1 MAYIS VE DEMOKRASİ!

Tüm dünya emekçilerinin 1 Mayıs bayramı kutlu olsun. Biz Türk solcuları olarak tüm insanlığın sevgi barış ve onurlu bir duruş etrafında birleşmeleri gereğini savunurken, ayrılıkçı ve bölücülere çanak tutan tüm sözde sosyalistleri ayrı tutuyoruz. Buradan alenen bağırıyoruz; Kürt ırkçılığına halkların kardeşliği söylemi adı altında çanak tutanlar solculuğun ve devrimciliğin yüzkarasıdır. Bu ülke de yaşayan tüm halkların ortaklığı Türk ulusu olmaktan geçer, bunun tersini savunmak ABD emperyalizmine hizmetçilikten öteye geçemez. Tüm sosyalist oluşumlar içlerine sızan sahte ve işbirlikçi güruhun farkına varıp, ırkçılık temelinde ve ayrılıkçılık yapanları deşifre etmelidir.

Bugün bu ülke de Ermeni tezlerine ve Kürt ayrılıkçılığına taraf olmak solmuş gibi sunuluyor, buna ilk başta biz Türk solcuları karşı çıkıyoruz. Türk'ü yüceltmeya karşı olduğumuz gibi, Türk'ün aşağılanmasına da en başta biz karşı çıkıyoruz. Tüm dünya insanlarının bir arada özgür yaşaması gerektiğini düşünüyor ve hatta tüm sınırların kalkması gerekliliğini savunuyoruz, ancak; bunları söylerken mensubu olduğumuz ulusun çıkarlarıyla emperyalist işbirlikçilerin çıkarlarını bir tutmuyoruz. Zafer işareti solculuğundan öte bir şeylerin olduğunun bilinciyle tüm insanlığın 1 Mayıs bayramını emeğin kutsallığına ithaf ediyoruz. Demokrasi denen tetikçi sayesinde tüm dünyayı sarsmakta olan kapitalizmin sonunun geldiği aşikardır, işte bu yüzden tüm dünyada küreşelleşme karşıtları ayağa kalkmış bir haldedir. Zira küreşelleşme denen ve sermaye tröstlerinin nefes aldığı en güzel ortamı sunan demokrasinin, aslında insan haklarına en aykırı bir sistem olduğu ortaya çıkmıştır. Bugün polis denen kuvvetin aslında halkın tabiriyle zenginin malını fakirden koruduğu aşikardır. Bireysel servetlerin sınırlandırılamadığı bir sistem olan demokrasi, modern köleliğin yaratıcısı olmuştur. Seçme ve seçilme hakkı bir efsaneden öteye geçememiştir. Sendikaları ve sivil toplum kuruluşu denen örgütleri bile yutan bir canavar haline gelen demokrasi emeğin kutsallığına en büyük darbeyi kapitalizme sağladığı sonsuz özgürlükle indirmiştir. Oysa özgürlük biz insanlara sunulması gereken yüce bir değerdir.

Bu yüzdendir ki, demokrasi denen bu sömürü düzenine kimse laf söyleyemez. Çünkü savaş baronları onu kullanarak olmayan bir özgürlüğün olduğunu savunurlar ve bu savunuyu genelde toplum tarafından sevilen kanaat önderleri aracılığıyla çok sesli dillendirirler. Oysa eğitim paraya demokrasiyle geçmiştir. Sağlığımız demokrasi sayesinde en çok para eden kavram haline gelmiştir. Savaşların tek sebebi demokrasiyi götürmek olmuştur. İşte bu yüzden buradan alenen bağırıyoruz ve diyoruz ki; demokrasi denen şey, insanlığın karşı karşıya kaldığı en büyük sömürü düzeninin anasıdır. Tüm dünya kapitalinin yüzde 99'nun nufüsun binde birinde toplandığı bir düzen nasıl olurda özgürlüklerin temsil edildiği bir düzen olabilir. Bu tamamen bir aldatmacadır.

Artık insanlığın derin uykusundan uyandığını farkeden kapital baronları, bu düzenin uzunca bir süre daha bu şekilde gidemeyeceğinin farkına varmıştır. İşte asıl tehlike de burada başlıyor. sahte özgürlük aldatmacalarıyla 21. yüzyıla çıkabilen medeniyet düşmanları, şimdi insanların dini duygularını okşamak üzere harekete geçmiştir. İslamiyeti tanımayan Vatikan krallığı çok yakın bir zamanda İslamiyeti kutsayacak ve yeni bir sömürü düzenine geçecektir. Bunun işaretleri Fetullah Gülen operasyonuyla verilmeye başlanmıştır. Tüm insanlığı bekleyen en büyük tehlike İslamiyetin de engisizyon düzenine dahil edilme operasyonudur...

Oysa tüm insanlık elele versek, öncelikle Afrika'da yaşayan insanlarımız için bir şeyler yapsak, onlar için orada hayvancılığın ve tarımın temellerini atsak, açlığın ve yoksulluğun kökünü kazısak fena mı olur. İnsanlığın geleceği için küresel ısınmaya karşı hep birlikte mücadele etsek... İşte tüm bunlar için sağlığın ve eğitimin özelleştirilmesine karşı durmamız gerekiyor. Eşitlik ilkesi sağlık ve eğitimde olmazsa toplumun hiç bir kademesinde olmaz. Kişisel servetlerin sınırlandırılması en başta gelen adım olmalıdır, bunun içinde demokrasi denen sömürü düzeninin sosyalizmle yer değiştirmesi acil gerekliliktir.

Evrensel düşüncemiz bu olsa da, kendi memleketimizden bakacak olursak, M.Kemal Atatürk'ün karma ekonomik politikasında en başta yer alan devletçiliğin acilen uygulamaya sokulması zorunludur. Aksi halde uluslararası şeytan ortaklığının kapitalist baronları bir tek kurşun dahi sıkmadan işgali sonlandıracaktır.

Bu yüzden kendi insanımıza sesleniyor ve diyoruz ki; dininizin sömürülmesine izin vermeyin, AB'cilerin Atatürk'ü sömürmelerine izin vermeyin, liberal denen liboş tayfasının söylemlerine itibar etmeyin, Kürt ırkçılığı yapanları solcu olarak algılamayın, kökeni ne olursa olsun hiç bir kimseyi aşağı görmeyin...

1 Mayıs bayramı kutlu olsun...

Cem YAĞCIOĞLU-edebiyatgazetesi.com