Yorum: ''Yarından sonra''sı için endişelenen, düşünmelidir!


Bugünlerde sinemalarımız tüm dünyanın ilgiyle izlediği bir filme ev sahipliği yapıyor: “Yarından Sonra” ya da orijinal adıyla “The Day After Tomorrow”.

Yarından Sonra, sıkça konuşulan ve üzerine senaryolar üretilen “küresel felaket”i, gerçek verilerden hareket ederek beyaz perdeye taşıyan bir film.

Kısaca filmin konusuna değinmek gerekirse:

Filmin başrol oyuncusu iklimbilimci Jack Hall'un (Dennis Quaid) global ısınma konusundaki araştırmaları, dünyanın çok yakında farklı bir iklime ulaşacağını işaret etmektedir. Hall, Rhode Island büyüklüğünde bir buz kütlesinin Antartik buzullarından kopuşuna şahit olur. Bu olayın ardından dünyanın her yerinden iklimle ilgili garip haberler gelmeye başlar. Tokyo'da greyfurt büyüklüğünde dolu yağar, Hawaii'de rekor sayılabilecek hızda bir fırtına esmeye başlar, Yeni Delhi'de kar yağmaya başlar, Los Angeles'ta tornadolar çıkar. İskoçya'dan Hall'un meslekdaşı olan Profesör Rapson (Ian Holm), Jack'in en büyük korkularının gerçek olduğunu onaylayan bir telefon açar. Son günlerde yaşanan iklimsel değişikliğin aslında global bir değişim olduğunu söyler. Eriyen buzlar okyanuslarda olması gerekenden fazla su biriktirmekte ve Dünya'nın yerleşik iklimini değiştirmektedir. Global ısınma gezegenimizi yeni bir Buz Devri'ne sürüklemektedir. Ve tüm bu değişiklik tek bir büyük fırtına sonunda gerçekleşecektir. New York'taki oğluna ulaşmaya çalışan Jack Hall dışında herkes, iklimin getirdiği soğuk ölümden güneye doğru kaçmaya başlamıştır...

Küresel ısınma üzerine araştırma yapan bir iklimbilimcinin öngörülerinin bir anda gerçeğe dönüşmesini konu alan film, bir sinema hikayesinden daha çok, olması kuvvetle muhtemel bir çevre felaketini anlatıyor. Buzullardaki çözülme; normalden büyük dolu tanelerinin yağışı , iklim dengesinde ‘normal’in ötesinde görülen değişiklikler, aşırı kuraklık, bol yağış veya beklenilenin üzerinde soğuklar, Dünya'da gözlemlenen değişik doğa olayları... “Yarından Sonra” filminde doğadaki muhteşem dengenin bozuluşunu ve bunun insan yaşamı üzerindeki etkilerini çarpıcı görüntüler eşliğinde izlemek mümkün.

İşte filmi izleyen akıl ve vicdan sahibi bir insanın “doğadaki bu muhteşem denge” hakkında detaylı olarak düşünmesi beklenir.

Allah, üzerinde yaşadığımız dünyayı ve bütün evreni tam da yaşamımıza elverişli olacak şekilde yaratmıştır. Mucizevi değerlerle korunan bu denge bozulduğu anda yeryüzündeki hayat, tıpkı filmde anlatıldığı gibi bir felakete sürüklenecektir. Şimdi bu muhteşem dengeyi bazı örneklerle hatırlayalım.

MUHTEŞEM GEZEGEN DÜNYA

Dünya, Güneş Sistemi'ndeki tüm komşularının aksine, yaşam dolu bir gezegendir. Gökyüzünde, karada ve denizlerde son derecede uyumlu bir yaşam dengesi vardır. Birbirlerinden çok farklı yapılara, renklere ve özelliklere sahip milyonlarca hayvan, bitki, böcek veya deniz canlısı, bu özel gezegen üzerinde hep birlikte yaşam sürerler. Dünya üzerindeki canlılığın yaratılışı kadar devamlılığının sağlanması da büyük bir mucizedir. Bu devamlılık, yaşam için ayarlanmış çok özel koşullarla sağlanmıştır. Bu özel koşullardaki çok küçük değişiklikler bile Dünya'da büyük felaketlere yol açabilir. Fakat dışarıdan bir müdahale olmadığı takdirde, böyle bir felaket hiç yaşanmaz. Mavi Gezegen mucizevi bir biçimde, üzerinde var olan tüm canlılığı koruyup gözetecek hassaslıkta, sayılamayacak kadar çok özellikle yaratılmıştır.

Dünya'nın Güneş'e Uzaklığı

Dünya Güneş'e Venüs kadar yakın ya da Satürn kadar uzak olsaydı, yaşama imkan verecek bir ısı değerine sahip olamazdı. Evrendeki dev ısı yelpazesi içinde canlı yaşa mına izin veren ısı aralığı, çok dar bir aralıktır. İşte Dünyamız, tam bu ısı aralığı içinde yer alır.

Dünyadaki Isının Özel Dağılımı

Dünya'nın ideal olan ısısının, gezegen içinde dengeli olarak dağılması da hayati önem taşır. Bu dengenin sağlanması için çok özel bazı tedbirler alınmıştır. Dünya'nın ekseninin 23° 27´ lık eğimi, kutuplarla ekvator arasında oluşabilecek yüksek ısı farklarını önler. Eğer bu eğim olmasaydı, kutup bölgeleriyle ekvator arasındaki sıcaklık farkı çok daha artacak ve yaşanabilir bir atmosferin varlığı imkansızlaşacaktı. Yeryüzü şekilleri de ısının dengeli dağılımına yardımcı olur. Dünya'nın ekvatoru ile kutupları arasında yaklaşık 100°C'lik bir ısı farkı vardır. Eğer böyle bir ısı farkı fazla engebesi olmayan bir yüzeyde gerçekleşmiş olsaydı, hızı saatte 1.000 km'ye varan fırtınalar Dünya'yı allak bullak ederdi. Oysaki yeryüzü, ısı farklarından dolayı ortaya çıkabilecek şiddetli hava akımlarını durduran engebelerle donatılmıştır.

Özel Olarak Korunan Dünya

Dünya'yı çepeçevre kuşatan atmosfer, canlılığın devamı için son derece hayati işlevleri yerine getirir. Dünya'ya doğru yaklaşan irili ufaklı pek çok gök taşını eriterek yok eder ve bunların yeryüzüne düşerek canlılara büyük zararlar vermesini engeller.

Atmosfer, bunun yanı sıra, uzaydan gelen ve canlılar için zararlı olan ışınları da filtre eder. Atmosferin bu özelliğinin en çarpıcı yönü, atmosferin sadece zararsız orandaki ışınları, yani görünür ışık, kızıl ötesi ışınlar ve radyo dalgalarını geçirmesidir. Bunların tümü yaşam için gerekli ışınlardır. Örneğin atmosfer tarafından belirli oranda geçmesine izin verilen ultraviyole ışınları, bitkilerin fotosentez yapmaları ve dolayısıyla tüm canlıların hayatta kalmaları açısından büyük önem taşır. Atmosferin koruyucu özelliği bunlarla da kalmaz. Dünya, uzayın ortalama eksi 270 derecelik dondurucu soğuğundan yine atmosfer sayesinde korunur.

Dünya'yı zararlı etkilerden koruyan, yalnızca atmosfer değildir. Atmosferin yanı sıra "Van Allen Kuşakları" denilen ve Dünya'nın manyetik alanından kaynaklanan bir tabaka da, gezegenimize gelen zararlı ışınlara karşı bir kalkan görevi görür. Güneş'ten ve diğer yıldızlardan sürekli olarak yayılan bu ışınlar, insanlar için öldürücü etkiye sahiptir. Özellikle Güneş'te sık sık meydana gelen ve "parlama" adı verilen enerji patlamaları, Van Allen Kuşakları olmasa, Dünya'daki tüm yaşamı yok edebilecek güçtedir. Kuran'da Allah, gökyüzünün bu koruyucu özelliğine şöyle dikkat çeker: “Gökyüzünü korunmuş bir tavan kıldık; onlar ise bunun ayetlerinden yüz çeviriyorlar.“ (Enbiya Suresi, 32)

Yağmurdaki Ölçü

Dünyadaki mükemmel dengeye bir başka örnek ise ”yağmurdaki ölçü“dür. Ölçümlere göre, yeryüzünden bir saniyede 16 milyon ton su buharlaşmaktadır. Bir yılda bu miktar 505 trilyon tona ulaşır. Bu, aynı zamanda bir yılda Dünya'ya yağan yağmur miktarıdır. Yani su, sürekli bir denge içinde, "bir ölçüye göre" dönüp durmaktadır. Yeryüzündeki hayatın devamı da, bu su döngüsü sayesinde sağlanır. İnsan sahip olduğu tüm teknolojik imkanları kullansa dahi bu döngüyü asla yapay olarak gerçekleştiremez.

Eğer bu miktarda en küçük bir değişiklik bile olsa, kısa bir zaman sonra büyük bir ekolojik dengesizlik ortaya çıkacak ve bu da hayatın sonunu getirecektir. Fakat hiçbir zaman böyle olmaz; yağmur, Kuran'da bildirildiği gibi, yeryüzüne her sene aynı miktarda inmeye devam eder: "Ki O, belli bir miktar ile gökten su indirdi de, onunla ölü bir memleketi 'diriltti (ve her yanına hayat) yaydı'; siz de böyle (kabirlerinizden diriltilip) çıkarılacaksınız.“ (Zuhruf Suresi, 11)

Ünlü Amerikalı astronom Hugh Ross, Yaratıcı ve Evren adlı kitabında, Dünya'daki diğer bazı dengeleri şöyle sıralamaktadır:

Yerçekimi;
-Eğer daha güçlü olsaydı: Dünya atmosferi çok fazla amonyak ve metan biriktirir, bu da yaşam için çok olumsuz olurdu.
-Eğer daha zayıf olsaydı: Dünya atmosferi çok fazla su kaybeder, canlılık mümkün olmazdı.

Yer kabuğunun kalınlığı;
-Eğer daha kalın olsaydı: Atmosferden yerkabuğuna çok fazla miktarda oksijen transfer edilirdi.
-Eğer daha ince olsaydı: Hayatı imkansız kılacak kadar fazla sayıda volkanik hareket olurdu.

Dünya'nın Kendi Çevresindeki Dönme Hızı;
-Eğer daha yavaş olsaydı: Gece gündüz arası ısı farkları çok yüksek olurdu.
-Eğer daha hızlı olsaydı: Atmosfer rüzgarları çok çok büyük hızlara ulaşır, kasırgalar ve tufanlar hayatı imkansızlaştırırdı.

Ozon Tabakasının Kalınlığı;
-Eğer daha fazla olsaydı:Yeryüzü ısısı çok düşerdi.
-Eğer daha az olsaydı: Yeryüzü aşırı ısınır, Güneş'ten gelen zararlı ultraviole ışınlarına karşı bir koruma kalmazdı.

Sismik Hareketler;
-Eğer daha fazla olsaydı: Canlılar için sürekli bir yıkım olurdu.
-Eğer daha az olsaydı: Okyanus zeminindeki besinler suya karışmaz, okyanus ve deniz yaşamı dolayısıyla bütün Dünya canlıları olumsuz etkilenirdi.

Yeryüzündeki bu büyük denge ve yeryüzü üzerindeki tüm canlılar, Allah'ın varlığının ve yaratma sanatının kanıtlarındandır. Bu dengedeki çok ufak bozulmalar filmlere konu olan felaketler zincirinin başlangıcı olacaktır. "Yarından sonra"sı için gerçekten endişelenen mantıklı her insan bu muhteşem denge hakkında düşünmelidir.

Bir Kuran ayetinde, insan bu gerçek üzerinde düşünmeye şöyle davet edilir: “O, gökleri dayanak olmaksızın yaratmıştır, bunu görmektesiniz. Arzda da, sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip yayıverdi. Biz gökten su indirdik, böylelikle orada her güzel olan çiftten bir bitki bitirdik. Bu, Allah'ın yaratmasıdır...“ (Lokman Suresi, 10-11)

SON YILLARDA ARTAN DOĞA OLAYLARI SEBEPSİZ DEĞİL!

Evrenin bu muhteşem dengesine değindikten sonra son yıllarda giderek artan alışılmadık doğa olaylarına da değinmekte fayda var.

Allah’ın kurduğu doğadaki düzende yine Allah’ın dilemesiyle son yıllarda bazı değişiklikler gözlemlenmektedir. Tüm bu olaylar Peygamberimiz (sav)'in hadislerinden ve birçok İslam aliminin açıklamalarından anladığımız üzere “Ahir Zaman” alametleridir.

İslam'a göre ahir zaman, kıyamete yakın bir zamanda, Kuran ahlakının hakim olacağı ve insanlar arasında çok yaygın olarak yaşanacağı bir dönemdir. Ahir Zaman’ın ilk bölümüyse dinin yozlaşacağı, savaşların artacağı ve olağan dışı doğa olaylarının yaşanacağı bir dönemdir. İşte ahir zamana işaret eden doğa olaylarından bazıları ve ilgili hadisler:

1- RAMAZAN AYINDA AY VE GÜNEŞ TUTULMALARI


Ramazan'ın birinci gecesi Ay, ortasında Güneş tutulacaktır.
(Kıyamet Alametleri, s. 199)

Ramazan'ın birinci gecesi Ay, ortasında Güneş tutulacaktır.
(Kıyamet Alametleri, s. 199)

Ramazan'da iki defa Ay tutulması olacaktır.
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 53)


Yukarıdaki hadis rivayetlerinin toplamından çıkan ortak sonuçlar şunlardır:

1. Ramazan ayında Ay ve Güneş tutulmaları olacaktır.

2. Bu tutulmalar ortalama 14-15 gün arayla olacaktır.

3. Bu tutulmalar iki kere tekrarlanacaktır.

Bu tespitlere uygun olarak, 1981 yılında (Hicri-1401'de) Ramazan Ayı'nın 15. günü Ay, 29. günü de Güneş tutulmuştur. Yine "ikinci olarak", 1982 yılında (Hicri 1402'de) Ramazan Ayının 14. günü Ay, 28. günü de Güneş tutulmuştur.

Ayrıca bu hadisede "Ay'ın Ramazan'ın tam ortasında DOLUNAY halinde tutulması ve dikkatleri çekecek bir alamet olarak belirmesi de son derece anlamlıdır.

2- KUYRUKLU YILDIZIN DOĞMASI


Şark tarafından bir kuyruklu yıldız doğup aydınlık verecektir. Onun her günkü irtifi (geçiş yönü) meşrıktan mağribedir (doğudan batıya doğrudur).
(Mektubat-ı Rabbani, 2/258)


Tarih boyunca bu kuyruklu yıldızın geçtiği zamanlarda Müslümanlar açısından çok önemli hatta dönüm noktası sayılabilecek hadiseler meydana gelmiştir. Bunlardan bir kısmı kutlu Peygamberimiz (sav)'den aktarılan rivayetlerde de bildirilmiştir.

Bu yıldız ilk çıktığında;

Hz. Nuh (a.s.)'ın kavmi helak olmuştur.
Hz. İbrahim (a.s.) ateşe atılmıştır.
Hz. Musa (a.s.) ile uğraşan Firavun ve kavmi yok edilmiştir.
Hz. Yahya (a.s.) öldürüldüğünde de görülmüştür.
Siz o yıldızı gördüğünüzde fitnenin şerrinden Allah'a sığınınız.
(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 32)

Bu yıldız geçtiğinde meydana gelen diğer önemli olaylar da şunlardır:

Hz. İsa (a.s.) doğmuştur.

Peygamber Efendimize ilk vahiy gelmeye başlamıştır.

Osmanlı Devleti tarih sahnesinde yer almaya başlamıştır.

İstanbul Fatih tarafından fethedildiğinde bu yıldız görülmüştür.

3- BÜYÜK OLAYLARIN VE HAYRET VERİCİ ŞEYLERİN MEYDANA GELMESİ


Onun zamanında büyük hadiseler vuku bulacak.
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 27)

Onun zamanında nice hayret veren haller zuhur edecektir.
(Mektubat-ı Rabbani, 2/258)


Son 100 yıldır dünya üzerinde meydana gelen büyük olayların bazıları şöyledir:

- Kabe basıldı ve çok sayıda Müslümanın kanı akıtıldı.

- 2500 yıllık İran şahlığı yıkıldı ve İran Şahı Rıza Pehlevi öldü.

- Hindistan'ın Bombay kentinde bir fabrikadan sızan gaz 20.000 kişinin ölümüne yol açtı.

- İki Müslüman ülke olan İran ve Irak arasında 8 yıl sürecek bir savaş başladı.

- Ruslar, Afganistan'ı işgal etti.

- Mexico City şiddetli bir depremle yerle bir oldu.

- Kuzey Kolombiya'daki Nevada Del Ruiz yanardağı 400 yıldır ilk kez patladı. Eriyen kar ve buzun oluşturduğu çamur yüzünden Armero kenti haritadan silindi. 20.000 kişi öldü.

- Bangladeş'teki sel 25.000 kişinin ölümüne sebep oldu.

- Hıristiyanlığın merkezi Roma'yı sular bastı.

- 1986'da Çin'de tarihinin en büyük orman yangını oldu.

- Hindistan Başkanı Gandi, Mısır Devlet başkanı Enver Sedat, İsveç Başbakanı Olof Palme öldürüldü.

- Papa II. Jean Paul vuruldu.

- 1980 yılı başlarında ilk AIDS vakaları tespit edildi. Şu ana kadar on binlerce kişinin ölümüne sebep olan bu hastalığa "Çağın Vebası" ismi verildi. AIDS, 1960'larda Amerika'da başlayan ve her çeşit cinsel serbestliği getirmiş olan "Seks Devrimi"ni sona erdirdi.

* İrhasat: Hz. Muhammed (sav)'in peygamberliğinden evvel meydana gelen olağanüstü hallerdir ki, bunlar peygamberliğine delil teşkil eden olaylardandır.

- 1986'da uzay mekiği Challenger fırlatılışından sonra infilak etti.

- 26 Nisan 1986'da Ukrayna'daki Çernobil Nükleer Santralında şimdiye kadar görülen en büyük nükleer kaza meydana geldi. Birçok Avrupa ülkesi yayılan radyasyondan etkilendi.

- Ozon tabakasının delinmesi Dünya iklimi üzerinde çok olumsuz etkiler bıraktı.

- Sovyetler Birliği yıkıldı ve Gorbaçov'la birlikte Bağımsız Devletler ortaya çıktı.

- Irak'ın Kuveyt'i ilhak etmesinden sonra yıllarca sürecek olan Körfez Savaşı başladı.

- Ermenistan'daki depremde kent harabeye dönüştü. 500.000 kişi evini terk ederken, ölü sayısı 40.000'i aştı.

- 1989 yılında Çin'de komünist bölükler tanklarla öğrencilerin üzerine yürüdü, Tiananmen meydanında 2000 öğrenci öldü.

- Soğuk Savaşın sembolü olan Berlin duvarı inşasından tam 28 yıl sonra yıkıldı.

- 1990 yılında Kabe'deki tüneldeki izdihamda 1400'den fazla hacı hayatını yitirdi.

- 1991 yılında Bangladeş'te meydana gelen sellerin sonrasında 120.000'in üstünde kişi öldü, milyonlarca kişi evsiz kaldı.

- Son 20 yıldır Amerika'da fırtınalar, kasırgalar, hortumlar ve seller durmak bilmedi. Binlerce insan öldü, milyonlarcası evini terk etti ve zarar her seferinde milyar dolarlarla ölçüldü.

- Bosna ve Kosova'daki katliamda yüz binlerce Müslüman öldürüldü ve yüz binlercesi yurtlarından çıkarıldı.

- Ebola virüsü on binlerce kişinin ölümüne sebep oldu.

- El Nino tüm dünya ülkelerine çok büyük felaketler getirdi.

- 19 Ekim 1987'de Londra Borsası çöktü. Yaşanan büyük panik sonucunda 50 milyar sterlinlik değer kaybı yaşandı.

- 19 Nisan 1995'de ABD'nin Oklahoma kentindeki Federal Binaya yapılan bombalı saldırıda 168 kişi öldü.

- 22 Mart 1997'de Hale-Bopp kuyruklu yıldızı, saatte 160 km. hızla Dünya'nın 195 milyon km. yakınından geçti. Çıplak gözle izlenebilen Hale-Bopp'un geçişi, tüm dünyada milyonlarca kişi tarafından büyük bir ilgiyle karşılandı.

- 10 Mayıs 1997'de İran'daki 7.1 şiddetindeki depremde 1500 kişi öldü.

- 4 Şubat 1998'de Afganistan'daki 6.1 şiddetindeki depremde 5 bin kişi hayatını kaybetti.

- 25 Ocak 1999'de Kolombiya'daki 6 şiddetindeki depremde 1171 kişi hayatını kaybetti.

- 21 Eylül 1999'da Tayvan'daki 7.6 şiddetindeki depremle 2100'den fazla kişi hayatını kaybetti.

- 11 Eylül 2001'de ABD'ye, tarihin en büyük terörist saldırısı düzenlendi: İki yolcu uçağı, sabah mesaisinin başladığı saatlerde 18 dakika arayla New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'nin bulunduğu iki gökdeleni vurdu. Saldırıda beş binin üzerinde insan öldü.

4- GÜNEŞ'TEN BİR ALAMETİN BELİRMESİ


O, (Hz. Mehdi), Güneş'ten bir alamet belirinceye kadar gelmeyecektir.
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 47)


Güneş'te belirecek olan bu alamet, 20. yüzyılda görülen büyük patlama olabilir.

Yeryüzündeki doğa olaylarıyla ilgili bu belirtilerin benzerleri Matta ve Luka İncillerinde de yer almaktadır. Buna iki örnek şöyledir:


... Yer yer kıtlıklar, depremler olacak. Bütün bunlar, doğum sancılarının başlangıcıdır. (Matta 24:7-8)

Dünyanın üzerine gelecek felaketleri bekleyen insanlar korkudan bayılacak. Çünkü göksel güçler sarsılacak. (Luka 21:26)


İncil'de de Ahir Zamanda gökte olağanüstü olayların gerçekleşeceğinden bahsedilmektedir: Bunlardan bir tanesinde şu ifadeler yer almaktadır:


Şiddetli depremler, yer yer kıtlıklar ve salgın hastalıklar, korkunç olaylar ve gökte olağanüstü belirtiler olacak. (Luka 21:11)


Görüldüğü gibi son dönemde yaşanan doğa olaylarının hepsinin birer anlamı vardır. İşte böyle bir dönemde “Yarından Sonra” filmindeki gibi bir doğa olayının da yaşanabilir olacağı aşikardır. Ne var ki önemli olan bu tip olaylara “sadece iklimsel değişimlerin birer sonucu” olarak bakmak değil, Allah’ın bu olayları yaşatmasındaki hikmetleri görmeye çalışmaktır. Yüce Rabbimiz Kuran’da insanları bir amaçla yarattığını ve sonunda herkesin Kendisi’ne götürülüp toplanacağını şöyle haber vermektedir:


Bizim, sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve gerçekten Bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız? Hak melik olan Allah pek Yücedir, O'ndan başka İlah yoktur; Kerim olan Arş'ın Rabbidir. (Müminun Suresi, 115-116)
(makale harun yahya)