Saygideger yazarlar;

Insanoglunun, yasam ve iliskisi demek; hem kendi, hem kendi turu ve cinsi, hem de kendi disindaki varliklarla; irtibata gecmesi demektir. Bu irtibatin, iki yonu vardir. ILETIM VE ILETISIM.

Insanoglunun iletisi; olmasi gereken yonuyle; kendi turu ve cinsi disindaki; farkina vardigi ve belirttigi olgular icindir. Insanoglu, kendi turu ve cinsi disindaki; bu olgularla, iletisim kurmasi mumkun degildir. Sadece kendi kapasitesi temelinde ve onlarla iletisim kurma adina, onlara iletim yapar. Bu iletim, kavramlastirma temelinde ve alginin ya duyusal, ya da duyumsal temelindedir.

Gerci, insanoglu; kendi dilini algilatabildigi bazi hayvanlarla; onlara istedigi herhangibir seyi yaptirabilme acisindan, tek tarafli bir iletisim kurabilir.

Ileti, ayni zamanda; dilin koken-etimoloji- ve kural-linquistiks-yapisinin da temelidir. Iletinin sadece insanoglu tarafli oldugunu algilamak icin, dilin kullanim ve yazilim yapisina bakmak yeterlidir. Tum dil EMIRSEL BIR YAPI UZERINE KURULMUSTUR. Dilbilgisinde; bir is, bir olus ve bir hareket bildiren kelimeye, fiil veya yuklem denir. Turkce dilini ornek alirsak; tum yuklemler, kelime kokune; mek-mak mastarlari eklenerek turetilir. Iste bu mek-mak mastarlari eklenmemis kelime turunun algisi, onun bir EMIR KOKU VE KOKENI OLDUGUDUR. Ornek; oku, yaz, gir, cik, git, gel, yuru, seyret, inan, bul, ol, v.s. Burada mek-mak mastarindan once eklenen me ve ma eki; bu fiilin olumsuzlugunu vermektedir.

Ama ister olumlu bir fiil, isterse olumsuz bir fiil turetilsin, turetimin kokeni BIR EMIRDIR VE SABITTIR. Degisim sadece, emir kokeninin olumlu ya da olumsuz anlam icerigindedir.

Bu, cesit bir ileti; aslinda; insanoglunun kendi turu ve cinsi disindaki bir varlikla irtibatta sorun yaratmaz, cunku; bu irtibat tek taraflidir ve CEVAP VEYA KARSILIK YONU VE ICERIGI YOKTUR.

Bu durum ayni; somuta yanasimdaki; duyusal algi gibidir. Ortada bir sorun yokmus gibi gozukur.

Sorun; ayni soyuta yanasimda yasandigi gibi; insanoglunun kendi turu ve cinsi arasindaki irtibatta yasanir. Cunku; insanoglu, kendi turu ve cinsi ile ileti degil; ILETISIM kurar. Bu su demektir. Irtibatin karsilikliligi, yani; insanoglu kendi arasinda; biribiriyle irtibat kurarken; tek tarafli degil; iki tarafli bir irtibat kurmak durumundadir.

Iste sorun da burda baslar.

Birincisi dilin yapi ve kokeninin emire dayanmasi ve iletisimden ziyade, tek tarafli ileti ile, ozdeslesmesi; iki insanoglunun biribirine yaptigi iletide sorun yasatir. Bu sorunun temeli; iki insandan, hangisinin hangisine gore emiri ilettigi ve bu emri yerine getirecegi sorunudur.

Ikincisi; ileti direk olarak; kisiye yonelik yapildigindan; algi sorunu ve yansi sorunu vardir.

Ucuncusu degismeyen emir kokeninin olumlu ve olumsuz degiskenligi ve bunun emirsel olarak tekligi; iki insanoglu arasinda; anlasmazliga yol acar. Burada, algilanan tek sey; iletiyi birbirine veripte iletisim kurmaya calisan, iki kisinin biribirine olan"emri yerine getirmiyor" suclamasidir.

Iste bu suclama; artik bir tartismaya ve sonucta ikna etme-olmaya, empozeye, baskiya, atisma ve satasmaya; hatta korkutmaya ve guc kullanmaya kadar uzanir. Ki buradaki guc kullanimi FIZIKSEL GUC KULLANIMIDIR.

Iletisimdeki bu sorun; iletinin iceriginden ve mentalitesinden kaynaklanir. Cunku ileten, birincisi hem iletiyi, ikincisi uzerine iletileni sahiplenme mentalitesindedir. "Bu masa" diyerek, masayi ve masa iletisini sahiplenmede sorun yoktur. Cunku ileti tek tarafldir ve masanin yanit verme durumu yoktur.

Ama; iletisimdeki "sen busun" "boyle yap" v.s. temelli sahiplenme; insanoglunun kendi tur ve cinsi arasinda mumkun degildir. Cunku; ortada yanit verecek vardir.

Eger, insanoglu; hem kendi, hem turu, hemde cinsi icin, bir seyler uretmek, bilgi, birikim, gozlem ve bilinc paylasimi uygulamak istiyorsa; ileti dilini, iletisim dilinin; ikililigine ve karsitliligina uyarlamak zorundadir.

Iste bu en basta, emir kokeninin yazi ve konusma dilinde ortadan kaldirilmasiyla ve dile sahip cikmak yerine; onu kullanima tasimakla, dil ile birlikte; uzerine ileti yapilan veya iletisim kurulana sahip cikmak yerine; ona kendini ortaya koyabilecek firsati tanimakla ve tum iletisimdeki amaci; karsilikli ve ikili bir yararlanma ve faydalanmaya tasimakla ve ne iletisimdeki kendi iletisine, ne de iletisimdeki, karsidan gelen iletiye bir sahiplik eklememekle mumkundur.

Oyuzden; insanoglunun ilk yapmasi gereken; ileti ile iletisimin farkina varabilmek ve kendi turu ve cinsi ile kendi kendine olan iliskide, mutlaka iletisimin iki yonlulugunu goz onune alarak irtibat kurabilmek, bilincini ve algisini gelistirmesi gerekir.

Iste insanoglunun, kisisel bazda bunu basarabilmesi; iletisimin ne kadar saglikli, iki tarafli, paylasimsal ve kullanimsal oldugunun ve iki tarafindan; biribirinin bilgi, birikim, gozlem, bilincinden; karsilikli yararlanmasini saglayabilmesiyle orantilidir.

Bilhassa; insanogluna yol ve yontem gosteren; bilim, felsefe ve dil v.s. gibi belirtimlerde; ileti yerine iletisim dili kullanmak cok onemlidir. Eger iletisim yerine, ileti dili kullanilirsa; hem iletiyi verenin, hemde iletiyi alanin; sadece kendi sahiplenmeleri temelinde olacagindan; paylasim ve kullanimin yerini; inancsal dogrularin "dogrulamasi-yanlislamasi" alir ki; bu da ancak bir tartisma ve tartisma sonundaki; bir cesit "ben hakliyim, dogruyum" un inancsal ve kisisel temelde kendini tatmin ile saglanmasidir.

Insanoglu; kendi arasinda, eger iletisim yerine; ileti aliskanligini surdururse;KARSILIKLI PAYLASIM VE KULLANIM MUMKUN DEGILDIR. BILGILENME, BILINCLENME, DUSUNCE URETME MUMKUN DEGILDIR. Tek mumkun olan; her kisinin inanclari temelinde; kendilerini, kendilerine dogrulamalari ve bu dogrulari, degismez ve sabit kilarak; onlari yerine gore; ideolojik bir inanc temelinde; dusunce ve davranista imana tasimalaridir.

Bu da insanogluna; birlik beraberlik, paylasim, kullanim, yarar ve ogrenim-ogretim-egitim yerine; tam da dogal dusuncenin, ctetolojik yapisinin istedigi; ayrim, bencillik, cikar otorite, guc kullanimi ve ayrimsal farklarin savasimini ve biribirini alt etme mucadelesini getirir.

Tabi bunu savunanlar ve savunmak isteyenler, bunun dogruluguna kendisini cesitli inanclarla inandiranlar icin; iletisim mumkun degildir. Onlar ancak; sahipligin ve bencilligin inanc ve dogrulugu temelinde ileti yaparlar ve iletileri de; emirsel olarak yerine gelmeyince de; iletisim bozuklugu yasarlar. Zaten bu kisilerin; bilgilenecegi veya paylasacagi bir sey yoktur. Onlarin amaci; sadece dogruladiklari ve sabitledikleri inanclarini iletmek ve hatta bu dusunceyi davranis temelinde imana tasimak ve bunu bir gorev bilmektir.

EGER, BIR DUSUNCE SAHIPLENILIRSE, BU INANC OLUR. DUSUNCENIN DUSUNCE OLARAK KALABILMESI ICIN; ONUN PAYLASIMA VE KULLANIMA ACIK OLMASI VE DUSUNCEYI ILETEN FIZIKSEL YAPI ILE OZDESLESTIRILMEMESI GEREKIR.

Mucadele; insandisiligi, insanlikdisiligi ve insanozaleyhteciligi ortaya koyan dogal dusunce ile; bunu her turlu evrensel-insansal; ortaya koyan, yanlislayan ve curuten dusunen dusunce arasindadir.

Bu iki dusunce cesidi, tamamen biribirine zittir. CUNKU, BIRI-DOGAL OLANI- SADECE ILETIR; DIGERI,- DUSUNEN VE DUSUNDURENI- ILETISIM KURAR.

Eger kendimize dusunce ve davranista insan olmayi ve insanlik sunmayi amac edinmissek; ileti ve iletisim arasindaki farki iyi algilamali ve hangisini nerde ve nasil kullanacagimizin bilincine varmaliyiz.

Aksi; bizi; insanoglunun insandisi ve insanlikdisi; yasam ve iliskisini surdurmeye ve yasatmaya goturur. Gunumuzde oldugu gibi. Buda; insanoglun, insanlastirmak yerine; onun insanlasmaya yonelisini geciktirmekten baska birsey degildir.

Saygilarimla;
evrensel-insan