Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 Toplam: 3

Fotoğraf ve Estetik

Diğer Uğraş ve Hobiler Kategorisi Fotoğrafçılık Forumunda Fotoğraf ve Estetik Konusununun içerigi kısaca ->> Sadece fotografta değil, sanatın bütün alanlarında yapıtları yaşatan ve sanatçıyla izleyici arasındaki bağları oluşturan en önemli unsur estetiktir. Değişik yaklaşımlar ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Fotoğraf ve Estetik

    Sadece fotografta değil, sanatın bütün alanlarında yapıtları yaşatan ve sanatçıyla izleyici arasındaki bağları oluşturan en önemli unsur estetiktir. Değişik yaklaşımlar estetiğin yaşamda nasıl bir boşluğu doldurduğu ve niçin varolması gerektiğini yaşamsal ve temel bir noktadan yakalayamamışlardır. Sadece hedonik açıklamalar insana ait somut bir ihtiyaç ve net bir öge temelinde yerleşmiştir. Ancak hedonik tartışmalar hep çok genel başlıklar altında verilmiş ve olayı spesifiye etmekten uzak kalmıştır. Bu denemede yazann amacı estetik duyumlamaya ilişkin kuramlann artık insan organizmasının somut ihtiyaçlan düzeyinde açıklanmasının gerekli olduğunu vurgulamaktır.

    Estetik bilginin çok temel verilerinden yola çıkmakta fayda var zannediyorum. Bir objenin ya da objeler arası ilişkinin estetize edilmesi ne anlam taşıyor? Objenin sanat yapıtında var olan gerçekliğinin aynısıyla yaratılmadığından eminiz. Çünkü obje kendi gerçekliği ile ve kendini en iyi laklit eden şekliyle (daha iyi taklit edilemeyecek şekliyle) zaten vardır. 0 nedenle aynı haliyle yeniden üretilmesinin hayata yapacağı yeni bir katkı olamaz. Bunun yanında herhangibir yapıtın kendini estetik olarak belirleyebilmesi için gerçek hayatın verilmiş şeklinden bağımsızlığını koruyabilmesi gerekir. Mesela, Renoir'ın "Diana" isimli nü çalışmasında çıplak bir kadın, bir av sahnesinin dehşeti içinde verilmiştir. Gerçek hayatta iki farklı mekanda yaşaması gereken iki obje (av hayvanı ve çıplak kadın) aynı mekana yerleştirilmiştir. Yine Manet'in "Ölü Matador" tablosu hiç de boğayla sonuna kadar mücadele edip toz toprak içinde kalmış, kana bulanmış bir matador görünüşünde değildir. Aksine arenada değil yatağında ölmüş, yüzünde neredeyse tebessüm belirecek bir güreşçi teması verir. Niçin sanatçılar hayatı bu şekilde "döndürmek" ihtiyacı içindedirler ve niçin diğer insanlar bu "döndürme işlemine kendilerini katıp hedonik bir deyişle haz duyarlar.Bir yapıtı estetik bulabilmeniz için ona kendinizi katabilmeniz gerekir.

    Kendinizi alıp verilmiş doğasal bütünlükten ve ilişkiler çerçevesinden çıkarak başka bir yerde, başka bir soyut düzlemde yeniden üretmemiz gerekir. Bu sizin çocukluk hayallerinize, arkaik ve metamorfik düşünme proseslerinize uygun düşer. Şimdi siz Rembrand'ın "Müsrif Oğul'un Dönüşü" tablosunun karşısındasınız.Tablonun kaynak aldığı obje ilişkilerini ve tablonun adını bilmiyorsunuz. Ama karşınızda yamalı elbiseler ve tek pabucuyla kırmızı pelerinli yaşlıya sığınan kişiyi ve yaşlının yüzünde tam belirlenmemiş ifadeyi okuyorsunuz. Tabloyla kurduğunuz ortaklık sonunda kahramanlara ait bütün duygu ve karakterleri en uç noktaya gölürüyorsunuz.Çocuğun kırmızı pelerinli yaşlı üzerine kapaklanışını, kendini tam ve içten verme ve iradesini teslim etme olarak algılıyoruz. Bu noktadaki pür olma, kelimenin gerçek anlamında saf olma isteğiniz ne kadar fazlaysa duygunuzu o kadar ileriye taşırsınız. Bu duygunun bu kadar ileriye gölürülebilme aşkınlığı ancak hayata ait bütün gerçek ilişkilerin dümdüz edilip yok sayılarak duygunun insana ve bütünüyle kendine maledilmesi ve insanın artık bu duyguyla tanımlanmasıyla mümkündür.İnsanın yeniden ve son noktasına erişmiş duyguyla tanımlanması, insanın izleyieinin ruhsal ihtiyaçlarına göre yeniden ve kendi hayal gücüne göre yaratılması oldukça çarpıcı ve Tanrısal bir imajdır.Kendini bu türlü bir ruh haline sokan kişinin bir süre için hayatın gerçek ilişkilerine dönemeyeceği açıktır. Nitekim sinemada film kahramanının niteliklerini içine alıp sublime etmiş izleyici (karanlığın da verdiği ortamla diğer objeleri kolaylıkla yok sayarak, böylece duyguyu uç noktaya taşıma eylemini çok daha kolay yaparak) dışarıya çıktıktan sonra gerçek kişilerle ilişkiye geçmesi oldukça güçleşir.

    Bir yapıtın estetik olarak tarnmlanabilmesi için izleyici tarafından kendini içine katabilecek ölçüde muğlak ve gizil bir karakter taşıması gerekir. Çok açık mesajlar ve net çizgiler taşıyan bir yapıt izleyicinin kendi hayal gücünü yaşatmasına ve hayal gücüne uygun, çocuksu ve ilk ihtiyaçlarına uyan yeni bir dünya yaratmasına engel olacaktır. Hepimizin ruhsal ihtiyaçlarımıza uyan fantastik bir dünya yaratma ve orada, bu dünyadaki sert ve acıtıcı ilişkiler nedeniyle bulamadığınız nosyonu yaşama özlemlerimiz herhalde az değil.Her kişinin ruhsal ihtiyacı da farklı yönlerde olacağına göre herkese hoş gelen bir estetik yapıt ancak herkesin içinde kendini yüzdürüp uçlara taşıyabileceği bir bulanıklıkta olmalı, bazı noktalannı belirleyip tek bir gruba hitap etmemelidir.Gizil bir ortamda mesela karanlıkta karşınızda bir tek defa yanıp sönen bir ışığı, parlayan her şeye benzetebilirsiniz.Hayal gücünüze burada hiçbir şey sınır getiremez. Her benzetme sizin istediğiniz yönde yapılabilir. İster yanıp sönen bir kibrite, yaklaşan hırsızın küçük lambasına, yolunu kaybetmiş yolcunun umutsuz ışığına, elinde gaz lambasıyla geçen bir dervişler grubuna ve daha nelere... Ruhunuz neye ihtiyaç duyuyorsa ona... Yaşamda her şey bir ihliyaçtan kaynaklanır ve hiç bir şey lüzumsuz değildir, adı estetik de olsa eğer bu hayatın içinde varsa mutlaka hayata ait bir ihtiyaca somut bir cevap verir. Çünkü hayatın kendisi somuttur ve ihtiyaçlannı da somut olarak tespit eder. Bu noktada fotografa gelmek istiyorum. Mimetik sanatlar içinde gerçeğe en yakınını veren sanat dalı şüphesiz. fotoğraftır. 0 nedenle sanat mıdır, değil midir tartışmalan yapılan da yine fotograftır. Hiç kimseye hayalleme imkanı tanımayan yaklaşım estetik özelliğini kaybeder. Belge özelliğini kazanır. Fotografı estetik olarak vermek istiyorsak mutlaka sürreele kaymak zorundayız. Objeler arasındaki ilişkileri mutlaka hayatın verdiğinden daha farklı bir noktaya götürmek ve insana, doğayla ve toplumla çelişkilerinin keskinleştiği günümüzde, çelişkilerini yumuşatıp avucuna alabileceği, hakim olabileceği malzemeyi sanat olarak ayağına sermek zorundayız.

    Croce "Doğal güzellik karşısında bulunan insan aslında pınar başındaki narsisttir. Herkes doğal olguyu, kendi ruhunda meydana gelen ifade ile ilgi içine koyar.Bir sanatçı sanki gülümseyen bir manzara karşısında, bir başkası hoş bir kız yüzü karşısında ve bir başkası da dolandırıcının kırış kırış yüzü karşısında kendinden geçer." der. Croce'ın burada bildirmek istediği şey estetik duygusunun yapıtın özelliklerinden çok, bireyin kendine bağlı bir özellik olduğu, bireyin duyumsamaya yöneldiği şeye göre estetik beklentisinin değişik olacağıdır. Toplumsal hayatın içindeki birey çocukluğundan itibaren her gün hem doğa hem de loplumun kendisi tarafından hem kollanmakta hem de yaralanmaktadır. (burada yaralanma ve kollanma bilinen anlamlarından çok geniş tutulmuştur.) Yaralanan kişinin kendi yarasını anlamlandırabilmesi ve bu anlam yüküyle birlikte olayı kendi kişiliğinde geri döndürüp çözmesi mümkün görünmemektedir. Çünkü zaman geçmiş ve yara yerleşmişitir. Şimdi yapılacak olan şey kişiliğin, aynı tür yarayı alma ihtimali olan başka bireylere dağıtılması ve bu kişilerin yaradan korunması yoluyla dağıtılmış kişilikteki yaranın imajinasyon yoluyla tamiridir. Kişiliği dağıtan bireyin burada don derece etik olan davranışına dikkat çekmek gerek. Bu noktada kişiliğini dağıtmış olan birey, dikkat edilirse bütün insanlara ait bir iyilik duygusuna, güzellik duygusuna, kendisini kapıp koparacak bir aşk duygusuna ne kadar açtır, ne kadar açıklır. İşte tam bu noktada yakaladığınız bireye iyilik ve kölülük timsali yönünden kısmen kristalleri belli, diğer yönlerden flu bir yapıt sunarsanız yapılınızın kendine uyan kristallerinden kalkıp flu yanlarında zengin ve kendine özgü bir hayal dansına başlayacaktır. Ve bu yapıt alışkanlık nedeniyle hayal potansiyeli düşene kadar kişiliği dağılmış insan için estetik kalacaktır. Biraz önce bu kişiden etik bir karakter olarak bahsedilmişti. Şimdi de estetik bir karakter olarak bahsediliyor. Etik ve estetiğin giriftliği işte bu nokladadır. Estetiğe bu genel yaklaşım çerçevesinde, her sanat dalının kendi içinde çizgilerini somutlaştırdığı ayrıntılı yaklaşımları vardır. Ayrıntılı yaklaşımda, resim ve özellikle fotograf için en önemli karakteristik, ışığı kullanma biçimidir. Aynca sanatçının biçim ve öz giriflliğini uygun şekilde vermesi, fotograf içinde her çizgiyi bütüne hizmet eden bir konumda tutarken bütüne de tesir etmemesi önemlidir.
    __________________

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye sahrabetis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Nerden
    Aslen Gürcistan ama ANkara'da yaşıyorum
    Yaş
    40
    Mesaj
    1.325
    Rep Gücü
    19339

    Cevap: Fotoğraf ve Estetik

    Hakikaten de fotoğrafçılık , insanı bir başka boyuta taşıyor . Karşıdaki objeyi farklı açılardan zihninizde kurgulayabilmek ve hedeflediğiniz kareyi tek seferde ortaya çıkartabilmek ise müthiş bir zevk . Fotoğrafçılıkta estetiğin yeri ve önemi ise sanırım tartışılmaz bir gerçek . Karşınıza bir beden aldığınızda onu direkt olarak fotoğraflarsanız , o işin içinde estetik ya da sanat yoktur ancak siz o bedeni ; ışık oyunlarıyla , farklı açılar kullanarak , derinliğini tam olarak vererek ve amaçladığınız konsepte oturtarak ortaya çıkartırsanız , işte bu estetik olduğu kadar sanat değeri de taşıyacaktır .
    Denizaltı fotoğrafçılığı ise kendi içinde estetiği olan sadece bakmak ve görmekle ilgili olan çok daha keyifli olduğunu düşündüğüm bir branş . Bu tür hobilerle ilgilenen tüm arkadaşlarımı tebrik ederim . :)

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Karakarizma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Mesaj
    1.415
    Rep Gücü
    296

    Cevap: Fotoğraf ve Estetik

    Fotoğraf çekmek tutkuya dönüşünce insana heyecan vermeye başlıyor.
    Makine elinizde acaba nerede karşıma güzel bir enstantane çıkar diye düşünüyorsunuz ve tam o anda aradığınız kare önünüze geliveliyor.

    Pahalı bir uğraş ve zamanı kullanmak gereken bir uğraş. Benim gibi ofiste tıkanıp kalan insanlar için fotoğrafçılık basit bir makine ile arabada giderken kırmızı ışıklarda yanınızdaki motorlunun komik hallerini çekmekten ileri gidemiyor maalesef.

    Hobi olarak kesinlikle iyi bir tercih. Balık tutmak kadar zevkli :)

Benzer Konular

  1. Estetik
    mopsy Tarafından Süper Sözlük Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 03-01-2012, 09:21 PM
  2. Estetik ameliyat fiyatları
    dogangunes Tarafından Estetik ve Estetik Cerrahi Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 19-05-2011, 03:31 AM
  3. Estetik Merakı
    YukseLL Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 12-11-2008, 02:37 PM
  4. Estetik Ameliyatı
    Gül@y Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 26-02-2008, 03:02 PM
  5. Estetik ve Bakım
    dogangunes Tarafından Vücut Bakımı Foruma
    Yorum: 15
    Son mesaj: 09-09-2007, 10:44 AM
Yukarı Çık