ola*rak ortaya çıkan D vitamini fazlalığının başlıca belirtileri halsizlik, çabuk yo*rulma, baş ağrısı, bulantı, kusma ve is*haldir. Boşaltım sisteminde kalsiyum çökelmesi sonucu idrar yolu taşları olu*şabilir.

    E vitamini

    Kimyasal adı alfatokoferol olan E vitamini özellikle ay*çiçeği gibi yağlı tohumlarda, sebzeler*de ve balık yağında bulunur. Koroner kalp hastalığı, kas atrofisi (doku gerile*mesi), itiyadı düşük (sürekli kendiliğin*den düşük) ve şizofreni gibi çok deği*şik hastalıklarda E vitamininin yararlı olduğu öne sürülmüştür.

    Son yapılan çalışmalar ise E vitamininin oksitlen*meyi engelleyici etkisi nedeniyle yüksek dozlarda alındığında kalp hastalığı ve bazı kanser türlerine karşı koruyucu olabileceğini göstermiştir. Bu çalışma*lara göre E vitamini eklem ve deri has*talıklarında doku yenilenmesine yar*dımcı olmaktadır. Önerilen günlük doz kadınlarda 12 IU, erkeklerde 15 IU’dur. Bu miktarlan 100 kat aşan dozlarda bi*le bir yan etkisi saptanmamıştır.

    K vitamini

    Kanın pıhtılaşması için gerekli olan ve karaciğerde üretilen bir*çok pıhtılaşma faktörünün bireşiminde temel öneme sahiptir. Kimyasal olarak doğal bitkisel K vitamini filokinondur. Lahana, karnabahar, ıspanak, soya ya*ğı, şeftali ve patateste, karaciğerde, ba*lık yağında, yumurta şansı ve peynirde az miktarda bulunur.

    Tedavide kullanı*lan yapay türevi menandiondur. Gün*lük önerilen dozu 65 mikrogramdır. Vi*tamin haplarında bulunmayan K vita*mini tıpta pıhtılaşma zamanını kısalt*mak amacıyla ve karaciğer hastalarında kullanılır.

    kaynak

  6. #6
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    A Vitamini

    A vitamini veya Retinol dışardan aldığımız besinlerde bulunan karotenden yapılan bir vitamindir. Vücudumuzda protein yapımında ve görme fonksiyonunda rolü vardır.
    A Vitamini Nelerde Bulunur?
    A vitamini hayvanların karaciğer, böbrek ve akciğerlerinde, süt, tereyağı ve yumurta sarısında bulunur. Havuçta provitamin halinde yani karoten şeklinde vardır. Yağda eriyen vitaminlerdendir ve barsaklarda emilir. A vitamini tek bir vitamin değildir. A, ve A2 vitaminleri bulunmuştur.
    A Vitamini Eksikliğinde Neler Görülür:
    A vitamini eksikliğinde gece körlüğü (Kseroftalmi) ve gözün saydam tabakasında ülserasyon (keratomalasi) gibi göz hastalıkları, cilt bozuklukları, büyüme kusurları görülebilir.
    A Vitaminine Günlük Ne Kadar İhtiyacımız Vardır?
    Günlük ihtiyaç 5000 ünite kadardır. Ağızdan verilen A vitamini preparatları olduğu gibi bazı deri hastalıklarında (akne) kullanılan A vitaminli pomatlar ve kozmetikler de vardır.

    Doktorlar, büyüme kusurlarında, bazı deri hastalıklarında A vitamini yönünden zengin yiyecekler
    tavsiye etmektedirler.

    kaynak

  7. #7
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    B Vitaminleri

    Suda eriyen ve vitamin karakterinde çalışan koenzimlerin yapılarında bazı maddeler B grubu vitaminleri adını alırlar ve hücre metabolizmasında önemli yerleri vardır. B grubu vitaminleri arasında Biotin, folik asit, nikotinik asit, pantotenik asit gibi vitaminler bulunmakta ve B vitamini karışımı adı ile anılmaktadır

    Boza B grubu vitamin kaynağıdır. B vitaminleri yağların hazmedilmesini kolaylaştırdığı için ishallerin oluşmasını engeller. Buna ek olarak sinirleri dinlendirir, cilldi parlak, canlı ve diri tutar ve tırnakların kırılmamasının önüne geçer.

    B vitaminleri B-1,B-2,B-6 ve B-12 vitaminlerinin hepsine birden denir. Bu grup vitaminler İstah, sindirim ve sinir sistemi icin çok gerekli ve hayati öneme sahiptir.

    B grubu vitaminleri; tahıllar, yağsiz et, bobrek, yurek, beyin, karaciger, yer fıstığı, tavuk, ceviz, yumurta, kepek ekmeği ve yağlı tohumlarda mevcuttur.

    Doktorlar 40 farklı türde B vitamini olduğunu söylemektedir. Bunların hepsi tuz ve şeker gibi suda erir. Vücutta depolanmaları olanaksızdır. Bu yüzden b vitaminleri günlük düzenli olarak tüketilmelidir.

    B Grubu Vitaminlerinin Özellikleri: Suda erir, vücutta depo edilmez. Yemeklerin pişme suyu dökülürse bu vitaminler de kaybolur.

    Faydaları: Gelişme, sinir ve sindirim sistemlerinin çalışmasını sağlar.
    Eksikliği Durumunda: İştahsızlık, yorgunluk, mide, bağırsak bozukluğu, kabızlık, gelişme geriliği, sinir iltihapları baş gösterir.

    B Vitamini Hangi Gıdalarda Bulunur: Maya, karaciğer, et, balık, yumurta sarısı, süt, yağsız peynir, hububat, kuru baklagil, kuru kayısı, ıspanak, bezelyede bol miktarda vardır

    İlk başlarda tek bir vitaminden, daha sonraları ise farklı pek çok maddeden ibaret olduğu fark edilen B vitaminleri, birbirlerinin tamamlayıcısı konumunda oldukları için çoğunlukla toplu halde verilirler. Toplu verilmeleri durumunda daha faydalı olan bu vitaminlerin her birine farklı farklı isimler ve kimilerine de sayılar verilmiştir. B vitamini kompleksi adını verdiğimiz bu vitaminler topluluğunda şu B vitaminleri vardır :

    1. B1 vitamini: Sığır etinde, tahıl kabuklarında ve bira mayasında çok fazla vardır
    Bunlara ek olarak iştahsızlık, sinir ağrıları ve gebelik hallerinde vücudun B1 vitaminine olan ihtiyacı artar. Bu yüzden gebelere, iştahsızlara ve sinir ağrısı yaşayan hastalara bu vitaminden verilir.

    B1 vitamini çok oranda bakla, soya fasulyesi ve domuz etinde, ekmek, ceviz, fındık, kuru bezelye ve yürekte, azımsanmayacak oranda da karnabahar, kuşkonmaz, mısır ekmeği ve patateste vardır.

    2 B2 vitamini: Bu vitaminin noksanlığı gözde bazı bozukluklara, karanlıkta görme azalmasına yol açar. Fazla ışıktan korkma duygusu bile meydana getirir.

    Rengi sarı bir pigment olan B2 vitamininin noksanlığında meydana gelen belirtilerde dilin kırmızılaşması, dudaklarda, ağız köşelerinde çatlakların meydana gelmesi de vardır. Bu vitaminin eksikliği daha çok açlık çekilen ülkelerde, esir kamplarında gözlenir

    B2 vitamini ağızdan ilâç biçiminde alınabilir. Tüm bunlara ek olarak içinde bu vitaminin bulunduğu besinler de verilmek üzere belirtilerin yok edilebilir.

    B2 vitamini süt tozuyla böbrek ve karaciğerde çok fazla, peynir, süt, badem, yürek, kuru bezelye ve kuru fasulyedeyse bol oranda vardır. Bunların yanında mantar, kuşkonmaz, yer fıstığı, soya fasulyesi ve yeşil fasulyede de bu vitamin bulunur.

    3 Nikotin Asidi: Nikotinin okside olmasıyla oluşan bu vitamin ette, karaciğerde ve mayada vardır. Bu vitaminin eksik olduğu vücutlarda pelegra ismi verilen hastalık baş gösterir. Bu hastalıkta, başta psikolojik bozukluklar olmak üzere ishal, kansızlık, cilt iltihapları ve ağız içinde yaralar ortaya çıkar. Ancak, hastaya nikotin asidi verilerek bu belirtileri kısa zamanda yok etmek mümkündür.
    Bu vitamin damarlar üzerinde etkilidir. Deri damarlarının bozukluklarında, beyin damarlarının sıkışma ve tıkanma durumlarında, astımda, göğüs anjininde bu vitamin kullanılır. Fakat, nikotin asidinin amid biçimi damarları genişletmez, bu sebeple pelegranın tedavisinde nikotinamid kullanmak yöntemi seçilir.

    4 Folik Asit: Yeşil yapraklı sebzelerde, buğdayda, yulafta, bira mayasında, balıkta, soya fasulyesinde, pirinçte, kesilmiş sütte, yumurta sarısında bulunur. B vitaminleri arasında önemli bir yeri bulunmaktadır.
    Bu vitaminin eksikliği kansızlığa sebep olur. Akyuvarlarda, kanın pıhtılaşmasına yarayan hücrelerde (trombosit) azalmaya yol açar.

    Böyle hastalara folik asit verilmek suretiyle kansızlığın üç – dört gün içinde giderilmesi mümkün olur, akyuvarlarda trombositlerin fazlalaşması sağlanır.

    Karaciğer sirozu ile gebelik ve loğusalıktan ileri gelen kansızlıklarda folik asit çok kullanılır. Ayrıca çocukluk çağı kansızlıkları ile beslenme bozukluğu kansızlıklarında da bu vitamin yararlıdır.
    Bu vitamin eksikliğinde hastanın durumuna gereken önem verilmeli, noksanlık giderilmelidir.

    5 B12 vitamini: İnsan bağırsağındaki çeşitli bakterilerin de oluşturduğu bu vitamin pek çok bitkinin kökünde, sığırın böbreğinde, karaciğerinde ve dilinde vardır.
    Bu vitaminin en önemli yararı kan yapıcı olmasıdır. Bir çok etkilerinin yanında bu niteliğinden dolayı gereği çok olan B12 vitamini, içinde fosforla siyanür de bulunan organik bir bileşiktir. Kırmızı renktedir. Bu rengi kobalttan alır.
    Bileşim yönünden birbirine yakın, fakat etki bakımından farklı pek çok çeşidi vardır.
    İğneyle ve ağız yolu ile kansızlara verilen bu vitamin, sinir iltihaplarında, bilhassa siyatiklerde önemli rol oynar.

    6 B6 vitamini: Kimyasal adı «prydoxine» dir. Gebelerin bulantı ve kusmalarında, kansızlıklarda kullanılır. Sebzelerin bir çoğunda, karaciğerde, buğdayda ve bira mayasında vardır.

    7 Biyolin: Vücuttaki noksanlığınaa ruhi bozukluk, kansızlık, deride döküntüler meydana gelir. Yumurta sarısında ve karaciğerde bol miktarda bulunur. Mayada da biyotin vardır. Bu vitamine «H vitamini» adı da verilir.

    kaynak

  8. #8
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    C Vitamini

    C vitamini veya Askorbik asit en çok limon, portakal, domates, marul gibi taze ve yaş sebzelerde bulunan suda eriyen vitaminlerdendir. Pişirme sırasında etkisini kaybeder. Bedenimizde birçok fonksiyonlarda enzimler gibi rol oynar. Eksikliğinde kılcal kan damarlarında meydana gelen bozukluk sonucu kapiller tipte kanamalar meydana gelir. Kılcal damarlarrn geçirgenliği yani permeabilitesi bozulduğundan ufak darbelerden sonra bile dokularda kanama görülür.
    C vitamini eksikliğinde skorbüt (Scurvy) bir hastalığa eskiden özellikle uzun denizde kalan gemicilerde çok rastlanır.Cünkü denizciler taze sebze yerine hep konserve yemek zorunda kalırlardı. Belirtileri diş etlerinde ve bazı iç organlarda kanama, deri altında çürükler kemik zarı altında kanamalar sonucu ve bacaklarda beliren ağrılar şekinde görülür
    Aynca C vitamininin dokuların yenilenmesinde ve organizrnanın enfeksiyonlara karşı savaşında rol oynadığı kabul edilmektedir. Günlük C vitamini ihtiyacı 60 mg. kadardır ve normal besin alan kimselerde eksiklik belirtisi görülmez, enfeksiyonlarda beden savunmasını artırmak bazı kan ve damar hastalıklarında kopiller geçirgenliğini azaltmak ve kanamayı önlemek amacı ile C vitamini kullanılmaktadır.

    kaynak

  9. #9
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    D Vitamini

    D vitamini, bedenimizdeki provitamin denen bazı maddelerden (ergosterol) güneş ışınları etkisiyle oluşan bir vitamindir. Deride meydana gelir ve karaciğerde depolanır. Yağda eriyen bir vitamin olarak ayrıca balıkycğında, süt ve sütten yapılcn besinlerde bulunur. Kemiklerin gelişmesinde kalsiyum ve fosfor elementleri kadar gerekli olan bir vitamindir. Eksikliğinde çocuklarda raşitizm, büyüklerde ise osteo-malasi denen kemik hastalıkları meydana gelir.Çocuklarda, gebelerde ve çocuklarını emziren annelerde D vitamini ihtiyacı günde 400 ünite kadardır. Ancak fazla miktarda D vitamini almak da doğru değildir. D hi-pervitaminczu belirtileri görülebilir. İştahsızlık, bulantı, kusma, karin ağrısı ve kabızlık oluşabilir.D vitamini de tek bir vitamin değildir. Dt , D, ve Di vitaminleri bulunmuştur. D vitamini preparatları en çok süt çccukiarına yapılmaktadır. Ayrıca D vitamini bazı romatizma ve cilt hastalıklarında kullanılmaktadır.

    kaynak

  10. #10
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    E Vitamini

    E vitamini, bitki*sel tohumlarda ve onlardan elde edilen yağlarda (mısırözü, ayçiçeği, fındık ve su*sam yağı), yumurtanın sarısında, karaci*ğerde, yeşil bitkilerde bulunur. E vitamini eksiliğinin farelerde kısırlığa neden olduğu bulunmuştur, insanlarda ise eksiklik belirtisi tarif edilmemiştir. Ancak adalede ve çalışmasında bozukluk, kansızlık ve düşük sebebi olabileceği söylenmektektedir

    E Vitamini yani Tokoferol, çok mühim bir antioksidandır ve bağışıklık sistemi bakımından çok işlevde vazifesi olan oldukça önemli bir vitamin türüdür.

    Aşağıda, E Vitamininin faydaları nelerdir? E vitamibi hangi besinlerde bulunur?, E Vitamini Eksikliği ne gibi hastalıklara yol açar? gibi sorularınıza cevap vereceğiz.

    E Vitamininin Faydaları, Eksikliği, E Vitamininin Hangi Besinlerde Bulunur?

    * E Vitamininin Faydaları: E Vitamini çok kuvvetli bir antioksidandır. Hücre yapısının bozulmasını önler. Yaraların iyileşmesini çabuklaştırır. Kansere karşı koruyucudur. Damar sertliğini ve damar tıkanıklıklarını engeller. Cildi güzelleştirir ve cilde parlaklıkestetik katar. Bağışıklık sistemini daha da kuvvetlendirir ve hastalıklara direnç sağlar. Göz sağlığı için yaşamsal öneme sahiptir. Bünyeye alınan ağır metaller, zehirli bileşikler, radyasyon ve bazı ilaçların yarattığı toksinlere karşı ciddi bir koruma oluşturur. İhtiyarlamaya bağlı hafıza kaybını yani Alzheimeri engellenmesinde pozitif bir rolü olduğu ispatlanmıştır.

    * E Vitamini Hangi Besinlerde ve Nelerde Bulunur?

    En çok tahıllarda bulunur tahıllar haricinde ıspanak, kabak, lahana, marul vb yeşil sebzelerde, zeytinyağı, balık yağı, fındık, ceviz, ton balığı, sardalye, yumurta sarısı, domates ve patateste çokça e vitamini vardır. Fındıkta da bol miktarda e vitamini vardır. Bir avuç fındık günlük E Vitamini gereksinimini büyük oranda karşılamaktadır.

    * E Vitamini Eksikliği son derece nadir görülmekle beraber, E Vitamini eksikliğinde; başta kansızlık ve göz bozuklukları olmak üzere, çabuk yorulma, yaraların geç iyileşmesi, cinsel isteksizlik ve kısırlık meydana gelebilir. E Vitamini eksikliği kalp hastalıkları ve kanser olasılığını da ciddi oranda yükseltir. Tüm bunlara ek olarak,e vitamini eksikliği vücutta su toplanmasına bağlı şişkinlikler oluşturabilir. Özellikle cinsel gelişimin arttığı ergenlik döneminde E Vitamini gereksinimi tam olarak karşılanmalıdır.

    * E Vitamini Fazlalığı: E vitamininin fazla olması ciddi bir soruna neden olmaz. Fazla alınan e vitamini idrar yoluyla dışarı atıldığı için E vitamini fazlalığı çok nadir görülür. Bununla beraber aşırı dozlarda alınması bulantı ve ishal yapabilir.
    * Günlük E Vitamini İhtiyacı: Bebeklerde 5 – 6 mg, 4 – 11 yaş arasındaki çocuklarda 7 mg ve 12 yaşından büyüklerdeyse 8-10 mg. civarındadır.

    kaynak

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Yorgunluğun Çözümü Vitamin mi, Aminoasit mi?
    bilge1 Tarafından Sağlık Bilgileri Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 02-05-2012, 04:20 PM
  2. Vitamin ve Mineral Deposu Balık!
    mopsy Tarafından Diyet ve Dengeli Beslenme Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 12-09-2010, 08:01 AM
  3. Bağırsak kanseri riskini azaltan vitamin
    mopsy Tarafından Sağlık Bilgileri Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 15-07-2010, 07:39 AM
  4. Vitamin İlköğretim Nedir?
    İnci Tarafından Eğitim Öğretim Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 14-11-2009, 06:13 PM
  5. Mineraller ne şe yarar?
    Go[rk]eM Tarafından Kimya Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 31-01-2008, 12:58 AM
Yukarı Çık