1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 14
  1. #1
    bursali68
    Misafir..

    Yavuz Sultan Selim Alevi Kıyımı)Katliamı Yaptı mı...

    Merhaba,

    Bir iddiaya göre Yavuz Sultan Selim'in talimatıyla Anadolu'da 40.000 alevi öldürülmüştür.

    Kaynak : I. Selim - Vikipedi

    Yavuz Sultan Selim,sayısı çok da önemli olmamakla birlikte,gerçekten Alevi kıyımına imza atmış mıdır.Böyle bir kıyımın yapılıp yapılmaması ne gibi sonuçlar doğurmuştur...

    Sağlıcakla kalınız...

  2. #2
    Tecrübeli Üye sevmekesas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2010
    Nerden
    İstanbuL
    Mesaj
    409
    Rep Gücü
    5445
    Orada bazı olayların olduğu doğrudur. fakat bu olayların 'KIYIM' sözcüğüyle ifadelendirilmesini doğru bulmuyorum.

  3. #3
    redyellow
    Misafir..
    Öncelikle kendi düşüncem olarak yavuzun böyle bir katliam yaptığına kesinlikle katılmıyorum. Yavuz dönemine çok hakim bir padişah idi, eğer gerçekten ALEVİ KATLİAMI yapmak isteseydi bugün bu ülkede bir tane bile alevi olmazdı.

  4. #4
    redyellow
    Misafir..
    Meğer Aleviler Yavuz’u desteklemiş

    Prof. Dr. Feridun Emecen, 40 bin Alevi katletmekle itham edilen Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim’in Alevi Katliamı yapmadığı gibi, Şah İsmail’e karşı seferinde Alevilerden destek aldığını ifade etti.

    Osmanlı tarihinde bir dönüm noktası olan Yavuz Sultan Selim’e ve devrin tarihi olaylarına yaklaşımına yönelik bilgi sahibi olmak isteyenler için ”Zamanın İskenderi, Şarkın Fatihi Yavuz Sultan Selim” adlı kitap, raflardaki yerini aldı.

    Yitik Hazine Yayınları’ndan çıkan İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Feridun Emecen Prof. imzalı tarih türündeki kitap, I. Selim’in hayatı, çocukluğu, şehzadelik yılları, saltanat mücadelesine başlaması ve saltanat dönemi gibi birçok ayrıntıyı kapsamlı olarak ele alıyor.

    Kitabın yazarı Prof. Dr. Emecen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kitabın Osmanlı tarihinde farklı bir yeri bulunan I. Selim’i devrin kaynaklarına dayanarak anlatmak ve ”biyografik mahiyetli siyasi hayatını” ortaya koymak amacıyla kaleme aldığını söyledi.

    ”Zamanın İskenderi, Şarkın Fatihi Yavuz Sultan Selim”in hacmi, içeriği ve birinci elden kaynaklarla beslenerek hazırlanmasını yanı sıra tarihi kriterlere dayanan ilmi ve akademik bir çalışma olduğunu dile getiren Prof. Dr. Emecen, şöyle konuştu:

    ”Kitap, Yavuz Selim’le ilgili hiçbir karanlık nokta bırakmamacasına ortaya konulan kapsamlı ve uzun soluklu bir çalışmanın ürünü. Dönemin en popüler Sultan’ı hakkında tarihte birçok malumatın olması ve bu malumatların aynı zamanda birçok tarihi hatayı da doğurmuş olması bu eseri biraz daha önemli hale getiriyor. Çünkü eser bu malumat kirliliğinden sıyrılarak, Yavuz Selim’i tarihi kritikler ve ilmi veriler ışığında gerçekçi biçimde sunuyor okuyuculara.

    Yavuz’la ilgili bugüne kadar yazılmış eserlerde görülen ve genelde Sultan’ın hareketli mizacı, gözü kara kimliğine dayanarak ortaya çıkmış tarihi yaklaşımların dışında bu eserde, devrin Selimnameleri, mektupları ve belgelerinin karşılaştırmalı analizleri yalın ve anlaşılır bir dille yer alıyor. Aynı zamanda Yavuz Sultan Selim’in şahsında Orta Doğu, İslam coğrafyası ve bölge halklarına, tarihi genlerine ışık tutuluyor.”

    ALEVİ KATLİAM YAPILMADI, ALEVİLERDEN DESTEK ALINDI


    Prof. Dr. Feridun Emecen, asırlardır tarihî bir gerçek gibi aktarılan “katliam” konusuna yaptığı açıklamada “Öncelikle tarihten birtakım rivayetler bularak bu bilgileri tarihî serinkanlılıktan âzade olarak ortaya atıp toplumlar arasında düşmanlık tohumları ekilmesini, ayrışmaya gidilmesini son derece yanlış ve tehlikeli bulduğumu belirtmek isterim. Bu tür iddialardan sosyal ve siyasi menfaatler beklemek son derece yanlıştır. Bu sadece husumeti körüklemekten ve karşılıklı boş suçlamalarla içtimai ahengi bozmaktan başka bir işe yaramaz.” dedi.

    Alevi Katliamı İddiasının Hakikat Payı Bulunmuyor

    Emecen, yeni yayımlanan Yavuz Sultan Selim kitabının asıl konusunun Yavuz’un düşünce dünyası ve saltanat yılları iken “Alevi katliamı” konusuna bir başlık açmayı düşündüğünü ve tarihi hakikatleri irdelemeye çalıştığını belirtiyor: “Bu konuda şüphelerimi ortaya koydum. Bu rivayetin nasıl doğduğu, nereden çıktığı üzerine araştırmalar yaptım. Bir defa öncelikle Osmanlı arşiv belgelerinde böyle bir katliama rastlamadığımı belirtmeliyim. Belgelerde sadece Safevi yanlısı propoganda yapan ajan ve bu harekete sempati duyup yaygınlaştıran bazı tarikat dervişlerinin takibi, ayrıca yine bu hareketi gizlice destekleyen timarlı sipahilerin tesbiti ile ilgili kayıtlar var.”

    Savaş Arifesinde Anadolu’da Alevi Katliamı Yok

    “16. yüzyılın ikinci yarısında yazılmış Osmanlı tarihlerinde teftişler sonucu 40.000 kişinin tespit edildiği bunların imha edildikleri veya sürgüne gönderildiklerine dair bir bilgi bulunur. Bu bilgi zamanla Anadolu’da yapılan bu teftişler sonucu “40.000 Alevi’nin Yavuz Sultan Selim tarafından katledildiği” şeklinde nerdeyse tartışılmaz bir kabule dönüşmüştür. Bugün bu hatalı bilgi, sosyal ve siyasi vesilelerle sık sık tekrarlanan bir ‘paradigma’ haline gelmiştir. Bu bilginin yer aldığı kaynakların tahliline ve aslında meselenin nasıl anlaşılması gerektiğine bakmak gerekir. ‘40.000 Alevi’nin Yavuz tarafından katledildiği’ne dair herhangi bir bilgi, dönemin kaynakları olan Selimnâme literatüründe biri dışında geçmez. Üstelik Şah İsmail’in de İran’a hakim olduğunda büyük bir Sünni temizliğine gittiği yine devrin kaynaklarında yer alır. Safevi/İran kaynaklarında ve bazı Batılı çağdaş kaynaklarda bunun için yine 40.000/50.000 Sünni’nin katledildiği belirtilir. Bütün bunlar her iki tarafın kaynaklarının abartmasıdır, gerçek rakamları göstermeyip çokluk ifade eder.”

    Bir Hatalı Bilgi Asırlar Sürecek Bir İddiaya Dönüştü

    Feridun Emecen, Alevi katliamı iddiasının nasıl doğduğunu şu şekilde özetliyor: “Bu konudan bahseden ilk kaynak, İdris-i Bitlisi’nin Selimşahnâme adlı kitabıdır. I. Selim’in yanında bulunmuş ve önemli hizmetler görmüş olan İdris-i Bitlisi, Yavuz Sultan Selim dönemiyle ilgili bilgileri toplamış, fakat ölünce, yazdıklarını temize çekme ve düzenleme imkânı bulamamıştır. Daha sonra oğlu Ebulfazl Mehmed Çelebi, babasının notlarını düzenleyerek ve kendi edindiği bilgilerle de eklemeler yaparak Selimşahnâme adlı eseri tamamlamıştır. İşte bu eserde, Çaldıran Seferi öncesinde I. Selim’in ‘Kızılbaş taifesinin kökünü kazımak için’ memleketteki idarecilere bir emir yolladığına dair iddia yer alır. O yazara göre bu emre dayanarak “katliam” yapılmıştır.

    Bu bilgi daha sonraki tarihçiler tarafından okunmuş ve Osmanlı tarihleri bu bilgileri esas alarak bir yanlışın daha da yayılmasına yol açmışlardır.

    Kaynaklara Tenkitli Yaklaşmak Gerek

    Emecen; tarihin, kaynaklar olmadan belge ve bilgilere dayanmadan yazılamayacağını vurgularken bir yandan da kaynaklara mukayese ederek ve şüpheci yaklaşmak gerektiğini vurguluyor: “Eski kaynaklarda yazan her şeyi doğru kabul eden ve şüpheci yaklaşmayan günümüzdeki çalışmalara da bu hata maalesef yansımış durumda. Zaten Yavuz hakkında yazılan kitapların neredeyse tamamı dördüncü, beşinci dereceden kaynaklardan yazıldığı için Yavuz çok meşhur aynı zamanda çok meçhul bir padişah olarak kaldı.”

    Bir Karışıklık, Ciddi Bir Tarihi Hataya Dönüştü

    “İdris-i Bitlisi’nin iddia ettiği teftişe dair herhangi bir arşiv belgesi veya o dönemde yazılmış bir kitabî kaynak mevcut değildir. Mesele -çok büyük ihtimal- Yavuz’un kardeşi Ahmed ile mücadelesi sırasında ona ve Kızılbaş olduğu belirtilen yeğeni Murad’a katılanların tesbiti için çeşitli bölgelere yollanan emirlerden kaynaklanmıştır. Nitekim 1513 yılı başında Şehzade Ahmed ve oğullarına taraftar olanların isimleri, Şehzade Murad’ın yanına giden şahısların (muhtemelen timarlı sipahilerin) adları verilmiştir. Tesbit edilen kişi sayısı 70 civarındadır. Bunun dışında bu hususla ilgili herhangi bir belgeye rastlanmamaktadır.

    Geç tarihli kaynaklarda bu bilgilerin abartılarak nakledilmesinde aslında Safevi ve Osmanlılar arasındaki siyasi-dinî çekişme yatmaktadır. Sünni inancı bütünüyle ortaya çıkaran 16. yüzyılın tarihçileri bir ölçüde karşı tarafa gözdağı verme, yandaşlarına da iftihar vesilesi veya dinî inanca ne kadar bağlı olunduğunu kuvvetle vurgulama amacıyla bu gibi bilgileri daha da abartarak kullanmışlardır.

    Meselenin Aslı

    Şah İsmail’in mektuplarıyla yakalanan Safevi halifeleri, bunların Anadolu’nun çeşitli yerlerinde temas kurdukları tarikat şeyhlerinin bazıları ve âsi elebaşları Osmanlı devlet sisteminin bozulmaması için şiddet uygulanarak katledilmiştir, fakat bunun sistemli bir “Kızılbaş temizliğine” dönüştüğünü söylemek doğru değildir.

    Yavuz Alevi Katliamı Yapmadı Alevilerden Destek Aldı

    Feridun Emecen, Yavuz Sultan Selim’in şehzadeliği esnasında babasıyla yaptığı mücadelede Alevilerden destek aldığını vurguluyor: “Babasıyla mücadele eden Yavuz’un faaliyetlerini anlatan iki resmi raporun birinde şehzadenin Kili’de olduğu bildirilirken ikincisinde yanındaki adamlar hakkında bilgi verilir. Bu rapordaki bilgiler Şehzade Selim’in Kefe’de iken Rumeli yakasında onun çağrısına uyup yanına gelen Alevi temayüllü Dobrucalı Türklerden bahsetmektedir. Yavuz’un bütün düşüncesi devletin ictimai ahengini tehdit eden ve asıl gücü Anadolu’daki Türkmen boylarına dayandırmaya çalışan bunun için de onlara kendi dini anlayışlarıyla seslenen Şah İsmail ve yandaşlarını bertaraf etmektir. Bu çabasında Alevi temayüllü gruplardan destek görmüş olması son derece ilginç bir hadisedir. Burada hemen “Alevi” tabirinin o döneme ait Osmanlı belge ve kaynaklarında geçmediğini de belirtmeliyim.

    -YAVUZ SULTAN SELİM KÜPE TAKAR MIYDI?-

    Tarih Romanlardan Öğrenilmez

    Prof. Dr. Feridun Emecen’in Yavuz Sultan Selim kitabı, faydalandığı birinci elden kaynakları, Osmanlı, Memlük, Venedik, Safevi arşiv belgeleri ile ülkemizde Yavuz hakkında yapılmış ciddi bir bilimsel çalışma olarak kabul ediliyor. Feridun Emecen, tarihî romanların kamuoyunda çok rağbet görmesinin tarihe olan ilgi dolayısıyla sevindirici olduğunu belirtirken; tarihin romanlardan öğrenilmesinin sakıncalarına da dikkat çekiyor: “Tarihi romanların çıkması güzel, ama bu romanlarda tarih zemininin kaybedilmemesi gerekiyor. Mutlaka tarihî gerçekler üzerine roman kurgusu yapılmalı. Yavuz hakkında yazılmış romanların çoğunda üçüncü dördüncü elden kaynaklardan alınma bilgiler tamamen doğru olduğu kabul edilerek yazılıyor. Gençlerin tarihi böyle öğrenmeleri çok doğru değil.”

    Yavuz Küpe Takar mıydı?

    Feridun Emecen, bir resimden hareketle Yavuz’un küpe takmasına dair pek çok rivayet üretildiğini bu konuda yıllardır çok şey söylenmesine rağmen pek bir değişiklik olmadığına vurgu yapıyor: “O meşhur küpeli resmin kimi gösterdiği bile net değil. Yavuz’un küpe taktığına dair dönemin kaynaklarında hiçbir bilgi bulunmaz. Kendi çağında çizilmiş minyatürlerinin hiçbirinde –ki o minyatürlerin çoğuna kitapta yer verdik- küpe gözükmez. Artık Yavuz hakkında yazılmış hemen hemen her kitapta tekrarlanan bu hatalı resim başta ders kitapları olmak üzere değiştirilmeli. Yavuz’un onca minyatürü var, onlar kullanılmalı.” diyor.

    Küpeli Resmin Hikâyesi

    “Bu küpeli resmin dayanağı muhtemelen 1530’larda çıkan Avrupa’da hazırlanan bir madalyona dayanıyor. Batılılar Osmanlıları Arap olarak tahayyül etmiş ve Mağribî tiplerle resmetmişler. Sonraki yıllarda neden bu resim hem Yavuz’a hem de Yavuz’a benzediği bilinen Şah İsmail’e nispet edilmiş, anlaşılmaz. Ancak Şah İsmail’i gösteren minyatürlerin de hiçbirinde kulağında küpe görmedim.”

    Doğumunun 540. Senesinde Hakkıyla Tanınacak

    Kitabı yayımlayan Yitik Hazine Yayınlarının yetkilileri “Bu eserle Yavuz Sultan Selim, doğumunun 540. senesinde hakkıyla tanınmış ve yâd edilmiş olacaktır diye düşünüyoruz.” şeklinde görüş bildirdi. Yavuz Sultan Selim’in şehzadeliğinden vefatına kadar bütün hayatını akıcı ve heyecanlı bir üslupla kaleme alan eserde Osmanlı’nın en meşhur padişahı; devlet felsefesi, orduya hâkim olma sırları, savaşlarda kullandığı akıl almaz taktikleri, askerî dehasıyla anlatılırken bir yandan da ruh ve düşünce dünyasına yer veriliyor. Osmanlı’nın en sert bir o kadar da en entelektüel padişahının kitapseverlik boyutu, şiirleri, ileri görüşlülüğü gözler önüne seriliyor. Döneminde çizilmiş 32 minyatür eserin en sonunda renkli olarak yer bularak gerçek Yavuz imajı gösterilmiş.

    Prof. Dr. Feridun Emecen, asırlardır tarihî bir gerçek gibi aktarılan “katliam” konusuna son noktayı koydu. Emecen, ajansımıza yaptığı açıklamada “Öncelikle tarihten birtakım rivayetler bularak bu bilgileri tarihî serinkanlılıktan âzade olarak ortaya atıp toplumlar arasında düşmanlık tohumları ekilmesini, ayrışmaya gidilmesini son derece yanlış ve tehlikeli bulduğumu belirtmek isterim. Bu tür iddialardan sosyal ve siyasi menfaatler beklemek son derece yanlıştır. Bu sadece husumeti körüklemekten ve karşılıklı boş suçlamalarla içtimai ahengi bozmaktan başka bir işe yaramaz.” dedi.

    Alevi Katliamı İddiasının Hakikat Payı Bulunmuyor

    Emecen, yeni yayımlanan Yavuz Sultan Selim kitabının asıl konusunun Yavuz’un düşünce dünyası ve saltanat yılları iken “Alevi katliamı” konusuna bir başlık açmayı düşündüğünü ve tarihi hakikatleri irdelemeye çalıştığını belirtiyor: “Bu konuda şüphelerimi ortaya koydum. Bu rivayetin nasıl doğduğu, nereden çıktığı üzerine araştırmalar yaptım. Bir defa öncelikle Osmanlı arşiv belgelerinde böyle bir katliama rastlamadığımı belirtmeliyim. Belgelerde sadece Safevi yanlısı propoganda yapan ajan ve bu harekete sempati duyup yaygınlaştıran bazı tarikat dervişlerinin takibi, ayrıca yine bu hareketi gizlice destekleyen timarlı sipahilerin tesbiti ile ilgili kayıtlar var.”

    Savaş Arifesinde Anadolu’da Alevi Katliamı Yok

    “16. yüzyılın ikinci yarısında yazılmış Osmanlı tarihlerinde teftişler sonucu 40.000 kişinin tespit edildiği bunların imha edildikleri veya sürgüne gönderildiklerine dair bir bilgi bulunur. Bu bilgi zamanla Anadolu’da yapılan bu teftişler sonucu “40.000 Alevi’nin Yavuz Sultan Selim tarafından katledildiği” şeklinde nerdeyse tartışılmaz bir kabule dönüşmüştür. Bugün bu hatalı bilgi, sosyal ve siyasi vesilelerle sık sık tekrarlanan bir ‘paradigma’ haline gelmiştir. Bu bilginin yer aldığı kaynakların tahliline ve aslında meselenin nasıl anlaşılması gerektiğine bakmak gerekir. ‘40.000 Alevi’nin Yavuz tarafından katledildiği’ne dair herhangi bir bilgi, dönemin kaynakları olan Selimnâme literatüründe biri dışında geçmez. Üstelik Şah İsmail’in de İran’a hakim olduğunda büyük bir Sünni temizliğine gittiği yine devrin kaynaklarında yer alır. Safevi/İran kaynaklarında ve bazı Batılı çağdaş kaynaklarda bunun için yine 40.000/50.000 Sünni’nin katledildiği belirtilir. Bütün bunlar her iki tarafın kaynaklarının abartmasıdır, gerçek rakamları göstermeyip çokluk ifade eder.”

    Bir Hatalı Bilgi Asırlar Sürecek Bir İddiaya Dönüştü

    Feridun Emecen, Alevi katliamı iddiasının nasıl doğduğunu şu şekilde özetliyor: “Bu konudan bahseden ilk kaynak, İdris-i Bitlisi’nin Selimşahnâme adlı kitabıdır. I. Selim’in yanında bulunmuş ve önemli hizmetler görmüş olan İdris-i Bitlisi, Yavuz Sultan Selim dönemiyle ilgili bilgileri toplamış, fakat ölünce, yazdıklarını temize çekme ve düzenleme imkânı bulamamıştır. Daha sonra oğlu Ebulfazl Mehmed Çelebi, babasının notlarını düzenleyerek ve kendi edindiği bilgilerle de eklemeler yaparak Selimşahnâme adlı eseri tamamlamıştır. İşte bu eserde, Çaldıran Seferi öncesinde I. Selim’in ‘Kızılbaş taifesinin kökünü kazımak için’ memleketteki idarecilere bir emir yolladığına dair iddia yer alır. O yazara göre bu emre dayanarak “katliam” yapılmıştır.

    Bu bilgi daha sonraki tarihçiler tarafından okunmuş ve Osmanlı tarihleri bu bilgileri esas alarak bir yanlışın daha da yayılmasına yol açmışlardır.

    Kaynaklara Tenkitli Yaklaşmak Gerek

    Emecen; tarihin, kaynaklar olmadan belge ve bilgilere dayanmadan yazılamayacağını vurgularken bir yandan da kaynaklara mukayese ederek ve şüpheci yaklaşmak gerektiğini vurguluyor: “Eski kaynaklarda yazan her şeyi doğru kabul eden ve şüpheci yaklaşmayan günümüzdeki çalışmalara da bu hata maalesef yansımış durumda. Zaten Yavuz hakkında yazılan kitapların neredeyse tamamı dördüncü, beşinci dereceden kaynaklardan yazıldığı için Yavuz çok meşhur aynı zamanda çok meçhul bir padişah olarak kaldı.”

    Bir Karışıklık, Ciddi Bir Tarihi Hataya Dönüştü

    “İdris-i Bitlisi’nin iddia ettiği teftişe dair herhangi bir arşiv belgesi veya o dönemde yazılmış bir kitabî kaynak mevcut değildir. Mesele -çok büyük ihtimal- Yavuz’un kardeşi Ahmed ile mücadelesi sırasında ona ve Kızılbaş olduğu belirtilen yeğeni Murad’a katılanların tesbiti için çeşitli bölgelere yollanan emirlerden kaynaklanmıştır. Nitekim 1513 yılı başında Şehzade Ahmed ve oğullarına taraftar olanların isimleri, Şehzade Murad’ın yanına giden şahısların (muhtemelen timarlı sipahilerin) adları verilmiştir. Tesbit edilen kişi sayısı 70 civarındadır. Bunun dışında bu hususla ilgili herhangi bir belgeye rastlanmamaktadır.

    Geç tarihli kaynaklarda bu bilgilerin abartılarak nakledilmesinde aslında Safevi ve Osmanlılar arasındaki siyasi-dinî çekişme yatmaktadır. Sünni inancı bütünüyle ortaya çıkaran 16. yüzyılın tarihçileri bir ölçüde karşı tarafa gözdağı verme, yandaşlarına da iftihar vesilesi veya dinî inanca ne kadar bağlı olunduğunu kuvvetle vurgulama amacıyla bu gibi bilgileri daha da abartarak kullanmışlardır.

    Meselenin Aslı

    Şah İsmail’in mektuplarıyla yakalanan Safevi halifeleri, bunların Anadolu’nun çeşitli yerlerinde temas kurdukları tarikat şeyhlerinin bazıları ve âsi elebaşları Osmanlı devlet sisteminin bozulmaması için şiddet uygulanarak katledilmiştir, fakat bunun sistemli bir “Kızılbaş temizliğine” dönüştüğünü söylemek doğru değildir.

    Yavuz Alevi Katliamı Yapmadı Alevilerden Destek Aldı

    Feridun Emecen, Yavuz Sultan Selim’in şehzadeliği esnasında babasıyla yaptığı mücadelede Alevilerden destek aldığını vurguluyor: “Babasıyla mücadele eden Yavuz’un faaliyetlerini anlatan iki resmi raporun birinde şehzadenin Kili’de olduğu bildirilirken ikincisinde yanındaki adamlar hakkında bilgi verilir. Bu rapordaki bilgiler Şehzade Selim’in Kefe’de iken Rumeli yakasında onun çağrısına uyup yanına gelen Alevi temayüllü Dobrucalı Türklerden bahsetmektedir. Yavuz’un bütün düşüncesi devletin ictimai ahengini tehdit eden ve asıl gücü Anadolu’daki Türkmen boylarına dayandırmaya çalışan bunun için de onlara kendi dini anlayışlarıyla seslenen Şah İsmail ve yandaşlarını bertaraf etmektir. Bu çabasında Alevi temayüllü gruplardan destek görmüş olması son derece ilginç bir hadisedir. Burada hemen “Alevi” tabirinin o döneme ait Osmanlı belge ve kaynaklarında geçmediğini de belirtmeliyim.

    Tarih Romanlardan Öğrenilmez

    Prof. Dr. Feridun Emecen’in Yavuz Sultan Selim kitabı, faydalandığı birinci elden kaynakları, Osmanlı, Memlük, Venedik, Safevi arşiv belgeleri ile ülkemizde Yavuz hakkında yapılmış ciddi bir bilimsel çalışma olarak kabul ediliyor. Feridun Emecen, tarihî romanların kamuoyunda çok rağbet görmesinin tarihe olan ilgi dolayısıyla sevindirici olduğunu belirtirken; tarihin romanlardan öğrenilmesinin sakıncalarına da dikkat çekiyor: “Tarihi romanların çıkması güzel, ama bu romanlarda tarih zemininin kaybedilmemesi gerekiyor. Mutlaka tarihî gerçekler üzerine roman kurgusu yapılmalı. Yavuz hakkında yazılmış romanların çoğunda üçüncü dördüncü elden kaynaklardan alınma bilgiler tamamen doğru olduğu kabul edilerek yazılıyor. Gençlerin tarihi böyle öğrenmeleri çok doğru değil.”

    Yavuz Küpe Takar mıydı?

    Feridun Emecen, bir resimden hareketle Yavuz’un küpe takmasına dair pek çok rivayet üretildiğini bu konuda yıllardır çok şey söylenmesine rağmen pek bir değişiklik olmadığına vurgu yapıyor: “O meşhur küpeli resmin kimi gösterdiği bile net değil. Yavuz’un küpe taktığına dair dönemin kaynaklarında hiçbir bilgi bulunmaz. Kendi çağında çizilmiş minyatürlerinin hiçbirinde –ki o minyatürlerin çoğuna kitapta yer verdik- küpe gözükmez. Artık Yavuz hakkında yazılmış hemen hemen her kitapta tekrarlanan bu hatalı resim başta ders kitapları olmak üzere değiştirilmeli. Yavuz’un onca minyatürü var, onlar kullanılmalı.” diyor.

    Küpeli Resmin Hikâyesi

    “Bu küpeli resmin dayanağı muhtemelen 1530’larda çıkan Avrupa’da hazırlanan bir madalyona dayanıyor. Batılılar Osmanlıları Arap olarak tahayyül etmiş ve Mağribî tiplerle resmetmişler. Sonraki yıllarda neden bu resim hem Yavuz’a hem de Yavuz’a benzediği bilinen Şah İsmail’e nispet edilmiş, anlaşılmaz. Ancak Şah İsmail’i gösteren minyatürlerin de hiçbirinde kulağında küpe görmedim.”

    Doğumunun 540. Senesinde Hakkıyla Tanınacak

    Kitabı yayımlayan Yitik Hazine Yayınlarının yetkilileri “Bu eserle Yavuz Sultan Selim, doğumunun 540. senesinde hakkıyla tanınmış ve yâd edilmiş olacaktır diye düşünüyoruz.” şeklinde görüş bildirdi. Yavuz Sultan Selim’in şehzadeliğinden vefatına kadar bütün hayatını akıcı ve heyecanlı bir üslupla kaleme alan eserde Osmanlı’nın en meşhur padişahı; devlet felsefesi, orduya hâkim olma sırları, savaşlarda kullandığı akıl almaz taktikleri, askerî dehasıyla anlatılırken bir yandan da ruh ve düşünce dünyasına yer veriliyor. Osmanlı’nın en sert bir o kadar da en entelektüel padişahının kitapseverlik boyutu, şiirleri, ileri görüşlülüğü gözler önüne seriliyor. Döneminde çizilmiş 32 minyatür eserin en sonunda renkli olarak yer bularak gerçek Yavuz imajı gösterilmiş.

    (Haber 7)


    Meğer Aleviler Yavuz’u desteklemiş « Zeki DOĞAN


    Bu konuda bir kitap yazmış alıntı yaptığım kişi, bu konuya ilgi duyanların bir karşı tez olarak okuması iyi olur sanırım.

  5. #5
    Aktif Üye ashenarşi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    1.511
    Rep Gücü
    33423
    Bence Yavuz Selim alevi katliamı yapmadı. Katliam yapsaydı geri kalanları uzak diyarlara göçerdi. Yada hepsini keserdi geriye birşey kalmazdı.

    Öyle islamla yönetilen bir devlet için katliam yaptığını söylemek, iddia etmek için islama karşı kötü niyetli duruş sergilemek lazım. Yada saf olup harici mihraklara alet olmak lazım.

  6. #6
    Tecrübeli Üye sevmekesas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2010
    Nerden
    İstanbuL
    Mesaj
    409
    Rep Gücü
    5445
    Efendim belki Devlet'e silahlı başkaldırı içinde olanlarla savaşılarak mücadele edilmiş olabilir. Bu bir KIYIM değil, egemenlik mücadelesidir, isyan bastırmadır. KIYIM ise katliam anlamında bir TERİM'dir. Ki doğru bulmuyorum ben.
    "seckince-SEVMEKESAS-Speare" Hattı

  7. #7
    bursali68
    Misafir..
    Merhaba,

    Bu bir KIYIM değil, egemenlik mücadelesidir, isyan bastırmadır.
    Sn.sevmekesas,genel anlamda görüşünüze katılmakla beraber bu cümleniz için şu örnekleri de sanırım kabul ederiz...:

    - Dersim isyanı gibi...,

    - Şeyh Sait ayaklanması gibi...,

    - Koçgiri isyanı gibi...,

    ...v.s gibi...

    Sağlıcakla kalınız...

  8. #8
    Tecrübeli Üye sevmekesas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2010
    Nerden
    İstanbuL
    Mesaj
    409
    Rep Gücü
    5445
    Alıntı bursali68´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Merhaba,



    Sn.sevmekesas,genel anlamda görüşünüze katılmakla beraber bu cümleniz için şu örnekleri de sanırım kabul ederiz...:

    - Dersim isyanı gibi...,

    - Şeyh Sait ayaklanması gibi...,

    - Koçgiri isyanı gibi...,

    ...v.s gibi...

    Sağlıcakla kalınız...
    Efendim bendenizin görüşü şöyle: Dersim'de veya Koçgiri'deki usuller isyan bastırmanın ötesinde adeta bir soykırım niteliğine bürünmüştür. İşte o bir KIYIM'dır. Dersim Olayları kurgulanmış, adeta oradakiler isyana zorlanmıştır. Yani bu faktörü de gözardı etmemek lazım.
    Ezcümle Dersim için KIYIM diyeceğim; ama Yavuz Selim için aynı ifadeyi kullanamayacağım. Selamlar.
    "seckince-SEVMEKESAS-Speare" Hattı

  9. #9
    bursali68
    Misafir..
    Merhaba,

    Anlıyorum Sn.sevmekesas...Düşünceniz tabii ki...

    Sağlıcakla kalınız...

  10. #10
    Aktif Üye Masterlord - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İzmir
    Yaş
    29
    Mesaj
    2.284
    Rep Gücü
    45818
    Alıntı bursali68´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Merhaba,

    Anlıyorum Sn.sevmekesas...Düşünceniz tabii ki...

    Sağlıcakla kalınız...

    osmanlıda isyan olunca bastırılınca onun adı sadece devleti kurtarmaya yönelik bi hareket oluyo

    çünkü niyeee
    Yavuz Sultan Selim halifeydi
    ve halifeler hata yapmaz dimi

    dersim isyanı cumhuriyet isyanlarından biridir
    hainler ayaklanmıştır
    bu isyanı bastırmak kıyımdır
    bırakacaklardı devlet yıkılsın
    çünkü niye bastaki halife değil
    hatta rejimi değiştiren deha vardı başta

    yönetimde dini bir kişilik olmadan yapılan her türlü girişim kötü dür
    isyan bile olsa bastırılması kıyımdır

    bu zihniyeti ben anlayamadım sn bursali
    sen anladıysan banada anlatıver

    isyan isyandır
    isyanlar iyi kötü diye ayrılmaz
    devletin bekası herseyden önce gelir
    dersimdeki isyandı bastırıldı

    kıyım nedir
    günahsız suçu olmayan silahı olmayan vatadaşı haksız yere katledersin ona kıyım denir

    ortada zaten bir isyan varsa bu vatandaşlar suçsuz ve masum olmaktan çıkmış
    vatan haini olmuşlardırki
    ihanetin cezası asırlardır aynıdır....

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Yavuz Sultan Selim Mısır seferinde
    YukseLL Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 28-07-2013, 01:09 PM
  2. Yavuz Sultan Selim (1470 - 1520)
    Nil@y Tarafından Biyografi (Yaşam Öyküsü) Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 09-11-2010, 01:49 AM
  3. Yavuz Sultan Selim'in Zerafeti...
    Venhar Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 21-04-2010, 04:48 PM
  4. Yavuz sultan selim han efendimizin
    mopsy Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 6
    Son mesaj: 19-07-2009, 02:20 AM
  5. Yavuz Sultan Selim'den Mükemmel bir Kapak ;)
    gzm28 Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 27-05-2009, 07:59 PM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık