2. Sayfa, Toplam 2 BirinciBirinci 12
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 15 Toplam: 15
  1. #11
    Aktif Üye ashenarşi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    1.511
    Rep Gücü
    33423
    Alıntı tntcool´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Dış borçları azaltmış mı ? Ne azaltması iki kat arttı...

    Cumhuriyetten bu yana yapılan hizmetleri babalar gibi sattı...

    1 ay önceye kadar 8 sene IMF ile çalıştı...

    Sen Türkiye'de yaşadığına emin misin ?
    Enflasyonda son 40 yılın rekoru kırıldı
    Yıllık enflasyon rakamları dün açıklandı. Taraf Gazetesi Yazarı Süleyman Yaşar geçen 2009'da son 40 yılın en düşük enflasyon oranlarının gerçekleştiğini yazdı. İşte Yaşar'ın yazısı...
    Türkiye İstatistik Kurumu, dün, 2009 yılı enflasyon rakamını yüzde 6,53 olarak açıkladı. Açıklanan enflasyon rakamı, 1969 yılından beri Türkiye'de kayıtlara geçen en düşük enflasyon oldu. 1969'da tüketici fiyatlarındaki artış yüzde 5,7 olmuştu. O tarihten sonra bir daha Türkiye'de enflasyon göstergesi olan tüketici fiyatlarındaki artış, yüzde 7'nin altına hiç düşmedi.

    Türkiye'de Cumhuriyet dönemi enflasyon tarihine bakıldığında, en düşük enflasyon 1964 yılında, yüzde 0,9 oranıyla yaşandı. 1960*11 yıllar hep tek haneli enflasyonla geçildi. Ardından 1970'li, 1980'li ve 1990U1 yıllarda sürekli çift haneli enflasyon görüldü. Türkiye'de en yüksek enflasyon 1994 yılında yüzde 106,3 oranıyla yaşandı. Türkiye'de aylık yüzde 50'yi, yıllık yüzde 13 bini aşan hiper enflasyon yaşanmadı.

    Son on yılın enflasyon rakamları

    Yıllar Enflasyon

    2000 39.03

    2001 68.53

    2002 29,75

    2003 18,36

    2004 9,32

    2005 7,72

    2006 9,65

    2007 8,39

    2008 10,06

    2009 6,53

    Kaynak: TÜİK

    Dünyada en yüksek aylık enflasyon oranlarını incelersek... I. Dünya Savaşı sonrasında Ağustos 1922-Kasım 1923 tarihleri arasında Almanya'da aylık ortalama yüzde 322 enflasyon yaşandı. II. Dünya Savaşı sonrasında Ağustos 1945- Temmuz 1946 tarihleri arasında enflasyon Macaristan'da aylık ortalama yüzde 19.800 e kadar yükseldi. Yunanistan'da Kasım 1943- Kasım 1944 arasında enflasyon aylık ortalama yüzde 365 oldu. Yakın dönemde, Aralık 1989- Mart 1990 arasında Brezilya'da yüzde 68,6, Mayıs 1989- Mart 1990 arasında Arjantin'de yüzde 65,95 ve Eylül 1989- Aralık 1989 arasında Yugoslavya'da yüzde 50,9 oranında ortalama aylık enflasyonlar yaşandı.

    Türkiye'de son on yılın enflasyon rakamlarını gelince... 2000 yılında yüzde 39 oranında olan enflasyon, 2001 yılında yüzde 68,5'e yükseldi. Enflasyon 2004 yılında yüzde 9,3 olarak tek haneye indi ve 2008 yılı hariç son altı yılda hep tek haneli gerçekleşti. Türkiye'de krizlerin ardından yükselen enflasyon ilk defa dünya mali krizinin ardından 2009 yılında düşük gerçekleşti. Hem de son kırk yılın en düşük enflasyonu olarak kayıtlara geçti. Son altı yılda yaşanan düşük enflasyonu, izlenen para politikasından ziyade, başarılı maliye politikasına bağlayabiliriz. Çünkü Merkez Bankası, para basma (senyoraj), baskısı altında tutulmadı. Dolayısıyla 1990'tı yıllarda ve 2000'li yılların başında yaşanan, ahbap-çavuş kapitalizminin, Türkiye'de artık sona erdiğini söyleyebiliriz.

    EKONOMI


    05 Ocak 2010, Salı



    Cumhuriyetle başarabildik, dünyada 15. olduk

    Türkiye Cumhuriyeti, 85'incü yaşını doldururken, arada yaşadığı ekonomik kriz dönemlerine rağmen bu dönemde kaydettiği hızlı büyümeyle dünyanın 15. büyük ekonomisi olurken, yurttaşlarının ortalama refah düzeyini 150 kat artırmayı başardı.

    Osmanlı Devleti’nde, nüfusun dörtte üçü köylerde yaşıyor ve tamamen iptidai koşullarda üretim yapıyordu. Bir tarım toplumu devralan Türkiye Cumhuriyeti, 85'incü yaşını doldururken, arada yaşadığı ekonomik kriz dönemlerine rağmen bu dönemde kaydettiği hızlı büyümeyle dünyanın 15. büyük ekonomisi oldu. Yurttaşlarının ortalama refah düzeyini de 150 kat artırmayı başardı. Cumhuriyeti'nin kurulduğu 1923 yılında 12.5 milyon olan nüfusu aradan geçen 85 yılda yaklaşık beş katlık artışla 74 milyona geldi. Kuruluşta nüfusun dörtte üçü köylerde yaşarken, bu denge tersine döndü. Yenilmiş, topraklarının büyük bölümünü yitirmiş, yıkılmış, harap bir imparatorluğun arta kalan toprakları üzerinde kurulduğunda; karasabana dayalı ve kendi ihtiyacını karşılayacak üretimi yapmaktan bile uzak bir tarım toplumu olan Türkiye, aradan geçen sürede bir yandan Osmanlı'nın borçlarını öderken, hızla kalkınarak 2000'li yıllarda sanayi ihracatçısı ve bölgesinin en güçlü ekonomisi haline geldi.
    Milli gelirde bin kata yakın artış: Türkiye nüfusunun 5 katlık artışla 12 milyon 475 bin kişiden 2007 projeksiyonlarına göre 74 milyona çıktığı 1923-2007 döneminde gayri safi milli hasıla (GSMH) ise dolar bazında 864 kat arttı. Türkiye'nin 1923 yılında 565 milyon dolar olan milli geliri bu yıl 523 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Ekonomide var olan yapısal sorunlar ve bazı yıllarda yaşanan krizlere rağmen büyümesini sürdüren Türkiye'nin 1923'te sadece 45 dolar olan kişi başına milli gelirinin bu yılın tümünde 7 bindolar olması bekleniyor. Buna göre Türk halkının ortalama refah düzeyini gösteren kişi başına gelirde 85 yıldaki artış 150 kata ulaşıyor.

    İhracat 130 milyar dolara yaklaştı: Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu 1923 yılında 51 milyon dolarlık ihracat ve 87 milyon dolarlık da ithalat gerçekleştirdi. Uzun yıllar korumacı ekonomi uygulayan 24 Ocak kararlarıyla 1980'den sonra ekonomisini dünyaya açarak, ihracata dayalı büyüme modelini benimsedi. 1996 yılı başından itibaren AB ülkeleri ile gerçekleştirilen gümrük birliği de Türk sanayiini uluslar arası pazarlarda tam rekabete açtı. İhracatın bu yılın tümünde 130 milyar dolar olması, ithalatın da 183 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Buna göre dış ticaret açığı 63 milyar dolara ulaşacak. Cari işlemler açığı da bu yıl 65 milyar dolar dolayında bekleniyor.

    Borçlar da hızla büyüdü: Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kez 1932 yılında başvurduğu dış borçlarının anılan yıl sadece 46.5 milyon dolar olan tutarı, 1980'li yıllarda hızlanan artış süreci sonunda bu yıl 280 milyar dolara; iç borç stoku da 300 milyar YTL'ye ulaştı. Türkiye, kuruluşunun ilk yıllarında temel makro ekonomik göstergelerde oldukça istikrarlı bir tablo ortaya koydu. 1923-1938 döneminde bir yandan savaşın yaralarını saran ve Düyun-u Umumiye ödemelerini yerine getiren Türkiye, hızlı bir sanayileşme hamlesi yürüttü. Özel sermaye birikimi olmaması nedeniyle kamunun sanayileşmeye öncülük ettiği bu dönemde, nüfus yüzde 36 artarken, GSMH'da sabit fiyatlarla yüzde 192, dolar bazında yüzde 165 artış kaydedildi; kişi başına milli gelir ikiye katlandı. Enflasyon Atatürk dönemindeki 6 yılda negatif çıkarken, çoğu yılda da düşük seviyelerde kaldı. Böylece anılan dönemde fiyatlar kümülatif bazda yüzde 26.5 geriledi. "Milli Şef dönemi" olarak adlandırılan 1939-1950 döneminde Türkiye'nin makro göstergeleri giderek kötüleşti. Bu bozulmada 1939'da patlak veren 2. Dünya Savaşı etkili oldu. Türkiye sıcak savaşa girmese de ekonomi cephesinde çetin bir savaş vermek zorunda kaldı. Anılan 12 yıllık dönemde kümülatif bazda yüzde 415'lik bir enflasyon yaşandı. Bu dönemde Türkiye sabit fiyatlarla kümülatif olarak sadece yüzde 15,6 büyüdü. Dış ticaret açığının yüzde 475 büyüdüğü bu dönemde, dış borç stoku da ikiye katlandı. Savaşın sarstığı ekonomik dengeleri kurma çabaları kapsamında temelde ticaret burjuvazisini vergilendirme amacıyla 1942-1944 arasında uygulanan "Varlık Vergisi", sosyal anlamda önemli tahribata olarak yol açtı. 1950 seçimleriyle geçilen çok partili dönemde işbaşına gelip 1960 askeri darbesine kadar ülkeyi yöneten Menderes döneminde büyüme yeniden hızlanırken, enflasyon ve kamu açıkları da hızlı bir büyüme gösterdi. Anılan dönemde Türkiye nüfusu yüzde 32 oranında 7 milyon kişi artarken, sabit fiyatlarla kümülatif büyüme yüzde 84 oldu, 166 dolardan 359 dolara çıkan kişi başına milli gelirdeki artış da yüzde 115 düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde kümülatif enflasyon yüzde 162'ye ulaştı. İthal tüketim eğiliminin arttığı bu dönemde yıllık ihracat sadece yüzde 22 büyürken, ithalattaki büyüme yüzde 64'e, dış ticaret açığındaki de yüzde 539'a ulaştı. Daha çok Menderesli yıllarda kendini hissettirmeye başlayan cari işlemler açığındaki artış da yüzde 178 düzeyinde gerçekleşti. Anılan dönemde dış borç stoku 277 milyon dolardan 558 milyon dolara çıkarak ikiye katlandı. Bu dönemde demiryolu yerine kara yolları ön plana çıkarıldı.

    Darbe dönemleri kötüydü: Türkiye'nin daha çok koalisyon hükümetleriyle yönetildiği, Kıbrıs Barış Harekâtı, 1974 petrol krizi gibi önemli olayların yaşandığı, ülkede siyasi gerginlik dozunun giderek arttığı 20 yıllık dönemde nüfusu yüzde 62 artışla 44 milyonu aşarken ekonomisi yüzde 155 büyüdü. Bu dönemde kişi başına milli gelir yüzde 329 artışla bin 500 doları aştı. Uygulanan popülist politikalarla kamu açıkları büyürken, fiyatlar 27 kat artış gösterdi. Yıllık ihracat 8 kat artarken, ithalatın 16 kat arttığı bu dönemde yıllık dış ticaret açığı 33 kat, cari açık 23 kat, dış borçlar 28 kat arttı. Ekonomisini adım adım dünyaya açtığı, ekonomide köklü değişim süreci yaşanan 1980 sonrası dönemde Türkiye ekonomisine hızlı büyüme, yüksek enflasyon, hızla büyüyen kamu açıkları damgasını vurdu. Türkiye, ithal ikameci ve dışa kapalı ekonomiden dışa açık serbest piyasa düzeni ve serbest kura geçti. Özellikle Turgut Özal'ın iş başında olduğu 1980'lerin ikinci yarasında bu yönde önemli mesafe kaydedildi. Milli gelir sabit fiyatlarla yüzde 319 büyürken, kişi başına milli gelir yüzde 331 artışla 65 bin doları aştı. Türkiye 1994, 1998-1999 ve 2001 olmak üzere büyük kriz dönemleri yaşadı. Özellikle siyasi istikrarsızlık algılamasına bağlı sıcak para kaçışıyla patlak veren 2001 krizinin vurduğu bankacılık sektörünün faturası kamuya çıktı. Mali yapısı bozulan çok sayıda banka TMSF bünyesine alınırken bu operasyonun kamuya maliyeti 50 milyar dolara yaklaştı. Ekonomisini düzeltmek için IMF ile stand-by programı yürüten Türkiye, AB ile ilişkilerde de önemli mesafe kaydetti, Türkiye, 1996 yılında AB ile gümrük birliğini gerçekleştirdi. Gümrük birliği sonrası yaşanan ithalat patlamasına karşın, Türkiye'nin rekabet gücü arttı. AB ile 2005’te tam üyelik müzakerelerinin başlaması, doğrudan yabancı sermaye akımlarının Türkiye'ye yönelmesinde etkili oldu. Bankacılık başta olmak üzere birçok sektörde yabancı sermayenin payı önemli ölçüde arttı.

    Kaynak
    Konu ashenarşi tarafından (23-03-2010 Saat 10:48 PM ) değiştirilmiştir.

  2. #12
    Aktif Üye ashenarşi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    1.511
    Rep Gücü
    33423
    Alıntı tntcool´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Dış borçları azaltmış mı ? Ne azaltması iki kat arttı...

    Cumhuriyetten bu yana yapılan hizmetleri babalar gibi sattı...

    1 ay önceye kadar 8 sene IMF ile çalıştı...

    Sen Türkiye'de yaşadığına emin misin ?
    İmf bağımlılığımı kalmamıştır. Bununla ilgili verileri bulabilirim. Şu anda Türkiyenin çıkarları doğrultusunda imf ile anlaşıyoruz. Hiç bir şekilde onların doğrul tusunda değil.

    Borcun iki kat atması bir anlamda Türkiyenin büyüdüğünü gösterir. Mesela bir mahalle bakkalıyla, süpermrketin borç düzeylerini tartışalım.

    Kimseye bir şey satmadık. Özelleştirdik. aralarında irice bir fark var :)

    Ve son olarak even ben Türkiye'de yaşıyorum.

  3. #13
    Aktif Üye tntcool - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Nerden
    Antalya
    Mesaj
    2.191
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    54809
    Alıntı ashenarşi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    İmf bağımlılığımı kalmamıştır. Bununla ilgili verileri bulabilirim. Şu anda Türkiyenin çıkarları doğrultusunda imf ile anlaşıyoruz. Hiç bir şekilde onların doğrul tusunda değil.

    Borcun iki kat atması bir anlamda Türkiyenin büyüdüğünü gösterir. Mesela bir mahalle bakkalıyla, süpermrketin borç düzeylerini tartışalım.

    Kimseye bir şey satmadık. Özelleştirdik. aralarında irice bir fark var :)

    Ve son olarak even ben Türkiye'de yaşıyorum.

    Eeee bu duruma göre ekonomik bağımsızlığımızı elde etmiş, enflasyon canavarını tuşa getirmiş, artan borçla yiğitliğimize bir kat daha yiğitlik katmış oluyoruz. Tebrikler hükümetimize....

    Demek ki BEN Türkiye'de yaşamıyormuşum...

  4. #14
    Aktif Üye ashenarşi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    1.511
    Rep Gücü
    33423
    Alıntı tntcool´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Eeee bu duruma göre ekonomik bağımsızlığımızı elde etmiş, enflasyon canavarını tuşa getirmiş, artan borçla yiğitliğimize bir kat daha yiğitlik katmış oluyoruz. Tebrikler hükümetimize....

    Demek ki BEN Türkiye'de yaşamıyormuşum...

    Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre maalesef-diyorum evet maalesef-çünkü başka sitede tartıştık ama bazıları hala direttiler büyüyen ekonomiyi ve düzelen ekonomiyi kabul etmediler. Veriler Tüik'te.

    Sizde Türkiyede yaşıyorsunuzdur muhakkak ama bilgi kirliliği maalesef oldukça fazla medyada.

    Asıl konumuza dönersek :)

    Alıntı tntcool´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Devletler hükümetlerin insafına bırakılamaz.

    Olması gerekenenden kastım şudur : Ülkelerin hedefleri vardır ve ayrıca bekaları gereklidir. Baştaki hükümetler yanlış politikalar uygulayabilirler. Bunları ülkenin lehine çevirecek bir görünmeyen el mutlaka olmalıdır...
    [BALON]Peki derin devlet(görünmeyen eller) yanlış politika izlerse?[/BALON]

    Ya izlerse

  5. #15
    Aktif Üye tntcool - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Nerden
    Antalya
    Mesaj
    2.191
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    54809
    Devletlerin gelenekleri, teamülleri vardır. Genelde bu doğrultuda hareket edilir ama tabii ki dünya üzerinde insanların oluşturduğu mükemmel bir sistem yoktur...

Benzer Konular

  1. Derin Devlet Tasfiye Edildi Mi
    SOSYALİST Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 26-01-2015, 03:23 PM
  2. 'Derin devlet' ve halk
    haveran Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 12-03-2013, 03:03 PM
  3. Şamil Tayyar Derin Devlet'in Kodunu Çözdü
    YukseLL Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 04-10-2010, 04:53 PM
  4. Federal devlet mi? , üniter devlet mi?
    YukseLL Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 02-10-2010, 01:21 AM
  5. ergenekon ve derin devlet, tarihten bir yaprak!
    forumdayim Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 16
    Son mesaj: 18-06-2009, 12:24 AM
Yukarı Çık