*
Bilimde teori demek deney ve gözlemleri açıklayan ve ileriye dönük yeni deney ve gözlemlerle ilgili tahminler yapabilen, bu tahminleri de şimdiye kadarki deney ve gözlemlerle doğrulanmış olan, birbirleriyle tutarlı ve mantıksal bütünlük içindeki kavramlar bütünü demektir. Teori demek günlük hayatta anlaşıldığı şekilde tahmin, hayal, spekülasyon demek değildir.

Darwin’in evrim teorisi modern biyolojinin ve biyoteknolojinin temelini oluşturan defalarca doğrulanmış, bütün ciddi bilim adamlarınca kabul edilen ve bilimsel araştırmalarda sürekli kullanılan bir teoridir. Bu teoriyi kullanarak türlerin nasıl ortaya çıktığını, ayrıştığını, çeşitlendiğini, yok olduğunu anlayabiliyoruz. Bu teorinin fosillerden genomun çözülmesine, DNA daki mutasyonların sıklıklarının ve mekanizmalarının gözlenmesine kadar birbirinden uzak ve farklı yöntemlerle elde edilen pek çok kanıtı vardır. Bu teoriyi kullanarak ilaç ve gıdalardan tarım ve çevre sorunlarına kadar birçok alanda yapılan buluşlardan artık hepimiz yararlanıyoruz.

Evrim teorisine göre:

Canlıların sonraki nesillere özelliklerini geçirmesine (kalıtıma) araç olan genlerde (DNA’da) nadiren ve rasgele çeşitli sebeplerle mutasyonlar olur.

Bu mutasyonlar çoğu zaman canlının özelliklerini etkilemez, çoğu zaman çevresi ile uyumunu, hayatta kalmasını ve üreyerek genlerini daha sonraki nesillere aktarmasını zorlaştıran özellikler getirir. O zaman bu mutasyonu taşıyan yeni nesil canlıların doğması ihtimali çok düşüktür. Bu tür olumsuz etkisi olan mutasyonlu genler istatistik olarak sonraki nesillerde azalırlar. Nadiren de mutasyon canlının çevreye uyum, hayatta kalma ve üreme şansını artıran özelliklere yol açar. Bu durumda mutasyonlu genlerin sonraki nesillerde görülme sıklığı artar. Bu ‘doğal seçim’ yoluyla türler evrimleşir, özellikleri değişir.

Evrim çok nadir olayların çok büyük sayıda nesillerden sonra biriken etkisi ile ortaya çıkar.

Evrim günlük hayatta sonuçlarını görmediğimiz, insan ömrüne göre havsalamızın almayacağı kadar uzun zamanlarda olan bir doğal süreç olduğu için bilim çevreleri dışında anlaşılması ve kabulü zor bir kavramdır - tıpkı vaktiyle Dünya’nın yuvarlak olduğu, kendi etrafında döndüğü ve Güneş’in etrafında yörüngede hareket ettiği gibi ‘yeniliklerin’ zor kabul edildiği gibi.

Evrim teorisi ve kanıtları bütün canlıların şimdi var oldukları biçimde ayni anda yaratıldığı şeklindeki bazı dini inançlarla açıkça çelişir. Evrim teorisi belli türden din anlayışı ile bilim arasındaki uzlaşmazlığın çağımızdaki en önde gelen ve dikkat çeken örneğidir. Bu bakımdan evrim teorisi üzerindeki tartışmalar
din ve bilim ilişkisinin, ve laiklik başta olmak üzere modern toplumun siyasi ilkelerinin odak noktasındadır.

Ancak Tanrı’nın kainatı yaratırken doğa yasalarını da koyduğu ve ondan sonra bu yasalara göre doğanın işleyişine karışmadığı şeklinde bir dini inanç bilimin bütünüyle ve bu arada evrim teorisi ile çelişmez. Bunun tersine, Tanrı’nın her an doğada olan ve insanın başına gelen her olayın bütün ayrıntılarına karar vermekte olduğu şeklinde bir inanç ise her türlü bilginin güvenilirliğini ortadan kaldırır ve geleceğe dönük tasarımı da imkânsızlaştırır. Böyle bir itikat elbette bilimi de bütün sonuçları ile kabul edemez. Bu tür mutlak kadercilik heves etse de modernleşmeyi gerçekleştiremez, modernleşme ile çelişir.

Modern toplumlar karmaşık olayların olduğu, gerek doğanın, gerekse toplumun mümkün olduğu kadar gözlemden elde edilen bilgiye göre anlaşılmasına ihtiyaç duyulan toplumlardır. Bu bilginin edinilmesine ve kullanılmasına dini veya ideolojik ön hükümlerin engel olmaması gerekir. Laiklik dünya ile ilgili bilgilerin nasıl edinileceği ve nasıl paylaşılacağı konusunda bir ilke koyar. Dünya ile
ilgili bilgiyi sadece dünyaya bağlar. İlke olarak, ayni şartlar altında herkesin ayni sonuca varacağı tür bilgiler üzerine toplumsal anlaşmayı öngörür, ve dini hükümler yerine bu dünya bilgisine
öncelik verir. Bu anlamda laiklik bilimsel yöntemle uyum içindedir ve toplum ve siyaset meselelerinde bilgi yöntemi olarak bilimsel yöntemi seçer.

Demek ki bilimin nasıl anlaşıldığı ve bu arada evrim kuramının nasıl anlaşıldığı ideolojik bakımdan yüklü ve modernleşme ile temelden ilgili bir konudur.

Kurumlar, uzmanlık, değerlendirme ve yönetme üzerine

Modern bir toplumun işlemesi için iyi bilgi gerekir. Öyleyse her konunun uzmanlarca kararlaştırılması gerekir. Modern topluma gereken sadece bilgiyi uygulamada kullanmak değil bilgi üretmektir. Bunun için bilimsel araştırma, bilimsel araştırma için de özgür düşünebilme, deney ve gözlem sonuçlarını ön hükümlere bağlamadan kabul etmek ve anlamaya çalışmak gerekir.

Sadece teknolojiyi üretmek ve kullanmak, bilimsel araştırma ve özgür eleştiri olmayan bir ortamda uzun vadede kalıcı hatta mümkün değildir.

Bilim ve teknolojinin her alanı ayrı uzmanlık gerektirir. Hepsinin ortak tavrı, başka uzmanlık alanlarına saygı göstermek olmalıdır. Yöneticilerin ve farklı teknik meslek adamlarının bilim konularının içeriği, doğruluğu ve yayımlanması üzerinde hüküm vermemesi gerekir. Karar yetkisi hiyerarşideki konuma göre değil uzmanlığa göre olmalıdır.

Bilimsel araştırma sonuçları kadar bilimle ilgili kamuoyuna sunulan bilgilerin de popüler bilimin de sadece içeriğin doğruluğu ve iyi anlatılması kaydıyla özgürce yayımlanması gerekir.

Kemal İnanç IŞIKLAR